Ana sayfa - Son Sayı - İletişimde İlk izlenimin Gücü / Eğitim Uzmanı Şenay Işık

İletişimde İlk izlenimin Gücü / Eğitim Uzmanı Şenay Işık

İlk izlenim, bir kimsenin ilk karşılaşma anında diğeri hakkında edindiği intibadır. Daha önce birbirlerini hiç görmemiş insanlar, ilk kez karşılaştıklarında, kısa sürede birbirleri hakkında bir izlenim oluştururlar. Kişinin güvenilir veya güvenilmez, hoş veya nahoş, önemsenecek veya önemsenmeyecek, uyumlu veya uyumsuz olduğu gibi algılamaları içeren bu ilk izlenimler, 10 saniye gibi kısa bir sürede oluşur.
İletişimde kişinin konuşma biçimi, seçtiği sözcükler, ses tonu, beden duruşu, jest ve mimikler önemlidir.
Yeni biriyle tanıştıklarında insanların zihinlerinden neler geçer? Neleri fark ederler? Ne düşünürler? Bunları bilseydiniz nasıl bir izlenim uyandırdığınız hakkında kendinizi daha fazla geliştirmek isterdiniz.
İlk izlenim, başkalarının sizde anında gördükleri sizin çok küçük bir parçanız, çok küçük bir yüzdenizdir. Fakat bu küçük parça, başkalarının sizin hakkınızdaki bildiklerinin yüzde yüzünü oluşturur. Bu yüzden her küçük parçamıza dikkat etmeliyiz.
İnsanların özellikleriyle ilgili izlenimlerin ilk belirleyicisi, onların görünüşleri ve davranışlarıdır.
En önemli sözsüz iletişim kanalımız yüz ifadeleri ve vücut hareketlerimizdir.
Ünlü Romalı hatip Çiçero, bundan iki bin küsur yıl önce “Yüz ruhun aynasıdır” demiştir. Dilimizde de “Yüzünde meymenet yok” “İçinin kötülüğü yüzüne vurmuş” deyimleri vardır.
Bir insanla ilk karşılaşmamızda ilk dikkati çeken, karşımızdakinin dış görünüşü, gülümsemesi ve mimikleridir.
İlk izlenimin oluşmasında insanlar, karşısındakini bir bütün olarak algılarlar ve bu esnada her bir bilginin değerlendirilmesini belli bir çerçeve içinde yaparlar. Olumsuz izlenimler olumlu izlenimlere nazaran daha kalıcı etki yapmaktadır. İlk olumsuz etkiyi silmek için pek çok olumlu davranış sergilemeniz gerekir.
Başkalarının ilk gözlemledikleri sizin küçük bir kısmınızın, onların gözünde yüzde yüz sizin kişiliğinizi temsil ettiğini bilirseniz kendi hakkınızda daha doğru bilgiler sunmak konusunda daha özenli olabilirsiniz.
Duruşunuzun rahat olması; bedeninizin gergin olmaması genellikle karşınızdaki kişilerin kendilerini rahat hissetmelerine yol açar.
Olumlu ilk izlenim yaratmak basittir. Bu işin sırrı başkalarının hissettiklerine ve özellikle kendileri hakkında hissettiklerine odaklanmaktır.
Başkalarına karşı ilginizi fiziksel olarak; yani karşınızdakine doğru yönelip göz teması kurarak ve sözel olarak; yani hitap tarzınızla, soru sormanızla, dinleyişinizle ve karşılık verişinizle gösterirsiniz. Dikkatsizce dinlemek ya da uzaklara dalmak ilk izlenim açısından son derece kötüdür.
İlgi göstermek karşımızdaki insana verdiğimiz güzel bir armağandır. Herkes anlaşılmak ve ilgi çekmek ister. Kafa sallamak, göz teması kurmak, gülümsemek ve karşıdakine doğru eğilmek ilgiyi gösterir.
Öte yandan en kötü etkileşimleriniz size zerre kadar ilgi göstermeyen, size tek bir soru bile sormayan, konuyu dönüp dolaşıp kendisine getiren kişilerle olmuştur. O kişiyi bir daha hiç görmemeyi arzu ederiz.
Hiçbir zaman ilk izleniminizi oluşturmak için ikinci bir fırsat yakalayamazsınız! İlk izlenim kalıcıdır.
Bu ilk izlenim her zaman bize yön verir. İlk izlenim oluştuktan sonra, o kişi ile hiç görüşmemiş olabiliriz. O değişmiştir. Mesela çenesine doğru sarkan uzun bıyıklarını kesmiştir. Ama biz onun hep eski halini hatırlarız.
Arazi değişmiştir ama harita (zihnimizdeki imaj) hep aynı kalmaktadır.
İlk izlenimin oluşmasında insanlar, karşılarındakini bir bütün olarak algılar. Olumsuz izlenimler olumlu izlenimlere nazaran daha kalıcı etki yapmaktadırlar.
Biriyle ilk tanıştığımızda, beyinde milyonlarca nöron aktif hale gelir. Beyin anında uyanır. Önce karşısındaki kişiyi kategorize etmeye başlar.
Kime benziyor?
Bu iyi bir şey mi?
Çekici mi?
Özelliği nedir?
Alışık olduğum yanları neler?
Bilinçaltı harekete geçiyor ve tüm bu sorulara yanıt veriyor. Gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra yaklaşık 10 saniye içinde karşısındaki kişiyle ilgili ilk fikrini belirliyor.
Bu insanın pozitif mi veya negatif mi gruplardan hangisine girdiğini yaklaşık 4 sn. içinde kararlaştırırız. Bu değerlendirmede sembollerin etkisi vardır. Bunların tamamı beynin farklı bölümleri tarafından incelenir. Bu anında gerçekleşen ve kalıcı olan bir değerlendirmedir.
İlk izlenim çoğu zaman yanlış varsayımlara ve önyargılara dayanır. İlk izlenimi yaratmak yaklaşık 20 saniye alır ama kötü bir izlenimi silmek için 20 yıl bile yetmeyebilir.
İnsanlar üzerinde bırakacağınız etki, yani onların gözündeki imajınız, tanıştığınız ilk 60 sn. içinde oluşur. Birçok çalışmada bu zaman 10 saniye ile 60 sn. arasında verilmektedir.
İlk izlenim neden önemlidir?
• Sonradan gördüğümüz ve duyduğumuz her şey ilk fikrimizin ışığı altında değerlendirilir.
• Karşınızdaki kişinin sizin üzerinizde bıraktığı ilk etki iyiyse, sonrasındaki değerlendirmeleriniz de bu yönde eğilim gösterecektir.
• Bir kimseyle tanıştığınız ilk dakikalarda sizde genellikle “Evet” veya “Hayır” duygusu hâkim olur.
• İlk izlenimlerin oluşumu kalıcı olur ve anında gerçekleşen değerlendirmelerdir. İkinci bir şans az tanınır.
Yapılan araştırmalarda, “gözle” alınan mesaj ilk izlenimin %55’ini, “kulakla” alınan mesajın ise %38’ini oluşturduğu belirlenmiştir. Kişinin “ne söylediğini” belirten içerik ise, ilk izlenimin ancak %7’sini oluşturmaktadır.
Bu sonuçlardan şunu anlıyoruz; ilk karşılaştığımız zaman nasıl göründüğümüz, nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğumuz ve nasıl konuştuğumuz, ne konuştuğumuzdan daha önemli olmaktadır.
Her insanın kendine özgü bir iletişim tarzı vardır. Kişi kendi tarzının farkına vardıkça, hem kendisine olan güveni artar hem de daha etkili iletişim kurar.
Genel olarak dört iletişim tarzı vardır:
Hareketli, hükmedici, düşünceli ve destekleyici
Ne söylediğinizden çok nasıl söylediğiniz önemlidir.
Kelimelerin gücünü arttırmanın yolu, onları ses tonu ve beden diliyle birleştirmektir.
Kişi bir şey söylediği zaman beden dili farklı bir şey söylüyorsa öncelikle görsel mesaj doğru kabul edilir. Ayrıca görsel mesajlar daha uzun süre hatırlanır.
İlk izlenimi edinirken bizleri yanıltabilecek bir özelliğimiz var; bu da o kişinin bize geçmişte birini çağrıştırıyor olması. Bu özelliğimiz ara sıra yanlış karar vermemize sebep olabilmektedir.
İlk izlenimlere dayanarak karar vermek bazen yanıltıcı sonuçlar verebilir. Fiziksel çekicilik veya karizma bazen gerçekleri gizleyebilmektedir.
Beş duyu organıyla ve özellikle gözümüzle kaydettiğimiz görüntüler beynimizdeki arşivde depolanır. Bu kayıtlardan ilk birkaç dakika içerisinde yapılanlar çok önemlidir. Çünkü bunlar ilk izlenimleri oluştururlar.
Bedensel mesajlarla kazanılan ilk izlenim, daha sonra ses tonu ve konuşmaların etkisiyle yerini belirli bir zaman sonra kalıcı izlenime bırakır. Kalıcı izlenimde; söz ve ses unsurlarının yüzdesi artar, gözle algıladığımız mesajın yüzdesi azalır. Bir süre sonra insanların bedensel mesajlarının etkisi, ilk andaki yüksek etkisini yitirir. Konuşulan şeyin yani içeriğin etkisi artar.
Eğer beden dilimizi doğru kullanmazsak, iletişimde %55 eksik kalırız.
İLETİŞİMDE KULLANILAN ALAN
Olumlu ilk izlenim yaratmak isteyen kimse öncelikle iyimser bir hava estirmelidir. İyimser insanların iç motivasyonları yüksek, kötümserlerin düşüktür. Motivasyon bir işi yapma ve sürdürme isteğidir. İç motivasyon ise kişinin yaptığı işe duyduğu ilgi ve kişisel memnuniyet sağlamasıdır. Olumlu ve yapıcı yaklaşım kişinin bedenine yansır.
İşlerin iyi gideceğine dair duyulan inanç en başta bedenin duruşunu etkiler. Bunun tersi de doğrudur. Bedenin duruşu ve hareketleri kişiyi iyimser yapabilir. Dünyaya iyimser bir açıdan bakan kimseler iş hayatında başarılıdır. Bunun tersi de doğrudur. İş hayatında başarılı olan kimseler dünyaya iyimser gözle bakarlar.
Önemli insanlar kendilerine çok fazla kişisel alan tahsis ederler. Etrafımızda yeterli alanın olmadığı yerlerde kendimizi hor görülmüş ve aşağılanmış buluruz. Bu da saldırganlığa sebep olur. Kişinin insanlarla arasındaki mesafe, onlara olan duygularını etkiler. Kendimize yakın bulduğumuz insanlara yaklaşır ve hatta yerine göre onlara dokunmak isteriz. Hoşlanmadığımız insanlardan ise uzaklaşır ve aramıza mesafe koymaya çalışırız.
Mahrem alan: İnsanları rahatsız etmeyecek şekilde, en yakın bir mesafede durulmalı. Ancak insanların psikolojik sınır alanı olan 0-25 cm’lik mahrem alana girmemek gerekir. Çünkü bu alanın aşılması adrenalin salgısının artmasına ve bunun sonucu olarak saldırganlık duygularının oluşmasına sebep olur. Adrenalin artışı, gerginlik ve huzursuzluk yaratır.
Kişisel alan: Kendimize yakın hissettiğimiz insanlar, kişisel alan denilen 25-100 cm. arasındaki uzaklıkta durmalıdırlar. Yakın arkadaşlar, akrabalar, tanıdıklar genel olarak bu mesafede iletişim kurarlar. Kendimize yakın hissettiğimiz insanların girmesine izin verdiğimiz en yakın alan burasıdır. Bu mesafeden daha fazla kişiye yaklaşmak rahatsızlık yaratır. İnsanlar her halükarda bu alanı korumaya çalışır. Birbirini tanıyan ve birbirleriyle samimi konuşan insanlar, bu mesafede kendilerini rahat hissederler. Bu mesafede kişiler birbirlerinin omuzuna el koyabilir. Bu dokunuş onların iyi bir arkadaş, eş veya nişanlı olduğunu akla getirir.
Sosyal alan: 100-250 cm arasında tanıdıklarımız, işyerindeki arkadaşlarımız, evimize gelen tamirciler bulunabilir. Resmi ilişkilerin geliştiği bu alanda sadece el sıkışma olabilir. İlişkilerin başında ve sonunda başka bir fiziksel yakınlık olmaz. İşyerinde çalışanlar arasındaki ilişkiler de genelde bu mesafede sürdürülür.
Genel alan: Hiç tanımadıklarımızla aramızdaki mesafe ise 250 cm’den fazladır. Açık yerlerde birbirini tanımayan insanlar bu mesafede dururlar. Tanımadığımız bir kişi parkta bu mesafeden daha yakına gelip oturursa rahatsız oluruz. Kalabalık önünde konuşuyorsak, bu mesafe dinleyici ile bizim aramızda kendimizi en rahat hissedeceğimiz mesafedir.
İmajın özgüven üzerinde etkisi var mıdır?
İnsanların çoğu, iyi göründüğüne inanmıyor. Dolayısıyla kendini de iyi hissetmiyor. Kendini iyi hissetmeyen kişinin özgüveni de düşük oluyor.
Özgüven, görünüme duyulan güven ile orantılı olarak artar.
Özgüven eksikliği, çoğu zaman dış görünüşe duyulan güvensizlikten kaynaklanıyor.
Özgüvenli ve mutlu olmak öğrenilebilir. Bir olumsuz alışkanlıktan kurtulup özgüveni yüksek bir insan haline gelmek kişinin kendi elindedir. Bir alışkanlığın yerleşmesi 21 gün sürüyor.
Bir şirketin çalışanlarının %99’u olumlu imaj sergilese, iyi ve kibar olsa, ama %1’i kaba olsa, şirketin imajını bu %1 kaba kişi etkiler.
Kamuoyunun gözü önünde bulunan kimse, hem kendinin hem de temsil ettiği kurum ve kuruluşların tanıtımını etkili bir şekilde yapmalı. Bunun için gerekli fiziksel davranışlarla ilgili yetenekleri geliştirmelidir.
Kişinin bilgisini ortaya koymadan önceki en önemli potansiyeli dış görünüşü, duruşu ve yaydığı olumlu elektriktir.
İLK İZLENİMDE FİZİKSEL GÖRÜNTÜNÜN ÖNEMİ
Bir kimsenin kendini dış dünyaya başarılı bir şekilde ifade edebilmesi için şu noktalara dikkat etmesi gerekir:
İlk izlenim, iletişim becerileri, sözsüz iletişim ve iletişim tarzı
Bir kimsenin giyimi ve dış görüntüsü, karşısındaki kişinin kendisini rahat veya garip hissetmesine sebep olur. Nasıl giyindiğiniz, insanların size ne kadar güveneceğini ve sizi ne kadar seveceğini belirler.
Nasıl giyineceğinize karar verirken kendinize şu soruları sorun:
İnsanlarla iletişim kurarken vermek istediğim mesaj nedir?
Kimi görmeye ya da kiminle buluşmaya gidiyorum?
Nasıl bir kıyafet giymeliyim?
Saçlarınız dağınıksa insanlar sizin düzensiz ve dağınık fikirli bir kişiliğe sahip olduğunuzu düşünecektir. Kişiliğinize uyan yani size yakışan kıyafetleri giyin. Otoriter görünmeniz gerekiyorsa bunun için daha koyu renkleri tercih edebilirsiniz.
Kadın ve erkeklerde olumsuz davranışlar
Sakız çiğnemek
Çok esnemek
Sürekli olarak masada bir şeyler yemek
Çok sızlanmak
Dedikodu yapmak
Ofis içinde yüksek sesle konuşmak
Sabahları iş arkadaşlarıyla ilgilenmemek
Çok fazla düzenli masa ile düzensiz masa
Duvarlara yapıştırılmış kartpostallar ve eski fotoğraflar
Çok dolu olduğu için kapanmayan el çantaları
Kirli elbiselerle dolaşmak
Kadın ve erkekler için olumlu davranışlar
İnsanları selamlarken gülümsemek
Göz teması kurmak
İlgili ve aktif görünmek
Yüksek dinleme yeteneği geliştirmek
Sabahları güler yüzle arkadaşlarını selamlama
İş yerine uygun bir çanta taşıma
Uygun bir şekilde giyinmek
Olumlu İmaj Nasıl Oluşturulur?
İmaj yeni bir dil öğrenmek gibidir. Her gün üzerinde çalışmak ve tekrar yapmak gerekir. Bu konuda ustalaşan kimse çalıştığı yere ve ortama göre kendine uygun imajı esnek bir şekilde oluşturabilir.
Olumlu İmaj Oluşturma Teknikleri

  1. Olumlu imaj oluşturmanın ilk şartı kişinin kendini tanımasıdır. Kendini tanıyan kişi, kendine güvenir ve kendini sever. Özgüveni olmayan bir kimsenin, olumlu imaj sergilemesi çok zordur.
  2. İletişim kanalları arasında uyum sağlanmalıdır. Psikologlara göre, iletişim kanalları arasındaki uyumsuzluk, ruh sağlığının bozukluğunun göstergesidir. Hiç güler yüzle birine hakaret eden birini gördünüz mü? Ya da asık suratla karşısındakini sevdiğini söyleyen insan… Gerçekten güler yüzlü insan, sıcak ses tonuyla konuşur ve insanlara yumuşak bir şekilde dokunur. Asık yüzlü insan ise bunun tam tersini yapar.
    İnsanların bizi dinler görünüp dinlemediklerini nasıl anlarız? Beden dilinden… İki kişi konuşuyor göründükleri halde birbirlerini dinlemiyorsa, beden dilleri birbirine benzemez. Farklı yönlere bakarlar. Biri ileri doğru eğilip konuşurken, diğeri geriye yaslanırsa dinlemeye istekli değildir. Uyum sağlamanın karşıtı uyumsuzluktur.
    Olumlu imaj oluşturmak isteyen, iletişim becerilerini zenginleştirmeli, ses tonunu etkili kullanmalı ve topluluk önünde rahat konuşma yapabilmelidir.
  3. Beden dili doğru kullanılmalı. Kişi, beden diliyle olumlu mesaj verebilmeli. Ayrıca başkalarının beden dillerini doğru okuyabilmeli ve onlara uyum sağlayabilmelidir.
    İlk karşılaştığımız insana, nasıl göründüğümüz, nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğumuz, ne ve nasıl söylediğimizden önemlidir. Bu sebeple imaj oluşturmada önce görsel mesajlara ve daha sonra da ne söylediğimize dikkat etmeliyiz.
  4. İlk karşılaşmada selamlama esnasında el sıkışılır. El sıkışmada göz temasının sağlanması iletişimi güçlendirir ve insanları birbirine yakınlaştırır. İnsanlarla her zaman canlı ve samimi bir şekilde tokalaşmak gerekir.
  5. Konuşma esnasında her insana özel ilgi ve dikkat göstermeliyiz. İlgi gösterme ve itibar etme, kimlik seviyesinde kabul etme olarak algılanır. Bir kişiyle konuşurken başka bir şeyle meşgul olmak, etrafa ve diğer insanlara bakmak doğru değildir. Ayrıca ciddi konularda şaka yapmak da yanlıştır.
  6. Canlı olmak ve dik durmak gerekir. Etkili ve özgüveni yüksek bir yürüyüş, sırtın ve başın dik tutulduğu, ellerin rahat bir halde savrulduğu yürüyüş şeklidir. Şımarık, taşkın ve ciddiyetsiz olmak negatif imaj oluşturur.
  7. Kişi kurumundaki konumuna ve hedeflerine uygun giyinmeli her zaman bakımlı ve temiz görünmeli Kendisini tamamlayan renklerde ve stilde giyinmeye dikkat etmeli. Kıyafetlerini vücut yapısına uygun olacak şekilde seçmeli. Elbise, el ve tırnak temizliğine dikkat etmeli. Siyah gözlük takmamalı. Koyu renk takım elbise düzenin ve ciddiyetin, kısa paçalı pantolon ve boyasız ayakkabılar düzensizliğin göstergesidir.
  8. Bir grupla karşılaşıldığı zaman bazılarıyla kucaklaşıp bazılarına resmi tavır sergilemek olumsuz bir görüntü oluşturur. Karşılaşılan her insan önemsenmeli ve kimse görmezden gelinmemeli. İnsanlara ismiyle hitap etmek gerekir.
  9. Olumlu imaj için empatik bağ kurmak şarttır. Ayrıca nezaket kuralları öğrenilmeli ve uygulanmalıdır. Olumlu imaj oluşturmak isteyen kimse bu konuyla ilgili kitaplar okumalı ve sürekli kendini geliştirmelidir.
    DÖRT EVRENSEL SOSYAL BECERİ
    İnsanlar tam olarak ne isterler?
    Her insanın istek ve ihtiyaçları birbirinden farklı olabilir. Bununla birlikte bazı evrensel iletişim becerileri vardır. Bunlar şöyledir; takdir, iletişim, moral verme ve karşınızdaki kişiyi aydınlatmadır. Bu iletişim becerilerinin hangisinde yeterli hangisinde yetersiz olduğunuzun farkına varırsanız bıraktığınız ilk izlenim etkisi hakkında daha net bir görüşe sahip olabilirsiniz.
    Takdir Etmek
    Herkes takdir edilmek ve beğenilmek ister. Birini, onu anladığınız ve olumlu özelliklerine saygı duyduğunuz zaman takdir edersiniz ya da beğenirsiniz. Birine doğrudan ya da dolaylı olarak yetenekli, komik veya çekici biri olduğunu söylerseniz, o kişi bu özelliklerinden dolayı kendisiyle gurur duyacak ve kendisini daha iyi hissedecektir.
    Teşvik Etmek
    İnsanlar doğal olarak iyi bir ruh halinde olmak, gülüp eğlenmek isterler ve elbette kendilerine bunları hissettiren insanlara doğru çekilirler. Karşınızdaki insanı pek çok şekilde teşvik edebilir; moralini yükseltebilirsiniz. Gülümseyerek, neşeli davranarak, eğlendirerek, dikkatini ortamdaki olumlu ve komik şeylere çekebiliriz.
    Bağ Kurmak
    Bağ kurmak, biriyle nerede kesiştiğinizi bulmaktır. Bu, ortak bir arkadaş olabilir ya da benzer deneyimler olabilir. “Ben de aynı şekilde düşünüyorum” ya da “Ben de o filmi çok sevdim” demek gibi, bir konuda aynı duygu ve düşüncelere sahip olduğunuzu göstermek kadar basit de olabilir.
    Bu aslında “Ben senin gibiyim” demektir. İnsanlar bunu severler çünkü anlaşıldıklarını hissederler, aidiyet duygusu yaşarlar.
    Bilgilendirmek
    Hepimiz meraklıyızdır. Yeni ve ilginç şeyler öğrenmekten hoşlanırız. İlginç konularda bilgilendirici biri olmak sizi çevrenizde çekici kılar. İnsanları okuduğunuz ağır bir kitap ya da uluslararası politika konusunda bilgilendirmeniz gerekmez. İşe giderken karşılaştığınız ilginç bir olay, gördüğünüz bir film ya da dergide okuduğunuz bir makale hakkında bilgi verebilirsiniz.
    Bu sosyal becerileri uygulamak içinde bulunduğunuz koşulları daha iyi hale getirir. Olumlu ilk izlenim yaratmak basit ve kolaydır. Bu işin en önemli noktası başkalarının kendisi hakkında ne hissettiğine odaklanmaktır. Eğer dikkatimizi karşımızdaki kişiye odaklayabilirsek, onların neye ihtiyacı olduğunu anlayıp buna göre karşılık verebiliriz. Burada kilit nokta şudur; İlişkiler karşılıklı ihtiyaç gidermeye dayanır ve ilk izlenimler başkalarının ihtiyaçlarını gidermeyle ilgilidir.
    Onların olumlu özelliklerini fark edip takdir ettiğinizde, ortak noktalarınızı bulduğunuzda, morallerini yükselttiğinizde ve yeni fikirlerle onları bilgilendirdiğinizde ihtiyaçlarını karşılarsınız. Bu sosyal becerileri dengeli bir biçimde kullandığınız zaman başkaları da size aynı şekilde ilgi gösterip sizin sosyal ihtiyaçlarınızı karşılayacaktır.
    Unutmayalım; ilk izlenimi yeniden oluşturmak için ikinci bir şansımız olmayacak…
    KAYNAKLAR
    DEMARAIS, Ann- WHITE, Valerie. İlk İzlenimler, Çev. Burçin Tarhan Tanlasa, Kuraldışı Yayınları, İstanbul, 2004.
    ÖZKAN, Zülfikar. Kazandıran Beden Dili, Hayat Yayınları, İstanbul, 2016.
    ÖZKAN, Zülfikar. Zihinsel Terapi, Hayat Yayınları, Ankara, 2015.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.