Ana sayfa - Son Sayı - Okul Başarısında Ailenin Etkisi / Rehber Öğretmen Asuman Düzgün

Okul Başarısında Ailenin Etkisi / Rehber Öğretmen Asuman Düzgün

İnsanoğlu bu dünyada şükredeceği sayısız nimetlerle kuşatılmıştır. En değerli varlığımız ve bizlere birer emanet olarak verilen evlatlarımız ise hiç kuşkusuz bu nimetlerin en büyüklerinden. Anne babalar olarak bizler, çocuklarımız daha dünyaya gözlerini açtıkları andan itibaren onları hep güzel yerlerde ve güzellikler içinde hayal ederiz. Onların hayatta ve okulda başarıyı yakalamış, ailesine, vatanına, milletine faydalı birer insan olmaları içinse dualar ederiz. Peki, biz ebeveynler olarak çocuklarımızda görmeyi arzu ettiğimiz bu başarılı insan profilinin oluşmasında ne kadar etkiliyiz? Ya da soruyu değiştirerek sorarsak; çocuklarımızın okulda başarıyı yakalamaları için biz anne babalar neler yapabiliriz?

Anne-babalar bulundukları konum itibariyle sadece çocuklarının ilk öğretmenleri değil, aynı zamanda okulda eğitimcilerin de ortaklarındandır. Okulun ve eğitimin öneminin farkında olan ebeveynler çocuklarının akademik olarak başarılı olmasında kendi üzerlerine düşen sorumluluğun da farkındadırlar. Dünyanın en zor mesleği olarak bilinen anne babalık mesleğinin hakkıyla yerine getirilebilmesi için, çocuklarımızın gelişim dönem özelliklerine göre ihtiyaç duydukları yardımda onlara rehberlik etmemiz sürecin sağlıklı atlatılması için elzem görünüyor.

Eğitimli ve başarılı öğrencilerin yetiştirilmesi dediğimiz zaman karşımıza bir kavram çıkıyor; “başarı”. Peki, bu başarı dediğimiz durum nedir? Başarı; her yarışta önde gitmek, birinci olmak her alanda rakip tanımamak demek değildir. Başarı kişinin kendi yetenekleri oranında kendini geliştirmesidir. Çünkü insan kendi limit ve yetenekleri ile belirli bir kabiliyet potansiyeli olan bir varlıktır. Aslolan kişinin potansiyelinin farkına varılarak en iyi şekilde kullanılmasıdır. Her tohum içinde ağaç olma potansiyeli taşır. Önemli olan tohumun zayi olmadan ağaç olmasında ve potansiyelini ortaya çıkarmasına da yardımcı olmaktır. Burada biz eğitimciler akademik başarısızlığı öğrencinin zihinsel potansiyelinin sağlayabileceğinden daha düşük performans göstermesi diye tanımlarız. Bir öğrencinin başarı durumunu değerlendirirken çocuğun kapasitesi ve performansı arasındaki uyuma bakılıyor. Bu ikisi arasındaki uyumsuzluk başarısızlık olarak tanımlanıyor. Peki, bu başarı durumunu etkileyen faktörler nelerdir?

Öğrencinin akademik başarısını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Çocuğun bireysel özellikleri, okul, çevre ve aile bunlardan en önemlileridir. Çocuğun bireysel özelliklerinden olan zekânın başarılı olmak için genelde yeterli olduğu düşünülse de zekâ desteklenmez ve işlenmezse gizli bir hazine olarak kalabiliyor. Bizim burada üzerinde duracağımız faktör aile. Özellikle anne babaların çocuklarına karşı takındıkları tutumlar onların başarı durumunu yakından ilgilendirmektedir. Ebeveynlerin çoğu zaman iyi niyetlerle çocuklarına karşı takındıkları tutumlar çocukların başarısızlık nedenlerinden olabiliyor. Farkında olunmadan ve çoğu zaman başarılı olsun diye söylenen sözler veya yapılan davranışlar istenilen sonucu vermeyebiliyor.

Çocuğun okul başarısını etkileyen en önemli konulardan bir tanesi anne babaların çocuklarını yeterince tanımamalarıdır. Çocuğun ilgi yetenek ve potansiyelinin anne babası tarafından bilinmemesi çocukla ilgili gerçekçi beklentilerin oluşmasını engelleyecektir. Çocuğu tanımak demek, onun bireysel özelliklerinin farkında olmak demektir. Potansiyeli, öğrenme stili, motivasyon kaynağı gibi başarıyı etkileyen faktörler çocuğu tanıyarak ona uygun hareket edilmesini gerektiren noktalardandır. Çocuğun çalışma isteğinin diri durması için onun motivasyon kaynaklarını iyi bilmemiz gerekir. Öğrenme stilini bilmek, nasıl ders çalışırsa daha kalıcı öğrenme sağlayacağını bilmek demek. Hedef koyarken gerçekçi hedefler koyabilmek için çocuğun kapasitesini bilmek gerekir. Her çocuğun yatkın olduğu ve üzerine yatırım yapıldığında mükemmel başarıların çıkacağı ve onun genlerine yaratıcının koyduğu cevheri bulmak gerekir. Ve çocuklar kendilerinin sahip olduklarının farkına vardıkları oranda kendilerini tanıyacaklar ve başarılı olacaklardır. Enerjilerini nereye koyacaklarını bildikleri için hayatta nereden güçleneceklerine de vâkıf olacaklardır.

Çocuklarımızı tanırken karşımıza çıkan bir diğer konu ise; her çocuğun bireysel özelliklerinin farklı olduğudur. Bir çocuğun okulda ve hayatta başarıyı yakalamasında onun eğitimi ile ilgilenen kişilerin onu gerçekten tanıması ve aynı zamanda onun doğuştan getirdiği kişisel özelliklerini koşulsuz kabul etmesi yatmaktadır. Anne babalar olarak bizler sahip olmak istediğimiz çocukları istemekten ziyade, sahip olduğumuz çocukları yetiştirirsek ancak o zaman çocuğun potansiyelinin ortaya çıkmasına fırsat tanımış olacağız. Bir resim tablosunu güzelleştiren içinde kullanılan farklı renklerdir. Bizler de çocuklarımız arasındaki farklılıkların yaradılış ve fıtrat farkı olduğu bilinciyle onların özelliklerine saygı duyarsak onlarla olan ilişkimizi daha sağlıklı hale getirebiliriz. Bir bahçıvanı düşünelim. Bahçesindeki bütün bitkilere aynı bakımı yapmış olsa muhtemelen bahçeyi ya kurutur ya da bahçesini yabani otlar basar. Güneş seven çiçeği güneşe dikmek, suyunu ihtiyacına göre ayarlamak onlardan alınacak verimi artıracaktır. Yaratıcı, dünyaya gelen her çocuğun farklı olduğunu parmak izlerine koyduğu şifre ile göstermiş. Bizlere düşen buna saygı göstererek var olan kapasitelerine yatırım yapmak. Anne babalar genellikle çocuklara ders çalışmayı ve başarılı olmaya teşvik etmek için onları başka arkadaşları veya kardeşleri ile kıyaslama yoluna gidebilmektedirler. Hiçbir çocuğu kendisinden başka biriyle kıyaslayarak ders çalışmaya teşvik edemeyiz. Sadece çocuğun kendine olan güvenini zedeler ve kıyasladığımızda kişiyle arasına nifak tohumları atılmasına sebebiyet veririz. Her anne-baba elbette çocuklarını çok iyi yerlerde görmek ister. Ancak çocuklarımıza hedef koyarken çocuğun kişisel imkânlarını göz ardı ettiğimizde çocukta var olan enerjinin de heba olmasına sebebiyet verebiliriz. Anne-babada çocuğun yapabileceğinin üzerinde bir beklentinin olması, çocuğu altından kalkamayacağı ruhsal olarak zorlanacağı bir yükün altına sokabilir. Ailesinin yüksek beklentisini karşılayamayan çocuk ben zaten yapamıyorum diyerek özsaygısını yitirebilir. Çocuktan beklenen beklentinin onun yapabileceği kapasitesinin altında olması ise çocuğu tembelliğe veya rehavete itebilir.

Çocuklarda akademik olarak başarının artması için fizyolojik ihtiyaçlarının yanında duygusal ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir. Anne babalar bazen karnenin güzelliği kadar ya da başarısı kadar sevgi mesajı verebilmektedir. Başarıya koşullu sevgi anne baba ve çocuk ilişkisini zedeleyecektir. Çocuklar başarı düzeyleri ne olursa olsun anne babaları tarafından sevilmek ve kabul görmek isterler. Bu sevginin hiçbir koşula bağlanmadan olması ise sağlıklı olanıdır. Çocuklarda görülen birçok davranış bozukluğunun altında genelde sevgiye doyma noktasında yetersizlik görüyoruz. Sağlam ve sağlıklı kişilikli çocukların var olması ilişkileri sağlıklı ve güçlü bir aile yapısına bağlıdır. Ebeveynler bazı zamanlarda çocuklar için yaptıkları fedakârlıkları farkında olmadan dile getirebiliyorlar. Bu durum çocukların duygusal gerilim yaşamalarına neden olabiliyor. Birçok sınav kaygısı yaşayan öğrencinin duygu dünyasında anne babasının beklentisini ve kendisi için yaptıkları fedakârlıklarını karşılayamama endişesi yatmaktadır.

Çocukların okul başarısını etkileyen bir diğer husus ise anne babaların çocukları ile kurdukları sağlıklı iletişime bağlıdır. İletişimin temel dinamiklerinden olan ‘etkin dinleme’ çocukların ailesi tarafından önemsendikleri ve değerli görüldükleri duygu ve düşüncesini sağlayacaktır. Ailesi ile iletişimde çatışan çocuk çoğu zaman direkt karşı gelmez ve ailesine tepkisini başarısızlıkla verebilir. Ayrıca okul başarısında çocuğumuzun arkadaş çevresini tanımak çok ehemmiyet arz ediyor. Arkadaş ilişkisini tanımanın yolu ise ancak çocuğumuzda ve onun sosyal çevresi ile kurduğumuz sağlıklı iletişime bağlıdır.

İletişimin önemini hissettiğimiz ve çocuğumuzun okul başarısında hayati önem taşıyan bir diğer konu ise ebeveynlerin okul ve öğretmenlerle kurdukları ilişkidir. Anne babanın okula ve eğitime verdikleri önem çocukları açısından çok kıymetlidir. Çocuğun okul veya öğretmenine karşı kullandığımız olumsuz ifadeler çocuğun okula karşı saygısını etkileyecektir. Çocuk saygı duymadığı bir öğretmeni ise dinlemeyecektir. Derslerini dinlemeyen bir öğrenciden başarı beklememiz ise çok fazla mümkün görünmemektedir. Ayrıca okul ve aile olarak çocuğa aynı dili kullanmak ve konuşmak noktasındaki tutarlılık çocuğun okul ortamında kazandıkları bilgi ve becerilerin ev ortamında da pekiştirilmesi ve geliştirilmesini sağlayacağından okul başarısını etkileyecektir. Okul aile arasındaki ilişkiyi bir metafor kullanarak şöyle ifade edebiliriz. Bir kayığın deniz üzerinde istenilen istikamette gidebilmesi için iki tane küreğe ihtiyacı var. Kayığın küreklerinden bir tanesi eksik olduğunda kayık ya olduğu yerde dönüp duracaktır veya istikametinden sapacaktır. Ancak birlikte aynı yöne doğru çekilen kürekle arzu edilen noktaya ulaşılabilir.

Ders başarısı için çok çalışmak değil etkili çalışmak önemlidir. Etkili çalışmak zamanı belirlenmiş öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Yine öğrencinin okulda öğrendiklerinin kalıcı olması için çocuğa uygun hazırlanmış bir ortamda tekrar yapması için rehberlik yapmak onun okul başarısını artıracaktır. Özellikle hazırlanan ortamda ısı, ışık ve sessizlik gibi faktörlere dikkat edilmesi öğrencinin dikkat ve konsantrasyon için önemli etkenlerdendir.

Yine okul başarısında sabah yapılmış güzel bir kahvaltının da payı bulunmaktadır. Güne kahvaltı yapmadan başlayan çocukların ilerleyen saatlerde dikkatleri de azalacağından dersi verimli bir şekilde dinlemeyeceklerdir. Kahvaltı kadar önemli diğer bir etken ise uyku. Gece geç saatlere kadar uyanık kalan bir çocuk derste uyuyacak ya da çok verimsiz bir gün geçirecektir. Çocukların yaşlarına uygun gelişim dönemlerini de dikkate alarak uykularına dikkat etmemiz onların okul başarısında emin adımlarla ilerlemelerine yardımcı olacaktır.

Son satırlarımı yazarken, geleceğe not düşmenin bugünden geçtiğini ve bu notun, kalemle kâğıtla yazılan bir not olmadığını; yaşayan, yaşatan ve bizleri ebedî olarak temsil edip, bakî kılan bir not olduğunu belirtmek isterim. Bu not, üzerine mührümüzü vurduğumuz, değerlerimizi aktarabildiğimiz capcanlı bir not. Bu not ilgi, alâka ve sevgimizle büyüttüğümüz evlatlarımız. Bununla ilgili Neil Postman “Çocuklar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz, canlı mesajlardır.” der. Geleceğe, dünyanın seyrini değiştirecek, yön verecek güzel mesajlar göndermek istiyorsak bu çağın eğitilmiş insan gücüne duyduğu ihtiyacı da düşünerek çocuklarımızın okul başarıları ile daha yakından ilgilenmeliyiz. Evlatlarımızın okulda ve hayatta başarıyı yakalamaları dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.