Ana sayfa - Manşet - Maneviyat Eksenli Destek Hizmeti: Manevi Bakım ve Danışmanlık / Dr. Zuhal Ağılkaya Şahin

Maneviyat Eksenli Destek Hizmeti: Manevi Bakım ve Danışmanlık / Dr. Zuhal Ağılkaya Şahin

Manevi bakım ve danışmanlık hizmeti nedir, içeriğinden ve öneminden bahseder misiniz?

Aslında içten ve samimi arkadaşlık ilişkileri, teselli edici bir söz, bir dokunuş, anlayış dolu, onaylayıcı bir bakış bile en geniş anlamda manevi bakım sayılabilir. Ayaküstü paylaşılan duygular, bir cesaretlendirme, bir teselli bile manevi bakımdır. Dar anlamda ifade edecek olursak, manevi bakım ve danışmanlık, hayata dair cevap arayışlarını içeren, dini/manevi soru ve sorunlara yönelik olduğu kadar psikolojik problemlerin çözümüne de katkı sağlayan yaşam ve inanç yardımı niteliğinde bir çeşit danışma sürecidir. Burada birey veya gruplara bireysel inanç yolculuklarında ya da özellikle kritik geçiş dönemlerinde, sınırlı süreli, çatışma ve kriz durumlarına odaklı olarak eşlik edilir, destek verilir, dayanışma sergilenir.

Ne tür olaylarda insanlar manevi destek ihtiyacı içindeler?

Belirli bir durum veya mekânda bulunan insanların o durum veya mekândan kaynaklı olarak içinden geçmekte oldukları süreçlerde yanlarında birilerinin olması, onlara eşlik etmesi insanlara iyi gelir. Bu durumlar örneğin hastalık, ölüm, yas, kaza; mekânlar ise hastane, huzurevi, cezaevi gibi yerler olabilir. Ancak manevi danışmanlık sadece olumsuz şartlara değil, insanın mutlu ve sevinçli dönemlerine de eşlik etmeyi kapsar. Örneğin bir bebeğin dünyaya gelmesi sevinçli bir olaydır ve burada da insanlar manevi katkıları önemserler.

Muhatabın bu desteği algılama biçimi, ondaki karşılığı, geri dönüşler nasıl? Tecrübelerinizi alabilir miyiz?

Bu hizmet ülkemizde henüz yeni olduğu için öncelikle kim olduğumu ve ne yaptığımı anlatmam gerekiyor. “Manevi danışman” denilince hemen anlaşılamayabiliyor bu görev. Ancak insanlarla oturup görüştüğümde, onların üzüntü ve sevinçlerini dinlediğimde, paylaştığımda, yanlarında olduğumu hissettirdiğimde, güven ve samimiyete dayalı bir ilişki kurduğumda insanlar büyük bir rahatlama, huzur ve anlayış tecrübe ediyorlar. Görüşmelerimiz sırasında veya sonrasında “bu şekilde hiç bakmamıştım bu olaya”, “bu hiç aklıma gelmemişti”, “bunu daha önce kimseyle paylaşamamıştım”, “sizinle konuşmak bana çok iyi geldi” gibi ifadeleri çok sık duyuyorum. Günümüzde insanların rahat bir şekilde, yani konuşulanların gizli kalacağından emin bir şekilde içlerini dökmeye büyük bir ihtiyaç hissettiklerini düşünüyorum. Onları oldukları gibi kabul ederek, yargılamadan, bir yana çekmeye çalışmadan ya da bir şeye ikna etmeye çalışmadan dinlemek onlarda büyük bir rahatlama meydana getiriyor. Bunu rahatlayan hallerinde, tekrar gülen gözlerinde, sözlü ve duygusal tepkilerinde görebiliyorum.

Manevi desteğin, hasta yakınlarındaki etkisi nasıl?

Hastalık, sadece hastalar için değil, hasta yakınlarını da sarsan bir süreçtir. Bütün bir aile sistemi alt üst olabilir bu süreçte. Özellikle ağır, uzun süreli veya ölümcül hastalıklarda. Bu süreçte hastaya bakan, ona refakat eden hasta yakınları maddi manevi büyük bir yükün altında kalabilir. Fiziksel yorgunluklar kadar psikolojik yıpranmalar da yaşayabilirler. Bir yandan hastaları için duydukları üzüntü, bir yandan onlar için güçlü durma gerekleri hasta yakınlarını çok yorabilir. Her şey, herkes hasta ve hastalığı etrafında dönerken birinin de onlara yönelmesi, onların ihtiyaçlarını sorması, onları dinlemesi önemli bir destektir. Çünkü onların da en az hasta kadar kaygıları, üzüntüleri, çaresizlikleri olur ve onlar bunları hastayla -o üzülmesin diye- çoğu zaman paylaşamazlar. Bunun için onlara da bakan birinin olması gerekir. Manevi bakım ve danışmanlık buna imkân tanır. Manevi açıdan yaşadıkları soru ve sorunlarında yanlarında olur.

Kalıcı hastalıklara yakalananlara manevi telkin ve teselli adına huzuru sağlayan ve düşünceleri düzenleyen ne tür telkinlerde bulunuyorsunuz?

Telkin demek belki çok doğru olmaz ama ben daha çok insanların yaşadıkları duyguları ifade etmelerine, paylaşmalarına ortam ve imkân sağlamayı, en zor ve acılı süreçlerde yanlarında kalıp dayanışma göstermeyi önemsiyorum. Özellikle ağır veya ölümcül hastalıklarda hastaların geçmiş hayatlarına dair olduğu kadar bundan sonrası için de soru ve çaresizlikleri olabiliyor. En önemlisi burada çekilen hastalıkta bir anlam bulmak oluyor. Bizim Türk-Müslüman hastaların burada güçlü bir imanla bu tür “dertlerin” Allah’tan bir imtihan olarak geldiğine dair inançlarını görüyorum. Ancak bu inançla birlikte büyük üzüntü ve çaresizliklerin yaşandığını da görüyorum zaman zaman. Böyle olduğunda hastayla birlikte bu yaşanılanların manevi açıdan anlamına, getirdiği kazanç ve kayıpları üzerinde konuşuyorum, sahte umutlar uyandırmadan, teselli vermeye, yalnız bırakmamaya çalışıyorum. Hastalıkları kalıcı veya ölümcülse bunun kabul edilmesi gerekir, burada da olmayan bir umudu vermek yanlış olur. Çok dikkatli ve hassas bir şekilde hastayla bu durumlarda bundan sonraki hayatı hakkında, daha yapabilecekleri veya artık yapamayacakları, bütün bunların anlamı üzerinde konuşuyoruz. Anlayış, sabır, şefkatle bu tür hastaların çaresizliklerinde yanlarında olmaya çalışıyorum. Bunun için bazen bir ayet, bazen bir hadis, bazen birlikte dökülen gözyaşları bazen de içten bir sarılma imdadıma yetişiyor. Her şey o anki duruma ve kişiye göre şekilleniyor. Manevi açıdan çok manidar, derin, kutsal anlar yaşanabiliyor bazen.

Manevi danışmanlık sürecince empatinin öneminden bahseder misiniz, ne tür bir donanım ya da ihtisas, sertifikasyon isteniyor?

Manevi danışmanlıkta işimiz duygularla olduğu için empati bizim için çok önemli bir araçtır. Bu hizmeti görüşme yani konuşma şeklinde versek de aslında kelimelerden çok duygu alışverişi ön plana çıkıyor. Bu da tabi empati gerektiriyor. Empati sayesinde kişiye karşı büyük bir anlayış gösterebiliyoruz ve duygularını paylaşabiliyoruz. Belirli tekniklerden ziyade manevi danışmanın sahip olması gereken genel bir tutumdan bahsedebiliriz. Bu tutumun içinde duyarlılık, içtenlik, kabul bulunur; “ötekinin yanında olma” ile tarif edebilirim bunu; empati böyle bir tutumla sağlanır. Kişinin gerçekten yanında olunması, sevgi ve saygı gösterilmesi, sıkıntılı konu ve durumlarda bile anlayış gösterilmesi bu tutumun dışa vurumudur.

Ancak empatide dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. O da kendimizi karşımızdakinin acısı içinde kaybetmemektir. Elbette ben de görüşmelerimde duygulanıyorum, etkileniyorum, gözlerim doluyor, birlikte ağladığımız da oluyor, ancak böyle anlarda kendimi kontrol etmem ve duygusal mesafeyi korumam gerekiyor. Manevi danışman kendini kaybetmemeyi, kendini sınırlamayı da bilmesi gerekir. Daha görevinin başında bunları bilirse, kendi görev tanımını, donanımını ona göre ayarlarsa koruması gereken duygusal mesafeyi de bilecektir. Bu kendi ruh sağlığı için önemli bir önlemdir.

Manevi bakım ve danışmanlığın kültürümüzdeki önemi nedir? Tarihsel model ya da örnekler var mı?

Türk-İslam geleneğine baktığımızda bugün ülkemizde oluşturulduğu ya da Batı dünyasında örnekleri bulunduğu şekliyle kurumsallaşmış bir manevi bakım ve danışmanlık hizmetinin olduğunu söyleyemeyiz. Geleneğimiz ve tarihimizde profesyonel ve kurumsal manevi bakım ya da manevi danışmanlar yoktur. Ancak Türk-İslam kültüründeki sosyal ilişkilere ve İslamiyet’in insan ve insan ilişkileri konusundaki açıklama ve tavsiyelere baktığımızda, manevi bakım ve danışmanlığın İslam ruhunda ve Türk geleneğinde fevkalade bir şekilde bulunduğunu görebiliyoruz. Örneğin cenaze törenlerimizi düşünün. Mahallede bir cenaze olduğunda, komşular o aileyi yalnız bırakmaz, götürdükleri yemeklerle, yaptıkları ev işleriyle o ailenin günlük vazifelerini üstlenir ki aile rahatça yasını tutabilsin. Bu büyük bir manevi destektir.

Fakat manevi bakım ve danışmanlık sadece zor zamanlarda değil, sevinçli zamanlarda da devreye girer. Böyle olaylarda da bizim geleneğimizde manevi bir dokunuş önemsenir. Çocuklar doğduğunda, bir ev alındığında, bir düğün yapıldığında okunan Kur’ân’ın, ilahilerin, mevlitlerin hepsinin bir manevi bakım karakteri vardır. İnsanımız üzüntülü olduğu kadar sevinçli anlarını da maneviyatıyla kutlar. Elbette inancımızın da burada büyük bir etkisi vardır. Mümin, Mümin’in kardeşidir inancı başta olmak üzere ve bu inançtan doğan birçok uygulama (örneğin hasta ziyaretinin adeta dini bir vazife olarak görülmesi) hepsi manevi bakım kapsamında değerlendirilebilir.

Manevi bakım ve danışmanlık ile ilgili şu an ülkemizde nasıl bir yapılandırma var ve bu hizmetten vatandaşlarımız nasıl yararlanabilir?

Manevi danışmanlığın ülkemizde resmi yürütücüsü konumunda Diyanet İşleri Başkanlığı bulunur. Farklı bakanlıklarla imzaladığı protokollerle bugün Diyanet İşleri Başkanlığı hastanelerde, öğrenci yurtlarında, cezaevlerinde, huzurevlerinde manevi bakım ve danışmanlık kapsamında görülebilecek hizmetler vermektedir. Bu manevi danışmanların eğitimi de üniversitelerimizde açılan yüksek lisans programlarıyla başlatılarak yine Başkanlık bünyesinde tamamlanmaktadır.

Bahsettiğim bu kurumlarda manevi danışmanlar duyuru, ilan, broşür, tanıtım toplantıları gibi etkinlerle topluca ve bizzat ziyaretler yaparak kendilerini ve hizmetlerini tanıtırlar. Tamamen ücretsiz olan bir hizmet, bir teklif şeklinde insanlara sunulur; kimse manevi danışmanlık görüşmesi için zorlanmaz. Burada kesinlikle bir dayatma söz konusu değildir.

Bazen manevi danışmanlık sadece dini içerikli bir hizmet olarak da algılanıp geri çevrilebiliyor. Fakat manevi danışmanlık insanlara dini öğretmek ya da vaaz etmek için bir araç değildir. Manevi danışmanlar, danışmanlık süreçlerinde ancak muhataplarının talebi üzerine dini konulara değinirler.

Manevi bakım ve desteğin hastane, cezaevi, şehit gazi yakınları ve afetzedelere yönelik yaygınlığı biliniyor. Bu da konuya başka boyutlar kazandırıyor. Değerlendirir misiniz?

Bunlar insanların hayatlarına dair sorgulamalara düştükleri zaman veya mekânlardır. “Neden” ve “anlam” soruları ile dışa vurulan varoluşsal krizler hastalık, tutukluluk, afet ve beraberinde gelen ölüm ve yas süreçlerinde sıkça görülür. Burası da manevi bakım ve danışmanlığın tam kalbidir. Yaşanılan olayın anlamlandırılması insanlara o olayla başa çıkma gücünü verir. Çünkü insan ancak anlamlandırabildiği şeyleri kabul edebiliyor. Yaşanılan bu tür olayların kabul edilmesi de son derece zor oluyor. Manevi danışman da işte bu anlam arayışında insanlara destek oluyor. Onlara bir anlam sunamaz, “neden” sorusuna bir cevap veremez, ancak bu soru etrafındaki duygulara, çaresizliklere eşlik edebilir. Çünkü bu sorular zaten hissedilen o büyük çaresizlikler nedeniyle sorulur genelde.

Manevi danışmanlığın psikolojiyle ilişkisi nedir, psikolojik danışmanlıkla farkı nedir?

Manevi danışmanlık öncelikle kesinlikle bir terapi veya tedavi değildir. Manevi danışmanlar bir teşhis koyup bir terapi veya tedavi uygulamazlar. Bu kesinlikle karıştırılmamalıdır. Danışmanlık konusunda birbirine yaklaşırlar, çünkü manevi danışmanlar eğitimlerinde danışmanlık becerileri de edinirler. Fakat manevi danışmanlar psikologluk iddiasında bulunmazlar.

Buradaki fark, manevi danışmanın, danışmanlık sürecinde dini/manevi motif, sembol, şahsiyet ve kıssalardan faydalanmasıdır. Psikolojik danışmanlıklarda danışanın dini/manevi inancına genellikle yer verilmez, terapi sürecine dahil edilmez. Ayrıca manevi danışmanın dini bir eğitim almış olması söz konusudur, bu da ona hizmetine dini/manevi ritüelleri dâhil etme, olduğunda dini soruları cevaplama yeterliğini kazandırır.

Manevi danışmanlıkta, görüşme teknikleri gibi bazı teknikler psikolojiden ödünç alınır; fakat örneğin psikolojik rahatsızlıklar veya sorunlar söz konusu olduğunda, ilgili kişiler psikolog veya psikiyatrlara yönlendirilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.