Güzel Bir Hediyedir Ramazan… / Çocuk Terapisti-Pedagog Serap Buharalı

Ramazan, İslam dünyasına konuk olmuşken hayatın en önemli konularının işlendiği bu okulda onu anacaktır nitekim.

Bir aile onu nasıl bekler, nasıl karşılar, nasıl yolcu eder?

Bir anne çocuğuna, evine Ramazan ruhunu nasıl yaşatır?

Bu coşku, bu hissiyat nasıl bir ömre yön verir?

Benim çocukluğumda yaşlı amca veya teyzelerin Ramazan için seneye onunla tekrar buluşacak mıyız diyen hasret dolu cümlelerine, Ramazan’ın son günlerinde gözleri yaşlı, buğulu olduklarına şahit olurduk. Ramazan, gözümüzde bir kişilik kazanırdı… Somut bir kimliğe bürünürdü… O çocuk halimizle yarım gün oruçları ya da başı, ortası, sonu 3 günün bir Ramazan’a tamamladığımız o oruçlar bize büyüdüğümüzün, adam yerine konmaya başlandığımızın göstergesi olurdu. Hele ki sahurlar…

Manilerle sokaktan geçen koca davulu olan amcayı görmek için perdeyi aralama… Annemizin iftar saatinde top atımı ev halkına haber verme sorumluluğunu kardeşimle bana vermesi…

Ben şimdi bu hafta çocukluğumun Ramazanını neden paylaşmak istemiş olabilirim acaba… Öğretmen bu hafta dersine çalışamamış dersi kaynatıyor düşüncesi mi aldı sizi yoksa… Neden mi paylaştım? Çünkü her insan çocukluğunu yanında taşır. Soyut bir çanta vardır her zaman yanımızda. Başımız sıkıştığında hemen onu açar bakarız. İşte bu nedenle çok ama çok önemlidir Ramazanlar. Ebeveynlere çok iş düşer. Çünkü çocuklarımız ileride çantayı açtıklarında Ramazan’ı onlara nasıl yaşatmışsak öyle hatırlayacaklardır.

Özel ve güzel bir aydayız. Çocukluğumuzda yaşadığımız her güzel ve kötü anları ileriki yaşam dönemlerimize taşıyoruz. İşte bu sebeple ailenin özellikle annenin coşkuyla karşıladığı, içinde hissederek yaşadığı Ramazan’ın etkisini evdeki gençlerin, çocukların yaşamaması imkansız. Ramazan arifesinden başlamalı heyecan, tatlı telaş. Yapılan hazırlıklar asla meşakkat olarak hissettirilmemeli miniklerimize.

Hele ki bu denli gelenek ve göreneklerini yüzyıllar boyu nesilden nesile aksettiren insanımızın özel alışverişi, ev temizliği, davetler bir başka olmalı diğer günlerdeki yapılanlardan ve çocuklarımız da bu olayın içinde olmalı ki içine sinmeli bu atmosfer.

Eğlence ayı olarak tanıtılmamalı, buna da dikkat edilmeli. Teravih kıldıran hocaefendinin sesine, yan tarafta ilçe belediyesinin yaptırdığı çadırdan gelen darbuka, çalgı, türkü sesi karışmamalı… Köfte, sucuk kokuları arasında kitap fuarına gidilmemeli. Ramazan asla bayağılaştırılmamalı, asil ve zarif, görgülü adaplı yaşanmalı. Direklerarası denilen gayrimüslim halkın eğlence anlayışı bize aitmiş gibi aksettirilerek çocuklarımıza yutturulmasına izin verilmemeli. Çocuğumuzla televizyondaki iftar veya sahur programına göz attığımızda kelime-i tevhidler, salavatlar, neredeyse insanı kalkıp oynattıracak bir müzik eşliğinde çocuğumuzun kulağından içeri girmemeli.

Mübarek yerler gayet hürmetli bir şekilde beraberce ziyaret edilebilir. Bazen camiye elinden tutarak götürülebilir. Uykusu bölünecek diye ara sıra da olsa o tatlı sahur sofrasından mahrum bırakılmamalı..

Ramazan, ebeveynlerin çocuklarına belletmek istedikleri değerleri en güzel, en sağlam şekilde verebilecekleri özel bir zaman. Değerlendirmek lazım. Mücevher kutusundaki özel bir taşa bakar gibiyiz bu ay. Özümüz, değerlerimiz, kazınmalı miniklerin yüreğine. Çünkü bilmelisiniz ki boş bıraktığınız ihmal ettiğiniz her boşluğun yerini bir şey gelip hemen dolduracaktır. Çünkü insan fıtratı böyle bir şeydir.

Çok dertlendiğim bir durum var, sizinle paylaşayım istedim. Türk-Müslüman okullarında paskalya-şükran günü, noel kutlanır olmuş… Küçücük çocuklar plastik de olsa süslü çam ağacı almak ister olmuş. Başka bir dinin bayramı ve gelenekleri neden bizim miniklerimizi hayran bırakıyor acaba. Japonya’da gençlerde başka bir dine geçme oranı artıyormuş. İnandığı için filan da değil; sırf genç kızlar o geleneklere göre bir düğünleri olsun diyeymiş. Özendikleri için.

Küçücük çocukların dilinde ren geyikli noel baba, oyuncakçıda, televizyonda… Ama bizim kahramanlarımız nerede? Başka milletlerin bir, ancak iki çıkartabileceği kahramanların yanında bizim yüzlercesi, binlercesi var tarihimizde. Her Ramazan’da ortalığı bulandıracak bir hurafe bulunur da bununla bir de reytinge uğraşılır. Nedense değerlerimiz hep bir sıyrık almaya maruz bırakılır. Bunlara maruz kalmamak tamamen annelerin elinde. Anneleri duyarlı olmaya, uyanık olmaya, her an aktif olmaya davet ediyorum.

Evde yapacağınız programlar, okulda proje olarak sunacağınız organizasyonlar, yeni nesil gençlerimiz çocuklarımız için manevi değerlerine sahip çıkmasını sağlayacaktır. Sizin dolduramadığınızın yerine yalan yanlış şeyler doldurmasın.

Özüne, maneviyatına, dinine sahip çıkan bir ulus daima her alanda muvaffakiyet sağlar. Bunu gerçekleştirecek olan ne kurumlar ne de vakıflardır; annelerdir.

Çocuklarınızı Ramazan şuuruyla büyütün. Hadi beraber güllü güllaç yapın iftara. Teravihte birkaç anne birleşin camiye gelen çocuklara lokum-şeker dağıtın. Akşamları apartmanınızdaki çocukları toplayın evinizde. Güzel kıssalar, hikayeler anlatın ve bir ay boyunca aile halkı olarak hep gülümseyin, birbirinize sarılın, öpüşün hediyeleşin. Çocuğunuzun eve arkadaşlarını iftara çağırmasına destek olun… Hissettiklerinizi konuşun, paylaşın. Mutlaka sevdiklerinize maddi manevi hediyeler verin. Eşinize kitap alın mesela…

Evde, okulda her yerde Ramazan’ı yaşatmak bizim elimizde.

Ramazan’a özel tavsiye; Ramazan’da sevdiklerinize ufak da olsa muhakkak hediye alın, hediyeleşin. Özellikle çocuklara bu ay hediye alın. Hayat boyu güzel Ramazanlarınız olsun.

Yorum bırakın