Geçmişten Günümüze Mozaik Sanatı / Mozaik Sanatçısı Meyçem Ezengin

Mozaik sanatına ne zaman ve nasıl başladınız, biraz bahsedebilir misiniz?

Sanatla tanışmam üniversitede oldu. Bölümümü severek okudum, bunda en büyük etken; cam işleri dersimize giren hocam oldu. Hocamın bana güveni, atölyenin anahtarını teslim etmesi beni her anlamda daha çok çalışmaya teşvik etti. İkinci öğretim öğrencisi olduğum için, sabah erken saatte atölyeyi açmak, kendi ders saatime kadar atölyeyi rahatlıkla kullanmak, hocamın yanında olmak, onun başka sanatçılarla olan sohbetlerini dinlemek, araştırmalarını izlemek, çizimlerinde ve eser yaptığı zamanlar yanında olmak büyük bir şanstı. Başka bir alanı hiç düşünmedim bile; o benim için iyi bir örnekti ve bu alanı seçmemdeki en büyük etkendi.

Mozaik sanatı nedir, hangi materyaller kullanılarak nasıl yapılır?

Küçük, birbirinden farklı, üç boyutlu parçaları bir yüzey üzerinde yan yana getirerek resim oluşturma tekniğine ve ortaya çıkan esere “MOZAİK” denir.

Binlerce yıldan beri, mabetlere ve daha birçok önemli yapıya görkem, sıcaklık, özgünlük ve üslup kazandıran mozaiğin ana malzemesi, doğanın koynunda saklıdır; taş, toprak ve cam.

Topraktan gelen ve belli bir ahenk içinde yan yana dizilerek ve hünerli ellerde ateşle dans ederek, yeni formlar kazanan mozaikler, ilk günkü kadar canlı ve kalıcı bir malzeme olması nedeniyle her daim büyük ilgi görür.

Mozaikte malzeme sınırı yoktur esasında. Çünkü tanım olarak bilindiği üzere küçük parçaların bir araya getirilmesiyle oluşturulan resim sanatıdır. Buradan yola çıkılırsa taş, mermer, cam, seramik, boncuk gibi birçok materyalden yararlanılabilir.

Mozaik sanatında kullandığınız malzemeleri nasıl/nereden temin ediyorsunuz?

Ben ağırlıklı olarak opak cam dediğimiz malzemeyi kullanıyorum eserlerimde. Bunlar 3 mm kalınlığında, yaklaşık 1 metrekare büyüklüğünde plakalardır.

Bu camlar maalesef bizim ülkemizde üretilmiyor. Bunları yurtdışından ülkemize birkaç firma getiriyor, biz de onlardan temin ediyoruz.

Camı en çok tercih etmemdeki sebep; geniş bir renk yelpazesi var ve istediğim şekli, formu verebiliyorum. Bu plakaları biz elmas dediğimiz kesici aletlerle ve çeşitli penseler yardımıyla resmimizin tonlarına göre kesip yerleştiriyoruz.

Bazen mermer de kullanıyoruz. Mermeri ülkemizde temin etmek daha kolay ama cam kadar geniş bir renk skalası yok tabi, doğal taş, seramik, cam çubuk, boncuk gibi farklı malzemeler de kullanıyorum, mozaikte malzeme seçeneğiniz çok geniştir.

Günümüze kadar uzanan mozaik sanatının tarihi nereye uzanıyor, bilgilendirir misiniz? En parlak dönemleri hangi zaman dilimine denk gelmiştir? Bu dönemlere ait mozaik sanatının karakteristik özellikleri nelerdir?

Bilinen en eski mozaik M.Ö. 8. yüzyıldan kalma olup çakıl taşlarından yapılmıştır. Yunanlılar, M.Ö. 5. yüzyılda bu tekniği daha da geliştirip, siyah, beyaz ve grinin tonlarındaki çakıl taşlarıyla zemin ve yol döşemeleri yapmışlardır. M.Ö. 4. yüzyılda ise, daha değişik desenler yapabilmek için kırmızı ve yeşile boyanmış çakıl taşlarını kullandılar.

Mozaik sanatında cam eski Yunan döneminde kullanılmaya başlanmış ve bütün Bizans dönemi boyunca bu tekniğin en önemli malzemesi olmuştur. Camı her renkte imal etmek mümkün olduğundan sanatçının kullanabileceği renk çeşidi de boldu. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında camın üstüne metal varak kaplanarak altın ve gümüş tessera yapılması keşfedildi. Bu ayna cam, ışığın çok daha kesif şekilde yansıtılmasını sağladı. Özellikle altın, Bizans döneminin titrek ışıklı mozaiklerinin en tipik özelliklerinden biri olmuştur

Mozaiğe çok farklı zamanlarda ve çok farklı kültürlerde rastlanmasına rağmen, altın devrini Bizans’ta yaşadığı söylenebilir. Bu dönemde Bizans’ta başlıca resim sanatı mozaik olmuştur.

Bizanslılar duvar ve taban mozaikleri konusunda uzmanlaşmıştır. İtalya’da üretilen kalın, renkli camdan oluşan plakalar (smalti) kullanmakla ünlüdürler. Bu dönemde camlar, ışığı daha iyi yönlendirebilmek için farklı açılarda ve sıvasız olarak yerleştirildi. Bazı desenlerde camların arkasına gümüş, altın yapraklar yapıştırılırdı. Daha çok dini görüntüler ve aristokrasinin mozaiklerini yapmışlardır.

Roma döneminde daha çok şehir kaldırımlarında, meydanlarda ve ev avlularında mozaik sanatı görülmektedir. Bu dönemde en çok olimpiyat oyunları, av sahneleri, vahşi hayvanlar gibi figürleri görürüz

Bugün bu yer döşemelerinin; İtalya’da Herculaneum ve Ostiada, Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesinde ve Türkiye’de Hatay Arkeoloji Müzesi, Zeugma Mozaik Müzesinde değerli örnekleri vardır.

Roma mozaik sanatının en üstün örnekleri ise İtalya Ravenna’daki S.Apollinare Nuova Kilisesi ve San Vitale Bazilikasında, İstanbul’da da Ayasofya, Fethiye ve Kariye camilerindedir.

Bu sanatla uğraşmak, yeni bir eser ortaya çıkarmak siz de nasıl duygular oluşturuyor?

Ben üniversitede, Geleneksel Sanatlar Bölümü’nü okumaya başladığım dönemden itibaren bu sanattaki zenginlik, tarihi süreç beni çok etkiledi; o yüzden de eserlerimde günümüz modern formlarının içinde tarihteki desenleri işlemeyi seviyorum. Çağımıza uygun bir şekilde, tarihimizi de unutturmadan bu güzellikleri bir nebze hatırlatıp tanıtabiliyorsam ne mutlu bana.

Bu nedenle de, eserlerimde en çok işlediğim konular geleneksel sanatlar. Öz sanatlarımızın konularını, desenlerini işleyip tarihimizi kültürümüzü yeni nesillere, çağına uygun bir şekilde, tanıtmaya gayret ediyorum.

Sadece dönemindeki malzeme ile değil; günümüzde üretilen camlar, seramikler, boncuklar gibi farklı materyallerle de bunu yapabileceğimizi anlatmak, göstermek istiyoruz. İnşallah bütün üniversitelerimizin güzel sanatlar bölümlerinde mozaik branşına daha çok rastlarız.

İstanbul, tarihi bakımından birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, kültürel anlamda tam bir mozaik cenneti. İşlenecek, görülecek birçok noktası var. Ben İstanbul aşığı, hayranı bir insanım. Bu sebeple İstanbul’da eserlerimde çokça yer alıyor. Bazen de siparişlerim üzerine bu konuları işliyorum.

Ben mozaik sanatı ile her türlü resmin, motifin işlenebileceğini göstermek istedim. Mozaiğin tarihsel sürecinden sonra, opak cam ile kendinden renkli ebruli bir malzeme ile bunu resmetmek benim için vazgeçilmez bir çalışma.

İslam kültürü ise mozaik desenlerine getirdiği matematiksel zenginlikle ünlüdür. Yer yer cam küpler ve taşlar kullanılmış olsa da, İslami eserlerde, genelde, desen için özellikle üretilmiş, daha sonra, kenarları elde zımparalanarak boşluksuz yan yana oturacak şekle sokulmuş çini plakalar kullanılmıştır Bunun da en güzel örneklerini Selçuklu döneminde yapılan yapılardaki çini mozaiklerde yaygın olarak görürüz.

İslam dünyasındaki çinicilik mozaik sanatının en ideal halidir.

Günümüz mozaiklerinin en iyi örneklerden biri de; Antoni Gaudi, Guell Parkındaki koltukları mozaikle kaplayarak tekniğe yeni bir uygulama kanalı açmıştır. Bu mozaikler, farklı amaçlarla yaratılmış seramik ürünlerin yeniden düzenlenmesiyle meydana geldikleri için kolaj tekniğinin ilk örneği olarak da gösterilebilir. Aralarında Chagall ve Picasso’nun bulunduğu birçok modern sanatçı da eserlerini mozaik şeklinde ortaya koymuş, mozaik eserlerin konularına zenginlik katmışlardır. Ülkemiz sanatçılarından da Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu söyleyebiliriz.

Mozaik sanatını diğer sanat dallarından ayıran özellikler ve bu sanatı sizin için özel kılan şeyler nelerdir?

Bazen en kaba malzemeden en naif eserlerin çıkarılabildiği bir sanattır mozaik. Uzun mesai saatleri ister. Bedenen yorulmayı göze alabilmektir. İplikle işlenebilen desenin, palette canlanan resmin, camla hayata getirilmesidir.

Diğer sanatlarda olduğu gibi bu sanatta da usta-çırak ilişkisi geçerli mi?

Mozaik sanatı değişik teknik ve malzemeleri kullandıkça, gözlemledikçe geliştirilebilen bir sanat dalıdır. Mozaik sanatına benim yanımda başlayıp, yıllarca asistanlığımı da yapmış arkadaşlarım bulunmaktadır. Yıllar içinde tasarım aşamasından uygulamasına bu sanatı öğrenip şu an Mozaik öğretmenliği yapan arkadaşım bulunmaktadır.

Şu anki çalışmalarınızdan, hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

İleriye dönük projelerimle ilgili bir adım attım diyebilirim, bütün üniversitelerin güzel sanatlar bölümlerinde ya da meslek yüksekokullarında mozaik branşının yer alması için elimden geleni yapıyorum. Bu anlamda ilk desteği Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörümüz Sn. Prof. Dr. Mahmut Özer verdi, Ereğli Meslek Yüksek Okulunda bu yıl Mozaik atölyesini kuruyoruz. Umarım bir örnek teşkil eder ve yeni nesle bu konuda güzel aktarımlarda bulunuruz.

Günümüzde bu sanata yeterli ilgi gösteriliyor mu? Bu sanata başlamak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Sanat insanın ruhunu, iç dünyasını kötülüklerden uzak tutan, acılarını, üzüntülerini az çok unutturabilen, görüş ufuklarını alabildiğine genişleten bir varlıktır. İnsan gözünü güzel bir eser mozaik, resim, heykel, bir mimarlık yapısı kadar, çeken pek az şey vardır. Bu güzellikleri seyrederken farkında olmadan engin, iyimser duygulara dalar, gücümüzün çoğaldığını duyarız, hayata, hayat olaylarına karşı daha iyimser oluruz. Bu yüzden herkesin bir sanat dalıyla uğraşmasını ilgilenmesini tavsiye ederim.

İsteyerek, severek aşkla yapılan her iş güzel sonuçlar verecektir. Herkesin bir sanat dalı ile uğraşması hem kendi ruh ve beden sağlığı için hem de toplumun ilerlemesi için en önemli ilaç olduğunu düşünüyorum.

Eserlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Eserleriniz hangi kurum ve kuruluşlarda, müzelerde bulunuyor?

Siparişlerim dışında ya da konulu sergiler dışında eserlerimi yaparken özgürüm, hayran olduğum resimler, desenler ilham kaynağım.

Bazen panolar bazen de işlevsel özelliği olan formlarda kullanıyorum mozaiği (masa, sehpa, dolap gibi)

Eserlerim genelde sergilerde görülüyor.

Şimdiye kadar yapmış olduğum eserler;

Cumhurbaşkanlığı, Üsküdar Belediyesi, Zonguldak Valiliği, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlük Binası, Sezai Karakoç Kültür Merkezi gibi kurumların duvarlarını ya da dekoratif aksesuarlarında yer aldı.

Bunların dışında Cafe& Restaurant, Otel gibi özel işletmelerde, şahısların ev ve ofislerinde yer almaktadır.

 

Yorum bırakın