Ana sayfa - Son Sayı - İnsülin Direncine Karşı Beslenme Önerileri / Gıda Mühendisi Diyetisyen Özden Örkcü

İnsülin Direncine Karşı Beslenme Önerileri / Gıda Mühendisi Diyetisyen Özden Örkcü

Kendinizden biraz bahseder misiniz?
1986 İstanbul doğumluyum. İlköğretim, orta öğretim ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladım.
2008 yılı Gaziosmanpaşa Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Meslek hayatıma unlu mamuller sektörüyle adım attım, daha sonra 2 yıllık catering tecrübesi ile devamında tekrar unlu mamuller sektörüyle meslek hayatımda; üretim müdüründen, sorumlu yöneticiliğe, gıda kalite ve güvenliğine kadar birçok departmanda görev aldım. Sonrasında 2015 Haliç Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Poliklinik – yatan hasta – yemek hizmetleri – mutfak sorumluluğuyla sağlık ve mühendislik alanında mesleki hayatıma yön verdim.
NP İstanbul Beyin Hastanesi’nde beslenme uzmanı olarak çalışmaktayım, akademik alanda Haliç Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde yüksek lisansıma devam etmekteyim.
İnsülin nedir ve şeker hastalığı (diyabet) ile ilişkisi nedir?
İnsülin, pankreastan salgılanan bir hormondur.
İnsülin, karaciğer, kas, yağ dokularında hücre reseptörlerine bağlanarak etki gösterir; glikojen yapımını ve depolanmasını artırır, yıkımını azaltır. İnsülin, dokular tarafından yakıtların kullanımını düzenleyen en önemli hormonlardandır. Protein ve lipit metabolizmasında önemli role sahiptir, kas ve yağ dokusunda glukozun hücre içine girişini, depolanmasını ve kullanımını düzenler.
İnsülin direnci, zamanla kandaki insülin miktarının glikoz transferi için yetersiz kalmasına neden olur. Bu durumda insülin kas ve yağ hücreleri tarafından emilmek yerine vücutta depolanır. Dokularda glikoz kullanımının azalması ve karaciğerde glikoz üretiminin artması, tip2 diyabet hastalığını beraberinde getirir. Kişide tip2 diyabetin dışında hipertansiyon, obezite, lipid yüksekliği ve polikistik over sendromu da görülebilir.
İnsülin direnci ne demektir?
İnsülin direnci, hedef hücre ya da organın fizyolojik bir insülin konsantrasyonuna azalmış yanıtı olarak tanımlanmaktadır. Bu aslında temel olarak dokuyu glukozun yarattığı osmotik basınçtan koruyan bir mekanizmadır.
Klinik açıdan insülin direnci, kişinin günlük metabolik faaliyetlerini optimal düzeyde sürdürebilmesi için pankreas adacık sisteminin salgılamak zorunda olduğu insülin miktarını aşan düzeyde insülin üretimi ve kullanımının zorunlu olduğu durum olarak ifade edilebilir.
Başka bir deyişle, insülin direnci insüline normalde cevap veren yağ, karaciğer, iskelet kası ve kalp kası gibi hedef dokularda insülin sinyal yolunda yetersizlik olarak tanımlanabilir.
İnsülin direnci olan bireylerde, kan şekerinin kas, yağ ve karaciğer hücrelerine girmesi daha zordur ve bu da yüksek düzeyde glikozun kanda birikmesine sebep olur. Bu durumda pankreas hücrelere daha fazla glikoz almak için daha çok insülin üretmeye ve normalden daha fazla çalışmaya başlayabilir. Sonuç olarak, pankreas “kendini yıpratabilir” – yeterli insülin sağlama yeteneğini kaybedebilir.
İnsülin direnci sadece diyabet hastalarında mı görülür? Diyabet olmayan hastalarda insülin direnci kendini nasıl gösterir?
İnsülin direncinin geniş spektrumu vardır. Glikoz dengesi tamamen normal olabilir veya hiperglisemi görülebilir. Hatta bazı hastalarda hipoglisemi olabilir. İnsülin rezistansı cinsiyet farkı gözetmeksizin her yaşta ortaya çıkabilir. Ciddi insülin rezistansı olan birçok hastada besbelli bir diyabet görülmez fakat çoğunda, otoimmun hastalık bulguları, over kaynaklı hormonlara etki, büyüme-gelişme bozuklukları, obezite, hipertrigliseridemi, cilt altı yağ dokusunda bozukluklar bulunabilir.

  1. Kalıtsal
  2. Fizyolojik Nedenler: Puberte, Yaşlılık, Hamilelik, Uzun süreli yatak istirahati, İlaçlar (Steroid, beta blokerler, diüretik, oral kontraseptif)
  3. Metabolik Nedenler: Tip 2 DM, Kontrolsüz Tip 1 DM, Diyabetik ketoasidoz, Ağır malnütrisyon, Obezite, Hiperinsülinemi, Aşırı alkol kullanımı, Dislipidemi, İnsülin tedavisi sonrası gelişen hipoglisemi
  4. Endokrin Nedenler: Hipotiroidi, Cushing sendromu, Akromegali, Polikistik over sendromu
  5. Endokrin Dışı Nedenler: Esansiyel hipertansiyon, Kronik üremi, Kronik karaciğer yetmezliği, Romatoit artrit, Kronik kalp yetmezliği, Neoplastik kaşeksi, Kronik inflamasyon, Travma, Yanık, Sepsis, Cerrahi, Sigara kullanımı, İnfeksiyonlar, Sedanter yaşam
    Belirtileri nelerdir?
    Cilde renk veren pigmentlerin artışından dolayı koyulaşma
    Deride yumuşama
    Hızlı ve aşırı kilo alma
    Kilo vermede sıkıntı yaşama
    Adet düzensizliği
    Kendini enerjisiz hissetme, sabahları yorgun kalkma,
    Yemeklerden sonra uyku basması
    Konsantrasyon ve algılama güçlüğü
    Soğuk terleme ve üşüme
    Vücut direncinde azalma
    Hızlı yeme, sık ve çabuk acıkma,
    Baygınlık hissi
    Tatlı krizleri
    Elde ayakta titreme
    Az yediğim halde kilo veremiyorum gibi şikâyetlerde bulunma
    İnsülin direnci tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi nasıl olmalıdır?
    Obezite, bireylerde insülin direnci gelişiminde temel faktörlerden birisidir. Obezite durumunda gelişen insülin direnci koroner arter hastalığı gelişme nedenidir. Dietary Reference Intakes (DRI)’e göre; sağlıklı bireylerde olduğu gibi insülin direnci tespit edilen bireylerde de; enerjinin %45-65’i karbonhidratlardan, %20-35’i yağlardan, %10-35’i proteinlerden karşılanmalıdır.
    Çözünebilir posanın, çözünemeyen posadan yemekten sonraki glisemi, insülin ve serum lipidlerini düşürmede daha etkili olduğu belirlenmiştir.
    Magnezyumun ve potasyumun insülin direnci, açlık serum insülin ve glikozla ters ilişkisi olduğu bilinmektedir.
    İnsülin direncini düşürecek tavsiyeleriniz nelerdir?
    Özellikle beden kütle indeksi (BMI) 24.9’un üzerinde olan bireylerde egzersiz, düşük kalorili diyetle beraber kilo kaybedilmesi istenir. Kalori kısıtlanmasından kısa bir süre sonra kilo kaybı olmasa bile insülin duyarlılığı artar. Yapılan bir çalışmada; 7’si obez diyabetik, 5’i sadece obez olan hastalara önce 1000 kkal sonra 420 kkal tekrar 1000 kkal diyetler verilmiş, glikoz toleransı ile insülin rezistansı incelenmiştir. Sonuçta, ağırlık kaybı ile obez diyabetiklerde glikoz toleransı, insülin rezistansı düzelmiş, diğerlerinde ise aynı kalmıştır.
    İnsülin direnci olan hastaların; kan şekerlerini yükseltmeyen düşük glisemik indeksli, posa ve diğer besin öğeleri yönünden zengin beslenmeleri tercih etmeleri gerekmektedir.
    Patates, havuç, mısır haricinde tüm sebzelerle birlikte: barbunya, nohut, kuru fasulye, mercimek, gibi baklagiller, kepek, esmer ekmekler, elma ve portakal diyet menüsünde yer almalıdır.
    İnsülin direncimizi kırmak için kızartma yöntemini bırakmalı, haşlama, ızgara-fırın, buğulama yöntemi tercih edilmeli.
    Trans yağ açısından zengin tereyağından uzak durmalı, işlenmiş etler olarak nitelendirdiğimiz tüm şarküteri ürünlerinden buzdolabımızı arındırmalı ve hazır kek dâhil paketli ürünleri tüketmemeliyiz.
    Fiziksel aktiviteye hayatınızda yer açın, haftada en az 2-3 kez minimum 30-40 dakikalık yürüyüşler yapın.
    Günde 3 ana öğün ve 2 ara öğün olacak şekilde beslenmenizi düzenleyin.
    Tatlı ihtiyacınızı, tarçınlı süt ya da yoğurt gibi baharatlardan sağlamaya çalışın, ya da yoğurdunuza kuru meyve ve tarçın katarak kendi hafif tatlınızı kendiniz yapın.
    İnsülin direncine kalkan olan beslenmenin Omega 3 yağ asidi içeren hayvansal ve bitkisel kaynaklı besinleri tüketmekten geçtiğini unutmayın. Salatalarınıza ya da yoğurdunuza keten tohumu ekleyin, ara öğünlerde ceviz tüketin, haftada en az üç kere somon dâhil omega3’ten zengin bağlı balıkları mutlaka yiyin.
    Çay şekeri, reçel, marmelat, pekmez, bal, tatlılar, kurabiye, kek, pasta, bisküvi, çikolata, gofret, beyaz ekmek, mısır ve mısır ekmeği, mısır gevreği, şehriye, erişte, makarna, muz, incir, üzüm, kavun, karpuz, kayısı hariç kuru meyveler, hazır meyve suları ve asitli meşrubatlar vb. besinler olabildiğince az tüketilmeli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.