Ana sayfa - Manşet - Kafkasya’nın Efsanevi Kahramanı İmam Şamil / Prof. Dr. Fethi Güngör

Kafkasya’nın Efsanevi Kahramanı İmam Şamil / Prof. Dr. Fethi Güngör

İmam Şamil’in senelerdir unutulmamasının, çok sevilen bir kahraman olmaya devam etmesinin ardında yatan sebep sizce nedir?
Aradan geçen bir buçuk asra rağmen İmam Şamil’in Müslüman halklar arasında hâlâ çok sevilmesinin ve aziz hatırasının hiç unutulmamasının asıl sebebi onun sağlam seciyesi, çelik iradesi, sarsılmaz imanı ve üstün ahlakıdır. İmam Şamil’in sadece Müslüman halklar nezdinde değil, tüm dünyada yüksek itibar sahibi olmaya devam ittiğine şahit oluyoruz. Zira İmam Şamil, Napolyon’u mağlup etmiş bir Rus generali olan Vorontsov’u yenmişti…
İmam Şamil’in şahsiyet yapısına dair neler söylemek istersiniz?
Çocukluğundan itibaren at binme ve kılıç kuşanma gibi farklı spor dallarında yeteneklerini geliştirme yanında dinî eğitim alanında da tebarüz eden İmam Şamil, Kafkasya’yı işgal etmek isteyen Rusya İmparatorluğu’na karşı Dağıstan’da başlayan bağımsızlık savaşını önce Çeçenistan’a, daha sonra tüm Çerkesya’ya yaymaya muvaffak olabilmiş tarihî bir liderdir.
İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat Bek’e danışmanlık yaptığı yılları da kattığımızda kesintisiz 35 yıl süren efsanevî direnişinden sonra, 6 Eylül 1859’da Gunip’de Prens Baryatinsky komutasındaki 70 bin kişilik Rus ordusu tarafından kuşatılan İmam Şamil, yanında sağ kalan az sayıdaki mücahitlerin, çocuk ve kadınların selameti için sulha razı olmasını rica etmesi üzerine, Rus yetkilileriyle silah bırakma anlaşması imzalamıştır. Kendisine serbestçe ülkeyi terk etme sözü verilmesine rağmen İmam Şamil birkaç kilometre sonra maiyetiyle esir edilerek yıllarca Petersburg’da ev hapsinde tutulmuştur.
Esarette on yıla yakın bir süre geçiren İmam Şamil’in hacca gitmesine izin verilmiştir. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefî’ alıkonarak İmam Şamil’in hac farizasını ifa ettikten sonra Rusya’ya dönmesi şart koşulmuştur. Ancak 4 Şubat 1871’de Medine-i Münevvere’de ruhunu Rabbine teslim eden İmam Şamil’in naaşı Cennetu’l-Bakî’ mezarlığına defnedilmiştir.
İmam Şamil’in şahsiyet yapısı hakkında şu hususları hatırlatabilirim: İmam Şamil; davasına sadık, özü sözü bir, son derece ciddi ve ilkeli bir insan olarak yaşamıştır.
İmam Şamil’in liderlik özelliklerini anlatır mısınız? Etrafındaki savaşçılarını, talebelerini nasıl etkilemiştir?
İmam Şamil’in güçlü bir idarî ve askerî teşkilata sahip “İmamat Devleti”ni kurması, onun siyaset alanında da ne denli büyük bir lider olduğunun açık delilidir. Kafkas Vakfı, 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezinde “İmam Şamil: Bir Devlet İdeali” başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Bulgaristan Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesinde; “Rusya’nın Kafkasya’yı Sömürgeleştirmesi (1785-1864)” başlıklı bir doktora tezi yazmış olan Dr. Tsvetelina Tsvetkova, panelde “İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye” başlıklı İngilizce sunumunda, İmamat Devleti’ni yakından tanımamızı sağlayan şu hususları vurgulamıştı:
“18. yüzyılın sonunda ve 19. yüzyılın başında Kafkasya’da ataerkil yapıdan feodal yapıya geçildi. Bu da yeni elitlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu değişim yeni kabileler arasında toprak ve tahıl odaklı çatışmaları beraberinde getirdi. Bu iç çatışmaları yaşayan Kafkas halkları diğer taraftan da Rusları karşılarında bulmuştu.
Ruslar, Çeçenistan başta olmak üzere Kafkas halklarına baskılar uygulayarak onları verimli topraklardan dağ bölgelerine göç etmeye zorluyordu.
İmam Şamil 1836’da Çeçenistan ve Dağıstan’da bölge liderlerini toplayarak siyasi gücünü pekiştirdi. Diğer imam adaylarıyla güç birliği yaparak Ruslara karşı birlikte savaşma kararı aldılar. Nitekim 1837’de İmam Şamil’in gücü Ruslar tarafından da tanınmıştır. 1840 yılından itibaren İmam Şamil Ruslara karşı Çeçenistan’da kontrolü bütünüyle sağlamıştı. İmamat Devleti’nin kurulmasında, özellikle dinî, siyasi ve sosyal kurumların tesisinde ve Divan’ın oluşturulmasında büyük bir başarı kaydetmiştir.
Böylece 1840’lı yıllarda 230 bin ailenin yaşadığı genişlikte büyük bir devlet ortaya çıkmıştı. Bu devlet 60 bin tam teçhizatlı askeri olan bir orduya sahipti. 1847’de “Nizam” sistemini tesis eden İmam Şamil, İmamat Devleti’nde bir dizi yeni düzenlemeler yaparak devletin anayasasını oluşturdu.
Bütün bu engellere rağmen İmam Şamil, akılcı ve güçlü şahsiyetiyle kavimler üstü ortak bir millet bilinci oluşturabilmiştir. Böylece ortak düşmana karşı birlikte uzun soluklu bir mücadele yürütülebilmiştir.”
Şamil’in onca mücadeleden sonra Rus ordusuna teslim olmasını eleştirenler her zaman olmuştur. Sovyet Rejimi döneminde İmam’ı karalamayı amaçlayan çok sayıda yayın yapılmıştır. Mesela, komünist dönemde Şamil için yazdığı hakaretname niteliğindeki şiiri dolayısıyla çektiği vicdan azabına dayanamayan ünlü şair Resul Hamzatov, 1967 yılında kaleme aldığı “Benim Dağıstan’ım” adlı şiir kitabında İmam Şamil’in aziz ruhundan şu dizelerle özür dilemiştir:
“Oysa ben şaşırıp çocukça bir şiirde
Düşmanın adamı diye gösterdim kahramanı!
Ne cevap vereyim ona ve sana ey halkım?
Suçum bağışlanacak gibi değil ki…
Bu düşüncesiz davranışımdan dolayı
Her gece utanç içinde kıvrandım durdum,
İmam’dan beni bağışlamasını diliyorum.
Ve ey halkım, siz bağışlayın suçumu.”
İmam Şamil düşmanlarının üzerinde nasıl bir etki bırakmıştır?
Rus Çarı II. Aleksandr, İmam Şamil’i sarayının kapısında saygı ve nezaketle karşılamış, kılıcını almayarak kendisine olan hayranlığını dile getirmiştir. Şeyh Şamil, bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga’ya gönderilmiştir. Çar’ın bu davranışı Çarlık Rusyası yöneticileri nezdinde İmam Şamil’in ne denli büyük bir itibar sahibi olduğunu göstermektedir.
İmam Şamil’in hatıratından sizi en çok etkileyen olayı anlatır mısınız?
İmam Şamil’in ilkelere bağlılığını, hakkaniyet bilincini ve ciddiyetini vurgulamak maksadıyla dilden dile aktarılan bir hikâyenin günümüze kadar canlılığını koruması, yaşadığı dönemde ve sonraki dönemlerde onun toplum nazarında hüsnü kabul gören sağlam şahsiyet yapısını ifade etmesi açısından sosyolojik bir öneme sahiptir:
Savaşın uzaması sebebiyle halktan bazıları “Artık teslim olalım, anlaşma yapalım…” diye hayıflanmaya başlamıştı. Bunun üzerine divan, teslim olmaktan bahsedene kırbaç cezası verme kararı almıştı. Bu karardan çekinen insanlar çareyi Şamil’in annesine müracaat etmekte bulmuştu. Annesi İmam’a teslim olma teklifini iletince Şamil alınan karardan taviz vermemiş, kırbaç cezasını annesi adına kendi çıplak sırtına tatbik ettirmişti. Bu olay hakikaten son derece etkileyici bir örnek olaydır.
On yıl esaret hayatı yaşadıktan sonra İmam Şamil, Çar’ın özel izniyle 1870 yılında Rusya’dan ayrılarak hac yolculuğuna çıkmıştır. İstanbul’a uğradığında büyük bir heyecana vesile olmuştur. İstanbul’da olduğu gibi Mekke-i Mükerreme’de de halkın yoğun teveccühüne mazhar olan İmam Şamil, o yıl hacca gelen hüccâcın kendisini görme arzusuyla yol açtığı izdiham sebebiyle Kâbe’nin damına çıkartılarak hacıları selamlaması sağlanmıştır. Bu durum 14 asırlık İslam tarihi boyunca ender sayıda devlet başkanına nasip olmuş bir mazhariyettir.
Kafkas halklarının Rusların orantısız gücüne ve yıkıcı saldırılarına rağmen asırlar boyunca direnebilmesinin ardında yatan sebep nedir sizce? İmam Şamil’in askerî dehası ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?
İmam Şamil, Napolyon’u mağlup etmiş bir Rus generali olan Vorontsov’u yenmişti… Çeyrek asrı aşkın bir süre düzenli Rus birliklerine karşı efsanevi bir direniş sergileyen İmam Şamil, tanınmış tarihçiler tarafından gayrinizami harp tarihinin bir numaralı komutanı olarak kabul edilir.
Sayı ve donanım açısından kendilerinden onlarca kat büyük Rus birlikleri karşısında üç asır metanetle direnen Kafkas kabileleri büyük zayiatlar vermiştir. On binlerce can kaybı yanında ekinleri ve köyleri yakılmış, hayvanları ve malları gasp edilmiştir. Ancak Kafkas kabilelerinin gayrinizami harp teknikleri karşısında Rus birlikleri de çok ağır zayiatlar vermiş, Kafkasya yüzbinlerce Rus askerine mezar olmuştur.
Esasen İmam Şamil’in askerî dehası tüm dünyanın malumu. Onun ilme verdiği önem hakkında neler söylemek istersiniz?
Dağıstan’da dönemin ulemasından çeşitli ilim dallarını tahsil etmiş olan İmam Şamil, hayatı boyunca ilmin ve imanın izzetini asla yere düşürmemiş, ömrünün hiçbir anında ümitsizliğe kapılmamış, vakarıyla çağına ve sonraki çağlara örnek olmuş önder bir şahsiyettir.
Prof. Dr. Fethi GÜNGÖR
1964 yılında Kayseri’de doğdu. 1982’de Develi İmam Hatip Lisesinden, 1986’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Tefsir dalındaki yüksek lisans çalışmasını 1990’da Marmara Üniversitesinde; sosyoloji dalındaki doktora çalışmasını da 2004’te İstanbul Üniversitesinde tamamladı.
Kafkas Vakfı kurucu başkanı olan Güngör, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) bünyesinde kurulan Uluslararası Aile Enstitüsü’nde Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi vasfıyla da gönüllü çalışmalar yürütmektedir.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yedi sene uzman olarak çalıştı. Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde on beş yıl öğretim elemanı olarak görev yaptıktan sonra 2009 yılında intisap ettiği Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde aile, sivil toplum, insan hakları, göç ve mültecilik konularında dersler vermeye devam etmektedir. Aynı zamanda Hukuk Fakültesi Dekan Vekili olarak görev yapmaktadır.
Evli ve dört çocuk babası olup Türkçenin yanı sıra ana dili Çerkesçenin doğu ve batı lehçeleri ile Arapça ve Osmanlıcayı ileri düzeyde, İngilizce ve Farsçayı iyi düzeyde, Rusçayı zayıf düzeyde kullanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.