Ana sayfa - Arşiv - Organik Tarımla Doğala Dönüş / Prof. Dr. Hüdai Yılmaz

Organik Tarımla Doğala Dönüş / Prof. Dr. Hüdai Yılmaz

38-organik-tarimOrganik tarım nedir?
Tamamen biyolojik süreçleri kapsayan bir yetiştiricilik yöntemidir. Esasen bitki ve hayvan sağlığını doğal yöntemlerle korumayı ve yetiştirmeyi hedef edinir. Kent hayatının gelişmesi ve kır nüfusunun azalmasıyla ortaya çıkan güvenilir gıda sorununa çözüm üretmeyi amaçlar. Organik tarım üretimini bir yaşam biçimi olarak görenler olduğu gibi, kârlılığı esas alan ve kitlesel üretime bir başkaldırı olarak gören anlayışlar da bulunmaktadır. Hangi anlayışla hareket edilirse edilsin güvenilir gıda arayışının bir sonucu olduğu ve bunun ana amaç edinildiği gerçeği değişmemektedir.
Organik tarım ifadesi İngilizce konuşulan ülkelerde yaygın kullanım bulmuş olmasına karşın, Latin ülkelerinde Biyolojik Tarım ifadesi daha yaygın kullanılmaktadır. Bir de Ekolojik Tarım ifadesi bulunmaktadır. Yani farklı metinlerde karşılaşılan organik, biyolojik ve ekolojik tarım ifadeleri aynı anlamdadır. Organik tarımı biraz daha açacak olursak şöyle tanımlamak mümkündür: Organik tarım; tarımsal sentetik ilaç, suni gübre, hormon, antibiyotik ve zararlı gıda katkı maddeleri gibi uygulamaları yasaklayan, üretimden tüketime her aşaması kontrollü, doğal kaynakları en iyi şekilde kullanarak sağlıklı tarımsal ürünler üretilmesini sağlayan bir tarım sistemidir. Uluslararası Gıda Kodeksine göre Organik Tarım; topraktaki biyolojik hareketi, biyolojik dönüşümü ve biyolojik çeşitliliği de içeren, tarımsal ekosistem sağlığını artıran ve zenginleştiren bir üretim ve işletim sistemidir. Üretimin en başından en sonuna kadar kontrollü bir sistemdir organik tarım. Tüketiciye güveni sağlayan da sistemin sıkı kontrollü olmasıdır.

Türkiye’de organik tarım yapılıyor mu?
Türkiye’de organik tarım ilk olarak 1980’li yıllarda Avrupa’ya ihraç etmek üzere, gelen taleplerle, Ege bölgesinde başlamıştır. İlk olarak kurutulmuş incir, kurutulmuş kayısı, zeytinyağı, fındık gibi ürünlerle başlanmış; günümüzde ise akla gelebilecek yaş meyve ve sebzelerle, 200’den fazla ürün üretimiyle sürmektedir. Organik tarım ürünlerinin fiyatlarının daha pahalı olması üreticilerin ilgisini de beraberinde getirmiş ve neredeyse organik ürün üretilmeyen il kalmamıştır. 2013 yılı verilerine göre ülkemizde organik tarım ile üretim yapan çiftçi sayısı 26.181, üretim alanı 558.837 hektar, üretim miktarı ise 922.681 tondur. IFOAM (International Federation Of Organic Agriculture Movements, Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) verilerine göre 2012 yılında küresel çapta 164 ülkede 37,5 milyon hektar alanda 1,9 milyon üretici 63,8 milyar dolarlık küresel organik tarım üretimi yapmaktadır.

Bahçemizde organik tarım yapabilir miyiz?
Kendi ihtiyaçlarınıza dönük olarak yapma olanağı var elbette. Ancak yerel veya daha geniş pazarlarda satış yapmayı planlıyorsanız o zaman Tarım Bakanlığı’nın il veya ilçenizdeki müdürlükleri ile görüşmeniz gerekir. Ayrıca bağımsız bir denetleme şirketiyle anlaşarak sizi denetlemesi ve organik tarım yaptığınıza dair belgeyi almanız gereklidir. Satış yaparken ise Tarım Bakanlığı’nın belirlediği logoyu kullanarak tüketicilere organik tarım yaptığınızı göstermeniz gerekmektedir. Bu konuyu daha iyi kavrayabilmek için Organik Tarım Kanunu’nu ve Organik Tarım Yönetmeliği’ni incelemeniz oldukça faydalı olacaktır. Sözü edilen kanun ve yönetmeliği internet üzerinde kolaylıkla bulabilirsiniz. Sadece kendi ihtiyaçlarınız ve yakın çevreniz için organik üretim yapmayı planlıyorsanız resmi işlemlerle uğraşmanıza tabi ki gerek yok. Bu işi yapmadan önce bir kılavuz kitapla işe başlamak faydalı olabilir. Toprak işlemeden hastalık ve zararlılarla mücadeleye kadar birçok konuda temel bilgiler edinmeniz işlerinizi kolaylaştıracaktır. Nihayetinde ürünleri kendiniz tüketeceğiniz için, eminim daha dikkatli olmak isteyeceksiniz. Tamamen çevreye duyarlı bir üretim yöntemi olması nedeniyle, topraktaki solucan hareketlerinin bile önemli olduğunu unutmamalısınız. Zaten tarımla ilgili eski bir sözde, insanın ancak diğer canlılardan artakalanla beslendiği ifade edilmektedir.

Organik ürünlerin çevreye faydaları nelerdir?
Organik ürünlerin her şeyden önce, üretim aşamasında çevreye zarar vermedikleri veya en az zararla yetiştirildikleri gözden uzak tutulmamalıdır. Yani organik ürünlerin faydası üretim sürecinin en başından itibaren kendini göstermektedir. Bir kere topraktaki canlılar, uçuşan böcekler ve ürettiklerimizi kısmen “çalan” kuş vs. hayvanların zarar görmediğini unutmamak gerekir. Konvansiyonel üretim süreçlerinde kimyasal ilaçlama yapmadan üretim yapma olanağınız neredeyse yok gibidir. Hele nemli ve sıcak bölgelerde bu imkânsız ölçüdedir. Bu yöntem ise verdiğiniz ilaçlar nedeniyle faydalı faydasız çok sayıda canlının ölümüne neden olmaktadır. İleride bunun zararını göreceğimiz gerçeği insanlığın en önemli kâbusları arasında yer almaktadır. Gübreleme konusunda doğal formlardaki ahır gübresi, çürütülmüş bitki artıkları veya bahçeye verilebilir özellikteki doğal madenler nedeniyle sentetik olarak üretilen kimyasal gübrelerden uzak durulan bir üretim tekniğidir organik tarım. Sentetik gübre üretimindeki süreçler için zorunlu olan enerji kullanımı nedeniyle karbondioksit salınımı azaltılmakta ve doğal enerji kaynaklarının tüketilmesine az da olsa engel olunmaktadır.

Organik gıda nedir?
Gıdaların temeli tarımsal ürünler olduğu gerçeğinden yola çıkarsak yukarıda sözünü ettiğimiz, organik tarım yöntemleriyle üretilen ürünlerin gerektiğinde işlenerek piyasaya sürülmüş ürünleri kapsar. Yine burada da ambalajlanmış organik gıdaların, üretimin en başından paketlenmenin son safhasına kadar kontrolü yapılarak sertifikalandırılmaları zorunludur. Üzerinde mutlaka organik üretim olduğunu gösteren bir logonun olması gereklidir. Logonun yokluğu, organik tarım için zorunlu olan kontrollerden geçmediğini gösterir. Piyasada insanların bu konudaki hassasiyetini kullanan çeşitli pazarlama sloganları ile müşteri çekilmeye çalışılmaktadır. Yüzde yüz doğal, natürel, organik gibi kişide organik ürün olduğu çağrışımı yapan reklamlara inanmak yerine, ürünün üzerinde yer alması zorunlu olan logoya güvenmeleri kandırılmanın önüne geçecektir.

Organik gıdalar daha mı besleyici?
Organik gıdaların besleyiciliğinden çok zirai ilaç kalıntısı bulunmaması daha öncelikli bir konudur. Bununla birlikte abartılı gübre kullanımının olmaması, meyve ve sebzelerin vitamin ve mineral açısından daha zengin olmasını da sağlamaktadır. Aynı birim fotosentez kaynağıyla iki kilo ürün almakla 5 kilo ürün almayı hayal ederseniz, hangisinin daha zengin aroma ve lezzete sahip olduğunu kolayca kavramak mümkün olur.

Organik gıdaları nereden alabiliriz?
Paketlenmiş organik ürünler marketlerde, diğer ürünlerle karışıp tüketicinin yanıltılmaması amacıyla ayrı raflarda satılır. Bu ürünlerin üzerinde organik ürün olduğuna dair Tarım Bakanlığı tarafından verilmiş sertifika numarası ve logosunun olması zorunludur. Bu logoya dikkat edilmelidir. Güveni sağlayan bu logolardır. Sebze ve meyveler için Tarım Bakanlığı kontrolünde Organik Tarım Pazarları yaygınlaşma eğilimindedir. Organik Tarım Pazarları, sertifikalı ve kontrollü üretim yapan üreticilerin ürünlerini doğrudan pazarlayabildikleri alanlardır. İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer birçok şehirde bu pazarlar kurulmaktadır. Tarım Bakanlığı’nın kontrolü altında olması nedeniyle güvenilir pazarlardır. Bulunduğunuz yerleşim alanına en yakın organik tarım pazarını yakın çevrenizden sorarak öğrenememişseniz il veya ilçe Tarım Bakanlığı bürolarından veya internet sitelerinden öğrenebilirsiniz. Ayrıca, artık, bazı duyarlı marketler taze meyve ve sebze bölümlerinde organik meyve ve sebzelerin pazarlandığı raflara yer vermektedir.

Pazara çıktığımızda sebze meyve alırken nelere dikkat etmemiz gerekir?
Sağlıklı meyve ve sebze alırken dikkat edilmesi gereken konular şunlardır:
a) İlk madde olarak, almak istediğiniz ürün, döneminin ürünü olmalıdır. Yaz sebzesini kışın değil yazın almalısınız. En azından koyu kış dönemlerinde değil havanın daha ılık gittiği dönemlerde almalısınız. Bu konu daha çok yaz sebzeleri olarak bilinen domates, biber, patlıcan, hıyar gibi ürünlerde önemlidir.
b) Sıcak ve ağır nemli bölgelerden gelen ürünlerin zirai ilaç kullanımı açısından büyük riskler taşıdığını gözden uzak tutmayın. Bu bölgelerde sık aralıklarla zirai ilaç kullanmadan üretim yapmak neredeyse imkânsızdır. Böyle bölgelerden gelen ürünler yerine, yüksek bölgelerden yani yaylalardan gelen ürünleri tercih edin. Çünkü yüksek bölgelerde ısı ve nem bileşeni hastalık oluşturmak için daha az risk oluşturur. Bu da daha az zirai ilaç kullanımı demektir.
c) Marul, ıspanak, maydanoz gibi yeşil yapraklı ürünlerde nitrat birikimi riski vardır. Yetiştiriciler çoğu yaprak alanını artırmak ve gösterişli ürün üretmek için azotlu gübreyi fazla kullanır. Bu da yapraklarda nitrat birikimini artırır. Nitratın insan bünyesinde biriktiği ve bir süre sonra hasarlar yaratmaya başladığını unutmamalısınız. Bu yüzden yapraklı sebzelerin iri yapraklı olanlarından kaçınarak daha makul boyutta olanlarını almalısınız.
d) Anormal görünümlü meyve ve sebzelerden sakının. Çok iri veya çok küçük ürünlerden uzak durun. Kendine has şekle sahip olması sağlıklı geliştiğini gösteren önemli bir ölçüdür.
e) Meyve ve sebzeleri avucunuza alıp burnunuza yaklaştırarak koklayın. Şayet çok yeni ilaçlanmışsa keskin bir kokuyu fark edersiniz. Bunlardan uzak durun. Bu, zirai ilaç kullanılmışsa bile, en azından daha erken ilaçlanıp parçalanmış ve sorun yaratma olasılığı zayıflamış ürün almanızı sağlayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.