Ana sayfa - Son Sayı - İyi Bir Girişimci Hangi Kişilik Özelliklerine Sahip Olmalı? / Dr. Beyza Toksoy

İyi Bir Girişimci Hangi Kişilik Özelliklerine Sahip Olmalı? / Dr. Beyza Toksoy

Girişimciler ülkenin refah düzeyi için nasıl bir rol oynuyorlar? Girişimciliğin ekonomik ve sosyal önemi nedir?
Bir ülkenin gelişimi için girişimcilere çok fazla ihtiyaç var. Hele ki şu dönemde, pandemi sürecinde bunu çok daha fazla gördük. Tabii, burada, kadın girişimci, genç girişimci, hepsinin ne derecede önemli rol oynadığını da gördük, bunu örneklerle de yaşadık. Özellikle bu süreçte, evde olduğumuz sürede, belki siz de fark etmişsinizdir, kadınlar bir şeyler yapmaya çalıştı, işsiz gençler evlerinde bir şeyler üretmeye çalıştı. Bunların hepsi bir girişim.
Biz girişimi ikiye ayırıyoruz. Bir, akademik manada, literatür manasında kullandığımız, işletme kurmak ve kâr elde etmek girişimi olan girişimcilik. Ama artık halk arasında, evlenmenin de çocuk sahibi olmaya karar vermenin vesairenin de girişim olduğunu söyleyebiliyoruz. Yani o kadar hayatımızın içerisine girdi. Dolayısıyla, ne yaparsak yapalım, yani aylık maaşınızı alan bir çalışan da olsanız, sadece işinizi, size verilen görevi yapmak artık yeterli olmuyor, orada da yaratıcılığınızı, fikirlerinizi, yeni düşüncelerinizi katmanız; kendinizi, kurumunuzu, departmanınızı geliştirmeniz gerekiyor. Yani “Ben işletme kurmayacağım, ben işyeri sahibi olmayacağım, girişimcilikten bana ne?!” denilen bir süreçte değiliz. Hem kendi kalkınmamız için hem toplumun ve ülkenin kalkınması için, kurumsal olarak da bireysel olarak da genç olarak da kadın olarak da bir yerde aylıklı çalışan olarak da girişimci ruhumuzu beslememiz gerekiyor.
Girişimci kişilik özellikleri nelerdir, hangi özellikteki kişiler girişimcilikte daha başarıya ulaşabilir?
Literatürde sıralanan altı tane girişimci kişilik özelliği var: Yenilikçilik, kendine güven, içsel kontrol hissi, başarma arzusu, bağımsız olma isteği, yaratıcılık.
Günümüzde, girişkenlikle beraber, bunlara eklenebilecek pek çok şey var: Lider ruhlu olmak, girişken olma, hayal kurma becerisi, fikir üretme becerisi, Türkçeyi iyi ve doğru kullanabilme, etkili iletişim, insanlarla sağlam diyalog kurabilme, beden dilini doğru kullanabilme, sosyalleşebilme, network oluşturabilme, bir sporla uğraşma, bedenine/sağlığına dikkat etmek… Bunların hepsi aslında girişkenliği ve dolayısıyla da girişimciliği tetikleyen özellikler olarak karşımıza çıkıyor.
Girişimci kişilik özellikleri, genlerle gelebiliyor ama kişi bunları kendisini geliştirerek de elde edebiliyor.
Bunlar olmadan da olabiliyor; mesela kişi sadece yatırımda bulunuyor, para veriyor, bir işletme kuruyor, ama bu saydığım özellikteki kişileri de yine çeşitli departmanların başına koymak zorunda. Ona göre bir müdür, kendi tanıtımını/sunumunu yapabilecek, yüzlerce insanın karşısına çıkabilecek girişkenlikte bir halkla ilişkiler müdürü koyması gerekiyor örneğin. Yani bu özelliklere sahip olmayan bir girişimci, sadece parasını koyup yatırımda bulunan kişi olarak kalıyor.
Girişimcilik niyetini etkileyen faktörler neler?
Girişimcilik niyeti eşittir girişimcilik eğilimi diyoruz, yani kişiyi girişimci olmaya iten etkenler. Bunlar en başta az önce saydığımız kişilik özellikleri. Bu kişilik özelliklerine sahip olan kişiler girişimcilik niyetinde olmaya karar veriyorlar. Bu birinci etken. Onun dışındaki etkenler: iş fırsatı, bir iş fikrini bulmuş olması, aklında bir fikir olması, bunu uygulamaya geçiriyor olması; onun beraber çalışabileceği, kendi kafa yapısına uygun ekip arkadaşlarının olması, etrafında destekleyicilerin olması (maddi-manevi), parasının olması, destekleyen kurumların olması, geleceği görebiliyor olması; piyasada ya da sektörde o girişimle ilgili bir boşluğun olduğunu fark etmesi, ihtiyaç olduğunu fark etmesi, toplumda o işe yönelik bir istek ve ihtiyaç olduğunu fark etmesi, bütün bu nedenler kişiyi girişimci olmaya niyet ettiriyor.
Girişimcilik niyetini etkileyen stratejik güven kaynaklarını açıklar mısınız?
Biz normalde güveni üçe ayırıyoruz; stratejik güven, kurumsal güven ve genel güven. Kurumsal güven, kurumlara duyduğumuz güven. Genel güven, adı üstünde, genel, herkese karşı duyduğumuz güven. Stratejik güven ise kişinin yakın ilişki içerisinde olduğu kişilere karşı duyduğu güvendir. Kimlerdir yakın ilişki içerisinde olduklarımız; yakın arkadaşlarımız, ailemiz, eşimiz dostumuz, akrabalarımız, sosyal çevremiz, çekirdek ailemiz, yakın iş arkadaşlarımız. Bu kişiler bizim stratejik güven kaynaklarımızı oluşturuyor. Ve kişi, bir girişimde bulunurken, eğer yanına arkadaş/ortak alacaksa stratejik güven duyduğu kişileri yanına alıyor.
Girişimcilik niyetini etkileyen ortak değer kaynaklarını açıklar mısınız?
Ortak değerler, kişilerin birlikte yapmaktan zevk aldıkları şeyler. Aynı değerleri paylaşan kişiler ortak değerler kavramı içerisinde yer alıyor. Örneğin beraber aynı spor kulübüne taraftar olmak ya da aynı spor dalıyla uğraşıyor olmak ya da her hafta sonu sinemaya gitme keyfi yapmak…
Beraber bir şey yapmayı seviyorsak ya da beraber yapmasak bile aynı şeyleri yapıyorsak, bunlar bizim ortak değerlerimiz anlamına geliyor. Böyle değerlere sahip olduğum kişilerle bir girişimde bulunmayı tercih ediyoruz.
Örf, anane, gelenek ve görenekler de işin içine giriyor.
Girişimcilik özellikleri doğuştan mı gelir yoksa sonradan da elde edilebilir mi? Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Her ikisi de. Genlerle gelebiliyor o ruh ve o kişilik özellikleri. Ama o kişilik özellikleri sonradan da geliştirilebiliyor.
Ayrıca, ailede anne babayı rol model alarak da kişi girişimci olmayı tercih edebiliyor. Ama burada durum değişebiliyor. Yani babası girişimciyse kişi de girişimci oluyor. Babası maaşlı çalışan, aylıklı çalışan biriyse, çocuğun da genelde maaşlı, aylıklı çalışmayı tercih ettiği görülüyor. Ama bunun tersi de olabiliyor. Yani o ailede, “Yahu, babam yıllarca kıt kanaat geçindi, babamın aylıklı maaşıyla çok zor yetiştik, büyüdük, okuduk; ben babam gibi olmayacağım, kendi işimin patronu olup daha çok para kazanacağım.” diye düşünen gençlerimiz de olabiliyor.
Sizin girişimci kişilikle ilgili bir tez çalışmanız var; burada testler yaptınız, belli kişilerle görüştünüz, anketler doldurdunuz. Bu konuda ne gibi sonuçlara ulaştınız?
Bekârlar evlilere göre daha fazla girişimci. Çünkü bir sorumluluğu yok; yani eş, çoluk, çocuğunu okutmak gibi bir sorumluluğu olmadığı için riske daha kolay girebiliyor bekârlar. Ya da çok daha rahat seyahat edebiliyor, şehir değiştirebiliyor. Evliler; evin maddiyatını, çocuğun okulunu düşünüp paralarını riske atmıyor.
Kadın-erkek ayrımı eskiden vardı ama şimdi kadınların girişimcilik konusunda erkekleri geçtiğini görüyoruz. Eskiden erkeklerle başladı bu iş ama kadın girişimcilerin sayısı da bir hayli artıyor, hatta erkeklerin önüne geçti diyebiliriz.
Eğitim seviyesi olarak, ilköğretim ve önlisans düzeyindekilerin girişimci olduğunu görüyoruz. Lisansüstü yapanların genellikle akademisyen olarak, yayınlar yaparak (yazarlık, kitap, makale vesaire) okulda kaldıklarını gözlemliyoruz. Yani lisansüstü yapanların, lisansüstü-doktora yapanların çok fazla girişimci olmadıklarını, akademisyen olarak kaldığını gözlemliyoruz. Ama ilkokul ve önlisans seviyesindekilerin, hele ki bir de kafasına uygun, stratejik güven ve ortak değer arkadaşları bulduysa kendisine, beraber iş yaptıklarını görüyoruz.
Benim en çok etkilendiğim şu oldu, özellikle biz Türklerde bu çok var; arkadaşı için insanların girişime girdiklerini gördük. Şöyle ki: Batacağını bilse bile ya da koyduğu paranın kaybolacağını bilse bile, “Ben arkadaşım için bu işe girerim; arkadaşım bunu istiyorsa ben onun için varım.” diye bir sonuç çıktı. Tabii ki bu bir anket sonucu, kişi orada ne kadar doğrusunu söyledi bilemiyorum ama bizde, biz Türklerde böyle bir şey var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.