Ana sayfa - Son Sayı - İlk Havacılık Teşkilatlarından Biri Osmanlı Hava Kuvvetleri / Tarihçi Yazar Arif Emre Gündüz

İlk Havacılık Teşkilatlarından Biri Osmanlı Hava Kuvvetleri / Tarihçi Yazar Arif Emre Gündüz

Osmanlı Devleti’nde havacılık faaliyetleri ne zaman başladı, bu çalışmalara kimler ön ayak oluyordu?

Bugün anladığımız manadaki ilk havacılık faaliyetleri balonların uçurulmasıyla başlamıştır. Bu konuda dünyada ilk balon uçurulması faaliyeti 1783 senesinde Paris’te kayıtlara geçmiştir. Bundan sadece iki sene sonra ise İstanbul’da da bir insanlı balon uçurulduğunu görmekteyiz. O sebeple Osmanlı’da ilk havacılık faaliyetlerinin 1785 senesinde başladığını söyleyebiliriz. Zamanla Osmanlı coğrafyasının muhtelif yerlerinde de balonların uçurulduğu görülmektedir. Askerî anlamda ise ilk havacılık faaliyetleri Sultan II. Abdülhamid zamanında başlamıştır. O zamanlarda balonlardan bomba atılması düşünülüyordu. Bunun için birçok girişimler oldu. Uçağın icat edilmesi ve askerî sahada kullanılmaya başlanması ile de Osmanlı Devleti uçak alımı ve hava kuvvetleri kurmak için ilk faaliyetleri başlattı. Bu aşamada hepimizin ismen bildiği Süreyya Paşa’nın aktif rol oynadığını görüyoruz. Onun dışında 1. Dünya Savaşının başlaması ile birlikte, müttefiklerimiz olan Almanya ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğundan çok sayıda uçak alınarak birçok tayyare bölüğü kurulmuştur.

Askeri havacılık teşkilatımız uçak sayısı, fabrika, mühendis vb. bakımdan nasıl bir güce sahipti? Zamanın diğer havacılık teşkilatları ile kıyasladığımızda nasıl bir yerde duruyordu?

Kitabımda, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki muhtelif ülkelerden aldığı uçakların sayısını ve modellerini belirten ayrıntılı bir liste bulunmakta. Bu liste incelendiğinde, Osmanlı Devleti’nin hava kuvvetlerinin envanterine 1912 senesinden 1918 senesine 400’e yakın uçağın girdiğini gözlemleyebiliyoruz. Savaş bittiğinde ise halen Osmanlı Devleti’nin 92 adet uçağı vardı. Bunun dışında Yeşilköy ve Sefaköy’de uçak bakım ve yedek parça üretim atölyeleri mevcuttu. Osmanlı Devleti’nin bu açıdan tek eksiği sıfırdan uçak üretmemesiydi. Onun dışında havacılık açısından her birimin kurulduğu görülmektedir. Gerek pilot, gerek makinist ve gerekse -o günler açısından uçaklar ahşaptan yapıldığı için- uçak marangozları Osmanlı ordusunda mevcuttu. Bu görevliler ilk eğitimlerini Avrupa’da almışlardı. Ama 1912 senesinde açılan Yeşilköy Havacılık Okulu ile birlikte, İstanbul’da da eğitim verilmekteydi. Osmanlı Hava Kuvvetleri, dünyada kurulan ilk havacılık teşkilatlarından biridir. Avrupa’daki bazı muadillerine göre uçak ve pilot sayısı açısından istenilen seviyede olmasa da, pilotlarımızın ve havacılarımızın kahramanlıkları ve fedakârlıkları ile aradaki mesafe kapanıyordu.

Kitabınızda günümüzde pek bilinmeyen Kapalıçarşı’nın ve İstanbul’un uçaklarla bombalanması hadisesini anlatıyorsunuz, bu olayı okuyucularımız için paylaşır mısınız? Şehrin bombalanmasına karşı Osmanlı ne gibi faaliyetlerde bulundu, nasıl karşılık verdi?

Çanakkale Savaşını kaybeden İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’ni yıldırmak ve kendi lehlerinde bir antlaşmaya ikna edebilmek için 1916-1918 seneleri arasında, İstanbul’u defalarca havadan bombalamışlardır. Bu hava bombardımanlarını Ege Denizi’ndeki adalara konuşlu uçak filoları ile gerçekleştirmişlerdir. Kitabımda ilk defa yayınlanan Osmanlı arşiv belgelerinden de anlaşılacağı üzere İstanbul’da sivil yerleşim alanı veya dinî ve tarihi yapı ayrımı yapmadan İstanbullular üzerine kinlerini kusmuşlardır. Belki de kendi akıllarınca bu şekilde İstanbul’un Fethi’nin intikamını almaya çalışıyorlardı. Bu bombardımanlar içinde en dramatiği ise Mondros Ateşkes Antlaşmasına günler kala, Osmanlı Devleti’ni ağır bir antlaşmaya ikna edebilmek için bir cuma günü yapılan saldırıdır. Kapalı Çarşı civarına daha çok sivili öldürebilmek için cuma namazı öncesi ve sonrasında İngiliz uçakları çok sayıda bomba bırakmışlardır. Osmanlı arşivlerinde yaptığım araştırmalarda o zaman tutulan polis tutanaklarına ulaştım. Bu tutanaklardan bazıları kitabımda var. Gerçekten insanım diyenin yapmayacağı bir katliama İstanbul halkı maruz kalmıştır.

Tabi, İstanbul’u bu bombardımanlara karşı korumak için gereken tedbirler de alınmıyor değildi. Bu çerçevede, şehrin muhtelif yerlerine uçaksavar müdafaa topları yerleştirilmişti. Ayrıca uçaklarımız gelen İngiliz uçaklarını havada etkisiz hale getirmeye çalışıyorlardı. Bu tür savunma saldırıları ile düşürülen ve uzaklaştırılan İngiliz ve Fransız uçakları olmuştur.

II. Abdülhamid Han’ın havacılık sanayimizin gelişmesi için ne gibi projeleri vardı?

Sultan II. Abdülhamid, havacılığın askerî alanda kullanılmaya başlandığı dönemde Avrupa’da ve dünyada bu konudaki gelişmeleri eş zamanlı olarak takip etmiştir. Müşavirlerine raporlar hazırlatmış, ilk askerî havacılık teşkilatımızın kurulması ile ilgili girişimleri başlatmıştır. Bu sebeple havacılık tarihimizde ilk defa benim kitabımda belgeleriyle ortaya çıkardığım üzere, havacılığımızın kurucusunun Sultan II. Abdülhamid olduğu anlaşılmaktadır. Sultan, Almanlarla bu konuda görüşmeler yapmış ve 1880’li yıllarda balonlardan bomba atılması teknolojisi ile ilgili çalışmaları başlatmıştır. Bu söylediklerim de tamamen belgelere dayalıdır. Belgeler kitabımda mevcut. Kesinlikle Sultan II. Abdülhamid’i övmek için söylediğim bir şey değil.

Dünya tarihinde uçakla ilk bombalama Osmanlı askerlerine yönelik yapılmıştır, hatta bombayı atanın “Bunu Türklerin üzerinde denemek çok ilginç olacak.” dediğini belirtiyorsunuz. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya üzerinde uçaktan atılan ilk bombanın muhatabı Trablusgarb’taki Osmanlı askerleri olmuştur. Bombayı atan İtalyan pilotun kitabımda yer verdiğim ifadeleri, bize şunu göstermektedir ki; Osmanlı Devleti en zayıf olduğu dönemde dahi dünyanın önde gelen askerî güçlerinden biriydi. İtalya, Trablusgarb’a saldırıyı yıllar öncesinden beri planlamıştı. Sultan II. Abdülhamid, bunun için önlemini almış ve Trablusgarb’a askerî birlikler yerleştirmişti. Fakat İttihat Terakki yönetimi bu birlikleri farklı yerlere kaydırınca, İtalyanlara gün doğdu. Normal şartlarda, İtalyanların Trablusgarb’da başarılı olmaları pek mümkün görünmüyordu. Çünkü yerel halk da Osmanlı Devleti’nden ayrılmak istemiyordu. İttihat Terakki yönetiminin Balkanlarda uyguladığı yanlış politikalar, Osmanlı Devleti’nin dikkatini oraya yönlendirmesine sebep oldu. Ve Trablusgarb, göz göre göre elimizden çıktı. İşte 19. yüzyıldaki tüm yenilgilere rağmen Osmanlı Devleti gibi askerî açıdan birçok ülkenin çekindiği bir ülkenin askerlerine bomba atan bir İtalyan pilotun bu ifadesi sebepsiz değil. Ancak attığı bombaların Osmanlı askerlerine bir zararı olmuyor. Burada asıl önemli olan nokta, yeni bir askerî teknolojinin kapılarının açılmış olmasıdır.

Kahraman pilotumuz Şehit Binbaşı Fazıl Bey’in bugünkü nesillerimize örnek olacak yaşam öyküsüne değinir misiniz?

Mehmed Fazıl Bey, Osmanlı Devleti’nin yetiştirdiği ilk pilotlar arasında yer almaktadır. Balkan Savaşlarından, Millî Mücadele’ye kadar her savaşta ve neredeyse her cephede görev yapmış eşine az rastlanır, kahraman ve fedakâr bir pilotumuzdur. 1. Dünya Savaşı sırasında, Hicaz üzerinde de birçok havadan keşif faaliyetleri yapmış, çöldeki asilerin üzerine bomba atmıştır. Bu faaliyetleriyle Medine müdafii Fahreddin Paşa’nın takdirlerini kazanmıştır. Ancak tarihe geçen en büyük fedakârlığı 1. Dünya Savaşının son günlerinde İstanbul üzerinde tek başına 5 İngiliz uçağına karşı verdiği mücadeledir. Hayatı pahasına yaptığı bu mücadele sırasında yaralanmış ancak uçağını kullanmaya devam etmiştir. Bu muharebe sırasında yaptığı cansiperane mücadele ile belki birçok İstanbullunun hayatını kurtarmıştır. Yine aynı kahramanlığı Millî Mücadele döneminde, Yunanlılara karşı da göstermiştir. Daha genç yaşta, 1923 senesinde bir eğitim uçuşu sırasında şehit düşmüştür. Ben Mehmed Fazıl Bey’in tüm bu kahramanlıkları ile yeni nesillerimize örnek bir şahsiyet olduğunu düşünüyorum. O sebeple daha önce de farklı vesilelerle ifade ettiğim üzere, bu sefer sizin aracılığınız ile başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere büyüklerimize, 3. Havalimanına Şehit Binbaşı Pilot Mehmed Fazıl Bey’in isminin verilmesi teklifimi yineliyorum.

Osmanlı Havacılık Teşkilatının, 1. Dünya Savaşında yaptığı önemli faaliyetleri anlatır mısınız?

1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti, her cephede tayyare bölükleri kurdu ve Avrupa’dan aldığı uçakları bu cephelerde faal bir şekilde kullandı. Her cephede birçok İtilaf Devleti uçağı düşürüldü, bu uçakların hayatta kalan pilotları esir edildi. Çok zarar görmeyen uçaklar, Osmanlı havacıları tarafından tamir edilerek İtilaf Devletlerine karşı kullanıldı. Bu durumun neredeyse her cephede örnekleriyle karşılaşıyoruz. İngiliz, Fransız ve Ruslardan ele geçirilen uçaklar, Osmanlı Devleti’nin tayyare bölüklerinin önemli uçak tedarik mekanizmalarından biriydi. Osmanlı havacılık teşkilatının yaptığı önemli faaliyetlerden birisi Kanal Cephesindedir. Osmanlı uçakları Port Said’deki İngiliz gemilerini ve İngiliz üslerini vurmuş, tabiri caizse İngilizler kaçacak delik aramışlardır.

Osmanlı Havacılık Teşkilatının, dünya havacılık tarihi açısından icra ettiği ilkler nelerdir?

Osmanlı hava kuvvetleri, dünyada kurulan ilk havacılık teşkilatlarından biridir. Bu açıdan Osmanlı havacıları birçok ilke imza atmışlardır. Bunlar arasında akrobasi uçuşlarını, filo uçuşlarını, gece uçuşlarını ve 1000 metre üzeri uçuşları sayabiliriz. Ayrıca kıtalararası uçuş denemeleri ve Salim ve Kemal Beylerin İskenderiye’ye gerçekleştirdikleri uçuş da dünya havacılık tarihi açısından önemlidir. Yine İstanbul’a 1912 senesinde açılan Havacılık Mektebi ve uçak tamir ve yedek parça üretim atölyeleri, bu konuda sayabileceğimiz önemli gelişmelerdir. Bunların yanında en önemlisi de Osmanlı ordusunun dünyada ilk savaş uçağı düşüren ve bu uçağın pilotunu esir eden ordu olmasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.