Ana sayfa - Son Sayı - İradesi Güçlü Çocuk Nasıl Yetiştirilir? / Doç. Dr. Yener Özen

İradesi Güçlü Çocuk Nasıl Yetiştirilir? / Doç. Dr. Yener Özen

İrade nedir?
Özgürlük kelimesi her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi yasasına, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi (seçme özgürlüğü). “İnsanın kendi istemesi, kendi iradesiyle eylemde bulunabilme olanağı; insanın dıştan engellenmeden etki yapabilmesi.” şeklinde tanımlanabilir. İnsan zekâsı bilgisiyle değil, ancak iradesi ile insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. İrade, yalnız bir güç ve ayrıcalık değil, hem de insanları birbirinden ayıran ve aralarında üstünlük aşağılık farkı yaratan tek ruhsal kuvvettir.
Karar vermek bir tarafta seçim yapmayı bir taraftan sorumluluk almayı içermektedir. Sorumluluktur çünkü kişi aldığı kararın ya da alınmasına ortak olduğu kararın sonuçlarıyla yüzleşmek durumundadır. Bu anlamda irade, seçmek (karar vermek) ve bu seçimleri eyleme dönüştürmek şeklinde tanımlanabilir. İrade, doğrudan doğruya malum olan şey olarak tanımlanmaktadır. Bilvasıta bilinen ve tasavvurda görünen madde âlemine geçen yol ondan başlar. İrade her şeyin anahtarıdır. Hakikatin dar kapısıdır. Biz kâinatı kendi varlığımız vasıtasıyla anlamalıyız. Fertlerin iradeleri kendi vücutlarında belirir. Beyindeki zekâ ve vücuttaki devamlılık isteğini bu irade doğurur.
İrade demek, kendi isteğinle karar verebilmek demektir. Ama daha işin başında, o “kendin” “kendi isteğin” dediğin şey bile ancak dışarıdan gelen etkilere karşı bir reaksiyon olarak oluşuyor. Yani öyle “kendin” (self) diye, ne yapacağına kendisi karar veren mutlak bir gerçeklik-varlığı kendinden menkul bir benlik- söz konusu değildir. Bu yüzden de özgür irade demek, kendinde şey olarak “tam bağımsız” bir şekilde karar verebilmek demek değildir! Baskı altında olmadan, herhangi bir dış kuvvete tabi olmadan karar verebilmek demektir.
Bir eylemin başlatıcısı olan ve yapılmasını sağlayan iradeyi bulduğumuz zaman, aslında bulduğumuzun kendi irademiz olduğunu düşünür, seviniriz buna. Özgürlük, gerçek iradenin koşulu, ortaya koyulan irade ise özgürlüğün belirtisidir. Bize, özgür olduğumuzu söyleyen duygu, hesaplayan düşünceye dalmadan önce, eylemler arasında seçim yaptığımızda da uyanır. Yaptığımız seçim duyularımıza vücut veren öngörünün sonucudur. Öngörünün sahibi ise benliktir.
İrade ve düşüncenin hür olması yeterli değildir. Önemli olan bu irade ve düşüncenin hür bir şekilde eyleme dönüşmesidir.
Çocuklara irade eğitimi verilirken temel strateji ne olmalıdır?
Günümüzde öğrencilerin en önemli problemlerinden biri en küçük bir başarısızlıkta kendilerine güvenlerinin kaybolması, hiçbir şey yapamayacaklarına inanmalarıdır. Oysaki çocukların olumlu yönleri geliştirerek doğru seçimler yapması sağlanabilir. İşte tam da bu noktada irade devreye girmektedir. Çocukların bu olumlu yönlerinin fark edilmesi ve güçlendirilmesi içinde irade eğitimine ihtiyaç vardır. İrade eğitiminin tam olarak yapılabilmesi için iradeyi oluşturan faktörler, irade üzerinde nelerin etkili olduğu bilinmeli ve ona göre bir program hazırlanmalıdır.
İrade eğitimine hangi yaş diliminde başlanmalı?
Dört yaşından itibaren eğitsel oyunlarla irade eğitimi verilir. Ancak bazı olgular soyut içerikli olduğundan 11 yaş itibariyle soyut irade kavramları aktarılmaya başlanır.
Fazla korumacı tavırlar irade eğitimini nasıl etkilemektedir?
Çocuğa yaşı gereği seçenekler sunularak ve sonuçlarının neler olacağı anlatılarak eylemde bulunma hakkı verilmelidir. Eğer her şeyi onun adına yapar ve onun istek ve beklentilerini sormadan onu yönlendirirsek bağımlı bir kişilik olarak büyür. Hayat boyu hiçbir girişimde bulunmadan yönlendirme ile pasif bir kişilik olarak hayat sürer. Bugünün dünyasında bu depresyona ve kişilik bozukluklarına zemin hazırlamak demektir.
İrade eğitimini olumsuz etkileyen anne baba tutumları nelerdir?
Fazla korumacı ana baba tutumları ve çok serbest bırakan ana baba tutumları çocuğu yönsüz ve istikametsiz bırakır. Çocuğa sürekli emreden ana baba tutumları çocuğu iradesiz kılar ve kendini değersiz hissetmesine neden olur. Ya çok pasif bir kişilik ya da sürekli itiraz eden ve anarşik bir kişilik ve kimlik geliştirmesine neden olur. Tamamen çocuğu serbest bırakan bir anlayış ise doğru yanlış, iyi kötü, kültüre uygun – uygun değil ikilemlerini öğrenmeden toplumsallaşma dışı kalan uyumsuz bir kimlik geliştirir. Yani ne İFRAT ne de TEFRİT. VASATI bulmak şarttır.
Duygusal zekâ ve irade arasında nasıl bir bağlantı var? Duygusal zekâyı geliştirmek için ne gibi yöntemler kullanılmalı?
Duygusal zekâ ile insanların ortak duyguları, iletişim becerileri, insanlık anlayışları, incelik, kibarlık, nezaket gibi yetenekleri tanımlanıyor. Duygusal zekâ veya irade zekâsı denen kavramın 1995’ten bu yana dünyada önemi giderek artıyor. “İradeli adam”ın, “irade sahibi insan”ın artık bilimsel değeri var. Yapılan araştırmalar insanın hayatında arzu ettiği şeyleri elde edebilmesi için en önemli iki etkenin zekâ ve irade olduğunu gösteriyor. Kişinin istediği maddi manevi her ne olursa olsun kazanması için en temelde bireysel olarak zekâ ve iradeye ihtiyaç duyuyor. Zekânın oluşumunda genetik faktörler, doğum öncesi ve doğum sonrası etkenler söz konusu ve üstelik zekâ gelişimi büyük oranda erken çocukluk döneminde tamamlanıyor.
İnsanın belli bir yaştan sonra zekâsını geliştirmek için yapabileceği çok fazla bir şey yok.
Ancak irade çok şükür ki böyle değil. İnsan kaç yaşında olursa olsun iradesini geliştirebilir. Tabi ki erken yaşlarda özellikle gençlik döneminde yapılacak bir irade eğitimi çok daha zahmetsiz ve çok daha kalıcı olacaktır. Ancak insan her yaşta iradesini eğitilebilir yeter ki bunu istesin ve gereken fedakârlığı yapmaya hazır olsun.
İnsanı mutsuz eden ve hayatını zorlaştıran en önemli problemler irade zayıflığı sonucu ortaya çıkıyor. Şiddetten tembelliğe ve çeşitli sigara, alkol, kumar gibi bağımlılıklara, sağlıksız beslenmeden hareketsiz yaşamaya kadar çok sayıda problemin temelinde irade zayıflığı yatıyor.
İrade terbiyesinde ilk adım hiç şüphesiz insanın kendisini iyi tahlil edebilmesindedir. Yani insanın kendi iradesiyle alakalı fikir sahibi olması, irade anlamında zayıflıklarını bilmesi ve bu zayıflıkları kapatabilme kararlılığıdır. Herkes en iyi özellikleri sorulduğunda genelde dürüstlük, cömertlik, cesurluk hatta mütevazılık gibi özelliklerini söylüyor. “İrade” demek akıllarına gelmiyor. Ancak en kötü özellikleri ya da başarısızlıkları sorulduğunda verdikleri cevapların büyük çoğunluğunda sebebin irade zayıflığından ileri geldiği anlaşılıyor. Dolayısıyla kişi irade anlamında ilk adımı konuyla alakalı farkındalığı geliştirerek atmalıdır.
Duygusal zekânızı geliştirmenizin formülü ise şunlar:
● Kendinizi iyi tanıyın,
● Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi öğrenin,
● Alışkanlıklarınızdan kurtulmayı becerin,
● Kıskançlık, haset, kibir gibi dürtülerinizi yenin,
● İletişim kurma, merak ve öğrenme becerinizi geliştirin,
● Problem çözücü olun,
● Tenkide açık olun.
Komplekslerden kurtulma ile irade eğitimi arasında nasıl bir bağlantı var?
Kompleks aşağılık duygusudur. Adler’in çalışmalarından bugüne bunun iradesizlik ve bir yaşam tarzı oluşturamamaktan kaynaklandığı biliniyor. Bu bir irade çarpıtmasıdır. Öğretisi ve zihni gücü yetmeyen kişinin kendini koruma amacıyla yaptığı bilişsel çarpıtmalardır.
İrade kazanmada çocuğa nasıl bir plan yapılmalı, yaş gruplarına göre nelere dikkat edilmeli?
Çocukluğu; “0 – 7 yaş dönemi”, “7 – 14 dört yaş dönemi” ve “14 yaşından sonraki dönem” olmak üzere üç evreye ayırırsak: 0 -7 yaş arasındaki ilk dönem şekillendirici güçler fizik-anatomik gelişim üzerinde odaklanmıştır. Çocuk uzuvlarındaki, iskelet ve kas yapısındaki gelişme sayesinde dik durma, yürüme, bedenini hareket ettirme, konuşma, kendi kendine yemek yeme gibi beceriler kazanarak gitgide daha bağımsız hale gelir. Böylece iradi olarak kendi kendisini yönteme becerisi gelişir ve hareketlerine bir düzen ve ritim gelir. Waldorf, eğitimden çocukların ritim duygusunun gelişmesi için çocuğun ritmik etkinlikler yapması önerilmiştir. Ritim öngörülebilirlik sağladığı için çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlar. (Kotaman, 2009:178)
Programda ikinci döneme geçiş 7 yaşında dişlerin değişmesiyle olmaktadır. 7 yaşından 14 yaşına kadar olan dönemi Steiner, “Kalp” veya “duygusal periyot” yani çocuğun hayal gücünün uyandığı dönem olarak tanımlamakta ve çocuğu bu dönemde sanatsal olarak eğitmek gerektiğini vurgulamaktadır. (Bayhan, Bencik, 2008:23)
14 yaşındaki çocuk şekillendirici enerji artık fiziksel-anatomik ve fizyolojik-organik büyümeden giderek bağımsızlaştığından entelektüel düşünme etkinlikleri için yoğun şekilde harcanmaya başlar. Bu dönemde fiziksel, duygusal, zihinsel gelişim bütünleşir. (Ogletree, 1997, akt. Kotaman, 2009:180)
14 yaş ve üzerinde daha önceki öğrenilenlerden vazgeçilmeden bağımsız düşünceye önem verilmeli, bağımsız düşünce güçlendirilmeli ve geliştirilmelidir. (Schmitt-Stegmann, 1997, akt. Kotaman, 2009:180)
6-14 yaş çocuğu, duygular dünyasında yaşar. Ve bu duygular dünyası sayesinde çocuk öğrenme ve öğretilme sürecine samimi bir şekilde katılır ve sonuç olarak öğrendiklerini hatırlar. Öğretmenler, her türlü sanatsal metodu kullanarak, hikâyeler anlatarak, geçmiş tarihi de bir hikâye çerçevesinde anlatarak zengin, farklı bir müfredatı uygulamış olurlar. Böylece, çocukların derslere samimi bir şekilde tüm duyuları ile birlikte katılmalarını sağlarlar.
İrade eğitimindeki temel prensiplerden bahseder misiniz?
Bu konuda bana ait olan ÖZEN YAKLAŞIMI ismini verdiğim ve sekiz maddeden oluşan prensipler vardır.
ÖZEN YAKLAŞIMI YÖNTEMİ
İrade eğitiminde kullanılabilecek bu yaklaşım âcizane bizim şimdiye kadar çocukta karakter eğitimi konusunda oluşturduğumuz; Sorumluluk Eğitimi, Saygı Eğitimi ve Öz-saygı Eğitimi çalışmalarımızda kullandığımız ve tavsiye ettiğimiz yöntemdir. Varoluşçu yaklaşım, Gerçeklik Terapisi ve Hümanistik yaklaşımın bir eklektizmi olan bu yaklaşım öğretmenlere ve ana babalara evde programlı bir irade eğitimi geliştirme şansı vermektedir. Bu yaklaşım şunları kapsamaktadır:
ÇOCUĞA İRADE KAZANDIRMADA SEKİZ AŞAMALI PLAN
Hayattaki en büyük problemi “YETENEKSİZLİK” değil “İRADESİZLİK” olan birçok birey vardır. Her ne kadar birey birbirinden farklıysa da, bir çocuğa veya bireye aşağıda sunulan plan çerçevesinde yardımcı olunabileceğini siz de keşfedin.
1-BİR AMAÇ EDİNİN
Önce dar anlamda düşünün (pek de dar değil ama), “Sedat’ın daha İRADELİ bir insan olmasını istiyorum” gibi bir amaç iyi bir başlangıç olmayabilir. “Sevgi’nin ödevleri konusunda daha İRADELİ davranmasını istiyorum” veya “Tamer’in benim dersime gelirken getirmesi gereken tüm malzemeyi getirmesini istiyorum” veya “Mine’nin düzenli not tutmasını ve bunları kullanmasını istiyorum” gibi bir amaç belirleyin. Sadece amacınızı düşünmek bile konuya odaklanmanızı ve doğru yönde davranmanızı sağlayabilir.
2-GEREKLİ MALZEMEYİ BELİRLEYİN:
Olmasını beklediğiniz sorumlu davranış tek başına düşünülemez. Bazı temel yetenek ve ustalıkların birikimidir. Akademik olmayan yeteneklerden bahsederken bunu genellikle göz ardı ederiz. Örneğin, çocuklar belli bir seviyeye geldiklerinde bir gün kendilerinden ödev defteri tutmaları istenebilir. Bazı çocuklar bunu sorunsuz ve talimat gerektirmeden yerine getirirken, diğerlerinin de bu konuda yardıma ihtiyacı olabilir. Öğretmenin, verilen ödevi tahtaya yazmasını isteyebilirler ve hatta her şeyi bir arada görebilmeleri için formlar geliştirilmesi gerekebilir. Günün sonunda, öğretmenin her ödevi için “Bu ödevi yapmak için nelere ihtiyacın var? İhtiyacın olan malzemeyi al ve çantana koy” şeklinde yönlendirilmesi gerekebilir.
Amacınıza odaklanın ve gerekli davranış kitaplarını tespit edin. Planınız yaklaşık olarak aşağıdakine benzeyecektir:
Amaç: Ahmet’in ev ödevleri konusunda daha İRADELİ davranmasını istiyorum.
Önceden gerekli olanlar: Ahmet,

  • bunu yapabilecek yeteneğe sahip olmalı,
  • ödevlerin neler olduğunu sınıftayken öğrenmeli,
  • unutmamak için ödevlerini ödev defterine not etmeli,
  • ev ödevinin ne olduğunu öğrenmeli,
  • ödevlerini yapabilmek için nelere ihtiyacı olduğunu tespit edebilmeli,
  • sınıftan ayrılmadan önce ödev defterini kontrol edip gereken malzemeyi tespit etmeli,
  • gereken malzemeyi ve ödev defterini eve götürmeli,
  • ev ödevini yapmalı,
  • her şeyi tekrar çantasına koyup okula getirmeli,
  • okulda ödevini çıkartıp tekrar yerine koyabilmeli.
    Bu kadar basit görünen bir davranışı gerçekleştirebilmek için bile ne kadar yeteneğe sahip olmanız gerektiğini bilseniz şaşırırdınız.
    3-DÜZEYİ BELİRLEYİN:
    İstediklerini yapmak için gereken yetenekleri belirlediğinizde, öğrencinin hangi yeteneklere sahip olduğunu da bilmeniz gerekir. Bunu yapabilmek için de öğrenci bir müddet gözlemlenmelidir.
    Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, Ahmet’in ödevlerini yapabilmek için gereken yeteneğe sahip olduğunu biliyordum. Onu izledim ve ödevlerini defterine kaydettiğini gördüm. Dersin sonunda, her ne kadar ödev defterini açmadığı ve gereken malzemeyi eve götürmek üzere toplamadığı noktada ona müdahale ettim.
    4-ZAYIF NOKTALAR KONUSUNDA ALINACAK TEDBİRLER:
    Öğrencinin hâlihazırdaki seviyesini bilirseniz, gereken özel tedbirleri alabilirsiniz. Ahmet vakasında, Ahmet’in, dersin sonunda ödev defterini kontrol etmesi ve gerekli malzemeyi çantasına koyarak yanına alması gerektiğini biliyordum.
    Öncelikle, Ahmet’i defterini açarken, ödevlerini tek tek okurken ve gerekli malzemeyi toplarken sürekli izledim. Birkaç gün sonra ancak hazır hale gelmiştim.
    Sonunda, her şeyi yapıp bitirdi ve kontrol ettim. Durumdan memnun fakat ona karşı acımasızdım, karşılığını da gördüm. Ahmet daha sıklıkla ödevlerini yapmaya başladı.
    5-KURALLAR VE KATLANILACAK SONUÇLAR KATI VE KESİN OLMALI:
    Eğer, “Derse başlamadan önce kurşun kalemlerini aç” şeklinde bir kural koyduysanız, kuralı yumuşatmayın. Derse başladıktan sonra kalemini açmak isteyen öğrenci kibar bir dille refüze edilmeli ve dersi ucu küt bir kalemle izlemek zorunda kalmalıdır veya teneffüste dışarı çıkmayarak kalemlerini açmalı ve çalışmasını yapmalıdır. Öğrenci iradeli davranabilmeli, aksi takdirde iradesiz davranmanın olabilecek sonuçlarına katlanmalıdır.
    Ahmet’in durumunda, ev ödevlerini yapabilmek için gerekeni toplayamamış olmak okul bittikten sonra eve gitmeyerek okulda kalmayı gerektiriyordu. Dağlar gibi kıpırdamadan duruyor, ödevleri için hazırlanmadan Ahmet’in okulu terk etmesine izin vermiyordum.
    Yine de ödevlerini yapmak için gereken her şeyi yanına alması, Ahmet’in ertesi gün ödevlerini yapmış olarak okula geleceğinin garantisi oluyordu. Ödevlerini yapmamasının bazı sonuçlarına katlanması gerekiyordu. -Ahmet için, boş zamanlarında ödev yapmak, daha büyük yaşta öğrenciler için ise okulda cezaya kalma şeklinde olabiliyordu.- Öğretmen karalı bir şekilde bu kuralı her zaman uygulamalıdır.
    6-ANA-BABA’DAN YARDIM İSTEYİN FAKAT BU YARDIMA BEL BAĞLAMAYIN:
    Öğrencinin anne-babasına bilgi verin ve yardımlarını talep edin, ancak, planın başarısını tamamen onlardan gelecek yardıma endekslemeyin. Ana-babadan gelecek yardımın faydası olabilir ama okulda uygulayabileceğiniz yöntemleri daima göz önünde bulundurun.
    Ahmet’in annesine ödevleri yapmak için gereken malzemeyi toplamak konusundaki planımı anlatarak, kızının ev ödevlerini yapmak için kendisinin yardımına pek az ihtiyaç duyacağını duymayacağını söyledim. Ahmet’e sadece çalışmak için uygun bir mekân ve çalışmak üzere masa başına oturmasının söylenmesi gerekiyordu.
    Ahmet’in annesi çok çalışan ve okul çağında bir sürü çocuğu olan bekâr bir anneydi. Ahmet’e yardım etmeyi denedi ama ısrarcı olamadı. Ahmet çalışmalarını yalnızca benim tarafımdan bugün kontrol edileceğini biliyordu.
    7-AMAÇ İÇİN GEREKEN ÖN HAZIRLIKLAR ÜZERİNDE ÇALIŞIRKEN NİHAİ AMACINIZI GÖZDEN KAÇIRMAYIN:
    Asıl amacınızı her zaman göz önünde bulundurun. Öğrencinin yetenekleri üzerinde çalışırken önce basit olandan başlayın. Bir kez kolay olanı başardığınızda adım adım diğer yetenekler üzerinde uğraşma aşamasına geçin. Bir noktada saplanıp kalarak asıl amacınızı unutmayın. Zaman zaman öğrencinin derli toplu olması konusuna çok fazla enerji sarf ettiğim oldu. Oysa notları çok titiz bir şekilde tutması konusunda mükemmel olmasını beklemeden notlarını gözden geçirmesini öğretmem gerekirdi.
    Ahmet gibi bir öğrenciyi kendime bağımlı kılmak çok kolay olurdu. Kendimi ondan sorumlu hissetmem onun işini kolaylaştırırdı ve ben yıl boyunca öğleden sonra boş saatlerimi onun tepesinde dikilerek geçirebilirdim. Eğer nihai amacımı unutsaydım bütün bunlar başıma gelebilirdi. Esas amacı gözden kaçırmayarak beni yanlış yöne sevk edebilecek hareketlerden kaçındım.
    8-ÇOCUKLARI TAKVİYEYE BAĞIMLI HALE GETİRMEYİN:
    Öğretmenler, çocuğun kendine güvenmesine büyük önem atfederler, ancak, kendine güvenin gelişmesinde zoru başarmanın, yapılan ufak tefek işler için verilen ödüllerden daha önemli olduğunu unuturlar. Daha fazla iradesini ortaya koyması, öğrenci için olağanüstü bir ödüldür. Maalesef bazıları hala bunu öğrenemedi ve öğrenciye gittikçe daha somut ödüller vermek zorunda kalıyorlar.
    Bazı öğretmenlerin öğrenciye çok sayıda ödül, süslü etiketler ve şeker vermeleri öğrencinin başarısının ucuzlamasına neden oluyor. Sonuçta giderek daha fazla ödül verir ve öğrenciden daha az karşılık alır hale geliyorlar. Bu işte kural; “sonuç getirecek en düşük ödülün verilmesi”dir. Bazı öğrenciler somut ödüllerle ödüllendirilmek isterlerse de, bazılarına serbest zaman tanınması, ilgilendiği bir aktiviteye katılmak gibi ödüller yeterli olabilir. Bazı öğrenciler ana-babalarına iyi not aldıklarını göstermek isterler. Bazılarının gelişim sağlaması için ise öğretmenin övgüsü ve onayı gereklidir. Bir kısım öğrenci “Fen dersleri notlarını çalıştığını gördüm.” veya “Bugün derse girmeden kalemlerini açtın değil mi?” tarzında beyanlara olumlu tepki verirler.
    Ahmet işe bir sürü olumlu mütalaa ve övgü ile başladı. Daha sonra mütalaalarımı “Bugün üçüncü gün ve matematik ödevlerini düzenli olarak yapıyorsun.” şeklinde basit ifadeler kullanmaya başladım. Ahmet ise “Bugün teneffüse çıkmıyorum çünkü ödevim var.” şeklinde kendisini yücelten bir ifade kullandı.
    Hangi destekleme (takviye) yönetimini kullanırsanız kullanın, öğrencileri daha az dişe dokunur ödüllerle ödüllendirip, öğretmene daha bağımlı olmasını ve kendisi ile gurur duymasını sağlayın. Sonuçta, öğrencide kendine büyük bir güven geliştiğini göreceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.