Karaciğer Sağlığını Nasıl Korumalıyız? / Prof. Dr. Aydın Dalgıç

Karaciğeri özelikleri açısından tanımlayabilir misiniz?

Karaciğer, vücudun kimyasal olarak merkezidir. 500’e yakın kimyasal fonksiyonu var. Bağırsaklardan gelen damarların tamamı karaciğere gidiyor, yani karnımıza gidenler karaciğere gidiyor, yani merkeze gidiyor. Karaciğeri kimyasal fabrika gibi tanımlayabiliriz, kısacası biyolojik merkez. Anatomik yapısı sanki mühendislik harikası, her organın bir giren atar damarı bir çıkan toplardamarı vardır. Karaciğerde ise karaciğer atar damarı, bağırsaklardan gelen toplardamar, safra yolu olmak üzere üç yapı karaciğere giriyor ve karaciğer toplardamarı olmak üzere bir tane yapı çıkıyor, bu hiçbir organda yok. Altıgen gibi çok iyi dizayn edilmiş bal peteğine benzer örgü gibi bir yapısı var. Tek bir organ olmakla beraber 8 parçadır. Her bir parça birbirinden ayrılabiliyor. Mesela bir parçada tümör var, onu çıkartabiliyorsun, sonra o tekrar yerine geliyor. Nakil yapıyorsunuz, yarısını kesiyorsunuz, 3 ay sonra bakıyorsunuz kendisini tamamlamış eski haline gelmiş. Yaratan öyle yaratmış ki fiziksel ve biyolojik olarak müthiş bir organ. Mesela vücutta çok zararlı bir şey var, onu yok ediyor, az olanı sentezliyor, ihtiyaç olan yere gönderiyor, bir fabrika merkezi gibi çalışıyor.

500 fonksiyonu var dediniz. İnsan hayatını en çok etkileyen özelliklerinden bahsedebilir misiniz?

500 halkalı bir zincir düşünün, biri eksik olursa kopar. Mesela kanın pıhtılaşma faktörünü yapamıyor diyelim, hasta kanamadan ölebilir. Bilirubini vücuttan atamıyor, bilirubin gıdaları eritmeye yarayan bir sıvı, safra kesesinden geliyor, karaciğer bu sıvıyı atamayınca kişi sarılık oluyor. Dolayısıyla şu önemli diyemeyiz, birbirine bağlı halka gibi bir bütün olarak düşünmeliyiz, domino taşı gibi biri yıkılınca diğerleri de peş peşe yıkılabiliyor.

Karaciğeri tehdit eden risk faktörleri nelerdir?

Üç tane risk faktörü var. Bu üç şeye dikkat edersek bir şey olmaz zaten, karaciğer kendisini mutlaka yeniliyor ve tamir ediyor. Dışardan negatif bir etki yapmazsak kendini idare ediyor. Ben sık sık söylüyorum, karaciğer “Gölge etmeyin başka ihsan istemem.” diyor.

Karaciğeri ne bozuyor? Birincisi, dışardan gelen şeyler, dışardan gelen olarak en çok mikroplar bozar. Mesela hepatit B, hepatit C gibi bazı mikroplar. Dışarıdan aldığımız virüsler bozar. Düzensiz kullandığımız ilaçlar, parasetamol, acetaminophen, antibiyotikler. Boyalı içecekler, yiyecekler, genetiği ile oynanmış birtakım maddeler. Sature edilmiş besinler, koruyucu madde içeren gıdalar, dondurulmuş koruyucu madde içeren gıdalar.

İkincisi, kötü diyet karaciğeri bozuyor. Mesela fazla şeker karaciğerde yağlanma yapıyor. Sature edilmiş yağlar, doğal olmayan yağlar. Zeytinyağı, tereyağı doğal yağlardandır. Bir de unu sayabiliriz.

Üçüncüsü de doğuştan bizde olanlar. Sonuçta ya dışarıdan toksik maddeler giriyor, virüsler giriyor, kendimiz kötü diyetle bozuyoruz ya da doğuştan aldığımız bir şeyle karaciğerimizi bozuyoruz.

Risk faktörlerinden Hepatit türlerinde bulaşma yolları nelerdir, korunmak için neler yapmalıyız?

Hepatit virüsü vücuda kanla bulaşıyor. Mesela ameliyat olduk bir yerde, sterilizasyona dikkat etmemişlerse aletlerden bulaşabiliyor. Dişçiye gittiniz, aletlerde sterilizasyona dikkat edilmemişse bulaşabiliyor. Tıraş oluyorsun berberde, bir önceki kişide hepatit B var ve aynı usturayı kullanıyor, kesti kanama oldu, aynı usturayı sende de kullandıysa bulaşabiliyor. Cinsel yolla, cinsel temaslarda hepatitli biriyle temas yaparsan sana geçebiliyor. Sarılmakla bulaşmıyor, temas kanla oluyorsa bulaşıyor, burada hijyen önemli oluyor. Bütün invaziv girişimlerde hepatite çok dikkat etmek lazım.

Hepatitten korunmak için her doğan aşılanıyor. Sterilizasyona dikkat etmek, invaziv girişimlerde mutlaka tek kullanımlık enjektörler kullanmalı. Bisturiyi, enjektörü bir kere kullanıp atıyoruz. Merkezi yerlerden uzakta dişçiye, berbere gittiğimizde sterilizasyona dikkat etmeliyiz.

Hepatitlerden korunmak için en iyi yöntem aşılama mı?

Hepatit C’nin aşısı yok. Biz Hepatit B’ye karşı aşılıyoruz, vücutta antikor oluşuyor, bu antikorlar vücudu koruyorlar. O, çocuğa okulda yapılan iğnede, tıraş olanın tıraş bıçağından ya da sünnet olan çocuğun hepatitliden korunmasını, antikor olmayan çocuğa göre korunmasını sağlıyor. Tabi yüzde yüz koruma sağlamıyor. Antikorun vücuttaki yoğunluğuna göre ki bu yoğunluk düşebiliyor ya da bulaştırandaki virüs miktarı çok fazla olabiliyor. Eskiden sünneti herkes yapıyordu, şimdi sağlık merkezlerinde sterilizasyonla yapılıyor, eskiden bu yolla çok bulaşıyordu. Avrupa’da Amerika’da Hepatit B oranı %0,2-0,4 bizde ise %6 gibi yüksek bir rakam. Hatta %40 olan ülkeler var. Korunma olmadan, aşılama olmadan önce Türkiye de %10-11 seviyelerindeydi.

Hepatit C’nin aşısının olmamasının nedeni RNA virüsü olmasından. Bu virüs, yapısını çok çabuk değiştiriyor, bu nedenle aşısı yok. Ama Hepatit C için geçen yıl piyasaya çok iyi bir ilaç girdi. Hepatit B’yi öldüren ilaç yok ama Hepatit C’yi %90’nın üzerinde kontrol eden antiviral bir ilaç piyasaya girdi.

Hepatit B ve C’yi zarar açısından karşılaştıracak olsak ne dersiniz?

Hepatit B ile karşılaştırırsak Hepatit C biraz daha önde, çünkü Hepatit C’nin tekrarlama ihtimali daha çok olduğu için ona karaciğer nakli yapıyorsun, ama 3 ay ama 10 yıl sonra gibi çıkıyor. İkisi de tümör geliştirebiliyor, kanser geliştirebiliyor, onun için ikisi de tehlikeli. Ama son iki yılda antiviral ilaçtaki gelişme Hepatit C’yi biraz daha kontrol edilebilir hale getirdi. Uzun dönemde Hepatit C’nin daha az tehlike oluşturabileceğini sanıyorum. Hepatit B’den aşı ile sterilizasyon ile ve alkole dikkat ederek korunabilirsek bunları uzun süre domine edebileceğimizi düşünüyorum.

Sigaranın da karaciğere dolaylı etkisi var. Sigara damar endotelin iç yapısını bozuyor. Kan, damar içinde pürüzsüzce akmalı. Sigara endoteli bozunca toksik etki yapıyor, böylece dolaylı yoldan karaciğeri risk altına sokuyor.

Obezite ile karaciğer ilişkisini anlatabilir misiniz?

Obezite demek, vücut kitle endeksinin büyümesi demek. Vücut kitle endeksi, boyuna göre vücut oranıdır. Boy ile kilonun metrekaresine bölümünden çıkan rakam otuzları geçince obez diyoruz. Obez oldukça, cilt altı yağ dokusu arttıkça karaciğer içindeki yağ oranı da artıyor, karaciğer hücrelerinin içinde damla damla yağ artıyor, karaciğer yapısı bozuluyor. Özellikle zengin Batı ülkelerinde düzensiz beslenme yüksek şekerli beslenme, gazlı içecekler, koruyucu maddeli tatlı şeyler, mayonez, hamburger, ketçap gibi yiyecekler yağa dönüşüyor. Bunlar yendiği için obezitenin artma durumu var, bir de hareketsizlik eklenince karaciğer yağlanması oluyor. Yağlanma karaciğer yetersizliğine yol açıyor.

Canlı vericiden karaciğer nakillerinde nakil kısmî mi oluyor? Veren ve alan için önemli noktalar ne olmalı?

Karaciğer nakli kısmî olmaktadır. Tamamı alınamaz, yarısı kesiliyor takılıyor, vericide yarısı kalıyor. Vücut 2-3 ay içinde karaciğeri tamamlıyor. Veren kişi tamamen sağlıklı bir kişi olmalı. Bütün testler yapılıyor. Büyük ve zor bir ameliyat, bunu kaldıracak bir kişi olması lazım. Hukuken 18 yaşından büyük, tercihen de 60-65 yaşından küçük sapasağlam karaciğerinde yağlanma olmayan kişileri alıyoruz. Bebekse 1/3 veya 1/5 ini çıkarıyoruz, vücuda yetecek kadarını çıkartıyoruz. Vücut ağırlığının %1’i kadar yetiyor. 75 kg kişi için 750 gram yetiyor. Tam karaciğerin %20-25’i bize yetiyor. Bu demek oluyor ki %75’ini çıkartabiliriz, o tekrar eski tam halini alıyor.

Karaciğerin tam sağlıklı olmaması halinde nakil ihtimali hiç mi yok?

Bazı hastalıkları kendisi tolere ediyor. Karaciğerin %80’i alınsa bile %20’si yetiyor. Mesela karaciğerin %60’ı Hepatit B’den etkilenmişse bile %40’ı normal yaşantıya devam ettiriyor. Bir arabanın 4 bujisinden biri çalışmasa da arabanın çalışması gibi. Bazı hastalıklarda doğuştan bir enzim eksiktir, bilirubini yüksek olur. Bazı hastalıklarda karaciğer yorulunca gözde bir sarılık olur, idrar biraz koyulaşır. Sadece bunlar olduğu zaman da bir şey olmuyor ya da yağlı karaciğerin birinci ve ikinci evresi, karaciğerin %20-30’u yağlı idare edebiliyor. Yeter ki karaciğerin çalışan kısmı %20’nin altına düşmesin.

Karaciğer hiç görev yapamaz duruma gelince nakil yapılıyor. Karaciğeri verenin tamamen sağlam olması gerek. Mesela verenin karaciğeri %30 yağlı, yarısını alınca aldığın aslında yarısı olmuyor, dolayısıyla kişi riske atılmamalı. Ameliyattan önce sağlamlık kontrol edilmeli.

Ülkemizde karaciğer nakilleri hangi hastalıkta sık oluyor?

Türkiye’de erişkinlerde ilk sırada Hepatit B nedeniyle nakil gerekiyor, Hepatit C ve alkol nedeniyle nakil gereksinimi bunu takip ediyor. Çocuklarda doğuştan gelen metabolik hastalıklar nedeniyle nakil ihtiyacı oluyor.

Karaciğeri koruyucu bir yaşam veya beslenme biçimi nasıl olmalıdır?

Karaciğerin korunmasından ziyade ona zarar verilmemesi önemli, zaten o kendini koruyor. Nedir zarar veren şeyler? Zehirlerden uzak durmak ki bunlar beyaz şeyler: un, şeker, tuz. Devam edelim; boyalı şeyler, hamur, kolalı şeyler. Sigara oksijenlenmeyi bozuyor, alkol direkt karaciğer hücrelerini öldürüyor.

Yememiz gerekenler protein ve doğal yağlar (zeytinyağı, tereyağı), süt, yumurta, et, tavuk, balık, sebzeler ve işlenmemiş tahıllar. Tam buğday, tam yulaf… Öğütülmüş, parçalanmış beyaz unlar kendini korumasına zarar veriyor

Beslenme, çok iyi bir kahvaltı ile olmalı. Süt, yumurta, peynir, bolca zeytin, tam tahıllı bir dilim ekmek… Hafif bir öğle yemeği, hafif bir akşam yemeği yenince karaciğerimiz zaten bozulmuyor. Doymadan sofradan kalkınız. Şunu da yiyeyim, bir tatlı daha yiyeyim deyince karaciğeri bozuyorsun, yavaş yavaş yükünü artırıyorsun.

Akşam yemeği ile de yatma arasında 2-3 saat olması lazım, yatarken bir şey yememek lazım. Niçin dersek, mesela yatarken meyve yeniyor o da direkt şeker ve bütün fizik aktivite bitmişken vücut dinlenmeye geçerken vücuda bir sürü şeker giriyor. Şeker yakılamıyor yağa çevriliyor. Yatınca bütün faaliyetler durduğu için arada birkaç saat olmalı. Mide de reflü olmasına da neden olur.

Sonuçta, karaciğeri koruyamadığımızdan, olmaması gereken hastalıklarla karşılaşıyoruz. İyi aşılama yapmamaktan bir sürü Hepatit B-C var. Alkolizmi kontrol edemediğimizden birçok alkolik karaciğer sirozu var. Karaciğer hastasının hastanede kalmasının maliyeti aylık 100 bin liradan fazla, kullanılan ilaçların hepsi ithal. Korumayı yapamadığımız için hem hastalanıyoruz hem de yurtdışına milyar dolar harcama yapıyoruz. Ayrıca nakil aşaması gereken hastalara organ bağışı da yapılmadığı için organ bulamıyoruz.

Eğitim ve bilinçlenme gerekiyor. Mesela bana yetki verseler ilkokullardaki kantinlere o kutulu şeyleri asla sokmazdım.

Çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Yorum bırakın