Ana sayfa - Arşiv - Radyo Programlarımda Eğlendirmeyi Amaçlıyorum / Hop Dedik Ayhan

Radyo Programlarımda Eğlendirmeyi Amaçlıyorum / Hop Dedik Ayhan

48-hopdedikRadyoculuk kariyerinize nasıl başladınız? Radyocu olmak sizin hedefiniz miydi yoksa şartlar ve önünüze açılan kapılar mı sizi radyoculuğa yönlendirdi?

Radyoculuk kariyerime polis Radyosuyla başladım, hemen ardından özel radyoların açılmasıyla beraber 1992’den bu yana 25 sene olmuş, bu günlere kadar geldik. Radyocu olmak tabii ki hedefimdi çünkü ben çocukluğumdan itibaren çok sıkı radyo dinleyen, radyoda sadece müzik değil aynı zamanda radyo tiyatrolarını, haber programlarını, tartışma programlarını o küçük pilli saatli radyodan takip eden bir çocuktum. Daha çocuklukta radyoculuk içime işlemişti. Hatta ilkokula giderken bile akşamları pilli saatli radyo yanımda her zaman açık olurdu ve geceleri yayınlanan tiyatroları TRT’den dinlerdim. Aslında radyoculuğa kendi kendimi yönlendirmiş oldum ve bugünlere kadar da geldik.

Radyoculuğun eski cazibesi devam ediyor mu?

Açıkçası bugünlerde radyoculuğun çok cazibeli olduğunu zannetmiyorum, radyolar ilk açıldığı dönemde, 90’lı yılların başında kime sorsanız herkes radyocu olmak istiyorum derdi. Şimdi üniversitelere ya da çeşitli halk söyleşilerine gidiyoruz, “radyocu olmak isteyen var mı?” diyoruz, çok az kişi el kaldırıyor. Disiplin gerektiren aynı zamanda kişisel yetenek gerektiren bir iş. Benim açımdan cazibeli çünkü zaten hayalimdi, bu hayali gerçekleştirerek bugünlere kadar geldik, cazibesi beni her zaman etkiledi. Günümüzde gençlere sorarsanız onlar birazcık daha oyuncu olmak, hemen zengin olmak, hemen gündeme gelmek istiyorlar. Radyo biraz disiplin istiyor, gündeme gelmek için de seneler lazım, gençler bu kadar seneleri yok herhalde ki bu mesleği eskisi kadar istemiyorlar.

Stüdyoda koltuğunuza oturduğunuzda, yayına başlamadan hemen önce neler hissediyorsunuz, aklınızdan neler geçiyor?

Aşağı yukarı 25 senedir radyo stüdyosunda koltuğa oturuyorum, her yayın başlamadan evvel beni tatlı bir heyecan alıyor. Çünkü düşündüğüm ve ilk aklıma gelen radyo başındaki insanlar oluyor, yani onlar sizden bir şey bekliyorlar ve her gün perdeyi açıyorum iki saat sonra perdeyi kapatıyorum ve 25 sene boyunca her gün bir önceki günü tekrar etmiyorum. Düşünebiliyor musunuz, her gün yeni bir tiyatro oyunu gibi gösteriye çıkıyorum ve bu 25 senedir süren bir gösteri. Yayına başlamadan evvel neler anlatacağımı kafamda kurarım, aslında yayına başlamadan evvel bir teknik direktör gibi ben maçı kafamda oynamış oluyorum.

Hafta içi her akşam yayındasınız. Programın hazırlık aşamasından bahseder misiniz, çok yoğun ve zor olsa gerek…

Programın hazırlık aşaması güncel yaşadıklarımız. Bana diyorlar ki “senin programı dinlerken çok gülüyoruz.” Onlara şu cevabı veriyorum: Aslında komik olan ben değilim komik olan Türkiye’de ve dünyada yaşananlar, ben sadece bir elçiyim olan bir şeyi sizlere anlatıyorum. Anlatırken de olayı kişisel yeteneklerle, çeşitli efektlerle süsleyip anlatım gücümle radyodan aktarıyorum, bu bir gerçek ama onun dışında hafta içi her akşam yayınımda programda hazırlık aşaması tamamıyla gündem ve onun dışında güncel bir konu buluyoruz, o konu üzerine dinleyicilerimden de sosyal medya aracılığıyla destek alıyorum.

Radyo yayınlarında mizah fazlaca yer kaplıyor. İsim yapmış radyocuların hep eğlenceli programları var. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Evet, radyo programlarından mizahın yeri fazla ve bu dalda yayın yapan radyocular çok fazla ama sadece bizim dalımız değil mesela çok iyi şiir programları yapanlar, akşamları çok güzel duygusal program yapan radyocular da var. Fakat işin mizah yanı biraz daha sorumluluk istiyor çünkü insanları güldürebilmek gerçekten çok zor. Bir şiir okuyarak ya da bir hüzünlü şarkı ile onları ağlatabilir duygusallaştırabilirsiniz. Ama zaten günü zor geçmiş, iş hayatında ve trafikte stres altında insanlar ve onları güldürmeye çalışıyorsunuz. Bu iş gerçekten çok zor. Radyoda eğlenceye yönelik program yapan herkesi alkışlıyorum çünkü onlar her gün zoru başarıyorlar.

Radyoculukta 20 yılı geride bıraktınız, TV de program yaptınız. Yeni projeleriniz var mı?

Evet, “Hop Dedik Ayhan” yayın hayatında 25. senesinde. 2015 yılında çeyrek asrı tamamladığımız için birçok da onur ödülü aldık. Televizyonda da çeşitli programlar yaptım, en son A Haber’de “Müzika” programında sanatçılarla çok güzel müzik sohbetleri yapıyorduk. Onun dışında Fox ekranlarında Hayri Hiçler ile beraber sunduğumuz eğlenceli Japon yarışması Ninja warrior vardı. Yeni sezonda bir kanalda bir yarışma programı sunmak istiyoruz, bu bir bilgi yarışması ama eğlenceli bir bilgi yarışması olması için de uğraşıyoruz. Bakalım ekranda yarışma programıyla Hop Dedik Ayhan nasıl olacak, ben de merakla bekliyorum.

Radyo programlarınızda dinleyicilere ne gibi mesajlar vermek istiyorsunuz? Dinleyicilerin dünyasında nasıl bir etki bırakmak istiyorsunuz? Program sırasında olayları değerlendirirken doğru bir davranış biçimi öğretmeyi amaçlıyor musunuz?

Radyo programında vermek istediğim mesaj yıllardan bu yana özellikle eğlence, radyo programlarında eğlenceyi hedef alıyorum, insanlar eğlensin istiyorum çünkü gün içerisinde futboldan tutun siyasete kadar günlük hayattaki yaşamsal sorunlarımızın hepsi üzerimizde birikiyor. Akşam 18.00 olduğunda herhalde birçok insan aynı sorunları bir radyocunun ağzından duymak istemez diye düşünüyorum. Ben omuzuma bu görevi alıyorum ve diyorum ki insanlar eğlensinler gülsünler, hiç olmazsa iki saat boyunca güncel dertlerinden uzaklaşsınlar. Vermek istediğim mesaj, sevgi saygı ve tabii ki medeniyet… Güzel bir ülkede yaşıyoruz ve bu ülkenin insanları hepsi birbirinden kıymetli ama tek ricam var lütfen herkes birbirinin hakkını hukukunu korusun ve saygıda birbirimize asla kusur etmeyelim, kötü sözler söylemeyelim ve birbirimize sevecen yaklaşalım, ben yayınımda bunu istiyorum.

Başarılı bir radyocusunuz, pek çok ödül aldınız, sizi başarılı kılan prensipleriniz neler?

Siz öyle değerlendiriyorsanız ne mutlu bana. Beni başarılı kılan disiplin ve yaptığım işi çok sevmem. Günlük yaşamda şöyle bir bakıyorum insanların çoğu mutsuz. Özellikle sabah işe giderken bakıyorum otobüsün içindeki insanlara, hepsinin suratından düşen bin parça, birçoğu istemediği sevmediği bir mesleği yapıyor, istemedikleri bir işte çalışıyorlar. Ben dünyadaki şanslı insanlarından bir tanesiyim, çünkü sevdiğim işi yapıyorum, sesimle hayatımı kazanıyorum, iyi ki böyle bir işe karar vermişim. Beni başarılı kılan en önemli prensip halime şükretmek, işimi çok sevmek ve disiplinli bir şekilde çalışmaya devam etmek, aynı zamanda birilerinin beni dinliyor olduğunun da farkında olmak. Bir kişi dahi olsa, o insanın yüzünde bir parça tebessüm bırakabilirsem ne mutlu bana.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.