Ana sayfa - Manşet - Korona İle Sınavdayız

Korona İle Sınavdayız

İnkübasyon ve Bulaşıcılık, Belirtiler
Yeni Koronavirüsün, diğer Koronavirüsler gibi solunum salgıları ile bulaştığı düşünülmektedir. Hasta kişilerden öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virüs içeren solunum salgısı damlacıkları, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olur. Hastalığın bu şekilde insandan insana bulaşması için yakın temas (1 metreden yakın) gereklidir. (https://hsgm.saglik.gov.tr)
1-3. günde soğuk algınlığı ve gribe benzer belirtiler, hafif ateş ve boğaz ağrısı, bağışıklık zayıfsa mide bulantısı ve ishal, 4. gün boğaz ağrısı şiddetlenir, ses boğuklanır, yeme ve içmede zorluk yaşanabilir. Yine 4. gün hafif baş ağrısı ile birlikte ishal başlar. 5. gün boğaz ağrısı çok şiddetlenir, yeme ve içme oldukça ağrılı bir hale gelir. Vücudu ve uzuvları hareket ettirmek sancılı olur, eklem ağrıları görülür. 6. gün kuru öksürük başlar. Konuşurken yutkunurken boğaz ağrısı şiddetlenir. Şiddetli bitkinlik ve mide bulantısı başlar. Zaman zaman nefes almada zorluk yaşanır. İshal ve kusma şiddetlenir. 7. gün ateş 38 dereceye yükselir. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli hale gelir. 8. gün soluk alıp vermek çok güç bir hale gelir. 8. gün çok ağır olarak hissedilir.
Koronavirüsün yüzeylerde kalıcılığı, alüminyumda 2-8 saat, ameliyat eldiveninde 8 saat, çelikte 48 saat, kâğıtta 4-5 gün, ahşapta 4 gün, plastikte 5 gün olarak tespit edildi.
Virüsün yayılmasını engelleyen faktörler Etkin izolasyon, Erken tanı (Singapur) ve Test (Güney Kore’de yaygın tanı testi). Güney Kore’de karantinaya uymayanlara para ve hapis cezası veriliyor.
Tüm dünyayı kasıp kavuran KOVİD-19 alınan tedbirlere ve verilen mücadeleye, insanların tedbirlere uyum sürecine göre etkisini sürdürüyor. Aşı çalışmaları devam ederken, bazı ilaçlarda başarılı sonuçlar alındığı söylenebilir. Ülkemiz için ümit dolu cephe, resmi açıklamalara göre bizde de iyileşen vakaların çok oluşu. Tedavi sürecini 11 günden 4 güne indiren ilacın Türkiye’ye gelmiş olması da çok önemli. Çünkü ilaç Çin’de ve Japonya’da kullanıldı ve iyi sonuçlar verdi. Kullanılan ilacın Favipiravir olduğunu Bilim Kurulu açıkladı zaten. Bilim Kurulu ayrıca Koronavirüsün bariz belirtilerinden birinin yüksek ateş olduğunu ancak bu durumun bazen önce bazen de sonra çıktığını ayrıca boğaz ağrısı, geniz akıntısı ve kuru öksürük şeklindeki bulguların daha çok ön planda olduğunu söyledi. Karın ağrısı ishal gibi şikâyetlerin ise daha geç ve az sayıda görüldüğü belirtildi. Hastalığın yeni oluşu, ulaşılan bilgileri tecrübi ve anlamlı kılıyor. Boğaz ağrısı ve kötü öksürük, yurt dışı temas öncelikli teşhis kriterler… Yurt dışı temaslının temaslısı olmak da gözden kaçırılmaması gereken bir durum… Teşhis durumunda ilerleyen vakalarda solunum cihazları ve yoğun bakım destek sayılarının yeterli oluşu bir nebze rahatlatıcı…
Bağışıklığı korumak sürekli dikkat edilmesi gereken bir sağlık hassasiyeti olmak zorunda. KOVİD-19 için, bağışıklık düşen durumlarda tekrarlama riski söz konusu… Akciğer hastalığı, KOAH, astım, hipertansiyon, diyabet gibi vücut direncini düşürecek hastalığa sahip insanlarda virüse daha çok rastlanıyor.
Koronavirüs Bulaşma Yollarından Korunabilmek İçin Aşağıdaki Tedbirler Önerilmektedir:
Ellerinizi sık sık, 20 saniye süreyle su ve sabunla yıkayın. Küçük çocukların da aynı şekilde ellerini yıkamasını sağlayın. Su ve sabun bulunamıyorsa alkol bazlı bir el dezenfektanı kullanın. Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kâğıt mendille kapatın, ardından mendili mutlaka çöpe atın. Kirli ellerle ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dokunmayın. Koronavirüs belirtileri olan ya da teşhisi konmuş hastalarla aynı kaptan yemek yemek, aynı bardağı paylaşmak veya öpüşmek gibi kişisel temastan kaçının. Kapı kolları ve oyuncak gibi sık dokunulan yüzeyleri temizleyin ve bunları dezenfekte edin.
Salgını Durdurmaya Yönelik Bazı Kamusal Tedbirler
Türkiye’de DİB tarafından, “Salgın hastalık riski varsa ceset torbasıyla defin caizdir.” fetvası verildi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, yeni tip Koronavirüs (KOVİD-19) salgınına karşı fedakârca savaş veren sağlık çalışanlarının, İstanbul’da Marmaray, Ankara’da Başkentray ve İzmir’de İzban’dan ücretsiz faydalanacağını bildirdi.
Anadolu kentleri dahil kamuya açık alanlar dezenfekte edildi. Tüm okullar tatil edildi ve eğitime TV, internet üzerinden devam edildi. Yerli solunum cihazlarına toplumun farklı katmanlarınca sayısal destek sağlandı. Karantina kaçaklarına cezalar verildi. 65 yaş üstü için sokağa çıkma yasağı ilan edildi. AVM’ler 1 ay süreyle kapatıldı.
Dr. Recep Öztürk, Bilim Kurulunda alınan tedbirleri açıkladı:
“Üniversiteler dâhil okulların tatil edilmesi, kapalı mekânlara toplanmayı önleyici tedbirlerin alınması, 65 yaş ve üstünde olanlarla kronik hastalığı olanların sokağa çıkışının yasaklanması, acil olmayan hastaların sağlık kuruluşlarına başvurmamasının istenmesi.”
Alınan tedbirlere vatandaşların özenle uyması gerektiğinin altını çizen Öztürk, şöyle devam etti: “Belirlenen 14 önleyici tedbire, özellikle el yıkama ve solunum hijyenine uymak, yakın temaslardan kaçınmak, evde kalmak en önemli hususlardır.”
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise riskin somut, tedbirlerin ise basit olduğunu vurguladı, Koronavirüsün alınacak tedbirlerden daha güçlü olmadığını dile getirdi.
Tüm bu çabalara rağmen bazı aymazlıklar da yok değil… Bazı sanatçılar Korona sahtekârlarına reklam yoluyla bilmeden destek oldular. Bazı insanlar ise hangi yaş grubunda olursa olsun toplumu ilgilendiren konularda kurallara uymama eğiliminde. Bu anlamda toplumla temas halinde olunan durumlarda genel hijyen kurallarına uymayan sıra dışı insanlar da var.
Koronayı Yeryüzünde Bir Değişim Unsuru Olarak Değerlendiren Akademisyenlerin Görüşleri
“Mitolojiye, doğmalara ve metafizikî öğretilere nesnel akılla karşı koyan aydınlanmacı zihniyet, her şeyi kapsayan bilginin sahibi olduğunu varsayarak dünyayı dizayn etti. Koronavirüsün tesiri ile oluşan toplumsal psikoloji, bu kusursuz olma iddiasındaki paradigmanın eksik kalan tarafını gün yüzüne çıkardı. Modern tıp bugün, insana sağlık sunmayı aşan çok daha büyük bir imkâna dönüştü. İnsanı tanrılaştırdı. Ve modern insan şu an sahip olduğu en büyük iddiası ile imtihan ediliyor.”
Bilgi insana büyük bir güç verdi kuşkusuz ama onun elinden çok değerli bir hazineyi de aldı, hikmeti yok etti. İnsan tabiatı gereği olayların arkasındaki nedenleri hep merak eder ve bunu bilmek için de çok büyük bir çaba gösterir. Bildiği gerçeğin nihai bir hakikat olduğunu kendi kendisine telkin ettiği andan itibaren işler karıştı. Tıp bilimi sağlık sunan bir sanat olmaktan çıkıp insanı kontrol eden bir yetkinliğe dönüştü. Maddi verimlilikler sağlayan bir uğraş olmaktan dolayı da çok rağbet gördü.
Tababet aynı zamanda bir el işidir. Hatta denilebilir ki tababetin bilgi olan yönü en zayıf olan halkasıdır. Ama bugün en güçlü olan tarafı budur. Bugün karşı karşıya kaldığımız salgın, tıp biliminde yeni bir paradigmayı doğuracaktır ve bu da bana göre nasıl ki daha önce astronomi alanındaki çalışmalar tarihi değiştirdiyse bu da yeniden tarihi değiştirecektir. Mitoloji, değerler, inançlar ve dahi metafizik-kozmik sarsıntılar tekrar hayatımıza dâhil olacaklar. Çünkü biz, her gün bizimle birlikte olan ölümü hayatımızın dışına itmiştik. Hayatın merkezine ölüm gelip oturacak. İstesek de istemesek de. Fani olduğumuzu unutmak istediğimiz çok açık ve bu konudaki çabalarımız aslında sanal olarak sonuç da vermeye başlamıştı.
Oysa insanoğlu tarihin hiçbir döneminde ölümü bu kadar kendisinden uzaklaştırmamıştı ve bugün tüm dünyayı kuşatan bu salgın, sanıyorum insanların hayatına ölümü ve ölüm korkusunu bir kez daha getirip yerleştirdi. Ölüm korkusunun olduğu bir dünyaya yeniden merhaba diyebilmek fena bir durum değil sanırım. Bir musibet yüzbinlerce yıldır devam eden ilahi buyruklardan ve nasihatlerden daha etkili olacak gibi görünüyor.” Yazının devamında İslam’ın insanlığın tek sığınağı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mazhar Bağlı yazdığı makalede “İnsanoğlu kendi eliyle içine düşmüş olduğu bu “kör kuyudan” artık aydınlanma felsefesinin iddia ettiği gibi sadece aklını kullanarak kurtulamayacaktı zaten. Bu kez hem vicdana hem de imana ihtiyaç olduğu çok aşikâr. Belki fazla iddialı bir tez olarak görülebilir ama şu an karşılaştığımız durum, Batı bilgisinin ve felsefesinin insanlığa ortak bir gelecek ve vizyon sunma kapasitesinden artık tamamen uzaklaşmış olduğudur. Sağlık imkânları konusundaki bencillikler, ekonomik değerlerin insan yaşamının üstünde görülmesi ve uluslararası dayanışmaların sadece birer maske olduğunun görülmesi bu tezi ne yazık ki doğrulamaktadır. Dünyaya nizam veren ülkenin başkanı neredeyse sadece kendi vatandaşlarını iyileştiren bir ilaç bulmak için çırpınıyor.
Eğer insanlık ve dünyamız için yeni bir gelecek kurma çabamız olacaksa ki bu muhakkak olmalıdır, bu konuda en evrensel değerler içeren çağrı İslam’dır, vahiydir. Vicdan ve imanı sosyolojiye aktaran bu ilahi mesaj, insanlığın tek sığınağıdır. Biliyorum İslam coğrafyasının bugün içinde bulunduğu durum bu tezi doğrulamaktan bir hayli uzaktır ama bizim aradığımız tarihi bir referans değil, evrensel değerler manzumesidir. Kısaca, mitolojiye, doğmalara ve metafizikî öğretilerin anlama tarzına nesnel akılla karşı koyan günümüzün aydınlanmacı zihniyeti, her şeyi kapsayan bir bilgi sahibi olduğunu varsayarak dünyayı dizayn etti. Koronavirüsün tesiri ile oluşan toplumsal psikoloji, bu kusursuz olma iddiasında olan paradigmanın eksik kalan tarafını zorunlu olarak gün yüzüne çıkardı.” düşüncelerine yer veriyor. (Prof. Dr. Mazhar Bağlı/Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü)
Komplo Teorileri ve İleriye Yönelik Projeksiyonlar
Virüsün ortaya çıkmasıyla birlikte komplo teorileri ayyuka çıkarken sonuç itibarıyla en çok söz konusu edilen, işin reel boyutuna dair yaklaşımlar hepsinden daha önemli. Bu çerçevede hastalığın yayılmasından sonra hangi ülkelerin nasıl önlemler aldığı ya da alamadığı, alınan önlemlerin ülkelerin ekonomisine etkileri, özel ilaç şirketlerinin aşı geliştirme çalışmaları ve benzeri felaketler karşısında nasıl bir yol izlemesi gerektiği şeklinde çok boyutlu tartışmalar…
İleriye yönelik projeksiyonlar ise daha çok şu merkezde:
“Artık insanlar ofislerde değil, evlerinde çalışacak; dijital şirketlerin yıldızı iyice parlayacaktır. Bu vesileyle, kripto para parlayacaktır. Zira virüs daha çok kâğıt paradan yayılıyor. Kripto para, bir cihetten bankaları by-pass ederek, ekonomik faaliyetleri hızlandıracaktır. Globalleşme, klasik bankacılıktan rahatsızdır. Bu çerçevede Koronavirüs furyası, bazılarınca yeni bir dünya düzeninin provası olarak görülüyor. İster komplo olsun, isterse bazı global güçler vaziyetten vazife çıkarmış olsun, bu hastalığın dünya düzenini esaslı şekilde değiştireceğine şüphe yoktur.” (Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci)
Çin Oyunu mu?
“Koronavirüs çok can almadı ama kitle muhabere vasıtaları sebebiyle yaygarası fazla oldu. Zaten maksat bu değil midir? Bazıları, Koronavirüs gibi hastalıkların, yeni dünya düzeni için kullanılan bir proje olduğu kanaatindedir. Sayısı giderek artan ve kapitalist cemiyete yük olarak görülen yaşlılar feda edilecek; sonra aşısı bulunarak yeni düzenin kurulması safhası başlayacaktır.
Kimine göre ticaret hacmi son birkaç yılda birkaç misli büyüyen, öte yandan vatandaşlarına çip takan, onları sosyal puan vererek fişleyen Çin, bunun için elverişli bir platodur. Vuhan, dünyanın en büyük 500 şirketinin 300’üne ev sahipliği yapıyor.
Dünya ekonomisindeki payı %4’ten, 15 senede %16’ya çıkan; dünya ekonomisini sorgulayan ve ABD karşısına farklı bir ekonomik modelle dikilen Çin’e haddi bildirilmiş; kurmak istediği Çin-Rusya-İran-Türkiye ekseni kırılmış olacaktır. Bu, Çinli turistleri, Çin’den ithalatı ve global şirketlerin tedarik zincirini kıracaktır ama Çin’i dize getirmek uğruna göze alınacak risklerdir.
Kimine göre işin altında global liderliğe oynayan Çin vardır. Virüsü 2 ay saklamış; rejim muhaliflerinin merkezi Vuhan’ı hizaya getirmiş; sonra da hiçbir şey olmamış gibi başa dönmüş bir Çin yok mudur ortada? Bir yandan Avrupa’ya, öte yandan Rusya’ya ağır bir darbe vurulmaktadır. Bu senaryoya göre, en az Mao kadar güçlü komünist lider Şi Cinping, nüfusu dengelemiş; havasını temizlemiş; muhalifleri sindirmiş; krizden güçlenmiş olarak çıkacaktır.” (Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci)
Küresel Güçler mi?
Koronavirüs salgınıyla ilgili düşüncelerin bir kısmı da küresel güçlerin, yedi buçuk milyar nüfusu dünyanın başına yük olarak gördükleri ve dünya nüfusunu azaltmak ve kontrol etmeye yönelik ciddi bir terör saldırısı olduğunu düşünüyor. “Yaşlılara Korona budaması” yaklaşımı da sonuçları itibarıyla bunu doğrular vaziyette. Bu arada Fransa’nın saygın bilim ve araştırma kuruluşlarından Pasteur Enstitüsü’nün Koronavirüsü 2004 yılında geliştirdiği ve aşısını ürettiği, aşıyı pazarlamak için böyle bir sonuçla yüzleştiğimiz konusu başlıca iddialardan birisi. Koronavirüsün, ABD’nin ürettiği bir tür biyolojik silah olduğunu düşünenlerin sayısı da hiç azımsanmayacak boyutta. Komplo teorilerinin ardı arkası kesilmiyor ama temel soru: “Bu işten kimin kazandığı ya da kazanacağı?..”
Korona İçin “Zihinsel Hijyen”
Prof. Dr. Yavuz Selvi (Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı) bu konuda özetle şu kıymetli bilgileri veriyor:
“Yanlış bilgiden uzak dur. Doğru bilgi ile tedbirini al. Korkma ve evde kal.”
“Burada şu ince detayı hatırlatmakta fayda var. Bizim şu an söz ettiğimiz şey insanların tedbirlerini almalarına rağmen yaşadıkları korku ve panik hissi. Evlerinde korku ile yaşamaları. Kendilerini bu büyük üzüntü ve stresten kurtaramamaları. Televizyon ya da sosyal medyadan olumsuz haberleri takip ederek kaos haberlerine inanmaları, bütün bir günü korku içinde yaşamaları. Gece başlayan uykusuzluklar, tükenmişlik hissi, gelecek kaygısı, ümitsizlik.
Tüm bu stresi yaşamamak için zihinsel hijyen adına tavsiyeler şöyle:

  1. Önce doğru bilgi ve tedbir
  2. Beyni zehirleyen haberlerden uzaklaşmak
  3. Beyni Beslemek (Film seyretmek, fiziksel egzersiz, biyografi okumak, ibadet, tefekkür, ev içi tamiratlar, müzik aleti çalmak, fırsat varken uyumak)
  4. Çevrenizi motive edecek, ümit verecek konuşmalar yapın. Aşırı rahat davranan insanları uyarın. Evde kalın ve sürecin sonlanmasını bekleyin.
    Unutmayın ki Sağlık Bakanlığının el yıkamak, mesafeyi korumak, evde kalmak gibi dikkatle uyulması gereken tavsiyeleri gerçekten hayati öneme sahiptir. Özetle, korku ile hareket etmeyin… Ürkütücü, dehşete düşüren haber ve görüntülerden uzak durun… Beyin ve ruh sağlığınızı önemseyin.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.