Ralli Pilotu Murat Günarslan İle Söyleşi

Murat Günarslan kimdir?

Şu an 38 yaşındayım, evli, bir çocuk babasıyım. Asıl mesleğim habercilik ve televizyon yayıncılığı. 1997 yılında girdiğim Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ile basın ve habercilik dünyasına adım attım. Marmara İletişim’de Radyo-TV-Sinema Bölümü’nde okudum. 1999 yılında, 2. sınıf bittikten sonra yaz tatili boş geçmesin diye NTV’de stajyer olarak çalışmaya başladım ve bu serüven 15 yıl sürdü. Stajyerliğin 5. ayında NTV’de kadrolu olarak çalışmaya başladım. Sırasıyla prodüktör yardımcılığı, prodüktörlük ve en son editörlük görevlerini icra ettim. 1999-2014 yılları arasında 15 yıl çalıştım. NTV’deki basın meslek hayatımdan sonra Okan Üniversitesi’nde 2 dönem, basın-yayın ve televizyonculuk derslerine girdim. Şu anda Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Birimi’nde Medya İlişkileri Uzmanı olarak çalışıyorum. Meslek hayatımın 18. yılındayım.

İletişim okuduktan sonra ralli sporuna nasıl başladınız?

Aslında ralliye başlangıcım çok daha eski diyebilirim. Otomobil, motorsporları ve özellikle ralli, çocukluktan itibaren gelen bir tutkuydu benim için. Kendimi bildim bileli otomobil ve motorsporlarına ilgi duyuyor ve takip ediyorum. Yanlış hatırlamıyorsam 8-9 yaşındayken TRT1’de yayınlanan Start isimli programla ralli izlemeye başladım. Daha sonraları da çok daha yakından takip etmeye başladım. Ama resmen gerçek anlamda canlı olarak bir ralliyi ilk kez 1998 yılında izledim. Ralliye başlangıcım 1998 diyebilirim. 2002’ye kadar geçen 4 yıl içinde sürekli ralli, tırmanma ve rallikros yarışlarına gidip bu yarışları yerinde canlı olarak izledim. Birçok ralliciyle tanıştım. Sporu yakından öğrendim, o zamanlarda yarışan ağabeylerden nasıl başlanacağına dair tavsiyeler aldım. Bu 4 yıl içinde adım adım ralliciliğe giriş yaptım, pilot koltuğuna iyice yaklaştım ve 2002 yılında ilk kez gerçek bir yarışta start aldım.

Nasıl ralli pilotu olunur, nereden başlamak lazım? Başarılı bir ralli pilotu olmak neleri gerektiriyor? Zorlukları nelerdir?

Ralli pilotu olmak konusunda genel bir kısıtlama yok aslında. Ehliyet sahibi olan, sağlık durumu yerinde olan, federasyona başvurup lisans alan ve bir şekilde kurallara uygun bir otomobil temin edebilen herkes ralli pilotu olabilir. Başlamak için kısa mesafeli, mahalli rallilerde, nispeten basit ve ucuz otomobillerle yarışmak doğru olur. Zira hızlı otomobil kullanmak, dışarıdan göründüğü gibi değil. Caddede otomobil kullanmakla hiç ilgisi yok çünkü. Başarılı olmak için çok şey lazım. Sadece hızlı olmak rallide başarıyı getirmiyor. Birçok gereksinimi doğru şekilde bir araya getirmek lazım. İyi bir maddi güç, iyi bir otomobil, başarılı bir teknik ekip, bol bol antrenman, kaliteli ekipman, doğru stratejik kararlar vs… Genelde her sporcu için gerekli olan şeyler. Çok hızlı ve gözü kara bir pilot olup, çok ciddi riskler alabilirsiniz ama otomobiliniz, ekibiniz ve teknik şartlarınız iyi değilse başarı sadece bir mucize diyebiliriz. Zaman zaman tesadüfü başarılar olsa da sürekli olmak çok zor.

Ralliye başlamak için büyük bir maddiyat gerekiyor mu?

Ne yazık ki büyük bir maddiyat gerekiyor. Bu maddiyatı şahsi olarak karşılayabilir ya da bir destekçi sponsordan temin edebilirsiniz. Sonuçta çok iyi paralar harcanıyor bu işe. Çünkü her anlamda yurtdışına bağlı olduğumuz bir spor. Yani otomobil, benzin, lastik, yedek parça vs her şey yurtdışından ithal ediliyor ve hepsi dolar/euro ile Türkiye’ye geliyor. Döviz kuru arttığında pahalanan bir spor ne yazık ki. Çok sayıda başarılı sporcu, artan maliyetler nedeniyle sporu bırakmak zorunda kaldı. Ben de bırakmamak için direnenlerden biriyim.

Yarışmalara nasıl hazırlanıyorsunuz?

Yarışmaya hazırlanmaktan ziyade sezona hazırlanıyoruz diyebiliriz. Kondisyon olarak üst seviyede olmak gerekiyor. O yüzden spor salonunda koşu, kardio ve ağırlık çalışmaları yapıyoruz. Vücudun güçlü ve sağlıklı olması lazım. Aşırı kilo kesinlikle olmamalı. Genel olarak kendimize ve formumuza dikkat ediyoruz. Bunların dışında test sürüşleri de yapılıyor. Zaman zaman çeşitli zeminlerde refleksleri geliştirmek için antrenman sürüşleri gerekli. İmkânı olanlar yurtdışından ünlü pilotlardan özel eğitimler de alıyor. Bunun dışında zaten her ralliden önce keşif sürüşleri de yapıyoruz.

Biraz riskli bir alandasınız, hiç büyük bir kaza/aksilik yaşadınız mı? O an ki psikolojiniz nasıldı? Ralli spor sanıldığı kadar tehlikeli mi?

Aslında İstanbul trafiğinden bile daha güvenli diyebilirim. Kendimi çok rahat ve güvende hissediyorum. Çok ağır kazalar olsa da, dışarıdan ölümcül kaza gibi görünse de başımıza gelen, teknik donanım ve otomobil içindeki koruyucu kafes, yanmaz kıyafetler ve kask bizi çok iyi koruyor. Aslında çok güvenli bir spor diyebilirim. Ancak hem otomobilin hem de kullanmış olduğunuz ekipmanların uluslararası standartlara uygun olması şartıyla. Eğer kural dışı bir ekipman kullanırsanız ve bir kaza yaparsanız o zaman başınıza kötü şeyler gelebilir. Mesela kafanızda kurala uygun, standarda uygun bir kask var ama siz kaskı doğru şekilde bağlamadınız, o kask kaza esnasında kafanızdan çıkabilir. Çok dikkatli ve titiz olmak lazım. Bireysel güvenlikten ödün verilmemeli.

Bu zamana kadar bir tane büyük kazam var. Hızlı bir spinin ardından dönerek duvara vurmuştum. Onun dışında 2-3 kez ormana ve yol dışına uçmuşluğum da var. Ama bunlar artık normal şeyler bizim için.

Yarış sırasında, etapta gazlarken aldığım keyif, şu an dünyada bana en çok zevk veren şey. Onun tadını başka hiçbir şeyde alamıyorum.

Zaman zaman çok hızlı gittiğim kesimlerde bazen stres artışı olsa da bundan keyif alıyorum. Bu benim en büyük tutkum ve hayatımda bundan başka beni heyecanlandıran bir şey olmadı, olmuyor.

Türkiye’de ralli yarışları gereken ilgi ve desteği görüyor mu? Ne gibi eksiklikler var?

Ne yazık ki futbol dışında hiçbir spor Türkiye’de hak ettiği ilgiyi görmüyor. Aslında birçok spora göre daha gerçek bir spor ralli. Herkes sokakta otomobil kullanmak gibi bir şey olduğunu düşünse de standart bir sürücünün en fazla 20 km/s hızla gidebileceği bir yolda, 120 km/s ile gitmek çok farklı bir şey. Hatta zaman zaman bazı sürücülerin bu yolda araba gitmez dediği yerde bizler 100-150 km/s hızlara ulaşıyoruz. Burada doğayla bir savaş var. Teknoloji ve insan birlikte doğaya karşı mücadele ediyor. Bunu her insanın anlaması mümkün değil. Çoğu kişi “Bu yaptığınız iş deli işi, akıllı adam işi değil.” diyor. Biz de çok akıllı olduğumuzu iddia etmiyoruz zaten. Her ralli pilotu az da olsa değişiktir. Normal adamın, 60 derece sıcaklıkta, bir otomobilin bile zor sığdığı bir yolda, ormanın içinde, dağın başında, 150-200 km/s hızlara çıkması çok mümkün değil. Biraz anormal olmak lazım.

Yorum bırakın