Ana sayfa - Manşet - Hızlı Tüketim Dünyayı Bir Tasarım Çöplüğüne Dönüştürdü / Tasarımcı – Ressam Sami Savatlı

Hızlı Tüketim Dünyayı Bir Tasarım Çöplüğüne Dönüştürdü / Tasarımcı – Ressam Sami Savatlı

Türkiye’de ve dünyada çok başarılı işlere imza attınız, birçok ödül aldınız, bunlardan bahseder misiniz?
2012 yılında, Uluslararası EDIDA tasarım ödüllerinde en iyi genç tasarımcı ödülüne layık görüldüm. Bu ödül sisteminde ödüle siz başvurmuyorsunuz, davet ediliyorsunuz… O sene tasarladığım bir koleksiyon ilgilerini çekmiş ve bana ulaşmışlardı. 26 ülkenin jürisi tarafından verilen bir ödül bu… Uluslararası bir jüri tarafından onanmak tabi ki çok önemli benim için.
Doğu ile Batı’yı, gelenek ile moderni harmanlayan bir tarzınız var, bu tarz nasıl ortaya çıktı?
Evet, tasarım anlayışımda da bu dualite var; Doğu-Batı, klasik-modern. Bu dualite zaten beni besleyen temel duygu. Beklenmedik yerlerde beklenmedik renklerin kullanımlarını seviyorum ya da kimi zaman detaylarda renk ile vurgu yapmayı. Doku ve katmanlar ise bana her zaman çok çekici geliyor. Hiç renk kullanmadan sadece doku farkları ile bile, kimi zaman renkten daha güçlü ifadeler yaratabiliyorsunuz. Bunların hepsi zaten, size zengin bir oyun alanı sağlayan ve kullanılması gereken enstrümanlar. Tüm bunlarda yakaladığım harmoni ise zaten beni ben yapan ve bugüne kadar taşıdığım biriktirdiğim değerlerden mütevellit demek doğru olur.
İcra ettiğiniz sanatlarda hedefleriniz neler, neyi amaçlıyorsunuz?
Benim yaptığım kelimenin tam anlamıyla çağdaş sanat, geleneksel sanatlara dair görsel ya da üretim tekniğine dayalı detayları kullanıyorum ama hattat değilim neticede. Bu ince çizgi sanırım zaman içinde ayırt edilecek. Geleneksel sanatların ötekileştirildiği ve çağdaş sanattan çok kalın duvarlarla ayrıştığı günümüzde, gündelik hayatımıza bu geleneğin izlerini az da olsa taşıyabiliyor olmak bana inanılmaz haz veriyor. Aslında yaptığım işi şöyle özetleyebilirim; verimli sonsuz bir toprağa birtakım tohumlar saçıyorum. Bu tohumlar, insanlarda aşinalık hissiyle beraber, daha önce tatmadıkları birtakım duyguların doğmasına yol açıyor. Ve bu her seferinde yenilenerek ve evrilerek gelişiyor. Gelecek nesillerin kültürel kaderini ve algılama biçimlerini etkileme dürtüsü ile üretim yapıyorum.
Tasarımlarınızı ortaya çıkartırken nelerden ilham alıyorsunuz, nasıl bir süreç işliyor? Tasarım felsefenizi anlatır mısınız?
Ailede hem mimar hem de hat sanatı ile alakalı çok sayıda birey olunca ben de ister istemez bu alanlara karşı bir merak ve bilgilenme sürecini küçük yaşlardan beri yaşadım. Ama kafam hem tasarım hem sanat anlamında küçük yaşlardan beri hep yan yana gelmeyen iki şeyi yan yana getirmek üzerine çalıştığı için, geleneksel sanatlarla ilgili modern bir perspektif üzerine uzun yıllar kafa yordum ve denemeler yaptım diyebilirim. Kaligrafi kullanıyorum, ancak bunu geleneksel usulde kâğıt ve kamış kullanarak yapmıyorum. Benim yaptığım aslında kaligrafiyi işin içine kattığım resim. Resim diyorum çünkü tamamen resim tekniği ile yağlı boya ve fırça kullanıyorum. Bunun dışında kimi zaman akrilik, mürekkep ve çoğunlukla da altın kullanıyorum. Bu işlere zaten karışık teknik/mixed media tabiri daha çok uyuyor.
Yaratıcı yanınızı nasıl canlı tutuyorsunuz? Özgün bir tasarım sizce nasıl olmalı?
Tasarım kesinlikle köklerinden bağımsız olamaz ama bu tabii ki ileriye bakmamak anlamına gelmiyor. Genetik kodlarımıza işlenmiş, zengin kültürümüz ve zanaat becerilerimiz, güncel olarak gerçekleştirdiğimiz tasarımın içinde istesek de istemesek de yer alıyor. Bu bazen tasarımın alt anlamlarında bazen de çok görünür bir şekilde yer alıyor. O sebeple bunları inkâr yerine kabullenme, kendi için değişim ve dönüşüme çalışmaları ile yeni zenginliklere olanak sağlama dürtüsü ile hareket etmek en doğrusu. Kendi DNA’nızda, düşünce yapınızda yer alan geçmiş dönem bilgilerini ya da beğenilerinizi saklamaya çalışarak yapılan tasarım her zaman eğreti/özenti durmaya mahkûmdur. O sebeple köklere ve geleneğe vurgu giderek güçlenecek diyebilirim.
Günümüzde piyasadaki tasarımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Tasarım trendlerini neler belirliyor?
İşin açığı piyasayı çok takip eden birisi değilim, kendi doğrularım ekseninde şekillendiriyorum tasarım ve sanat çalışmalarımı. Daha çok iç sesime ve ilhama kulak veren bir yapım var. Trendleri belirleyen tabi ki çokça faktör sayılabilir ama tasarımcılar kendi yolunu bulsun, bunlardan özgürleşsin umarım.
Günümüz insanı her şeyi hızla tüketiyor, bu hızlı tüketim tasarım dünyasını nasıl etkiliyor?
Hızlı tüketim maalesef dünyayı bir tasarım çöplüğü haline dönüştürdü. Seri üretimin yoğun olduğu; tasarım anlamında gelişmemiş ama sanayi anlamında ileri ülkeler maalesef bu çöplüğe çok fazla girdi sağlıyorlar. Her zaman zanaatı, el yapımı işlerin önemini ve tasarımın trendlerden bağımsız ve zamansız olmasını savunan bir insan olarak bu hızlı tüketim ve üretim dünyasından elbette uzak durmayı tercih ediyorum.
Tasarım yaparken farklı sanat dallarını nasıl harmanlıyorsunuz, bu süreçten bahseder misiniz?
Bir işin üzerinde uzun süre çalışmak bana haz veriyor. Bazen neticeyi çok kestirmeden, daha doğaçlama bir stilde günden güne esere bir şeyler katmayı, onu olgunlaştırmayı, ben değiştikçe ve farklı baktıkça eserle zıt birtakım ögeleri esere entegre etmeyi ve bu süreci yaşamayı çok seviyorum. Sergilerimdeki bütün işler de böyle bir sürecin ürünü diyebilirim.
Ben sadece hat sanatından ilham ya da referans almıyorum. Mesela kullandığım altın varak tekniği aslında minyatüre ait bir teknik. Onu sadece zaman içinde biraz kendime evirdim. Hat sanatı çok sevilen ve baskın bir sanat olduğu için, üzerinde yazı gördüğümüz her işe hat deme eğilimindeyiz. Ben hattat değilim, beni çağdaş sanat yapan bir sanatçı/tasarımcı olarak değerlendirmeniz daha doğru olacaktır.
Gelecekte hayata geçirmeyi düşündüğünüz projelerden bahseder misiniz?
Sergilerin devamı gelecek, mayıs ayında Üsküdar Belediyesi ile Nev Galeri’de bir sergi gerçekleştireceğiz. Ramazan süresince görülebilecek eserler. Yurtdışı sergi projeleri var ekim sonrasında, onlarla ilgili sizi yakın zamanda bilgilendireceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.