Ana sayfa - Son Sayı - Osmanlı’nın ‘‘Beyin Takımı’’: Enderun / Nilay İnanç Gündoğdu

Osmanlı’nın ‘‘Beyin Takımı’’: Enderun / Nilay İnanç Gündoğdu

Tanzimat dönemi öncesi Osmanlı eğitim sistemi hakkında genel bir bilgi verir misiniz?
Altı yüzyıl Anadolu’ya hükmetmiş kıymetli ecdadımız Osmanlı için eğitim öğretim son derece önemliydi. Kuruluşundan yıkılışına kadar saray ahalisinden başlayarak halkın her zümresine ait eğitim kurumları bulunmaktaydı. Osmanlı eğitimine genel olarak bakıldığında yapılmak istenen kültür ve değerlerini bireylere aktarmak ve aynı zaman da iyi bir insan, iyi bir Müslüman yetiştirmektir. Her milletin ve devletin evrensel kuralları olduğu gibi elbette Osmanlı devletinin de evrensel kuralları bulunmaktaydı. Bir devlet olarak beklentisi; masiyetli, müsamahalı, mesuliyetlerini bilen, kurallara uyan, başkalarına saygılı, çevresine yararlı kişiler yetiştirmektir. Osmanlı eğitiminde ayrım yapılmadan her ilime önem verilmiştir.
Tanzimat döneminde bulunan eğitim kurumlarından bahsetmek gerekirse en başta devletin yönetici zümresinin bulunduğu saray bölümünden başlayalım. Saray ahalisi padişah olacak şehzadeden başlayarak, haremde bulunan cariyelere, daha sonra ise saray görevlileri olan iç oğlanlarına kadar eğitim verildiği, yazılanlar ışığında bilinmektedir. Şehzadeler ilköğrenimlerini ‘Daye’ ve ‘Lala’lardan almakla beraber beş altı yaşlarına geldiklerinde ‘Bed-i Besmele’ töreni ile eğitime başlamaktaydılar. Şehzade için bir hoca görevlendirilir ve daha sonraki dönemlerde farklı hocalar da eğitime eşlik ederdi. Okuma ve yazma öğrenilerek başlanılan eğitim Kur’ân-ı Kerîm ve temel dini bilgiler öğrenerek devam ederdi. Tabi teorik derslerin yanında dövüş ve binicilik gibi pratik dersler de verilirdi. On beş yaşına geldiklerinde bir lala denetiminde sancağa ve bir vilayete yönetici olarak gönderilirlerdi. Ama bir süreden sonra sancağa çıkma geleneği kaldırılmış, yerine kafes uygulaması getirilmiştir. Sarayın harem olarak adlandırılan bölümünde ise acemi cariyeler aynı Enderun’da eğitim alan iç oğlanları gibi evlendiklerinde padişaha veya devlet adamlarına hizmet etmek amacıyla sıkı bir eğitimden geçmekteydiler. Genellikle beş ile on altı yaşlarında olup Çerkez, Arap ve zenci olanlardan seçilirdi. Türkçe dersi ve saray görgü kuralları öğrenirlerdi. Kızlar yukarıya doğru acemilik, cariyelik, şagirtlik, gedikli gibi rütbelere çıkarlardı. Genellikle çamaşır, hamam külhanları, kiler, sofra gibi genel hizmetlere dağıtılırlardı. Güzel ve zeki olanları kalfaların yanında okuma yazma, dikiş, nakış, müzik aletleri çalma, şarkı söyleme gibi eğitimler de görürlerdi.
Saray eğitiminde akademik boyutu olan Enderun önemli bir yere sahiptir. Genel olarak idareciler ve sarayda görevliler yetiştirmek için açılan bu kurum bir bakıma Osmanlı kültürünü aktarıyordu. Geliştirdiği eğitim sistemi devletin merkezî işleyişinde önemli bir alanı teşkil etmektedir. Enderun II. Murat zamanında yetenekli ve liyakatli kumandanlar yetiştirmek için açılmış, Fatih Sultan Mehmet zamanında ise sürekli büyüyen, gelişen ülkenin değişik din, dil ve kültüre sahip toplumu idare edebilecek temeli sağlam yönetici zümresi elde etmek için kullanılmıştır.
Saray eğitimi verilen kurumların yanında bir de halka eğitim verilen kurumlar mevcuttur. Onlardan da kısaca bahsedelim. Sıbyan mektebi 4-6 yaş aralığında çocukların okuma yazma ve dinî eğitimlerini almaları için genellikle camilerin hemen yanına yapılırdı. Mahallelerin yöneticisi konumunda bulunan ve kadıların o mahalledeki mümessili ve vekili derecesinde olan imamlar, ders verirdi. Sıbyan mektepleri ibtidai mektepleri açılıncaya kadar devam etmiştir. Medrese ve Sıbyan mektepleri vakıflar tarafından idare edilmekteydi. Her medrese müderrisinin aldığı ücrete göre derecelendirilir ve adlandırılırlardı. Müderrisin yevmiyesi yani aldığı ücret 20 veya 25 akça olanlar Haşiye-i Tecrid (yirmili), 30 veya 35 akça olanlar Miftah (otuzlu) medrese vb. şeklindeydi. Bunların yanında padişahların, şehzadelerin, padişah hanımlarının ve kızlarının yaptırdıkları medreseler de bulunmaktadır. Bir de Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Sahn-ı Seman ve Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Musılayı Süleymaniye medreseleri en üst seviyede eğitim vermekteydi.
Enderun mektepleri Osmanlı sisteminde nasıl bir yerde duruyor?
Kan bağı ve ırkçılıkla yetişen insanların yerine kültür ve disiplinle temeli sağlam olarak yetiştirilmiş kişilerin idari kadrolara gelmeleri için üst seviyede eğitim veren bir akademik okul görevini üstlenmiştir. Bu kurum Osmanlı’nın temel kültürünü yansıtmaktır.
Enderun’da öğrenciler hangi eğitimlerden geçiyorlardı?
İlk olarak devşirilen çocuklar Müslüman ailelerin yanına Osmanlı kültürünü öğrenmeleri için verilir daha sonra kabiliyetlerine göre seçilmiş olanlar hazırlık saraylarına gönderilirlerdi. Oradan da yine kabiliyetli olanlar Enderun’a diğerleri ise acemi birliğine gönderilirdi. Enderun mektebinde küçük ve büyük oda olmak üzere ilk giriş sınıfları bulunmaktadır. Daha sonra kademe kademe yukarı doğru ilerleyen doğancı, seferli, kilerli, hazine ve has odası bulunmaktadır. Bir üst seviyeye geçebilmek için sınavlar yapılır, ancak başarı gösterenler seviye atlayabilirlerdi. Türkçe, Kur’ân-ı Kerîm ve dini bilgiler gibi teorik derslerin yanında binicilik, ok atma gibi ve saray işlerini yaparak yaşayarak öğrenirlerdi.
Enderun’da nasıl bir terbiye sistemi vardı?
Enderun’da yaşam başından sonuna kadar bir terbiye meselesidir. Enderun’un bulunduğu zamanı ve günümüze bakan yönlerini iyi bilmemiz gerekmektedir. Buradaki insanlar, karşısındaki kişiye laubali hareket yapamazlardı. Koğuştan sorumlu kimselere saygılı olmaları gerekmekteydi. Günlük olarak bütün ihtiyaçları yani yeme içme, oturma, kalkma veya yıkanma gibi her şey bir disiplin içindedir. Aslında istenen âdâb-ı muâşeret kuralları gereğince iyi bir Müslüman yetiştirmektir. Zaten ilk olarak Müslüman ailelerinin yanına verilme sebebi de budur. Bir Müslüman’ın nasıl olduğunu görerek yetişmelerini istemişlerdir. Daha sonra da hazırlık saraylarında ve Enderun mektebinde gördüklerini muamelata geçirmeleri için çaba gösterilmiştir.
Enderun’a öğrenciler nasıl seçiliyordu?
Öğrenciler devşirme usulü ile seçilmekteydiler. Devşirme usulü; Rumeli, Arnavutluk, Bulgaristan, Bosna Hersek ve Macaristan’daki Hristiyanlar arasından kırk haneden bir çocuk alarak yapılmaktadır. O çocukların böyle yerlerden seçilmesinin temel amacı onları Müslümanlaştırmaktır. Elbette ki devşirmenin de kuralları bulunmaktadır. Tek erkek çocuklar, evliler, yetimler, kusurlular, Türkçe bilenler, İstanbul’u görmüş olanlar seçilmezlerdi. En az 18 yaşında, güzel yüzlü, iyi ahlaklı çocuklar seçilmiştir. Seçilen çocuklar gelişi güzel değil kayıtları tutularak devşirilirdi.
Enderun’da gelinebilecek en üst kademede Has Oda bulunduğunu söylüyorsunuz? Has Oda’nın özelliklerini anlatır mısınız?
Evet, gelinebilecek en üst seviye Has Oda seviyesidir. Burada bulunanlar bizzat padişahın yanında olup hizmetlerini gören kişilerdir. Alt kademeleri başarıyla tamamlayarak son seviye olan idarecilik eğitimi alırlardı ve aralarında hafız olanlar da bulunmaktaydı. Buradan sonra artık vezir veya sadrazam olabiliyorlardı. Bunun en güzel örnekleri İbrahim Paşa, Sokullu Mehmet ve daha niceleri bulunmaktaydı. Yavuz Sultan Selim döneminde kutsal emanetlerin bu odaya getirilmesiyle kutsal emanetlerin koruyuculuğunu da üstlenmişlerdi. Görevli hafızlar tarafından o dönemden günümüze kadar gelen gelenekle 24 saat boyunca odada Kurân-ı Kerîm okunmaktadır.
Enderun’un Osmanlı Devleti’ne katkılarından ve öneminden bahseder misiniz?
Irk, dil, din üstünlüğü gözetilmeden Müslümanlaştırarak yetiştirdikleri gençlerin devlete bağlılıkları artmıştır. Böyle sağlam temellerden elbette ki yüz yıllarca dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirmiştir. Hiç ayrım gözetilmeksizin yetiştirilen bu gençler Osmanlı Devleti’ne büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Sokullu Mehmet Paşa ve İbrahim Paşa gibi birçok başarılı insanlar yetiştirmiştir. Enderun hakkında okumalarım sırasında en çok dikkatimi çeken ve asıl ulaşmak istediğimi veren bir sefirin şöyle bir söylemini aktarmak isterim “Buldum, buldum… Osmanlıların zaferden zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma çaresini buldum… Osmanlılar aldıkları esirlere hiç kötülük yapmıyor, kardeş gibi davranıyorlar. Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun, küçük çocukların zekâlarını ölçüyorlar. Keskin zekâlı çocuklar seçilerek, saray mekteplerine oradan da yetenekli olanları Enderun mektebine gönderiyorlar. Enderun mektebinde ise değerli öğretmenler tarafından yetiştiriyorlar. İslam ahlakı ve kültürü vererek, kuvvetli ve başarılı Müslüman yetiştiriyorlar. Bunların arasından, Osmanlı ordularını zaferden zafere ulaştıran değerli kumandanlar, Sokullular ve Köprülüler gibi seçkin siyaset ve idare adamları çıkıyor. Osmanlı akınlarını durdurmak için bu mektepleri ve bunların kolları olan medreseleri yıkmak, Müslümanları ilim ve fenden geri bırakmak lazım gelmektedir…”
Bunun gibi daha birçok söylenen, Enderun’un Osmanlı’ya katkısını gözler önüne sermektedir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.