Ana sayfa - Editör - Göz Ardı Edilen Kadın Cinselliği / Opr. Dr. Ünzile Girişgin

Göz Ardı Edilen Kadın Cinselliği / Opr. Dr. Ünzile Girişgin

Cinsel yaşamda duygunun yeri nedir? Sadece cinsel şehvete dayalı bir cinsel yaşam normal olabilir mi?

Cinsel birliktelik, kalp ve beyinle bütünleşirse eşler birlikte mutlu olurlarsa gerçek tatmin edici sonuca ulaşabilir ler. Sevgi, güzel muhabbet, karşılıklı güzel diyalog olmadan cinsel birleşme hem beden hem de ruh için gerçek dinlenmeyi ve tatmini sağlamaz. Duygu ve güzel muhabbet özellikle kadın cinselliğinin ana unsurudur. Sevgi engin bir deniz gibidir.

Kadın cinselliğinin göz ardı edilen hafife alınan yönü, cinselliğin romantizm boyutudur. Kadın fıtratı sevgiye, ilgiye, taltife ihtiyaç duyar. Kocası tarafından vücudunun saçlarının beğenilmesini arzular. Sık sık eşi tarafından bu güzelliklerinin vurgulanmasını bekler.

Ama maalesef toplum olarak bu incelikleri erkek adamlara yakıştıramayız. Babalarından sürekli kabalık gören oğullar kendi eşlerine de aynı şekilde muamele eder. Kadınlar artık beklentilerini daha açıklıkla ifade edebiliyorlar. Cinsel yaşamın sıradan bir birlikteliğe dönüşmemesi için kocaların, hanımlarının duygusal ihtiyaçlarını da karşılaması gerekiyor.

Kadının orgazm olamaması ve orgazmın önemsenmemesi ne tür sorunlara yol açıyor? Bu konuda erkekler neler yapmalı?

Yıllardır kadın cinselliği ne konuşulmuş ne de öğretilmiş. Evlenecek genç kızlarımız bile kendi bedenlerini tanımaz, kendi cinselliklerini bilmezler. Evlendikten sonra kocalarına isteklerini iletemezler. Bayan hekimlerin bile kınandığı bir toplumda, sessiz sakin bir kadının cinsel duygularını eşi ile paylaşması çok zordur. Kadınlarımızın çoğu kocasından utanıyor, “beni ayıplarsa” diye düşünüp çekiniyor.

Evli her erkek hanımını sevme ve cinsel yönden mutlu etme sanatını öğrenmelidir. Kocasından beklediği sevgiyi, ilgiyi, cinsel mutluluğu bulamayan kadınlar çabuk öfkelenirler, eşlerini sürekli eleştirirler, cinsel birliktelikten uzaklaşırlar, cinselliği sevmemeye başlarlar.

Kadın cinsel mutluluğu, kadınların cinsel hakları arasında en önemli olandır. İmam Gazali Hazretleri, eşini cinsel yönden mutlu edemeyecek erkeklerin, evlenmemelerini salık veriyor. Kadınlara beyleri tarafından cinsel mutluluk yaşatılamaması hâlinde, toplumda huzursuzluk ve kötülüklerin artacağını bildirmiş.

Kadının cinsel mutluluk yaşayamaması sadece kadın için sıkıntı oluşturmaz. Cinsel mutluluğu yaşayamayan bir kadının kocası bir dönem sonra cinsel performansında kayıplar yaşamaya başlar. Pratik hayatta erkek her zaman orgazm olur, kadın orgazm olmasa da erkeğe bir zararı yokmuş gibi düşünülür. Oysa gerçek hiç de böyle değildir. Orgazm yaşayamayan kadın, erkeğine pozitif yaşam enerjisi sunamaz ve kocasının cinsel enerjisi de yavaş yavaş körelir.

Erkeklerin birçoğu bilinçli veya bilinçsiz bu eksikliği fark eder ve daha heyecan verici kadın aramaya koyulur. İslami inançları çok güçlü değilse aldatmak çok kolaydır. Olacak olan, inançları güçlü mümin erkeğe olur. Farkına varamadığı bedensel ve ruhsal gerileme yaşar.

Cinsel hazzı yaşamayan kadın bir şekilde kocasına zarar verir. Bastırdığı cinsel arzular başka alanlarda sorunlar yaşanmasına sebep olur. Depresif, eşine değer vermeyen, eşi ve çocukları için gayret etmeyen soğuk, itici bir kadın…

Erkekler ne yapabilirler? Öncelikle erken boşalma sorunu olan beyler mutlaka seksoloji ile ilgilenen bir ürologdan yardım almalıdırlar. Boşalma denetimini öğrenememiş bir erkek, eşinin rahatlamasını beklemeden birliktelik sonlanır. Kadın istekli hâle gelip de rahatlamadığında ilişki tam bir eziyete, işkenceye döner. Beyler ön hazırlık evresinde becerikli olmalı, hanımlarını kendilerini delicesine isteyecek hâle getirebilmelidirler. Fiziksel bakımını iyi yapan, güzel kokan hanımını gönülden seven erkekler, bunu kolaylıkla başarabilirler. Bir saat önce hanıma fırça atıp ardından da sizin için yanıp tutuşan bir kadın hayal ederseniz yanılırsınız…

Erkekler sokakta, işyerlerinde; ağır, adam gibi adam olsunlar. Evde biraz romantik biraz esprili biraz da hanımının suyuna giden vasıfta olurlarsa hem kendileri hem de hanımları mutlu olur. Ev hâli deyip bazı eksikleri görmemezlikten gelseler, hanımlarını biraz övseler, “eline sağlık” deseler, “çok güzel olmuşsun hanım” deseler, “senin şu hâline bayılıyorum, muhteşem görünüyorsun, bu ne güzel kıyafet vs…” Kardeşlerimizin çoğu eşini yürekten sever, alışık değiller böyle komplimanlara… Ama ne yapalım değerli kardeşler kadınların dili de bu… Erkeği tarafından övülecek, sevilecek, beğenilecek, dünyanın en seksi kadını Lady Gaga mı olacak Heidi Klum mu olacak, tabi ki kendisi olacak… Shakira da kim, Madonna da kim, sizin hanımınızın eline su dökemez.

Gönül dergisinin bu röportajı bana, kardeşlerime bir el kitabı yazsam iyi olacak diye düşündürdü.

Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri evlilikleri nasıl olumsuz etkiliyor?

Zaman kaybı, malayani.  Eşler facebook’ta geçireceği süreyi birbirleri ile konuşarak eğlenerek geçirseler daha faydalı olur. En riskli yanı da kadın ya da erkek kendisine yeni arkadaşlar buluyor. Bazı hastalarımın kocaları, facebook’ta tanıştığı hanımlarla gizli nikâh kıymışlardı.

Eşler kendi sıkıntılarını kendileri çözmek yerine başkaları ile paylaşmaya başlıyor ve ansızın duygusal bir bağlanma meydana gelebiliyor. İnsanlar birbirleri ile normal iletişimi, dostluğu terk ediyorlar. Herkes facebook’la birbirine hava atma yarışında. Bir de İslami facebook tasarlanıyor. Yakında bizim camia da başından kalkmaz. Namaz, dua, tesbihat, dertleşme, karşılıklı muhabbetlerimiz iyice biter artık. Benim facebookum, twitterim yok. Çocuklarım, hastalarım, siz okuyucularım, din kardeşlerim, onların dertleri, hastalıkları, acıları bu kadar çokken inanın bana 24 saat yetmiyor.

Boşa geçen her nefesin hesabını vereceğiz. Hele gözlerimiz sürekli başka kadın ve erkeklerle meşgul iken nasıl pozitif enerji taşıyacağız. Zamanı sevdiklerimizle paylaşalım.

Test amaçlı bir kadın profili oluşturuyorlar. Dindar, güncel, İslami konuları takip eden bir kadın. İnanırmısınız tam 250 erkek bir gün içerisinde kadına aşk teklifi yapıyor. Bunların çoğu da evli erkek.

Kadın ya da erkek… Yaklaşmayın! Yaklaşırsanız bulaşırsınız, kaçamazsınız.

Porno izlemenin kadın ve erkek üzerindeki olumsuz tesirleri nelerdir?

İnşaallah bu konuda kitap çalışmam 5-6 ay içerisinde tamamlanmış olacak. Türkiye’deki  ilk en kapsamlı pornografi çalışması. Büyük bir hizmet olacak İnşaallah.

Bazı seks terapistleri pornografinin çiftlerin hayatına renk katacağını düşünerek tavsiye edebiliyorlar. Lakin porno filmler tıbbi gerçeklere uymayan cinsellik sunuyor ve çiftlerin cinsel beklenti çıtası yükseliyor.

Ayrıca sadomazoşist ilişkileri, pedofiliyi, tecavüzleri, homoseksüel birliktelikleri ve livatayı teşvik etmesi en büyük sakıncaları. Kadınları aşağılıyor. Kadınları histerik, seks manyağı olarak tanıtıyor.

Pornografinin eroin gibi bağımlılık yaptığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Pornografi bağımlısı erkekler hem ruh sağlıklarından, hem evliliklerinden hem de işlerinden olmuşlardır. Zaman içerisinde cinsel sağlıkları da bozulmuştur.

Pornografi alışkanlığı olan erkekler zamanla hanımlarından uzaklaşıyor. O görüntülere bakmadan tahrik olamıyorlar. Çevrelerindeki tüm kadınları cinsel obje olarak görmeye başlarken, kadınlara saygı ve hürmeti kayboluyor.

Kadınlar, filmlerdeki seks yıldızı kadınlara özeniyorlar. Kendilerini çirkin bulmaya, o kadınlarla yarışmaya başlıyorlar. Oradaki kadın hiç acı çekmeyen, erkeğin her dediğini yapan bir kadın iken, kendisi de kendini bunları yapmaya mecbur hissediyor. Oysa onlar film… İlaçlarla, rol yaparak aşırı şekilde  abartarak yapılan eylemler. Diğer filmler gibi parça parça setlerde çekilir ve birleştirilir.

Pornografi cinsel fantezi değildir. Beyninizde, yanlış cinsel eylemler zamanla doğalmış gibi görünmeye başlar. Son yıllarda bu bataklığa saplanan kardeşlerimiz var. Bir hekim olarak sizlere tavsiyem, eşinizle olan muhabbetinizi yeniden kurun, kendinizi tekrar yeni evlenmiş farzedin ve kendi hayal dünyanızı kullanın diyorum.

Pornografi çok büyük bir endüstridir, pazardır. İnsanların duygularını, arzularını sömüren çok tehlikeli bir sektör. Özellikle genç oğullarımızı uzak tutmak zorundayız. Türk halkı konunun ciddiyetinin farkında değil ve çocuk pornografisi, pedofili dediğimiz çocuk sapkınlığı bu nedenle ülkemizde hızla artıyor. Son pornografi çılgınlığı da tesettürlü kadınların, kızların fahişe olarak gösterilmesidir. Kadınlarımızı uyarmak zorundayım. Önümüzdeki yıllarda sokağa çıkmak daha tehlikeli olacak. Beyni bu görüntülerle kirlenen erkekler masum kadınları taciz etmeye çalışacak…

Bu çağın en büyük şerri, pornografi diye düşünüyorum. Kitabım çıktığında neden böyle yazdığımı daha iyi anlayacaksınız.

Mastürbasyon hem kadın hem de erkek için cinsel yaşamı nasıl etkiliyor?

Mastürbasyon mekanik bir boşalmadır. Duygu ve ruhtan yoksun sıradan bir eylemdir. Üstelik erkeklerde hızlı boşalmaya yol açtığı için erken boşalma sorununa sebebiyet verir. Cinsel birliktelik bir partidir; eğlenme, neşelenme, zevk alma ve eşlerin birbirini mutlu etme partisi. Mastürbasyon bağımlıları bu partiyi kaçırırlar.

Belki parti yapma imkânından mahrum ve kaçamak bir partiye katılmaktansa tadımlık bir pasta sayılabilir. Gençlerimizi evliliğe hazırlayıp evli çift olarak parti yapmalarını ve yedi katlı pasta yemelerini sağlamalıyız.

Mastürbasyon, bal dolu bir kavanozun kapağına taşan balı yemektir. Evlenmek kavanozdaki balı dilediğince yemektir. Zorlanınca idare edilebilir ama gençlerimizin evlenmesini, iş bulmalarını kolaylaştırmalıyız.

Evli çiftler birbirlerine mastürbasyon yapabilirler, lakin kendi başlarına eşini bırakıp mastürbasyon yapamazlar. Kul hakkıdır. Evlilikteki huzuru bozar, cinselliği bitirir.

Bekarken mastürbasyon alışkanlığı olan kadın ve erkeklerden bazısı evlenince de bu alışkanlığa devam ediyorlar. Bu hususta çok sayıda şikayet e-mail’i alıyorum.

Kız ve kadınların mastürbasyonunun ne tür riskleri olabilir diye düşündüğümüzde kadın fıtratı açısından sonuçlarının daha ağır olabileceğini görebilmeliyiz. Mastürbasyon klitoral orgazmdır. Tam bir cinsel rahatlama ve ejekülasyon sağlamaz. Öte yandan kadının erkeğe duyduğu ihtiyacı azaltır, erkeği önemsizleştirir. Lezbiyenliğe kapı aralar. Bugün ABD’de % 33 oranında lezbiyenlik mevcut olduğu bildiriliyor.

Günde 3-4 kez mastürbasyon yaptığını söyleyen genç kızlarımızda evlenince bu alışkanlığın devam etme korkusu da yaşanıyor. Günde 3-4 kez gusül abdesti alması gereken bu genç kız eşi tarafından vajinal orgazmı yaşamayı tatmadığı taktirde, tekrar klitoral orgazma dönme ve eşinden uzaklaşma sorunu yaşayabilir.

Fantezinin cinsel hayattaki rolü nedir. Bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?

Son yıllarda fantezi denince aklıma, tıbba uymayan, insan sağlığını tehdit eden sapkın eylemler geliyor. Resimli kitaplar, dergiler, filmler hep fantezi adı altında çirkin ve zararlı eylemlerin reklamını yapıyorlar. Köpeklerle ilişki, grup birliktelikleri vs. gibi…

Biz yine de iyi olanı söyleyelim. Biz kendi ailelerimiz için tanımlayalım. Fantezi; kadınların engin hayal, duygu, neşe dünyasından fışkıran ve erkekleri çok mutlu eden, hekim olarak onayladığımız ve inançlarımızın da sevap saydığı tüm yeniliklerdir. Bunun içerisine renkli tokalar, takılar, topuklu pabuçlar, parlayan likralı çoraplar, halhallar, ev içi farklı mekanlar, masaj, köpük banyosu vs. girer. Hepsini ben sıralarsam fantezi olmaktan çıkar. Birazı da sürpriz olsun.

Çiftlerden birinin canını yakmayan, rahatsız etmeyen her yenilik her değişiklik fantezidir. Evliliklerinizi canlandırınız. 20 yıllık 30 yıllık evli de olsanız “bizden geçti” demeyiniz. En sıcak yuva sizin yuvanız olsun. Erkekler eve ayaklarını sürüyerek değil, koşa koşa gitsin. Onların güler yüzlü hâli tüm ev halkına huzur verir. Çocuklar zil çalınca babam geldi, dedem geldi diye koşa koşa kapıyı açsınlar. Asık suratlı kadınlar, sinirli erkekler, mutsuz çocuklar… Müslüman bir aileye yakışan bir tablo mu?

Cinsel hayatımızın normal veya sorunlu olması sosyal hayatımızı nasıl etkiliyor?

Evli çiftler cinsel yönden birbirlerini mutlu edebiliyorlarsa nikah dışı ilişkilere kaymaları nadir olur. Dindar erkeğin ikinci eş hayal etmesine gerek kalmaz. Kadınlar daha az depresyona girerler. Hayata pozitif bakan mutlu ve dingin insan olurlar. Kocalar kendilerini mutlu eden kadına karşı zayıf olurlar, merhametleri daha fazla olur. İsteklerini canla başla yerine getirmeye çalışırlar. Evliliklerimiz hep böyle olsa Allah’tan başka ne isteriz ki…

Aslında boşanmaların pek çok kez nedeni yaşanan cinsel sorunlar, eşlerin uyumsuzlukları… “Şiddetli geçimsizlik” deniyor dosya kapatılıyor. Erkeklerin tutarsız davranışları, yabancı kadınlara karşı rahatsız edici hal ve hareketleri, kadınların sürekli TV izlemesi, radyoları arayıp erkeklerle dertleşmeleri, çoğu kez tatmin edilmemiş cinsel arzulardan, sevgi ve ilgi eksikliğinden kaynaklanıyor. İster kadın isterse erkek olsun, eşinden istediği cinsel hazzı alabilmesi için kendisinin de verici olması gerekir. Güzel bir cinsel birliktelikte erkekler iki kez tatmin olurlar. Biri kendileri rahatladığı zaman diğeri de hanımları rahatladığı zaman. Kadın cinselliğini tıbbi, psikolojik tüm yönleri ile konuşup yazmak zorundayız.

Müslümanlar bütün ilimlere sahip çıkmak zorundalar. Ailelerimize hizmet edecekse eğer, neden doğru tıbbi cinsel bilgileri halkımıza iletmeyelim. Pek çok kişi, kuruluş, yanlış, yoldan çıkarıcı bilgileri, görüntüleri gözümüzün içine içine sokarken, biz neden gençlerimizi, nesillerimizi temiz tutmamıza yarayacak, evli çiftlerimizin hayatına renk ve mutluluk katacak bilgileri sunmayalım? Bilgi sadece biz hekimlere kalırsa ne işe yarar? Dünya hayatımızdan ayrılma vakti ansızın gelip çatarsa benim öğrendiğim, okuduğum, araştırdığım, tam 25 yıllık bir birikim boşa gitmiş olmaz mı? Rabbim zamanın bereketini versin, ömrümüzün bereketini… İnşaallah çocuk cinsel eğitim serisini de tamamlayayım.

Hastalarınızda en çok gözlemlediğiniz cinsel rahatsızlıklar ve kompleksler nelerdir?

Kadınlarımızda en çok rastladığımız cinsel bozukluk, cinsel isteksizlik sorunudur. Kadınları cinsel yönden istekli, verici, kışkırtıcı yapan bir sihirli değneğimiz maalesef yoktur. Kadınlarımız  “Sakın Okumayın! Cıss” isimli kitabımı birkaç kez okumalıdırlar. Bu kitapta kadınları istekli hâle getirecek bazı yöntemler, beslenme diyetleri mevcut. Lakin pek çok kadınımız bunları önemsemiyor, kendi cinselliğini önemsemiyor, kocasını hiç önemsemiyor. Öyle ateşli vampir tipli histerik kadınlar ancak porno filmlerde olur. Hele mümin kadınların çoğu takvanın, cinselliği az yaşamak hatta hiç yaşamamak, nefsi sürekli terbiye etmek olduğuna inandıkları için kendilerini değiştirmeyi, geliştirmeyi bile düşünmüyorlar.

Onlarca e-mail alıyorum. Çoğu kadın, kocasını seks düşkünü, seks bağımlısı gibi görüyor. Bir bayan hekim olarak hem de İslam dinini en güzel şekli ile bir anne bir eş olarak yaşamaya gayret eden bir hanım kardeşiniz olarak kanaatim, tatmin edilmesi gereken bir ihtiyaç cinsellik. Bu ihtiyacınızın tıbben “tek partner” dediğimiz, dinen de birbirinin örtüleri diye tanımlanan eşler arasında giderilmesini tavsiye ediyoruz. Ben kadınlarımıza ısrarla bunun bir ibadet olduğunu hele hele cinsel sapma ve nikahsız ilişkilerin sokaklara saçıldığı şu günlerde cihat sevabı kazandıracağını ısrarla öğretmeye ve tekrarlamaya çalışıyorum.

Gönül dergisi okuyucuları da “Artık bıktık, doktor hanım yazı yazmasın.” diyene kadar devam edeceğim inşaallah.

Erkeklerde en çok rastladığımız problem erken boşalma sorunu, erkeklerin boşalma denetimini öğrenememiş olması. Bu, zamanla kazanılan bir tecrübe. Beylerin gözlerini çok iyi korumaları ve beden enerjilerini muhafaza etmeleri gerekir. Özellikle mastürbasyon alışkanlığı ve sürekli bu yolla daha fazla haz teminine gitmek, boşalma denetimini iyice güçleştirir. Bazı erkek sağdıçlar “Hanımını görür görmez bu iş biter ve birliktelik gecikebilir.” diyor. Evlenecek genç çocuklarımız yanlış yönlendiriliyor, yanlış şartlandırılıyor. Gençliğinde kendisini koruma alışkanlığı olan genç kardeşlerimiz böyle bir sorun yaşamazlar. En büyük ve en önemli cinsel organımız beyindir. Her şey beyinde başlar beyinde biter.

Beyninize verdiğiniz ilahi mesajla cinselliğe hiç ihtiyaç duymadan da yaşayabilirsiniz. Tıpkı İmam Nevevi, Rabiatül Adeviye, Said-i Nursi Hazretleri gibi…

Lakin onlar çok büyük âlimlerdir. Bu devrin âlimlerinin bile korunabilmesi ne ölçüde mümkündür bilemeyiz. Evli olan herkesin eşi ile mutlu bir cinsel yaşam hakkı vardır. Eşlerin birbiri üzerindeki en önemli haklarından biridir. Belki de en önemlisi. Çünkü aç kalırsanız sokaktan bir simit alır yersiniz. Ama cinsel açlığınızı para ile haram yollardan, sokaklardan gideremezsiniz. Herkes hanımının/beyinin kıymetini bilmeli. Sağlıklı, uzun ömürlü olması için dua etmeli.

Benim gibi evinden dışarı çıkan her erkek sokakların, işyerlerinin hâlini sanırım görüyordur. Ben jinekolog olduğum için belki daha fazlasını da biliyorum, işitiyorum.

Beylerle ilgili en önemli sorunlardan diğeri de performans bozukluğu. Tıbbi, psikolojik, fizyolojik pek çok nedeni var. Sigara, alkol, cep telefonları, sağlıksız beslenme, spor yapmama, obezite bu nedenler arasında başta yer alır.

Tasavvufun az yemek, az uyumak, az konuşmak, malayaniden kaçmak, gözleri korumak, oruç tutmak, sigara içmemek gibi tavsiyelerini yaşayabilirsek obeziteden ve pek çok hastalıktan korunuruz. Romalılar gibi olduk, ne bulursak yiyoruz. Ben de eşime hiç kıyamıyorum. Tatlıyı çok seviyor. Çeşit çeşit tatlı yapıyorum, alıyorum. Kilo almasın diye de 2000 metrekare bahçeyi kendisine çapalatıyorum.

Kişi evli de olsa eşi ile problemlerini çözemedi ise yeni alternatifler bulmaya başlıyor. Cinsel sorunlar hekimlerle bile paylaşılmak istenmiyor. Özellikle erkekler gurur meselesi yapıp bir üroloğa muayene olmaktan kaçıyorlar.

Cinsel organların yaratılmış olan diğer organlardan hiçbir farkı yoktur, bu organlara ait yaşanan sıkıntılar uzman hekimlere danışılarak çözülmelidir. Eşten dosttan duyulan bitkisel ilaçlar hekimlere danışılmadan kullanılmamalıdır. İspanya sineği yüzünden kaç kişi öldü. Hanımlar muayeneye geliyor, beyler de kendi sağlıklarını korumalı. Sorunları olunca hekimlere danışmalıdırlar, muayene olmalıdırlar. Çok şükür son 20-30 yılda İslami kimliği ile hizmet veren hekimlerimiz de var.

Cinsel eğitimin, cinsel hayattaki olumlu katkıları nelerdir. Bu konuyu ne kadar önemsemek gerekiyor. Okullarda öğrencilere bu konuda gerekli eğitim verilebiliyor mu? Cinsel eğitim konusunda devlet politikası nasıl olmalı?

Evli çiftlerimizin pek çoğu mutlu değiller. Monoton bir hayatları var. Eğitime ve yeniliklere kapalılar. Ben Çin’de yaşayan bir hekim olsaydım konferans ve eğitim taleplerinden başımı alamazdım. Türkiye’de kitaplarımı okuyan insan sayısı bile çok az. Ümidimi kaybetmiyorum. Gelecek nesiller için yazmaya çalışıyorum.

Herşey çok kötü. Çocuklarımız cinselliği bizlerden öğrenmiyorlar. Arkadaşlarından, porno dergilerden, iPhone telefonlardan, internetten öğreniyorlar. Çocuklarımız hem daha fazla görüntü ile uyarılıyor hem de yanlış cinsellik öğreniyorlar. Susuz çocuğa su verilir, aç çocuğa yemek verilir. Peki cinsel yönden durmadan uyarılan, manevi dünyası çoraklaştırılan çocuklarımızın cinsel açlığını nasıl gidereceğiz? Bu sorunun cevabını kaç ana baba kaç eğitimci düşünüyor? Yazık değil mi 15-16 yaşındaki kız çocuklarımızın gebe kalıp kürtaj olması…

Okullarda eğitim verebilecek donanımda öğretmenimiz yok. Eğitim verelim derken batı cinselliği empoze edilmeye kalkılırsa altından hiç kalkamayacağımız sorunlarla karşılaşırız. Bu eğitimlerden sonra internette “11 yaşındayım hâlâ bakireyim.” diyen kızlarımız var olmaya başlar.

Devlet politikası olmalı ama nasıl? İşin en zor kısmı da burası. Bence bu sorunu her ana baba her aile kendisi aşmalı, her cemaat kendi bünyesinde çocuk ve gençleri koruyacak projeler üretmeli. Kaş yapalım derken göz çıkarmaktan çok korkarım.

Medyanın, toplumun normal cinsellikten sapkınlığa kaymasına yol açacak yayınlarını ve faaliyetlerini gözlemliyor musunuz?

Bu özellikle planlanan bir yol. Kültürel emperyalizm… Ailenin yok edilmesi ve neslin bozulması….Erkekler hep kadın kılığında cıvık cıvık hareketler… Hekimleri kim dinliyor ki… Herkes kendisini sorgulasın. Nefsini hesaba çeksin ve başarabiliyorsa izlemesin.

Artık yerli dizilerde de homoseksüel birliktelikler, tecavüz sahneleri işlenir oldu. Gözü morarmamış, dudağı patlamamış kadın izliyor musunuz? Haber aralarındaki dizi fragmanlarında bile tokat patlatılan kadın sahneleri izliyoruz. Ortaokul yaşlarındaki kız erkek arkadaşlıkları işleniyor. Aldatma, alkol, eve ayakkabı ile girme, ana babaya bağırıp çağırmalar, karı koca kavgaları, seviyesiz konuşmalar, yanlış âdetler, cinsel içerikli sahneler, yakın akrabalar arasında ilişkiler, evli insanların gayrimeşru beraberlikleri, babasız çocuklar, tarihimizi entrika ve şehvetle donanmış gösteren diziler, hiç cihad etmeyip devamlı haremde kadın kovalayan tarihi şahsiyetler vs.

Gazete ve dergilere bakarsak onlarda da kadın imajı ortada. Çıplak, çekici kadınlar, magazin haberleri, tecavüz ve cinayet haberleri…

Bizim evde en çok TV izleyen kişi benim. Ben Ülke TV, Habertürk, CNN Türk, Stv haber programlarını, bilgilerinden istifade edeceğim konuklar varsa siyasi tartışmaları izlerim.

Sedat  Laçiner’i, Doğu Ergil’i, Aytunç Altındal’ı, Alev Alatlı’yı, Ömer Özkaya’yı, İlber Ortaylı’yı hiç kaçırmamaya çalışırım. Son aylarda meslektaşım Ömer Çelakıl’ın şifrelerini izlemeye çalışıyorum.

Minik oğlum, Pepe’yi izler. Eşim de hafta sonu araba programlarını. Büyük çocuklarım okul zamanı pek TV izlemezler. Dersten artan vakitleri olursa kitap okurlar, spora ve yüzmeye giderler, ev işleri yapar ve ben yazı yazarken kardeşleriyle oynarlar. En sevdikleri eğlence, kardeşlerini güldürmek, onunla vakit geçirmektir.

Bilgisayar oyunu oynamazlar, internete de çoğunlukla ödev hazırlamak için girerler. Rabbime hamd ü senalar olsun. Çocuklarım doğdukları andan itibaren düzenli aile ortamında, belirli kurallar çerçevesinde büyüdüler.

Onlara sık sık ahir zamanla ilgili sohbet yaparım. Yaşlarının anlayabileceği şekilde her şeyi konuşurum. TV, internet, cep telefonları en çok çocuklarımız için zararlı. Hepimiz ana baba olarak zor durumdayız. Allah cümlemize çocuk eğitimi hususunda kolaylıklar versin. Yavrularımızı kötülüklerden ve kötülerin şerrinden muhafaza etsin.

Sağlıklı bir cinsel yaşam için eş seçerken nelere dikkat edilmeli?

Beden ve ruh sağlıkları yerinde olsun. Bedensel bir özür olabilir ama çiftler birbirine söylemelidir. Evlenecek gençlerimiz mutlaka toplu ortamda görüşsünler. Gözleri kalpleri birbirine ısınsın. Birbirlerine arzu duysunlar. Gençler istemedikleri kişilerle zorla evlendirilmemeli. Özellikle kız aileleri kızlarına baskı yapmamalı. Öfke eşiği düşük, sinirli ve soğuk bakışlı kişilerle evlenilmemeli. Pırıl pırıl dişleri olan güzel kokan ve çok güzel gülümseyen sevimli, esprili kişilerle evlenilmeli. Hele kadının somurtkanı hiç çekilmez. Neşeli kadın erkeğine hayat verir. Kafası az çalışan kadın yerine çok çalışan evladır. Biraz uyanık olur, varsın uyanık olsun. Akılsız olmaktan iyidir. Evini, kocasını, çocuklarını korur. Ailesine yönelik tehlikeleri sezinler, tedbirli olur.

Evlenilecek erkeklerin ağır olması, her lafa, her işe karışmamaları, çevresindeki kadınlara karşı son derece saygılı ve hürmetli, lakin bir o kadar da mesafeli olması tercih edilir. Erkeğin cömert olanı, kadının tutumlu olanı idealdir. Hz. Ali efendimiz “Erkek nehir olup akıtacak, kadın ise onun akıttığı malı, parayı göle çevirip tutacak.” demiştir. Cimri erkek karısını hep başka kadınlara imrendirir, boynu bükük bırakır, başkalarının yanında eşini küçük düşürür.

Dar kalıplar içine hapsolmuş çiftler birbirini boğarlar, yeniliklere ve değişime kapalı olurlar. Daha ilk tanışmada emrivakiler yapan, kurallar dizisi sıralayan, maddeler sunan kız ya da erkekten uzak durmak gerekir. Her birimizin eksikleri vardır. Evlendikten sonra mutlaka eşlerimizden edineceğimiz bilgiler de olur.  Hayat boyu gelişmemiz, eğitimimiz devam eder.

“Ben erkeğim ben her şeyi bilirim, sen kadınsın her zaman bana tâbisin, ben ne dersem ne istersem doğrudur, hakkımdır.” diyen bir erkekle de anlaşmak zor olur. Bu tip insanlar hep kendilerini haklı görürler, eşleri de her zaman haksız ve hatalıdır onlara göre.

Bence evlenmeden önce kadınlar erkeklerle iletişim kurma, erkekler de nasıl iyi kavvam olunur, kavvamlık yükümlülüğü nedir, derslerini alarak evlenmelidirler.

Son olarak okuyucularımıza bazı tavsiye ve mesajlarınız var mı?

Bu dünya hayatında yuvamız cennetimizdir. İnançlarımızı yaşayabileceğimiz, ibadetlerimizi rahat yapabileceğimiz tek yer evimiz kalmıştır. Dindar kadın ve erkeğin dünya hayatında sahip oldukları en değerli nimet kendileridir yani evlilikleridir, eşleridir. Birlikte tattıkları  lezzet, yaşadıkları cinsel hazlar da Yüce Yaratıcımızın hediyesidir… Ondan da mahrum olmasınlar. Allah’ın sunduğu ikramı en güzel şekliyle yaşasınlar.

Görmüyor muyuz ki insanların pek çoğu “daha fazla haz, daha fazla haz” diye diye alkol, uyuşturucu, seks pazarlarında ömrünü yitiriyor. Dindar eşler için eşinden büyük, daha değerli bir nimet mi var? Zorunluluklar haricinde ev dışında vakit geçirmemelerini, ana babaların birbirlerini sevmeleri dışında çocuklarını da çok sevmelerini istiyorum.

Değerli kardeşlerim! Hanımınızın ya da beyinizin kıymetini iyi bilin. Çocuklarınıza mukayyet olun, sahip çıkın onlara. Hiç kimsenin incitmemesi için koruyun onları. Duygu kontrolünü, dürtü kontrolünü, nefs kontrolünü, istedikleri her şeyin olmayacağını öğretmeliyiz onlara. Okullarını, dershanelerini, gezdikleri, iletişim kurdukları arkadaşlarını, öğretmenlerini iyice araştırınız, yakından takip ediniz.

Çağımızın en büyük fitneleri cinsel alanda ortaya çıkmaktadır. Lütfen kardeşlerim! Kendinizi ve aile efradınızı bu pisliklerden, fitnelerden uzak tutmanın çarelerini araştırınız, dikkatli olunuz.

Rabbimizin koruması olmasa hepimizin perişan olabileceği bir zamanda yaşıyoruz. Kendiniz için, aileniz için bol bol dua ediniz, salihlerin sohbet cemiyetlerine iştirak ediniz.

Bu sahadaki çalışmalarımın faydalı ve bereketli olması için bana da dua ediniz. En güzel günler en güzel geceler sizinle olsun.

 

 

2 yorum

  1. Mümin Sağlam

    Kaleminize sağlık, sn. hocam.

  2. Yazınızı okuduğuma şukurler olsun.Allah sizden razı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.