Ana sayfa - Manşet - Öğrenme İsteğini Nasıl Canlı Tutarız? / İletişim Uzmanı Tuğba Akbey İnan

Öğrenme İsteğini Nasıl Canlı Tutarız? / İletişim Uzmanı Tuğba Akbey İnan

Tuğba Hanım bize biraz kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Lisans eğitimini sosyoloji de yüksek lisansını kişilerarası iletişimde yapmış, aile danışmanlığı ve drama eğitimleri almış öğrenmeye meraklı biriyim. 17 yıllık evliyim ve Gülru ve Nur’un da annesiyim. Uzun yıllar radyo ve TV programları yazdım. Çocuklar Anneleri Büyütür ve Babaları da, Ruh Ziynetleri, Kim Öldürdü İçindeki Öğrenme Aşkını (Semih Uçar ile) kitaplarını ve Rabia Gülcan Kardaş ile “Duygularımı Fark Ediyorum” masal serisini yazdım. Halen eğitimler vesilesiyle annelerle buluşuyorum.
Öğrenmede başarıya ulaşabilmek konusunda fikirlerinizi alabilir miyiz? Öğrenmede en çok yapılan hatalar neler?
Sonuç değil süreç odaklı olmanın öğrenmek için önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette varmak istediğimiz bir yol olacak ama yolculuğu çekilmez kılarsak varacağımız yer de bizi mutlu etmeyecektir. Bence öğrenmede en çok yapılan hatalar; belli bir yaşta öğrenemeyeceğimize inanmak, hemen olmasını beklemek ve sebat etmemek.
İnsanın temel öğrenme kaynakları okuma, dinleme ve hayat tecrübeleri… En yaygın olarak da kitapları tercih ediyoruz… Okuduğumuz kitaplardan ne bekliyoruz, ne beklemeliyiz? Kitap okuma ve öğrenme konusunda algı bozuklukları neler?
En yaygın olarak kitapların tercih ediliyor olmasını önemli bulsam da sandığımız kadar çok kitabın tercih edildiğini düşünmüyorum ya da kitapla ilişkimizi çoğu zaman problem çözücü olarak görmekten kaynaklanan bir yanılgımız olduğunu düşünüyorum. Ben aynı zamanda kitaplarla kurduğumuz ilişkinin insanlarla iletişime çok benzediğine inanıyorum. Dinleme konusunda sıkıntılar yaşayanlar çoğu zaman okumayla ilgili de sıkıntı yaşıyorlar. Ayrıca okuduklarımız arasında bağlantı kurmak ve sentez oluşturmak konusunda kendimizi geliştirmezsek her bilginin zihinlerde bir yük olacağına da inanıyorum. Diğer yandan okuma ve soru sorma olmadan, kişisel gelişimimizin ve değişimimizin de mümkün olmadığını düşünüyor ve sıkça söylüyorum.
Dil öğrenme konusunda yaygın yanlış inançlar neler?
Gerekli olduğunu düşünmüyoruz öncelikle. Bunun yanında ancak çocukken öğrenilebilecek olduğuna inanıyoruz. Bir de kısa sürede bu işi çözmek istiyoruz. Bu sebeple de mümkünse bilincimiz açıkken değil uyurken birinin bilgileri beynimize geçirmesini hayal ediyoruz. İnsana dair her şey emek ister. Kendi zincirlerimizi kırmadan da adım atmamız zor bu sebeple… Toplumsal anlamda, öğrenme isteğimiz nelerden zarar görüyor? Bu kadar merakla hayata başlayan insanoğlunun öğrenme şevkinin kırılmasında pek çok faktör var elbet. Öncelikle çocukların soruları bizi korkutuyor. Kendi korkularımızla yüzleşmekten çekindiğimiz için de sorularını ya geçiştiriyoruz ya da o sorunun akıllarına gelmesinden dolayı onları suçluyoruz. Sonra eğitim hayatında benzer bir şeyle karşılaşıyor çocuk. Ödevler ve hayatta kullanılamayacak bilgiler ve sınav yorgunluklarıyla öğrenme isteği baltalanıyor. Okul bittiğinde de zaten aşkı çoktan kaybetmiş oluyoruz.
Yeni bir şeyler öğrenmeye başlandığında en çok pes ettiğimiz nokta neresi oluyor? Yorulmaya başladığımız o anlar için neler söylemek istersiniz?
Her gün öğrenmek istediğimiz şeye emek verme konusunda yeterince iyi bir irade geliştiremediğimizi düşünüyorum. Bir kez o halkayı koparınca bir daha devam etmek zor oluyor. Yorulmaya başladığımızda tutunacak hayallerimiz ve hedeflerimiz olmalı. Hemen istediğimiz kişi olmayız ya da istediğimiz şeyi öğrenemeyiz ama her gün attığımız en küçük adım bizi o kişi olmaya ya da o şeye yaklaştırır.
“Kim Öldürdü İçindeki Öğrenme Aşkını” adlı kitabınızda “Öğrendiklerimiz kriz anında işe yaramıyorsa bilginin hamallığını yapmış oluyoruz.” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Ben eğitimlerde pek çok hanımın çok şey bilmesine rağmen en gerekli zamanlarda bu bilgileri kullanmamanın yorgunluğuyla karşımda durduğunu fark ediyorum. Öğrendiklerimiz aslında hayatımızda sıkıntı olarak duran durumları aşmak için işe yaraması gerekirken, pratiği ve uygulamayı az yaptığımız için kriz anlarında yine eski bildiğimiz yöntemleri uyguluyoruz. Bu sebeple farkındalık önemli bir şey lakin yeterli değil. Uygulama ve daha çok pratiğe ihtiyaç var. Yoksa bilginin hamallığını yapmaya devam ederiz.
Öğrenme isteğimiz nelerden zarar görüyor?
En büyük engeli kendimize kendimiz koyuyoruz. Dolayısıyla da dışardan gelen herhangi bir olumsuz eleştiri bizim iç sesimizle aynı olduğu için bizi daha çabuk yıkıyor.
Aslında öğrenme isteğimiz zarar görmesinden öte, merak duygusunun hangi alanda kullanıldığı ve vaktin nasıl değerlendirildiğine bakmak sanırım kişisel resmimizi ortaya koyacaktır. Yaptığımız pek çok şeyi kendimizden kaçmak için bir oyalanma davranışı olarak kullanıyoruz.
Son günlerde uyurken öğrenme adı altında reklamlarla karşılaşıyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Öğrenmek için bilinç gerekir. Zira muhakeme olmadan bilginin çok değeri olmaz. Uyurken bir şey öğrendiği görülmüş bir şey mi bilmiyorum. Ama o bilginin işe yaradığını görmek için uyanık olmak gerektiğine göre, çok da işlevsel diyemeyiz.
Pandemi, insan hayatında birçok şeyi değiştirdiği gibi eğitim-öğretim sürecinde online dersler gündeme geldi ve ivedilikle uygulanmaya başladı. Öğretmenlerimiz evlerinde bilgisayar başında ders anlatıyor, öğrencilerimiz evlerinde odalarında bilgisayar başında ders dinliyorlar… Online dersler öğrenmeyi nasıl etkileyecek? Öğretmen, öğrenci ve velilerin bu süreçte nelere dikkat etmesi gerekir?
Bu süreç bize öğrenmek için esnek olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatmalı. Asla olmaz, kesinlikle yapamam denilen pek çok şey için aslında sadece esnek bir bakış açısıyla baktığımızda bir tecrübeye dönüştüğünü de görmüş olduk.
Diğer yandan ders dediğimiz, ödev dediğimiz şeyler zihinlerde değişmediği sürece ha sınıfta dinlemişsiniz ha bilgisayar başında çok fark etmiyor bence… Çocukların pek çoğu ders dinlemek için bilgisayarın başına zorla geçti.
Öğretmenler de veliler de esnek bir bakış açısının çocuğun hayatını kolaylaştıran bir rehberliğe dönüştüğünü görürlerse öğrenme ve çeşitliliği sağlanabilir. Diğer yandan hem öğretmen hem de veliler öğrenmeye ne kadar açıklar bence bunu da kendi iç dünyalarında sorgulayabilirler. Zira öğrenme aşkı ölmüş birinin bir başkasının da aşkını öldürmesi kolay.
Hepimiz farklı bir süreç yaşıyoruz. Korkularla hareket etmek yerine, süreci deneyimleme hatta hata yapma riskini de almalıyız. Mükemmel olma hali, -bu aslında hiç bir şey yapmama halidir- bize çoğu kez durumları yönetme konusunda sıkıntı oluşturuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.