Ana sayfa - Son Sayı - Krizle Baş Etme Stratejileri / Uzm. Psk. Kerem Gümüş

Krizle Baş Etme Stratejileri / Uzm. Psk. Kerem Gümüş

Kısaca krizi tanımlar mısınız?
Kriz, kişilerin veya işletmenin mevcut konumunu, geleceğini etkileyen ve aynı zamanda örgüt ve kişilerin önleme/uyum/tedbir sistemlerinin yetersiz kalmasına yol açan gerilim durumudur. Kriz bir tehdittir ve acil tepki verilmesini gerektirir. Bazen beklenmedik (doğal afetler gibi) bazen de önceden sinyal verdiği halde (ekonomik kriz gibi) belirtilerinin çeşitli nedenlerden dolayı geç ve yanlış anlaşıldığı bir durumdur. Krize ulusal ve uluslararası politikalar sebep olabileceği gibi kurumsal anlamda şirketlerin yaşadığı kısa ve uzun süreli farklı boyutlar da krizlerde söz konusu olabilir.
Krizlerin en belirgin özelliği, gerekli önlemler alınsa bile çok ciddi tehlikelere yol açabilecek bir durum olmasıdır. Bu yüzden kriz, krizdir deriz. Küçük ya da büyük diye ayırt etmeksizin üstüne düşmek gerekir. Çünkü küçük problemler büyük krizlere, hatta içinden çıkılamaz durumlara dönüşebilmektedir.
Krizin özellikleri nelerdir?
Kriz, her örgütün ya da kişinin yaşamında en az bir kere karşılaşabileceği bir durumdur. Çünkü kriz durumu önceden tahmin edilemez; tahmin edilemez olması krizin en büyük özelliğidir. Bu da örgütün veya kişinin krizi tahmin etme ve krizi önleme mekanizmalarında yetersizlik ortaya çıkarır. Beklenmedik bir anda geldiğinden üstesinden gelmek için atılması gereken adımların kararlaştırılması için yeterli bilgi ve zaman bulunmaz. Ve bunun yanında acil müdahale gerektirmektedir. Kişide, karar alıcılarda, liderlerde ciddi bir gerilim uyandırır. Aslında bu da yönetimler/kişiler hakkında bilgi verir. Krizin olmadığı durumlarda yönetim net değildir. Özellikle bu pandemi krizinde yönetimlerin, şirketlerin veya kişilerin ne kadar güvenilir/ne kadar güvenilmez olduğunu görmüş olduk. Maddi anlamda hazır olmayanlar, maddi anlamda hazır olmasına rağmen işçilerine destek vermeyenler ya da aile ve şirketler olarak birlik – beraberlik kavramlarına uygun hareket edenler süreç hakkında bilgi verdi bize. Kriz ortamında insanların çoğu algısı değiştiği gibi “Yakın çevre ve dost” algısı da değişti. Kötü gün dostları, akrabaları kimmiş öğrenmiş oldular.
Kriz anlık bir durum mudur? Temelde neleri etkiler, insandaki etki alanı ya da sahası nedir?
Kriz, çoğu zaman anlık gerçekleşir. Burada bireysel krizler, beklenmedik krizler, doğal krizler olarak sınıflandıralım. Doğal krizleri doğal afetler olarak adlandırabiliriz. Deprem, sel ya da yangın örneği uygundur. Beklenmedik krizler, ekonomik krizler, pandemi, terör saldırıları, duygusal, fiziksel veya cinsel istismarlar, savaşlar, yakının kaybı gibi travma uyandırabilecek krizlerdir. Bireysel krizleri de aile içi anlaşmazlıklar, boşanma, okul veya iş yaşamındaki başarısızlıklar, sosyal statünün kaybolmaması için kendinden ödün verme, ruhsal problemlerin ortaya çıkışı (öfke, ağlama, yalnızlık krizleri) ya da beklenmedik fiziksel hastalıklar (kanser, tümör) gibi sıralayabiliriz. Krizler en çok kişiyi etkiler, akabinde çevresini etkiler. Kişi bu tarz durumlarda psikolojik rahatsızlıklarla; örneğin depresyon, panik atak, travma sonrası stres bozuklukları, uykusuzluk ve yeme problemleri, obsesif kompülsif takıntılara kapılacağı gibi çaresiz, yalnızlık, gerginlik gibi içinden çıkamayacağı duygu/düşüncelere de hapsolabilir.
Kriz ne tür bir öğrenmedir? İnsanı nasıl etkiler? Kriz insanı geliştirir mi?
Kriz, insanlara en çok haddini yani sınırlarını öğretir. Bu da kişinin olgunluk sürecine ve gelişim sürecine en büyük katkıdır. Kişi, sınırlarını ve yeteneklerini ne kadar iyi tanır ve bilirse o kadar çok gelişim gösterir. Öbür türlü insanoğlu her şeyi yapabileceğini zanneder. Yine güncel bir örnek; pandemi. Pandemide çoğu insan “elinde olmayan sebeplerin varlığını” kabul etti ve her şeye çözüm bulamayacağını fark etti. İnsanın varlığı kuş gibidir. Kanatlarını doğru çırpabilmesine fark ettiklerinden çok fark edemedikleri eşlik eder. Pandemide insanlar yetersizlikleriyle ve güçsüzlükleriyle yüzleşti. Bizleri kuş gibi sağlıklı şekilde uçuran yeterliliklerimiz, yeteneklerimiz, başarılarımız, güçlü yanlarımız değil; onlara eşlik eden yetersizliklerimiz, sınırlarımız ve başarısızlıklarımız. Bu bağlamda her şeyi planlasak bile planlayamayacağımız senaryoların olduğunu fark etmek önemli.
Krizin insanı etkileyen evreleri var mı?
Krizle karşılaşan birey, artan gerginliğe karşı duygusal dengesini yeniden kurmak için alışageldiği problem çözme tekniklerini kullanır. Alışılagelen yöntemlerin başarısız olduğu, tehdidin sürdüğünü görünce kendince başka yöntemler dener. Yine çözemeyeceğini anlayınca birtakım duygusal tepkiler verilir. Ya tamamen yıkılır ya da tamamen kendi kabuğuna çekilir. Biz buna şok evresi diyoruz. Hani filmlerde görmüşsünüzdür. Yakınını kaybettiğinde kişi tepkisiz bir şekilde donakalır. Krizin de ilk evresi budur. İkinci evresi inkâr evresidir. Bunu şirketlerde de çok görürüz. Mesela pandemi sürecinde insanlar en başta: “Bana bir şey olmaz.” deyip hayatlarına devam etmeye çalıştılar. Ya da bazı şirketler böbürlenerek, kriz bizleri etkilemez, gibi tutumda ilerlediler. Daha sonraki evre öfke evresi. Burada kişi veya şirketler kendilerini veya başkalarını aşırı derecede ve mantık çerçevesinin dışında suçlarlar. “Devlet yetersiz, kendine dikkat etmiyorsun, ne yaparsak yapalım düzelmez bu insanlar, cahillik böyle bir şey işte…” gibi bir dünya eleştiri. İyi yapılan şeyleri bile beğenmeme ya da takdir etmeme yine bu evrede değerlendirilir. Çünkü derin bir korku vardır; öfkeye vesile olur. Sonra kişi pazarlık evresine geçer ve şu düşüncelere kapılır: “Acaba iyi bir insan olsam virüs bulaşmaz mı bana, iyiliklerimi arttırayım ki kriz vurmasın, bol bol hayır işleyelim…” İyi insan ol, hayırlarını yap evet ama bunlar senin manevi tedbirindir. Fiziksel tedbirlerine yine dikkat etmelisin. Etmediğin sürece istediğin kadar iyi insan ol, faydası olmayacaktır. Daha sonra depresyon ve kaygı sürecine girip artık bir şey olmayacak diye düşünürken kişi ya tamamen uğraşmayı bırakır ya da kendi gücünün yetersiz olduğunu kabullenir. Kendi gücünün yetersiz olduğunu kabullenmek, sağlıklı bir seçimdir. Kabullenildiği an daha sağlıklı çözümler üretecektir.
Yaşam-kriz birlikteliği kaçınılmaz mıdır? Krizle baş etme stratejilerinde neler var?
Kriz, kaçınılmaz bir gerçektir. Önemli olan krizle başa çıkabilme becerilerini kuvvetlendirmektir. Kriz yönetiminde etkili metot, krizden kaçmak ya da krizi çözmek değil, krizi daha doğmadan önlemek veya krizi kişi / örgüt açısından başarıya dönüştürmektir. Buradaki çözüm adımı, krizi kabul etmek krizin ne olduğu bilmektir. Krizin ne olduğunu bilmek / tahmin etmek krizin patlak verdiği anlarda, sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek adına çözümde önemli rol oynayacaktır. Sağlıklı bir değerlendirme, ileride çıkabilecek kişisel sorunları da önleyecektir. Kriz çıkınca sorumlunun kim olduğunu aramak yanlış bir tutumdur; nasıl olduğunu araştırmak temel etkeni bulmaya yardımcı olduğu oranda yarar sağlayacaktır. Baş etme stratejilerinde doğru soruları sorunca yol haritası çıkmış olur. Durum ne kadar kötü ve olabilecek en kötü şey nedir gibi sorular krizi masaya yatırır. En kötüsüne kişiyi hazırlar. Krizden en çok kim etkilenir, en çok duygusal yıkımı kim yaşar, en iyi seçenekler neler gibi sorular da zayıf noktaları ve çözüm alternatiflerini masaya yatırmayı ortaya çıkaracaktır.
Kriz terapisinde neler öngörülür?
İnsanların her türlü yaşadığı kriz, eğer 4 haftadan fazla sürdüyse ve içinden çıkılamayacak bir hale geldiyse; deriz ki alanında uzman kişilerden psikolojik destek alınız. İlk görüşmede detaylı bir anamnez alınır. Anamnezde kişinin yaşadığı krize göre tedavi yöntemi ve süreci şekillenir. Eğer krize özgün semptomlar gösteriyorsa (örneğin pandemiden önce panik atak yoktu ama pandemiden sonra panik atak başladı) 4 ile 8 haftada sonuç verir. Ama öncesinde bir durum var ve kriz de bunu tetiklediyse (pandemiden önce de takıntılar vardı pandemide daha da arttı) süreç biraz daha uzayabilir. Altını çiziyorum; alanında uzman ve şikâyet ettiğiniz konuda yetkin bir kişi; sizin kısa sürede en sağlıklı çözüme kavuşmanıza yardımcı olacaktır.
Son olarak tavsiyeleriniz nelerdir?
Krizle sağlıklı başa çıkabilmenin en etkin yolu kriz gelmeden krize hazırlıktır. Bunun için kişinin kendini sağlıklı bir düzene sokması gerekir. Sağlıklı düzenin ilk adımı temel düzendir. Temel düzenden kastım uyku düzeni ve yeme düzeni. Sağlıklı beslenmeye dikkat etmek önemli. İkincisi kendi güçlü yanlarını ve güçsüz yanlarını yani “kendini tanıma” durumunu kriz gelmeden halletmesi gerekir. Hangi konularda güçlüyüm, hangi konularda güçsüzüm; hangi durumları çözebilirim, hangi durumları çözemem? Bu soruların cevabı önemli.
Kriz anlarında, sözcüklerin hareketlerden daha çarpıcı olabileceği hatırda tutulmalıdır. Halk tabiriyle “felaket tellallığı” yerine yapıcı ve çözüm odaklı düşünce biçimleri/sözcükler kullanılmalıdır. Bu konuda yetersizse yeterli kişiye sürecin yönetilmesi için yetki verilmelidir. Mesela pandemi sürecinde ailelerle görüştüğümde “ailede kim daha az panikse haberleri ve gelişmeleri o takip etsin” gibi ödevleri çok verdim. İlişkilerde çiftlerin birbirinden veya çocukların ailelerinden korkmadan paylaşım yapabilmeleri, empatik dil kullanımı ilişkideki krizler açısından önemli. Yine en önemli unsurlardan biri de sabretmek! Her türlü kişisel veya örgütsel süreçte krizden önceki düzen süreç gerektirir. Süreçte en çok lazım olan şey de sabırdır. Sabrederek, acele etmeden süreci yönetmek gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.