Oyunun Kalp Ve Zekâya Faydaları / M. Emin Karabacak

Çocuklar, yaratılışları gereği oyun oynamaya meyillidirler. Uyku ve beslenmenin dışındaki zamanlarının büyük çoğunluğunu da oyun oynayarak geçirirler.

Çocukluk döneminin en önemli özelliği oyun oynamaktır. Çocukların fiziksel gelişimleri için beslenme ne kadar önemli ise ruhsal gelişimleri için de oyun o kadar önemlidir.

Çocuklar için vazgeçilmezler arasında olan oyun, her yaş çocuk için gereklidir. Çocuğun kendini tanımasından tutun da toplumun değerlerine kadar her şeyi oyunla öğrenirler.

İmam Gazali; çocukların oyun oynamalarına müsaade edilmesi gerektiğini söyleyerek, sürekli ders çalışan çocuğun “Kalbinin ölüp zekâsının söneceğini” belirtmektedir.

İbni Sina ise çocuklardaki oyunun gerekliliğini şu cümlelerle ifade etmektedir: “İki-altı yaş döneminde çocuğun oyun ihtiyacı çoğalır. Bu dönemde çocukların istekleri dikkate alınmalı arzuları yerine getirilmelidir. Çocuk yaşlarda oyun zaruridir. Ancak on dört yaşından sonra azaltılması gerekir.” der.

İbni Sina’nın on üç-on dört yaşlarında oyun oynarken, oyun oynamasının doğru olmadığını söyleyen birine verdiği cevap, çocuklarda oyunun ne kadar gerekli olduğunu anlatmaktadır:

“Her dönemin bir gereği vardır. Çocukluk döneminin de gereği oyundur.”

Atalarımızın “Oynamayan tay at olmaz.” sözü, çocuklardaki oyunun gerekliliğini ve kişilik gelişimleri açısından ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatmaktadır.

Çocukların deneme yanılma yöntemiyle öğrendiğini bilmeyenimiz yoktur. Deneme yanılma yöntemini uyguladıkları en uygun ortamın da oyunlar olduğu bir gerçektir.

Çocuklar oyun oynayarak kendi yeteneklerinin farkına varabildikleri gibi diğer arkadaşlarının da yeteneklerinin farkına varabilirler.

Çocuklar oyun oynarken sadece eğlenmezler. Eğlenmekle beraber kişisel ve toplumsal birçok şeyi de öğrenirler.

Oyunun Çocukların Kişisel Gelişimine Faydaları

1. Çocukların kendilerine güvenmelerini sağlar.

2. Çocukların benlik saygılarını yükseltmesini sağlar.

3. Çocukların sorumluluk duygularının gelişmesini sağlar.

4. Çocukların özgüven kazanmalarını sağlar.

5. Çocukların yeteneklerinin farkına varmalarını sağlar.

6. Çocukların deneme yanılma yöntemini uygulayabilecekleri ortamlar sağlar.

7. Çocukların dil gelişimlerine katkı sağlar.

8. Çocukların zihinsel gelişimlerine katkı sağlar.

9. Çocukların fazla enerjisini atmalarını sağlar.

10. Çocukların kendilerine uygun bir model bulmalarını sağlar.

11. Çocukların oyunlarda mantık yürütmelerine ve sebep sonuç ilişkisi kurmalarına katkı sağlar.

12. Çocukların toplum içinde kendilerini nasıl ifade edeceklerini öğrenmelerini sağlar.

13. Çocukların kendi sınırlarını öğrenmelerini sağlar.

Oyunun Çocuğun Sosyal Gelişimine Faydaları

1. Toplum içindeki yerlerini öğrenmelerini sağlar.

2. Toplum kurallarını öğrenmelerini sağlar.

3. İnsanlarla sağlıklı ilişkilerin nasıl kurulacağını öğrenmelerini sağlar.

4. İletişim kurma yollarını öğrenmelerini sağlar.

5. Sevme ve sevilme duygularının etkilerini öğrenmelerini sağlar.

6. Fedakârlığın ve yardımlaşmanın önemini kavramalarını sağlar.

7. Çevresini keşfetmelerini ve yeni bilgiler öğrenmelerini sağlar.

8. Oyunbozanlığın toplum tarafından nasıl dışlanabileceğini öğrenmelerini sağlar.

9. Anne babalar tarafından daha iyi tanınmalarını sağlar.

10. Sağlıklı ilişkilerin nasıl kurulacağını öğrenmelerini sağlar.

11. Uygunsuz davranışlara nasıl tepki verileceğini öğrenmelerini sağlar.

12. Evde öğrendikleri doğruları ve yanlışları test etmelerini sağlar.

13. Toplum içinde güçlü ve zayıf yönlerini öğrenmelerini sağlar.

14. Birbirlerinin haklarına nasıl saygı gösterilmesi gerektiğini öğrenmelerini sağlar.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Torunlarıyla Oynamaları

Çocuklar, oyuncaklarıyla ve arkadaşlarıyla oynadıkları gibi anne babalarıyla da oynamak isterler. Bu isteklerinin temelinde ilgi ve sevgi ihtiyacının yattığı bir gerçektir.

Anne babasıyla oynayabilen çocuklar, onların yanındaki değerinin farkına varırlar. Yine çocuklar, anne babalarıyla oyun oynarken aradaki mesafenin kalkmasıyla onları daha iyi tanımakta ve kendisinin sevildiği kanısına varmaktadırlar.

Hz. Ali (r.a) Efendimiz’in: “Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, on beş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” sözü, çocukların oyunlarını; sadece oyuncaklarla ve arkadaşlarıyla değil, anne babalarıyla da oynayabileceklerini ifade etmektedir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v), torunları Hz. Hasan-Hz. Hüseyin ve diğer çocuklarla çokça oyunlar oynadığı görülmüştür. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz (s.a.v) biz ümmetine: “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın.” buyurarak çocukla oynamayı tavsiye eder. Kendisi de torunlarıyla oynayarak, anne babalara en güzel şekilde model olmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) kızı Hz. Fatıma’nın evine sık sık giderek torunlarının bakımlarıyla ilgilendiği gibi onlarla oyun da oynardı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) namaz kılarken Hasan ile Hüseyin veya onlardan birisi gelir sırtına binerdi. Peygamber (s.a.v) başını (secdeden) kaldırdığında düşmesinler diye onları eliyle tutardı. (Namazı tamamladıktan sonra):

– “Ne güzel binittir sizin binitiniz!” (Heysemi) buyururdu.

Bir gün cemaatle kılınan bir namaz esnasında Hz. Peygamber secdeye varır. Secde o kadar uzun sürer ki cemaatteki sahabeler ne olduğunu merak ederler. Muhtemel vahyin geldiğini düşünürler. Namaz bittikten sonra, secdenin uzamasının hikmetini sorarlar. Efendimiz (s.a.v):

– “Secdeye vardığımda torunum Hüseyin sırtıma çıktı. Evde devamlı böyle yaptığından, onu sırtımdan atamadım ve bu yüzden secde uzun sürdü.” (Buhari) buyurur.

Bir gün Hz. Peygamber otururken Hasan ve Hüseyin güreşmeye başladı. Hz. Peygamber gülerek; “Ha gayret Hasan göreyim seni, Hüseyin’i yakala!” diyerek Hz. Hasan’ı kayırdı. Hz. Ali ise; “Ya Resûlallah! Hüseyin’i kayırman gerekmez miydi? O daha küçüktü.” diye sordu. Hz. Peygamber de: “Baksana Cebrail de ha gayret Hüseyin seni göreyim diyor.” (Zehebi) buyurdu.

Hz. Peygamber dilini çıkarır, torunu Hasan’a doğru uzatırdı. Çocuk dilin kızıllığını görünce neşe ile dolardı. (Suyuti)

Çocukların Oyunlarında Dikkat Edilmesi Gerekenler

1. Çocuklara oyun oynayacak alan ve imkânlar sunulmalı.

2. Anne babalar, çocuklarına kendileriyle oynama fırsatı vermeli. Anne babalarıyla oynayan çocukların, diğer çocuklardan kendilerini daha farklı hissettikleri unutulmamalı.

3. Çocuklar, bireysel oyunlar yerine akranlarıyla oynamaya teşvik edilmeli.

4. Oyunlarının olumsuz örnek teşkil edecek şekilde olmamasına dikkat edilmeli.

5. Çocukların, ahlak ve davranışlarını bozacak olumsuz arkadaş çevresinden uzak tutulmalı.

6. Çocukların kimlerle arkadaşlık ettiklerine, kimlerle oynadıklarına dikkat edilmeli.

7. Çocukların arkadaşlarından öğrendikleri olumsuz söz ve davranışlar evde pekiştirilmemeli.

Sonuç olarak oyun; İmam Gazali Hazretleri’nin dediği gibi çocuğun “kalbinin ölmesi ve zekâsının sönmesinin” önüne geçecektir. Atalarımızın “İşleyen demir pas tutmaz.” sözü ile anlattıkları gibi oyun, çocuğun zihninin faal olmasını sağlar. Yine atalarımızın “Oynamayan tay at olmaz.” sözü gibi oyun, çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesini sağlayacaktır.

Yorum bırakın