Ana sayfa - Manşet - Karabağ’da Türk Askerinin Varlığı Güçtür Umuttur… / Politolog Oktay Kasımov

Karabağ’da Türk Askerinin Varlığı Güçtür Umuttur… / Politolog Oktay Kasımov

Dağlık Karabağ’ın bölgesel önemi nedir? Dağlık Karabağ’da aniden şekillenen bu çatışmalar neden ve nasıl başladı?
Dağlık Karabağ, tarihî Azerbaycan toprağı olup, Ermenistan ve İran sınırına yakın stratejik bir bölgedir. Bölge bereketli topraklara, geniş ormanlara, bol sulu nehirlere, zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Bölge, İran’dan Kuzey Kafkasya’ya ve aksine giden en kısa yolun üzerinde olduğundan coğrafi konumu ile stratejik öneme sahip. Sovyetler zamanı İran sınırında en büyük sınır muhafız birliği Karabağ’da yerleşmişti. Bölgenin güneyinden İran sınırı boyunca Aras Nehri, kuzeyinden ise Kür Nehri ile beraber, Azerbaycan ekonomisinin can damarı olan enerji koridorları geçiyor.
Tarihin tüm dönemlerinde Azerbaycan’ın bir vilayeti olan Karabağ’da 1747 yılında Penaheli Han tarafından kurulan Karabağ Hanlığına bölgenin kırsal ve dağlık kesimleri ile 1920 yılında Sovyet Rusya’nın Ermenistan’a peşkeş çektiği Zengezur da dâhildi. 1805 tarihinde Karabağ hanı İbrahim Halil ile Rusya generali arasında imzalanan Kürekçay Anlaşması ile bölge Rusya’nın bir vilayeti oldu. Karabağ’ı işgal eden Rusya, Müslüman nüfusu azaltmak, bölgede yaşayan az miktarda Hristiyanların sayısını artırmak için 1812-1813 ve 1826-1828 yıllarındaki savaştan sonra Kaçar İran ve Osmanlı Devleti’nden Ermenileri bölgeye yerleştirmekle dengeyi değiştirmeye başladı. XX. yüzyılın başlarında sayıları defalarca artmış bölgedeki Ermenilerin Müslüman Türklere karşı ayaklanmaları başladı. 1918-1920 yıllarında mevcut olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Karabağ’daki Ermeni ayaklanmasına son verdi. 1920’de Rusya’nın Azerbaycan’ı tekrar işgalinden sonra 1923 senesinde Moskova’nın kararı ile Karabağ’ın dağlık kesiminde yaşayan Ermeniler için özerk vilayet oluşturuldu. Ermenistan’ın kışkırtmasıyla ve Moskova’da belli grupların desteği ile 1988’de Karabağ’da başlayan Ermenilerin ayrılıkçı eylemleri savaşa dönüştü. 1988-1993 yıllarında Rusya’nın direkt askerî desteği ile Ermenistan, Dağlık Karabağ ve etrafındaki 7 ilçeyi işgal etti. 1993 senesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çıkması için 4 karar kabul etti ama Ermenistan buna uymayıp barış müzakerelerini bozdu. 2018’de göreve gelen Başbakan Paşinyan ise müzakere sürecini durdurup, Dağlık Karabağ’a sık sık yaptığı gezilerinin birindeki konuşmasında “Karabağ Ermenistan’dır.” demiş ve Haziran ayında Azerbaycan’a, kabul edilemeyecek 7 şart sunmuştu. Onun Savunma Bakanı Tanoyan “yeni topraklar için, yeni savaş” doktrini ortaya koymuş, Temmuz’da Ermenistan ordusunun Karabağ’dan 200 km. uzaklıktaki Tovuz bölgesine saldırısı püskürtülmüş, Ağustos’ta Ermeni keşif-tahribat grubu yakalanmıştı. Yani savaş aniden başlamadı, bu duruma adım adım gelindi.
Dünya devletlerinde bu savaşa dair genel bir sessizlik dikkat çekiyordu, nasıl değerlendiriyorsunuz? Görünen o ki, bu savaş sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasında değil, bu çerçevede Amerika, Rusya ve Avrupa Birliği’nin, varsa başka ülkelerin tarafgirlikleri ne ifade ediyor? Siyasal konjonktürde bu ülkelerin bölgesel çıkarları nedir?
Aslında genel sessizliğin olduğunu söylemek doğru olmaz. Birleşmiş Milletler dâhil birçok uluslararası örgütün, Amerika, Rusya, Fransa, Almanya, İsrail, Pakistan, İran ve diğer devletlerin çatışmalarla ilgili açıklamaları oldu. AGİK Minsk Grubu’nun eş başkanları Rusya, Fransa ve ABD’nin insiyatifi ile 3 kez insanî ateşkese gidilse de Ermenistan ateşkesi her defasında bozup savaş bölgesinden uzaklarda olan Gence, Berde, Mingeçevir, Kürdemir, Gebele, Hızı kentlerindeki sivilleri hedef aldı. Yasaklanmış füzeli saldırılar sonucu 92 sivil hayatını kaybetti, 400 kişi yaralandı. Bu savaşta, belirttiğiniz devletlerin çeşitli çıkarları var. Bunların başında 200 yıldan beri bölgede var olan Rusya gelir. Rusya savaşın başından itibaren Ermenistan’ı her yönden -askerî, ekonomik, siyasî- desteklemiş, Azerbaycan topraklarının işgalinde onunla beraber olmuştur. Rusya’nın amacı Ermenistan’da kurduğu askerî üsle Güney Kafkasya’yı kontrol altında tutup, Orta Doğu’da etkinliğini artırmaktı. Putin, Sorosçu Başbakan Paşinyan’dan nefret etse de 12 Temmuz Tovuz Savaşı’ndan sonra zor durumda olan Ermenistan’a Gürcistan’ın hava sahasını kapaması sebebiyle Kazakistan-Türkmenistan-İran üzerinden sivil uçaklarla Rusya’dan 500 ton füze, radioelektron ve hava savunma sistemleri taşımakta. Aynı zamanda Rusya, deniz yolu ile İran üzerinden tank, top, diğer askeri mühimmatları Ermenistan’a göndermekte. Doğrudur, son zamanlarda durum biraz değişmiş, Rusya Cumhurbaşkanı Putin açıklamasında “savaşın Azerbaycan topraklarında olduğunu ve sorunun her iki tarafın çıkarlarına uygun çözülmesine taraftar olduğunu” söylemiştir. Ama Rusya, sorunun kesin çözümünden yana değil. Çözümsüzlük devam ettiği sürede tarafları etkisi altında tutacağını düşünüyor. Mevcut savaşa kadar Karabağ sorununu tek elde tutmaya çalışan Rusya, Türkiye’nin dik duruşu ile Karabağ politikasında bazı düzeltmelere gitti ve masada diğer ülkelerin (Türkiye’nin) de olmasına itiraz etmediğini açıkladı. Amerika, başkanlık seçimlerinden dolayı fazla aktif olmasa da Ermenilerin zararına adım atmayacak. Trump’ın Ermenilerle yakın ilişkisi ve iş ortaklığı olan güvenlik danışmanı Kaliforniya’da Ermeni lobisi ile görüşmedeki konuşmasında “Tanrı Amerika’yı ve Ermenistan’ı korusun.” demiştir. Fransa’nın İslamofobi başkanı Makron’un açıklamaları ayrı bir hikâye. Adam Ermenistan başbakanının ağzı ile konuşuyor. Minsk üçlüsü olan bu devletler 27 yılda sorunun halledilmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Karabağ’daki Ermenistan ordusunun silahlandırılması, oradaki geçilmez hesap edilen savunma hatlarının inşasında ve donatımında bu ülkelerin önemli rolü var. Sadece Azerbaycan ordusunun başarılı harekâtı ve kardeş Türkiye’nin net tavrının bu devletlerin politikalarını etkilediğini söyleyebiliriz. 35 milyonluk Türk nüfusuna sahip İran’ın tutumu bugüne kadar Azerbaycan’ın aleyhinde oldu. Karabağ sorunu ve toprak bütünlüğünü çözmüş olacak Azerbaycan’ı kendisine tehdit olarak gördü. Gelecekte İran’daki Türk nüfusun Azerbaycan ile birleşmesinden korkuyor. Bundan dolayı her zaman gizli şekilde Ermenistan’ı destekledi. Hâlihazırda İran, savaşın ilk günlerinden farklı olarak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu açıkça ifade ediyor.
Bu savaş esnasında Ermenistan’ın cephe dışındaki sivillere yönelik saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu bir askerî cinayettir. Ermenistan’ın askerî cinayetlere başvurması ilk değil. Ermeni orduları tarafından sivillerin katledilmesi XX. yüzyılın başlarında Anadolu’da ve Azerbaycan’da sık sık rastlanan olaylardı. Onlar bu geleneklerine birinci ve ikinci Karabağ savaşlarında da sadık kaldılar. Karabağ ve etrafındaki bölgelerde binlerce sivil, Ermeni cinayetinin kurbanı oldu. Hocalı katliamı ise Ermeni barbarlığının simgesidir. Ermenistan’ın eski Savunma Bakanı ve Paşinyan’ın Güvenlik danışmanı V.Arutunyan, Rusya televizyonuna verdiği röportajda bunu açıkça söyledi: “Psikolojik etkileme ve kaos yaratmak için Azerbaycan’ın büyük şehirleri ve stratejik unsurları hedefimiz olacak”. Askerî kuralları hiçe sayan Ermenistan, sivilleri hedef almakla insanî suç işliyor ve bunun hesabı savaş alanı ile beraber, uluslararası mahkemelerde de sorulacak.
Türkiye’nin kendi kardeşlerini savunmaya yönelik bir duruşu var. Neler söylemek istersiniz?
Türkiye’nin bu savaşta Azerbaycan’ı tüm imkânları ile destekleyeceğini net olarak beyan etmesinin çok ciddi etkisi oldu. Herkes bunun sonuçlarını hesaplayıp ona göre karar aldı. Özellikle Türkiye’nin tavrının Rusya tarafından dikkate alınması çok önemli. Çünkü bölgede etkisi en fazla olan ülke Rusya. Türkiye’nin Amerika, Rusya, İran, Fransa dâhil Avrupa ülkeleri ve kuruluşları ile temasları faydalı oldu. Pakistan ve Türkiye’nin Azerbaycan yanında durması, burada çıkarları olan bölge devletleri ve diğerleri için uyarı niteliğindedir. Bu kurtuluş savaşında, hakk savaşında Azerbaycan’ın yanında dik duruş sergileyen Türkiyemiz başta olmakla, tüm devletlere teşekkür ederiz.
Allah’a çok şükür ki, Ermenistan bu durumu hiç içine sindiremese de savaş anlamında parlak bir zafer kazanıldı. Masada da, uluslararası arenada da kabul edildi. Son değerlendirmenizi alabilir miyiz? Geleceğe yönelik beklenti ya da çekinceleriniz nelerdir?
10 Kasım’da imzalanan anlaşma tarihî önem taşıyor. Bu anlaşma ile Azerbaycan işgalde olan topraklarının büyük bölümünü kurtarmanın mutluluğunu yaşıyor. Karabağ’daki Ermenistan ordusu ağır yenilgiye uğratılıp, Ermeni halkının zihniyetine hâkim, komşuları ile savaşlara sebep olan 200 yıllık hayali “Büyük Ermenistan” projesine ciddi darbe vuruldu. Anlaşma ile Nahçıvan Azerbaycan arasında oluşacak Türk koridoru stratejik önem taşıyor. Türkiye’yi Türk dünyasına bağlayan bu koridor ulaşım ve taşımacılık imkânlarını artıracak en kısa yoldur. Karabağ savaşı sonucu Türkiye Rusya ile beraber Güney Kafkaslarda söz sahibi olup, etkinliğini artırdı. Bölgenin geleceği şimdi daha aydın görünüyor. Olağanüstü durum olmazsa, bölgede barış, istikrar ve refah kalıcı hale gelebilir. Azerbaycan ve Türkiye’nin isteği de budur. Çekincelerimiz diğer aktörlerin devreye girmesi ile Ermenistan’da darbe yapılarak yönetim değişikliği olması ve yeni yönetimin sorunlar çıkarmasıdır. Diğer çekince, bölgede konuşlanan Rusya barış gücünün davranışları ile ilgilidir. Rusya’nın Gürcistan, Moldova, Ukrayna’daki askerî varlığının bu ülkelere yarattığı sorunlardır. Karabağ’da Türk askerinin varlığı Rusya tehlikesini önleyen güç ve umuttur.
Oktay Kasımov Kimdir
1966 yılında Zengezur’da doğdu. 1983 yılında Azerbaycan Teknik Üniversitesini kazandı. 1985-87 yıllarında askerlik yaptı. 1990’da üniversiteyi bitirip Azerbaycan bağımsızlık savaşının sembol teşkilatı olan Halk Cephesi Enformasyon Şubesinde çalıştı. 1992-2000 yılları arasında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in Özel Kalem Müdürü olarak çalıştı. 2000-2016 yılları arasında özel sektörde çalıştı. Siyasal araştırmacı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.