Ana sayfa - Son Sayı - Hapla Mutluluk Olur Mu ? / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Hapla Mutluluk Olur Mu ? / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Psikiyatri hekimliğinde kullanılan çeşitli tip ilaçlar vardır. Yatıştırıcı, sakinleştirici, sedatif veya müsekkinler olarak da anılan trankilizan ilaçlar, özellikle Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde, yanlış olarak gerektiğinden fazla tüketilmektedir. Çoğu kişi çantasında bu ilaçlardan taşımakta, problemle karşılaştığında leblebi gibi yutmaktadır. Oysa trankilizanlar ancak doktor tavsiyesi ile kullanılması gereken ilaçlardır.

Piyasada diazem, nervium, tranksilen, nobrium, xanax, rivotril gibi isimlerle satılan trankilizanlar; anksiyete (yersiz endişe ve korku hali, sebebi belirsiz sıkıntı, tedirginlik), gerginlik, stres halleri ve korku durumlarında kısa süreli tedavi amacıyla kullanılırlar. Anksiyete giderici tesirleri geçicidir; tam bir iyileşme sağlamazlar. Kullanım sahalarından başlıcaları şunlardır: Yaygın anksiyete, panik atakları, fobiler, uyum sorunları, stres halleri, alkolü bırakma tedavisi, uyku bozukluğu vb.

Bu ilaçlara karşı direnç geliştiğinde ve ara verildiğinde yoksunluk belirtileri ortaya çıkabileceğinden ancak yeşil reçete ile verilir. Bu ilaçları yazan hekimin ve kullanacak hastanın dikkat etmesi gereken noktalar ise şunlardır:

  • Mümkünse önce ilaçsız tedavi metodları tavsiye edilmelidir.
  • Bu ilaçlar uzun süre ve yüksek dozda kullanılmamalıdır. Bazen ara vermeli, uzun zaman kullanılacaksa ilaç değiştirmeyi düşünmelidir.
  • İlaç, tedavinin tümü değil bir parçasıdır. Anksiyeteye sebep olan veya ağırlaştıran stres faktörleri araştırılarak bunların giderilmesine çalışılmalıdır.
  • İlacı bırakırken birdenbire değil de en az iki haftaya yayarak tedricen azaltma yolu tercih edilmelidir. Hastalar ilaca başladıktan sonra, kendi arzularına göre bırakmaya kalkmamalıdır.

Unutmayalım ki, trankilizanlar bazı hastalıklarda oldukça faydalı ve vazgeçilmez ilaçlardır. Bu yüzden doktor tavsiye ettiğinde tereddüt edilmeden alınmalıdır. Ancak lüzumundan fazla doz veya süre kullanılmamalıdır.

Depresyon İlaçları

Yine sık kullanılan ikinci tip ilaçlar ise antidepresiflerdir. Prozac, fulsac, faverin, seroxat, laroxyl, anafranil gibi ilaçlar bu gruba girerler.

Bazen mutsuzluk biyokimyasal bir hastalığa, mesela depresyona bağlı olabilir. Bu durumda hekim, bu ilaçları tavsiye eder.

Antidepresifleri kullanmayla ilgili şu noktaları akıldan çıkarmamak lazımdır:

  • Bu ilaçlar kişinin acılarıyla yüzleşmesine engel değildir. Özellikle iyileşme başlayınca hasta problemleriyle yüzleşmeye ve mücadeleye cesaretlenir.
  • Yine bu ilaçların suni mutluluk sağladığı doğru değildir. Sadece hastalığa bağlı mutsuzluğu giderir. Kişinin mutlu olması ilaçla olmaz, kendi gayretiyle gerçekleşir.

Her türlü psikiyatrik ilacı almak utanılacak bir olay değildir. Nasıl başımız veya midemiz ağrıdığında ilaca başvuruyorsak, gerektiğinde bu tip ilaçları da kullanmalıyız. Yoksa rahatsızlığın tedavisi geciktiğinde içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

Ancak bazı kimselerin yaptığı gibi problemleri unutmak veya zihni uyuşturmak için ilaca sarılmak doğru değildir. Çünkü ilacın tesiri geçince, problemler ertelenmiş, fakat daha da büyümüş olarak yine karşımızda durur.

İlaç kullanmak son çaredir. Bundan önce meselelerin üzerine gitmek, çözümü için kafa yormak ve ahirete, imana, inanca, ibadete, duaya sarılmak ve sığınmak daha doğru olur. Bu çabalar neticesiz kalırsa ilaç alınmalıdır. Tabii ki hekimin muayenesinden sonra onun verdiği reçeteye uyarak…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.