Ana sayfa - Son Sayı - Okul Başarısının Sırrı Anne Babalarda / M. Emin Karabacak

Okul Başarısının Sırrı Anne Babalarda / M. Emin Karabacak

Okullar açıldı, öğrenci ve öğrenci velilerini tatlı bir telaş aldı. Hal böyle olunca da anne babalar, çocuklarının okulda başarılı olmalarını isterler. Çünkü anne babalar üzerlerine düşen görevleri fazlasıyla yaptığını düşünürler. Onun için de; “Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim…” gibi sözleri hiç dillerinden düşürmezler. Çocukların sadece karınlarını doyurmak, üstlerini giydirmek ve okul ihtiyaçlarını karşılamakla görevinin bittiğini sanırlar. Oysa çocukların fiziksel ihtiyaçlarının yanında duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının da olduğunu akıllarına dahi getirmek istemezler.

Çocukların okulda başarılı olmaları, aile tutumlarına bağlıdır. Çocukların okul başarılarını artırmak için aileye düşen görevlerin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1.Çocuklar, sabah kahvaltısı yapmadan okula gönderilmemeli.

2.Çocuklar, okula zamanında tertipli ve moralli gönderilmeli.

3.Çocuklara evde mutlu ve huzurlu bir ortam sağlanılmalı.

4.Çocuklara evde ders çalışacak uygun bir ortam sağlanılmalı.

5.Çocukların okulla ilgili anlattıkları can kulağıyla dinlenilmeli.

6.Çocuklara sürekli ders çalış demek yerine, çocuğun planlı ders çalışması sağlanılmalı.

7.Çocukların bilgisayar başında fazla kalması ve aşırı televizyon seyretmesine izin verilmemeli.

8.Çocuklar, yemek yerken ve ders çalışırken kesinlikle televizyon kapalı tutulmalı.

9.Çocukların başarısı uygun bir şekilde ödüllendirilmeli.

10.Çocuklar düşük not aldıkları zaman aşırı tepki gösterilmemeli.

11.Çocukların yaş ve seviyelerine uygun sorumluluklar verilmeli.

12.Çocukların yetenekleri üstünde beklentiye girilmemeli.

13.Çocukların olumsuz davranışlarından çok olumlu davranışları görülmeli.

14.Çocukların benlik saygısını olumsuz etkileyecek eleştirilerden kaçınılmalı.

15.Çocuklara yaşından küçükmüş gibi davranılmamalı.

16.Çocuklar adına çocukların işleri yapılmamalı.

17.Çocuklar başka çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslanmamalı.

18.Çocukların uygun olmayan arkadaşları çocukla konuşulmalı.
19.Çocuklara güven ve destek konusunda her zaman yanında olduğu hissettirilmeli.

20.Çocukların korkuları hafife alınmamalı ve çocukların korkularına saygı duyulmalı.

21.Çocuklara karşı sevgi, sözle birlikte beden diliyle de gösterilmeli.

22.Çocuklarla nitelikli zaman geçirmeli.

23.Aileyi etkileyen olumsuzlukların çocukları da etkileyeceği unutulmamalı.

24.“Benim zamanımda, ben senin yerinde olsaydım…” gibi uzun uzun nasihatlerden kaçınılmalı.

25.Çocuklara karşı sabırlı ve anlayışlı olunmalı.

26.Çocuklarla iletişim kurarken çocukların ruh halleri ve psikolojik durumları göz önünde bulundurulmalı.

27.Çocuklara kesinlikle beddua etmemeli ve çocuklar için hayır dua edilmeli.

28.Çocukların sadece okul başarısı değil, duygusal, karakter ve kişilik gelişimleriyle de ilgilenilmeli.

29.Çocukların öğretmenleriyle iletişim kurularak öğretmenlerinin önerileri dikkate alınmalı.

30.Çocukların sağlık sorunlarının yanında psikolojik sorunlarıyla da ilgilenilmeli. Bu konuda gerekirse uzmanından yardım alınmalı.

Sonuç olarak çocukların okul başarısını artırmak için yalnız annenin ya da babanın desteğinin yeterli olmadığı ve her ikisinin birlikte bu desteği vermesi gerektiği unutulmamalıdır.

Ders Çalışmada Anne Babanın Psikolojik Baskısı…

Toplumumuzda genel olarak çocuklar, sorumluluk duygusu gelişmiş bireyler olarak değil de bağımlı kişiler olarak yetiştirilmektedir. Bunun sonucunda çocuklar, bağımlı kişiliğe bağlı olarak, sorumluluk almaktan korkan, kendi ayakları üzerinde duramayan, kendi kararlarını veremeyen çocuklar olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Anne babalar çocuklarının her şeylerine o kadar çok müdahale ediyorlar ki giyeceği ayakkabıdan tutun da seçeceği mesleğe kadar her şeylerine karışmaktadırlar. Hatta çocukların ne zaman, nerde ve nasıl ders çalışacaklarına dahi anne babalar karar vermek istemektedirler.

Karar vermeyi bir adım daha ileri götürmek isteyen bazı anne babalar, ellerinden gelse ve müsaade edilse, çocuklar adına çocukların derslerine çalışıp sınavlarına dahi girmek isteyeceklerdir.

El bebek gül bebek büyütülüp her şeyleri anne babaları tarafından düşünülüp yapılan bu çocuklar, sorumluluk duygusu geliştiremeyeceklerinden kendilerine güvenmeyi de öğrenemeyeceklerdir.

Eskiden çocuklar düşe kalka büyür, ayağa kalkmasını da bilirdi. Sorumluluklar küçük yaştan itibaren verilir, çocukların kendilerine güvenleri de verilen sorumluluk oranında gelişirdi.

Bir bayram günü köyde yeğenin evinde yatılı misafir olmuştuk. Sabah kahvaltıya oturacağımız sırada yeğenin 3, 7 ve 11 yaşlarındaki üç çocuğu da üst başlarını giymiş halde geldiler. Yeğenin onları giydirmediğini biliyorum. Yeğene sorduğumda “Büyükler kendileri giyinirler küçüğü de ağabeyleri giydirirler.” dedi. Çocuklar yardımlaşmanın ve sorumluluğun en güzel örneğini sergiliyorlardı.

Günümüzde teknolojinin insan hayatına kattığı kolaylıkları ve ailelerdeki çocuk sayılarını da düşündüğümüz zaman anne babaların çocukların yetiştirilip eğitilmesi konusunda daha fazla zamanları olduğunu düşünüyorum.

Anne babalar, çocuk sayısının azlığı ve teknolojik imkânları çocuk eğitiminde bir fırsat olarak değil de şımartma olarak değerlendirmektedirler. Bunun için de çocukları el bebek gül bebek olarak büyütmektedirler.

Şimdiki çocuklar; ana kucağından inmeden örümceklere, çocuk arabalarına bindirilmektedirler. Yani bu çocuklar, ayağa kalkmasını öğrenebilmeleri için düşe kalka büyümeleri gerekirken düşmeden büyümektedirler. Düşe kalka büyümeyen bu çocuklar, kocaman olmalarına rağmen kendi ayakları üzerinde duramamaktadırlar. Kocaman olmalarına rağmen üst başları anne babası tarafından giydirilen bu çocuklar, okula giderken okul çantalarını da anne babalarına taşıtmaktadırlar.

Çocuklar belli bir yaşa geldikleri zaman da “Kocaman oldun, bensiz sen hiçbir iş yapamıyorsun.” demeye başlarlar. Anne babaların tutumu, kanatları yolunmuş kuştan uçmasını istemeye benzemektedir.

Çocuklar Neden Ders Çalışmak İstemezler?

Birincisi sorumluluk duygusu gelişmemiş bu çocuklar, kendilerine güvenemedikleri için ders çalışmak istemezler. Kendilerini hedefe ulaştıracak cesareti olmayan bu çocuklar, böyle bir çaba içine girmeyeceklerinden bu kaygıyı da yaşamayacaklardır.

İkincisi, sorumluluk duygusu gelişmemiş bu çocuklar, sınavlara çalışma konusunda da sorumsuzdurlar. Küçüklükten beri her şeyleri ailesi tarafından karşılanıp yapılan bu çocuklar, yaşlarına ve seviyelerine uygun sorumluluklar verilmediği için bu kaygıyı yaşamazlar. Bu çocuklar her şeyleri tam olduğu halde yine ders çalışmak istemezler.

Üçüncüsü, anne babaların sürekli ders çalış demeleri, çocukları derslere karşı soğutur. Anne babaların, iyi niyetli olarak ders çalışma konusunda yaptıkları uyarılar, okul döneminde olduğu gibi sınavlara hazırlıkta da çocukları ilgisiz yapacaktır.

Bu çocuklar, anne babalarının sürekli ders çalış uyarılarını sanki anne babaları için ders çalışılacakmış gibi algılayacaklarından ders çalışmaya da pek yanaşmayacaklardır. Hiç kimse başkasının egosunu tatmin etmek için sıkıntıya girmeyeceğinden, bu çocuklar da anne babalarını memnun etmek için ders çalışmayacaklardır.

Dördüncüsü, bu çocuklara televizyon, bilgisayar, oyunlar, arkadaşlar, internet, cafeler… ders çalışmaktan daha hoş gelir. Zamanını derslere çalışmak yerine eğlenerek geçiren bu çocuklar, yine bu kaygıyı yaşamayacaklardır.

Beşincisi, bu çocuklarla ders çalışma konusunda iletişim kurulurken; onları suçlayıcı, kıyaslayıcı ve fedakârlıklarını gündeme getirici konuşmalar da çocukların ders çalışma isteğini azaltacaktır.

Ders Çalışmak İstemeyen Çocuklar için Ne Yapmalı?

Anne babalar, ders çalışmayan ve ders çalışmak istemeyen bu çocuklarla uğraşıp hem çocuğu hem de kendilerini sıkıntıya sokmamak adına çocuklar üzerindeki psikolojik baskıyı kaldırmaları gerekir. Eğer çocukta yetenek ve kapasite var; fakat ders çalışma yoksa bu konuyu çocuğun anlayacağı uygun bir dille, onu suçlamadan konuşmalı ve problemin kaynağına inilerek çözüm yolları aranmalıdır.

Çocukları okulda ve toplumsal hayatlarında başarılı olmaları isteniyorsa, çocuklar adına onların işlerini yapmaktan ve onların işlerini düşünmekten vazgeçilmelidir.

Çocukların yaşlarına uygun görevler verilerek cesaretlendirilmeli, çocuğun çabası ve yaptıkları takdir edilerek bazen ödüllendirilmelidir.

Çocukları başkaları ile kıyaslamak yerine dünü ile bugünü kıyaslanmalıdır.

Çocuğun olumsuz davranışları yerine olumlu davranışları görülüp benlik saygısı yükseltilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.