Ana sayfa - Manşet - Gönül Kemale Ermeden Dilde Muhabbet Olmaz / Etkili İletişim Eğitmeni Nur Hekimoğlu

Gönül Kemale Ermeden Dilde Muhabbet Olmaz / Etkili İletişim Eğitmeni Nur Hekimoğlu

İnsanların neden etkili iletişim kurmaya ihtiyaçları vardır?

İnsanların iletişim kurmaya ihtiyaçları vardır, zira doğduğumuz andan itibaren anlamak ve anlaşılmak temel duygusal ihtiyaçlarımızdandır. Biz sosyal varlıklarız, tek başına yaşayamayız. Varlığımızı korumamız, başka varlıkları tanımamız, bilmemiz hep iletişimle mümkündür.

Seviyesini birey olarak kendimiz belirleyebiliriz tabi ama iletişim kurmamamız imkânsızdır.

Etkili iletişim ihtiyacının ise güven duygusundan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Mesela ön yargılarımız vardır, iletişimi olumsuz etkiler. Ön yargıları ortadan kaldırmak, öngörüleri kuvvetlendirmek için doğru ve etkili iletişim kurmamız gerekir. Mesela kendimizle olan iç iletişimimiz iyidir, yaşadıklarımızı süzeriz ve neler hissediyoruz biliriz ama karşımızdaki insanlara aktaramayız, kendimizi anlatamayız. Kendimizi anlatamadığımızda insanların zihinlerinde bizim için soru işaretleri uyanır. Güzel dostluklar, sağlıklı alış verişler güven üzerine kurulur. Kişi kendini doğru ifade ederse iletişimin unsurlarını doğru kullanırsa sağlıklı ve etkili iletişim kurmuş olur.

Karşı tarafı dinlemek etkili iletişimde nerede duruyor?

Dinlemek, yaşadığımız karmaşık ve bir yerlere bir şeylere yetişmeye çalıştığımız zamansızlık ortamında biraz zahmetli bir iş geliyor galiba insanlara. Zira duymak pasif, dinlemek aktif bir eylemdir emek gerektirir. Ama doğru iletişimin de temel unsurlarından biridir. “Ben duyuyorum seni, anlat. Tamam, söylediklerini duydum.” gibi cümleler işitiriz bazen. Oysa duyulmak değil anlaşılmak isteriz. Zira dışarıdan gelen korna sesini de duyarız, birbirine yol vermemek için atışan sürücüleri de duyarız, top peşinde koşan çocukların heyecanlı seslerini de duyarız. Başta dedik ya “anlamak ve anlaşılmak”. Anlaşılmak için karşımızdaki insanın bizi dinlemesini isteriz ya da anlamak için dinlememiz gerekir.

İyi bir dinleyici olursak, insanların güvenini kazanırız. Kendi özdenetimimiz gelişir, çatışmalar önlenir, saldırganlık, öfke duyguları yerini saygıya bırakır. Aslında kendi kişisel gelişimimize katkı sağlarız ve iyi bir konuşmacı olmanın da ilk şartı iyi bir dinleyici olmaktan geçer.

Empati eksikliği iletişimi nasıl etkiliyor?

Son zamanlarda empatinin kelime anlamı biliniyor, ilgili özlü sözler sosyal medya hesaplarımızda epey paylaşılıyor ama hayatımızda pek de uygulanmıyor sanki. Karşımızdaki insan kaç yaşında, ne iş yapıyor, nasıl bir sosyal çevrede yaşıyor, tecrübe ettiği zorluklar neler, kendi sağlık durumu iyi mi ve bunun gibi birçok konu hiç aklımıza gelmeden doğrudan insanları değerlendiriyoruz ve kendi değer yargılarımıza göre iletişimimizi şekillendiriyoruz. İşte bunun için hastaneye yolumuz düşmeden hastalığı olan kişinin, vatanımızda güvenle yaşadığımız için bir mültecinin, sınav kaygısı yaşamadıysak bir öğrencinin heyecan ve duygularını pek de anlamıyoruz. Elbette herkes aynı tecrübeleri edinemez ama önemli olan kişilerin varlığını kabul edip herkesin sırtında taşıdığı sorumlulukları ve zorlukları mümkün olabildiğince anlamaya çalışmak. Birbirimize anlayış göstermediğimiz sürece çatışmalar bitmeyecek.

İletişimde sevginin önemine dair ne söylemek istersiniz, insanların duygularına hitap etmek iletişimi nasıl etkiliyor?

Bence kendini sevmeyen insan, başka canlıların varlığına tahammül edemez ve sevemez. Önce kendimizi tanımalı, kendimizle iç iletişimimizi doğru kurmalı ve sonra bunu çevremizde olan insanlarla da paylaşmalıyız. İşin özü kendi gönlüyle barışık olmayan, başkalarına da gönül diliyle ulaşamaz.

Hepimizin duyguları var, kelime anlamını kolay kolay ifade edemesek de tatmin edilmesi gereken yanlarımız var. Karı koca ilişkilerinde, çocuklarla ebeveynlerin ilişkilerinde, iş yerinde ast-üst ilişkilerinde, sosyal çevremizde arkadaşlarımızla yaşanan çatışmalara bir bakın. Hep acımasızca kullandığımız kelimelerin peşinden gelen tartışmalara, kırgınlıklara bir bakın. Çok mu zor birinin başarısında tebrik etmek? Çok mu zor “Hadi bu işi birlikte yapalım. Sen bu işi yapabilirsin sana inanıyorum. Giydiğin kıyafet ne kadar yakışmış.” demek? Her zaman aramızda sevgi bağı olmasına da gerek yok. Önemli olan karşımızdaki insanların varlığını kabul etmek ve saygı duymak.

Etkili bir iletişimin başarıya giden yoldaki etkisi nedir?

Kişinin çok dolu bir CV’si var diyelim, çok güzel ve çok özel eğitimler almış, dünyada kabul görmüş okullardan mezun olmuş, çok donanımlı ama kendinde olan bütün bu değerleri anlatamıyor. O zaman bütün bu donanımın değerini kim bilecek ve anlayacak? Anlatabilirse biz onu görebiliriz. Çünkü kişi kendini ifade edebildiği kadardır.

İletişimde insanları onaylamak ve değerlerini fark etmek ne kadar önemli?

Herkes özel olmak ister. Kaldı ki aslında hepimiz özeliz ve hepimiz bir değeriz. Doğru iletişimde amaç karşımızdaki insanın değerini anlamak kadar aynı zamanda ona kendini de değerli hissettirmektir. Değerlerini yok saymak, kişinin kendini de yok saymaktır. Hepimizin özgürlük alanı var mesela, buradan başlayabiliriz. Bu alana saygı duyduğumuzu ve kabul ettiğimizi hissettirdiğimizde, kişi tarafımızca değerli olduğunu zaten hissedecektir. Fikirlerini almak… Bu da çok güzel bir yol. Bazen karşılaştığımız durumlarda başka bir göze, başka bir kulağa ihtiyacı yok mu Allah aşkına?

Etkili iletişimimin önündeki engeller nelerdir?

Hiçbirimiz kusursuz değiliz. Hepimizin zaafları, eksikleri var insanız neticede. Kişisel özellikler, çevresel faktörler, fiziki problemler, psikolojik etmenler iletişimi etkileyen unsurlardır. Dolayısı ile bu unsurlar içerisindeki olası bir problem iletişimde önemli engeller oluşturabilir. Mesela ailemizden aldıklarımızın yanı sıra yaş ilerleyip de birey olarak dâhil olduğumuz sosyal çevreler de şekillendirebiliyor bizi. Dolayısı ile iletişim çok yönlü bir süreç ve olası engellerle karşılaşılabilir. Burada aslında yine devreye empati giriyor.

Olumsuz ifadeler iletişimi nasıl etkiliyor?

İletişim psikolojik temellere dayanıyor. Bundan dolayı iletişim dili olarak “sen” dilini değil “ben” dilini kullanmayı tercih etmekte fayda var. “Sen”dili suçlayıcı, yargılayıcı, savunmaya geçirici ve özgüveni kıran bir dil. “Ben” dili ise kişinin tutumu karşısında bizim duygularımızı ve durumumuzu ifade eden bir dil. Yaşanan en ufak bir sorunda biz harikayız da karşımızdaki insan hatalıymış gibi “Sorumsuzsun, eve geç geliyorsun!” yerine “Geç kaldığın için endişelendim.” demek ya da “Sen hatalısın!” yerine “Ben olsaydım bu durumda şöyle yapmayı tercih ederdim.” demek çok daha doğru bir ifade ve yaklaşım şeklidir.

Eleştiri yaparken nasıl bir üslup izlenmeli?

Olumsuz başlayan her cümle iletişimin başlamadan sonlanması demektir. Bundan dolayı yapıcı eleştiri her zaman daha makbuldür. Elbette hatalar, eksiklikler ifade edilmeli. Daha iyisi ve daha güzeli için eleştiri zaten olmazsa olmaz. Ancak ille de üslup ille de üslup…

Özetle gönül kemale ermeden, dilde muhabbet olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.