Kum Tanelerini Sanata Dönüştüren Mahir Eller / Kum Sanatçısı Ramazan Yumrutepe

Kendinizden bahsedebilir misiniz?

1982 Adıyaman-Çelikhan doğumluyum. Lise öğrenimim bittikten sonra Gazi Üniversitesi Resim İş Öğretmenliği Anabilim Dalı Başkanlığında Resim İş Bölümü mezunuyum. Mastırımı tamamladım. Tez konum, kum sanatıyla ilgiliydi.

Yaklaşık 20 yıldır resim yapıyorum. Üçboyutlu, heykel, seramik, yağlıboya, karakalem gibi çeşitli teknikler denedim. Ama kumla tanıştıktan sonra ciddi anlamda kuma yöneldim.

Kum sanatı bize ait bir sanat. Osmanlı İmparatorluğu döneminde divanda, divanın belli bir kısmında savaş haritası olarak kullanmak üzere özel bir kum tezgâhı hazırlanmış. Düşmanın eline geçme olasılığı olmadığı için, savaş yollarının, ipek yollarının, kervan yollarının kumla hemen çizilip silinebilmesi açısından etkili bir teknik.

Bu teknik biliniyormuş. Fakat onlar tepeden ışıklandırmışlar, biz ışığı altına koyduk tabii ki. Yani dediğim gibi, figüratif-resimsel olarak değil; ama kumla, sonuçta kullanılan malzeme açısından böyle bir şeyin yapılması çok ilginç.

Gerçekten çok önemli bir bilgi benim için. Yani ecdadın bunu kullanması ve bizim bunu bu şekilde böyle devam ettirmemiz bize bahşedilen büyük bir lütuf diye düşünüyorum.

Nasıl başladınız kum sanatına?

3 dakikalık bir video izlemiştim kum sanatıyla ilgili. “Ben de yapabilir miyim?” sorusunu sordum kendime o gün. Sanatçıyla iletişim kuramadık; o kum ne kumu, masa nasıl bir masa, ne kullanılıyor diye. Daha doğrusu, kum olduğunu da bilmiyordum ben. Tamamen deneme yanılma yöntemiyle çıktı hepsi.

Sonra deneye deneye, deneme yanılma yöntemiyle, yaklaşık 1,5 yıl üzerinde çalışarak, özel masamı yaptırarak, hiçbir eğitimini ve öğrenimini görmeden, kendi başıma çalışarak bu hâle getirmeye çalıştım. Tabii ki çok eksiklerimiz var, hâlâ da çalışıyoruz. İnşallah güzel yerlere gelir diye düşünüyorum.

Severek, özveriyle çalıştığınız anlaşılıyor.

Gerçekten çok çalıştık, çok emek verdik. Gerçekten kolay bir şey değil. Yani elinizdeki herhangi bir kalem ya da fırça değil; tamamen parmaklarınızla ya da ellerinizi kullanarak yapıyorsunuz, kontrolü gerçekten çok zor ve asla hata kabul etmeyen bir sanat, çünkü geri dönüşü yok, yani yaptığınız bir şeye bir daha müdahale edemiyorsunuz. Bu, esasen canlı performans, gösteri sanatı olduğu için, belli bir kitle karşısında gösteri yapıyorsunuz, gösteri yaklaşık 10-12 dakikayı geçmiyor. Çünkü 7 dakikadan az tutmamanız gerekiyor. Bunları tecrübe edine edine kazandım. Yani 11 dakika, 12 dakika, çok tadında olmalı.

Bu sanatı icra ederken, hazırlık sürecinde, hem materyal, hem de ruhi anlamda nasıl bir hazırlık süreci içinde oluyorsunuz?

Bu işin bir stüdyo tarafı var, bir de canlı performans kısmı var. Her ikisine de ayrı ayrı hazırlanıyorum.

Canlı performanslarda, öncelikle bir konu belirliyorum, o konunun hikâyesini yazıyorum, senaryosunu. Sonra story board’unu hazırlıyorum, tek tek karelerde elde çiziyorum. Sonra kum masasının, tezgâhın başına geçip hepsini bir bir çalışıyorum, o şekilde bir koreografi oluşturuyorum. Ve tabii ki olmazsa olmazlardan müzik çok önemli kum sanatında, çok önemli bir yere sahip; her kareye uygun müzikler yapıyoruz. O şekilde canlı performanslara çıkıyorum.

Çalışmalarınızda nasıl bir kum kullanıyorsunuz?

Özel bir kum kullanıyorum. Doğada ham olarak bulunan kumların içerisinde çok yabancı maddeler var. Ben günde yaklaşık 6-7 saat çalışıyorum, sürekli kum tanecikleriyle haşır neşir oluyorum ve onu soluyorum. Herhangi bir kum kullandığınızda çok ciddi mesleki hastalıklara yol açabilir. Çünkü o içerisinde bulunan toz zerreciklerini yutuyorsunuz, soluyorsunuz. O bakımdan, kullandığım kumlar, bunlardan arındırılmış, temizlenmiş, çeşitli kimyasal maddelerle izole edilmiş, elenmiş, yıkanmış kumlar. Kullandığım kumlar sağlık açısından problem oluşturmuyor.

Kumla resim yapmak sizin kendi dünyanızda nasıl bir duygu derinliği meydana getiriyor veya bu çalışmaları yaparken neler hissediyorsunuz?

Sadece kum sanatında değil de sanatın her dalında heves ve heyecan çok önemli. Yani yetenekten ziyade hevesiniz ve heyecanınız olduğu zaman çok daha güzel işler başarabiliyorsunuz. Ben o yüzden bu sanatta da her defasında heyecanlanıyorum. Çünkü kumun ışıkta tek hareketiyle temel sanatın 18 ilkesini barındıran bir sanat aslında. Bu çok ilginçtir. Tezimde de ben bunları tek tek ispatladım. Renk olsun, ahenk olsun, ritim olsun, denge olsun, ton olsun, vurgu olsun, sadece saniyelik hareketlerle kum sanatında yakalayabiliyorsunuz. Beni aslında en çok heyecanlandıran şey bu olmuştu. O açıdan, mesela karakalemde haftalarca uğraştığım bir çalışmayı ben 15 saniyede yapabiliyorum kum sanatında. Bu beni çok derinden etkilemiştir her defasında.

Herhangi bir hikâyeyi oluştururken, onların müzik eşliğinde hazırlanması ve belli bir kitleye sunulması, kitlenin bundan etkilenmesi, size geri dönüşlerin yapılması, inanın, bizi ayakta tutan şey bunlar.

Sağ olsunlar eserlerimizi görüp, izleyip bize çok güzel bir şekilde geri dönüşler oluyor. Zaten çok yorucu ve zahmetli bir iş olduğu için, bu tarz dönüşler bizim tekrar işi yapmamıza yönlenmemize vesile oluyor. Yoksa bir noktada tıkanabiliyorsunuz, yorulabiliyorsunuz, bitebiliyorsunuz, artık üretememe gibi bir hisse kapılabiliyorsunuz.

Dünya genelinde kumun görsel anlamda sanata dönüşmesi hangi yıllara uzanıyor?

Tez araştırmama girdikten sonra ben bu sizin sormuş olduğunuz şeyi ciddi anlamda araştırmaya başladım. Ancak Osmanlı Devleti’nin divan yönetimlerine kadar gidebildim. Bunun öncesi yok. Yani başlangıç noktası orası. Divanda bunun savaş haritası olarak kullanılması.

Bu şekilde, ışığın masanın altına konulup, figüratif, yani resimsel, canlı performans, gösteri sanatı olarak kullanılmasının da yaklaşık bundan 18 yıl öncesi var. Yani 18 yıldan öncesi yok, 18 yıla kadar uzanıyor geçmişi, çok yeni bir sanat. Benim başlama tarihim 2009’un sonlarıydı.

Dünya çapında çok ünlü kum sanatçıları var mı?

Benim ciddi anlamda takip ettiğim dünyada 28 sanatçı var. Ben 28 sanatçıyı tanıyorum. Belki daha fazla da vardır. Türkiye’de de biz bu sanatı getirdikten sonra, bizden sonra da yapmak isteyenler oldu, hâlâ yapmak isteyenler var, inanılmaz bir talep var. Ama dünyada da çok ciddi çalışmalar yapılıyor.

Yorum bırakın