Ana sayfa - Liste - Hangi Kansere Hangi Bitki İyi Gelir ? / Prof. Dr. Canfeza Sezgin

Hangi Kansere Hangi Bitki İyi Gelir ? / Prof. Dr. Canfeza Sezgin

Neden kanser oluyoruz?

Günümüzde modern hayat ile küresel rekabetin getirdiği uzun süre dayanan, verimliliği artan işlenmiş gıdalara, içeceklere daha kolay erişim olması, kalitesiz yüksek kalorinin daha ucuza satın alınması, hareketsiz hayat, alkol ve sigara tüketimi gibi alışkanlıkların tüketiminin yaygınlaşması, depresyon ve stresin artması, şişmanlık ve şeker hastalığının salgınlaşması, çevresel kirlilik, gıdalarda kimyasal kalıntıların artması ve beyaz yakalı olarak hareketsiz masa başı çalışan sayısının artması gibi nedenlere bağlı olarak kanser görülme sıklığında giderek artış olmaktadır. Ortalama insan ömrünün uzaması da yaş ile artan kanser hastalığının artmasının bir diğer nedenidir. Tüm dünyada şeker katkılı gıda tüketimi artmakta, şişmanlık, şeker hastalığı ve kanser de bununla ilgili olarak salgın haline gelmektedir. Ayrıca insanlar giderek hareketsizleşmekte, çocukların dışarıda geçirdiği zaman, mahkûmun bahçede geçirdiğinden daha az olmaktadır. Kansere bağlı ölümlerin, kalp-damar sağlığına bağlı ölümleri geçerek ilk sıraya geçmesi beklenmektedir.

Kanserde fitoterapi çok beklentili bir alan olmaya devam ediyor. Özellikle koruyuculuk anlamında en çok merak edilen soru, hangi kansere karşı hangi bitki koruyucudur?

Kanserde fitoterapi, kanser tanısı konduktan sonra seçilmiş bitkilerin tıbbi tedavinin yanında veya sonrasında uygulanmasını içerir. Alternatif değil tamamlayıcı tedavidir. Kanserden korunmada ise bitkiler çok faydalı olup tıbbi tedavi şansının olmadığı korunma aşamasında ön plandadır. İnsanlar beslenme tarzlarına dikkat ederek, artmış olan kanser risklerini azaltabilir, kanser gelişmesine engel olabilirler. Birçok kanserde çeşitli bitkilerin koruyucu rolü bulunmaktadır.

Meme kanseri: Erik ve şeftalideki klorojenik asit gibi doğal bileşenler meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellemektedir. Taze olarak veya şekersiz reçellerinin yapılması, kurutulmuş eriğin saklanarak diğer mevsimlerde tüketilmesi yararlıdır. Günde bir avuç ceviz tüketilmesi meme kanserinden korunmada yararlı bulunmaktadır. Haftada 4 veya daha fazla porsiyon çiğ veya hafif pişmiş lahana, lahana turşusu tüketilmesi meme kanseri riskini %74 azaltmaktadır.

Pankreas kanseri: En öldürücü kanserler arasında başta gelmektedir. Günde bir adetten fazla elma tüketilmeli, armut, bakliyat, şeftali, kayısı ve erik gibi gıdalar sık olarak alınmalıdır. Günde 1-2 domates veya ¼ su bardağı domates suyu veya 1 çorba kaşığı doğal domates salçası yediklerimiz arasında olmalıdır. Ayda en az beş porsiyon brokoli tüketilmelidir.

Kalınbağırsak kanseri: Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal kökü tozu, bir tatlı kaşığı zeytinyağı ile karıştırılıp tüketilebilerek kansere dönüşen polip riski azaltılır. Zencefil bağırsaklarda kanserleşmeye neden olabilecek süreğen iltihabi süreci azaltarak kanser riskini azaltabilmektedir. Günde 1-2 fincan zencefil çayı yararlı olabilir. Kırmızı soğanda bol miktarda bulunan kuersetin kanserden korumada yararlı olup polipleri olanlarda zerdeçal ile beraber günde 1-2 adet tüketilmesi tavsiye edilir.

Kanser olduktan sonra belli bir sistematik çerçevede hangi bitki nasıl kullanılmalı? Yüz güldürücü sonuçlara dair neler söylenebilir?

Kanserde bitkisel tedavi yani fitoterapinin kullanılması, özellikle tıbbi tedavinin yan etkisinin azaltılması, bozuk olan bağışıklık sisteminin düzeltilmesi ve desteklenmesi, tedavinin yararının arttırılması, kanser hücrelerinin metastaz yapma yeteneğinin azaltılması, kanser kök hücrelerinin öldürülmesi için tıbbi tedavinin yanında veya sonrasında yardımcı tedavi olarak kullanılır. Kanser tipine, kanserde kullanılan her ilaca göre bitkisel tedaviler değişiklik göstermektedir. Kanser hastalarının çok sayıda ilaç kullanması nedeni ile ezbere şu bitki iyi gelir demek mümkün değildir. Bu konuda dünyada daha çok bu konuda eğitimli onkoloji uzmanının denetiminde bitkisel tedaviler yürütülmektedir. Ülkemizde maalesef ciddi bir sorun olmaktadır. Platin grubu kemoterapi ilaç alanların meyankökü ve omega-3, antrasiklin türevi kemoterapi alanların pancar suyu, ilaç kullananların sarı kantaron, greyfurt tüketmemeleri, ağızdan kanser ilacı alanların alkali maddeleri tüketmemeleri gereklidir. Meme kanseri hastalarının bitkisel östrojen içeren deve dikeni, maydanoz, tere, soya ve ışgın gibi birçok bitkiyi düzenli veya bol miktarda tüketmemeleri gereklidir.

Tedavinin yanında destek ve tamamlayıcı olarak eklenen bitkisel ve/veya nutrasötik tedavilerin kanser hastalarının daha kaliteli yaşamalarını sağlamada, bağışıklık sistemini desteklemede ve daha uzun yaşamalarına katkı sağlamada faydalı olabileceğine dair birçok bilimsel çalışma bulunmaktadır.

Kanserde immunoterapi konusunda temel yaklaşımlar nelerdir?

İmmunoterapi basitçe, bağışıklık sistemine hastalıklarla nasıl savaşılacağının öğretilmesini temel alan tedavidir. Son yıllarda kanser tedavisinde diğer tıbbi tedavilerin yetersiz kalması nedeni ile ön plana çıkan tedavi yaklaşımıdır. Faydalandığımız yöntemler şunlardır:

Dentritik hücre aşıları (DHA): Kanser tedavisinde immunoterapinin yeni geliştirilmiş ve güçlü formlarından birisidir. DHA hazırlanması için önce hastadan kan alınarak monosit hücreleri toplanır, daha sonra laboratuvar ortamında dentritik hücrelere dönüşmesi sağlanır. Çoğaltılarak immun sistemin daha kuvvetli reaksiyon vermesini hızlandırmak için hastaya geri verilir.

İmmunoterapi ilaçları: Bağışıklık sistemini baskılayan CTLA4, PD-1 veya PD-L1 proteini kanserde bağışıklık sistem hücrelerini zayıflatmakta, kanser hücrelerini yok etmelerini engellemektedir. Bu proteinlerin immun sistem hücreleri üzerine yaptıkları olumsuz etkileri engelleyen pembrolizumab, nivolumab, ipilimumab, atezolizumab ve avelumab gibi ilaçlar geliştirilmiştir. Çeşitli kanserlerin tedavisinde Avrupa ve A.B.D.’de kullanılmaları onaylanmıştır.

Akciğer kanseri aşıları: Özellikle Küba’da geliştirilen kanser aşıları, kemoterapi veya radyoterapi almış, bu tedaviler altında ilerlemeyen ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinin tedavisinde kullanılmaktadır. Ülkemizde talep eden hastalarda endikasyon değerlendirmesi sonrası uygun olanlarda aşıyı reçete ederek kullanabiliyoruz.

Hipertermi: Kanser tedavilerinde başarısızlığın en büyük nedenlerinden birisi tedavinin kanser hücresine verdiği hasarın tamiridir. Hipertermi uygulamalarında tümör bölgesine 40-44 derece aralığında ısı oluşturulması ile bu tamirin engellenmesine yardımcı olur. Ayrıca kanser kitlesine 40-44 derece arasında ısı uygulanması ile kanser hücrelerinden HSP70 ısı şok proteini salgılanır. HSP70 salgılanması kanser hücrelerine karşı bağışıklık hücrelerinin uyarılmasına yardımcı olur.

Bitkisel ve doğal destekler: Bitkisel ve doğal bileşenlerin en çok kullanıldığı alanlardan birisi bağışıklık sisteminin desteklenmesidir. Mantar polisakkaritleri, astragali memb, propolis, sarımsak, probiyotikler, gingeng polisakkaritleri, nigella sativa, beta glucan 1,3 1,6 dallı, asparagus, kakule, cholerella suşları, çinko, selenyum, kapari oryentalis vs gibi doğal/bitkisel ürünler yararlıdır.

Kanserde yaşam koçluğuna dair önerileriniz nelerdir?

Ülkemizde kanser tanısının hasta tarafından sıklıkla bilinmemesi, hasta yakınlarının baştan çaresizliği kabullenmeleri, yan etkiler nedeni ile tedaviyi kabul etmeyen hastalara farklı seçeneklerin sunulmaması, basit güncel konularda çeşitli seçeneklerin araştırılmasına rağmen kanser gibi hayati bir konuda ehil olmayan kişilerin yönlendirmelerine ve önerilerine kayıtsız uyulması gibi ciddi sorunlar sık olarak yaşanmaktadır. Kanser tedavisi sonrası hayatta kalma şansının arttırılmasında yapılması gerekenler, tedavileri en az hasarla atlatmak, yaşam kalitesinin arttırılması, tedaviler süresince veya bitiminden sonra nasıl yaşanması ve beslenilmesi gerektiği konularında kanser hastalarına kılavuzluk yapılması gereklidir. Çalışmalar sadece tedavinin değil, tedavi sonrası süreçteki yaşam tarzının kanser hastalarının hayatta kalma şansını etkilediğini gösteriyor. Bu alanda insanların bilinçlendirilmesini mesleki bir sorumluluk olarak görüyorum.

İleri evre yani 4. evre hastaların iyileşme şansı var mı?

Hastalık iyileşmez, hasta iyileşir. İleri evre dahi olsa her hastanın iyileşme şansı vardır. Sonucun %100 yenilgi olduğu maça hiçbir takım motivasyon ile çıkmaz. Bu da baştan mücadelenin kaybı anlamına gelir. İleri evre olup iyileşen akciğer, pankreas, karaciğer, sarkom ve kalınbağırsak kanseri gibi vakaları bilimsel mecralarda sundum. Eğer doktor olarak baştan ümitsiz başlarsak hastamızı nasıl motive edeceğiz. Neticede bizler bir ümit ışığı görürsek hasta da bunu görür, mücadeleyi bırakmaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.