Kentsel Dönüşüm ve Şehirleşme / Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu

gonul-22-tevfik-goksuÖzellikle kentsel dönüşümle alakalı çok önemli projeleriniz var, bunları gerçekleştirdiniz. Dolayısıyla bu konuda söyledikleriniz bir karine teşkil edecek nitelikte. Bu konuda yaşadığınız zorluklardan başlayarak bu işin serencamını alabilir miyiz?
Kentsel dönüşüme şehircilik açısından baktığınızda bizim yaptığımızla çok fazla örtüşmeyen bir şeydir. Dönüşüm dediğiniz şey aslında şudur:  Sanayi alanının ticari alana çevrilmesi, ticari alanın başka bir alana çevrilmesidir. Biz kentsel yenileme yapıyoruz aslında ve kentsel yenilemeye dünyada şöyle bir baktığınızda ilk ve en kapsamlı kentsel yenilemeyi yapan ülkelerin başında Fransa; şehirlerin başında da Paris gelir. Paris on yedi yılda dönüştürülmüş ve II. Napolyon demiş ki: “Paraysa para, askerse asker, ne istiyorsan gir bu şehri yeniden yap.” Onlardaki kentsel dönüşümün nedenleri nedir diye baktığımızda, onların sıraladığı on neden bizdeki bir nedene tekâbül etmez.
Şu anda dünyada ikinci örnek oluşturabilecek dönüşüm Barcelona, otuz yıldır devam ediyor. Bizde ise bu süreç yeni başladı. Türkiye kentsel dönüşüm konusunda tarihi birikime sahip olmayan bir süreçte. Tarihi birikime sahip olmadığımız için aslında biz Esenler’de Türkiye’nin tarihi birikimini de oluşturuyoruz. Bundan sonra kentsel dönüşüm süreçleriyle ilgili birçok uygulama buradaki yanlışlarımızdan ders alınarak doğru yapılacak, yani öğretici bir süreç. Kentsel dönüşümde çok önemli üç unsur vardır: Birincisi devlet aklı, ikincisi siyasi akıl, üçüncüsü toplumsal akıl. Devlet aklı bugüne kadar dönüşüm konusunu çok fazla dile getirmişti ama kararlılık göstermemişti. Van depreminden sonra Sayın Başbakanımız’ın çıkışıyla beraber devlet aklı ciddi kararını çok akıllı bir mantık silsilesiyle ortaya koydu. Düşünün ki Van’da deprem oldu ve biz Esenler olarak oranın beş tane köyüne baktık. İki yılda devletin harcadığı para 5 katrilyon. Allah korusun düşünün ki bu deprem İstanbul’da olsaydı Van Türkiye’ye bakabilecek miydi? Türkiye’nin ekonomisi %40 İstanbul’da dönüyor. Bu açıdan baktığınızda ciddi bir devlet aklının devreye girmesi gerekiyordu ki devlet aklı devreye girdi ve bizim kentsel dönüşüme ilişkin yasal alt yapımızı bitirdi.
Siyasi akıl çok önemliydi, siyasi akılda da Van depreminden sonra bütün siyasi partiler neredeyse ortak bir dili yakalamışlardı. Ancak süreç uzadıkça siyasi partiler pragmatist tavırlarına döndüler. Kentsel dönüşümü sadece ve sadece dil olarak kutladılar ama içi itibariyle yaklaşmadılar. Sebebi de şu: Siyasi partilerimizin büyük bir kısmı siyaseti bir paradigma olarak değil de bir pragmatizm olarak yapıyorlar. Eğer paradigma olarak, toplumsal bir değer olarak baksalar farklı görecekler, siyaseti insanlığın gereği olarak görseler farklı bakacaklar. Siyaseti, bu toplumun her bir ferdininin öznesi olarak görmediler, nesnesi olarak gördüler; tabiri caizse siyasetin bir metaı olarak görüyorlar. Maalesef böyle görüldüğü için siyasi akıl zedelendi ama biz kararlılığımıza devam ediyoruz, çünkü çok önemli bir süreç. Dünyadaki kentsel dönüşüm örneklerini alın bakın, kentsel dönüşümün nedenlerini kendimizle karşılaştırdığımızda, biz dünyadaki kentsel dönüşümün dışında bir dönüşüm yapmak zorundayız.
Dünyadaki kentsel dönüşümün nedenlerindeki sıralama ile bizim sıralamamız arasında fark var; dünyada kentsel dönüşüm üç temel argüman üzerine yapılır: şehir estetiği, mimari kaygılar ve ekonomik kaygılar. Bizde, can güvenliği! Biz kentsel dönüşüm meselesini bir hayat kurtarma operasyonu olarak görüyoruz. Bana, ne yapıyorsun dediklerinde “Kentsel dönüşüm ibadeti yapıyorum.” diyorum;  çünkü hayat kurtarmak o kadar önemli bir şey ki… Bakın Karadeniz’de 4,8 deprem oldu. Bu Karadeniz’de değil de Marmara’da olsaydı belki Esenler’de en az beş altı tane bina yıkılmış olacaktı. Çok ciddi vahim bir durum. Bunu sadece Esenler için söylemiyorum, birçok yerde benzer sıkıntılı yapı stoku var; bunların yenilenmesi gerekiyor. Esenler’de 27 bin binadan yaklaşık 15 bin tanesinin imar dosyası yok ve binaların %85’i yirmi yılın üzerinde ve risk taşıyor. Bu ne olacak? Şunu yapabiliriz: Biz hepimiz dindar insanlarız, “tevekkeltü alallah” deyip bekleyebiliriz ama Allah bize böyle bir beklemeyi yasaklıyor. Çünkü Allah’ın muhatabı olanlar akıl sahipleri değil mi? Allah, akıl sahiplerini imtihana tabi tutuyor… Allah, bize verdiği akılla bize bir şey diyor; “Sen tedbirini al, takdiri Allah’a bırak.” Biz tedbirimizi almak durumundayız.
Bu tedbir şu anda yapılması gereken dönüşüm çalışması. Bilim adamlarının söyledikleri doğruysa ve İstanbul’un yaşadığı tarihi tecrübe doğruysa ortalama her iki yüz yılda bir İstanbul’da büyük bir deprem olmuş ve biz bu iki yüz yılın son çeyreklerindeyiz. Dua edelim Cenab-ı Hakk bizi depremle imtihan etmesin, Cenab-ı Hakk bizi deprem felaketiyle karşı karşıya getirmesin…  Ya gelirse ne olacak? Onun için bizim yapmamız gereken şey kentsel dönüşümdü ve biz buna başladık. Devlet aklı, siyasi akıl ve şimdi en önemli şey toplumsal akıl; toplumsal aklın inşası gerekiyor. Bu toplumsal aklın inşasında üç tane parametre var: halk, medya, yerel yönetimler.
Şu anda Esenler ölçeğinde söylersem halk çok ciddi anlamda bilinçlenmiş ve bilgi sahibi olmuş durumda, dönüşüm bir toplumsal talebe dönüşmüş durumda. Biz, evini dönüştürmek isteyen insanlar için artık bahane üretebilecekleri bir alanı bırakmadık. Finans ise finans meselesini çözdük, proje ise proje meselesini çözdük, kamu desteğiyse kamu desteği meselesini çözdük. Bunun için şu anda ciddi bir mesafe kat ettik. Üç yılda yıkmış olduğumuz konut sayısı 6 bin. Esenler’de nüfus hane başı 5,2 kişidir, bu da 6000 hane üzerinden 31200 nüfus yapar. Bu kadar uğraşla beraber geldiğimiz nokta bu oldu. Oysa bizim 100 bin konutu dönüştürmemiz gerekiyor. Şu anda bizim dönüştürmek üzere tabiri caizse üretim bandındaki konut sayımız 12224 ve biz şu anda bir yıl içerisinde konutları yıkıp yerine yenisini teslim eden en başarılı belediyelerden bir tanesiyiz.
Toplumsal aklın inşasında; halkımızın duyarlılığını, medyanın duyarlılığını, yerel yönetimlerin duyarlılık ve heyecanını işin içine katarak bir toplumsal seferberlik ilan edelim diyorum. Çanakkale’de nasıl bir seferberlik ilan ettiysek aynı seferberliği ilan etmemiz gerekiyor. Çünkü İstanbul depremi Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesidir! Öyle rastgele düşünülecek bir şey değildir. Allah korusun, deprem hepimizi büyük bir imtihanla karşı karşıya bırakır, onun için hep birlikte bir toplumsal seferberlik gerekiyor, toplumsal dil inşa etmemiz lazım. Mesela marjinal örgütler bu işe karşı, niye karşı? Zaten onların “insan” diye bir derdi yok ki. Onlar için “insan” ölüm makinası, onun için en iyi insan ölü insan ya da öldürecek insandır. Ama bizim gönül dünyamızda ölmek kavramı farklı bir kavram, onun için bizim bu toplumsal seferberliği inşa etmemiz lazım.
Bunun için sizlere de görev düşüyor, hepimize görev düşüyor. Ben hep kendi kendime şunu söylüyorum: “Kentsel dönüşümde ben 500 bin insanın vebalini taşıyorum.” Ama siz de bir sorumluluk taşıyorsunuz. Siz de yarın, bu konuda ne yaptınız diye yarın hesaba sorulacaklardan birisisiniz. Çünkü bir insanın hayatı hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar kıymetlidir. Hangi insan ne zaman hangi iyiliği yapacak bilmiyoruz, kurtardığımız hangi insan toplumda hangi iyilikleri inşa edecek, Allah onunla ilgili nasıl bir yol haritası çizdi bilmiyoruz… Kentsel dönüşümü, binayı yıkıp yapmak olarak değil yeni medeniyet kuracak insanları kurtarma operasyonu olarak görüyoruz.
Bu süreçte yaşadığınız zorluklar vardır mutlaka değil mi?
Saçlarımda siyah kalmadı, bu çok zor bir şey ama Esenler halkı erdem sahibi. Şunu söyleyebilirim: Esenler halkı siyasetçilerin çok önünde. Mesela, biz burada dönüşüm yapacağız dediğimizde insanlar orayı boşaltıyor. Menfaati zedelenenler var, bu milletin yokluğundan ve yoksulluğundan medet umanlar var, onlar dönüşüme karşılar. Bunlara “kefen soyucular” diyorum. Çünkü onlar için kendi geleceklerinden ve kendi menfaatlerinden başka bir dünya yok. Onlar için en güzel dünya cebinin dolu olduğu dünya, sizin en ufak faaliyetinizi bile provoke ederler. Çözüm söyle, çözüm yok… İşte o zaman her şey speküle edilebiliyor, her keyif manipüle edilebiliyor ama Esenler halkıyla biz Allah’a çok şükür derginizin ismindeki gönül birliğini çok iyi kurduk. Oradaki dört şey: sabır, samimiyet, şeffaflık ve katılımcılık. Sabrettik, samimiyetten asla taviz vermedik, tabi ki şeffaf olduk ve biz böyle böyle böyle yapacağız; istiyorsan gel, istemiyorsan gelme dedik… Ve tabi ki katılımcılık…
Bu konudaki paylaşımınız için çok teşekkür ediyoruz.
Ben de çok teşekkür ederim.

Yorum bırakın