Ana sayfa - Son Sayı - Evlilikte Sevgi ve Muhabbetin Formülü / Aile – Evlilik Danışmanı Serhat Yabancı

Evlilikte Sevgi ve Muhabbetin Formülü / Aile – Evlilik Danışmanı Serhat Yabancı

Eş seçimi yapmanın öneminden bahseder misiniz?
“Çocuğun üç ebeveyni vardır: Annesi, babası ve anne babasının ilişkisi.”
(Byron Norton)
Her insanın eş seçimi konusunda kriterleri farklılık gösterir. Her birimizin farklı olduğunun da göstergesidir bu. Hal böyle olunca, genel geçer kriterlerden bahsetmek kolay değil. Lakin bazı kriterler vardır ki sağlıklı eş seçiminden ziyade, eş adayını tanımak için veri toplama aracıdır. Günümüzde eş adayı ile ilgili en çok bilinen veri toplama aracı, kişinin ailesidir. Kişinin ailesi, onun “demo ilişki yapısını” gösterir. Ailesindeki rolü, annesinin ve babasının yapısı vs.
Aile üyeleri birer veri toplama kaynağıdır. Ancak buraya kadar her şey normal görünse de sorun olarak ele almak istediğim nokta; baktığımız yer “aile” değil, odaklanacağımız yer ilişkilerdir. Evleneceğiniz kişinin sadece aile üyelerinin karakterine bakmak yeterli değildir.
İnsanlar evlenemeden önce genelde hangi kriterlere bakıyorlar?
Evlenmeden önceki ruh halimiz, evlilik kararımızın hızını ve seçim kriterlerimizi etkiler. Hızlı karar almamızı veya ilişkiye hızla başlamamızı sağlar.
Bastırılan duygular, toplumun yücelttiği nitelikler, kişilik yapımız gibi kriterler seçimimizi etkiler.
Evlenmeden önce hangi kriterlere bakılmalı?
Hedefleri,
Sizi seçme nedenleri,
Evlilikten beklentileri,
Annesine değil, eş adayının annesiyle ilişkisine,
Babasına değil, eş adayının babasıyla ilişkisine,
Kardeşlerine değil, eş adayının kardeşleri ile ilişkisine,
Ailede ona biçilen role,
Ailenin onu algılayış şekline,
Onun aileyi koyduğu yere bakmalıyız.
Yanlış karar almaların arkasında genelde neler yatıyor?
Anne babamızla kurduğumuz ilişki, ilk ilişki kurma şekli olduğu için o modele uygun insanları çekmemiz muhtemeldir. Bir önceki kitabım, Bütün Aşklar Tatlı Başlar’da şemalar ve bunların çekim karşılığını yazmıştım. Mesela kontrolcü ebeveyn ile büyüyen kişilerin boyun eğici yapısı nedeniyle yine kontrolcü birini seçmesi, bencil ebeveynimizin bizi fedakâr yetiştirmesi nedeniyle bencil birini çekme ihtimali, kendi duygularını çocuğuna bağlayan biriyle büyüyen kişilerin bağımlı birine âşık olabilme ihtimali ve daha başka birçok denklemi olduğu gibi… Şemalarımız üzerinde düşünürsek kimlere bulaşmamamız gerektiğini, kimlerin bizi iyileştireceğini, kimlerin ise yaramızı kanatacağını az da olsa tespit edebiliriz.
Bu denklemleri özellikle şemalarla ilgili kitaplardan öğrenerek veya destek alarak onlarla yüzleşebiliriz. Anne babamızla kurduğumuz ilişki şekli, yetişkinlikle aktör-aktrislerin değişmesi ile devam eder. Fonksiyonel olmayan şemalar, bir şekilde kendisini besleyecek kişiyi seçerek sürmek ister. Mesela soğuk ve ilgisiz bir ebeveyn ile büyüyen birinin “duygusal yoksunluk” şeması var iken; yine gidip kendine dönük, soğuk ve ilgisiz birine âşık olması gibi… Mantıksız gibi görünse de, kurduğu bu ilişki kendi yaşamı içinde oldukça tutarlı gelmektedir.
İnsanlar çok zor evlenip çok kolay ayrılabiliyorlar, bu konuda neler söylemek istersiniz?
Aşkın büyüsü bittikten sonra kavgalar, ona bağlı olarak da ayrılıklar doğuyor ister istemez. Eğer birey olmuşsanız sağlıksız bir ilişkinin bir yerinde mutlaka ayrılıyorsunuz. Eğer birey değilseniz o ilişki hastalıklı bile olsa kopamazsınız.
Ayrılık için tüm adımların zamanında ve doğru olarak atılması gerekir. Hızlı olması da olmaması da sağlıklı değil.
Gençlerde “elektrik almalıyım, çarpılmalıyım” gibi sözler duyuyoruz, bu doğru bir beklenti mi?
“Her insan kendilik algısını sürdürecek kişiyi seçer. Ta ki yorulana kadar.” İşte bu noktada hiç kimsenin hayatımıza tesadüfen girmediği gerçeği de belirmeye başlar. Yıldırım aşkı, elektrik almak, kopamamak… Tümü içsel şemalarımızla alakalıdır. Diğer yandan da farklı olan bize kaygı veriyor. Algımıza ters olan bize sıkıcı geliyor.
İnsan evlilik çağına gelip gelmediğini, hazır olup olmadığını nasıl anlar?
Sorumluluk alabilir miyim? Karşıdakinin beklentilerini karşılayabilir miyim? Sınır çizebilir miyim?.. vb. birçok soru ile kendimizi test edebiliriz.
Evli çiftlerin arasındaki sevgi bağı nasıl güçlendirilir?
Mutlu bir evlilik, iletişimle sağlanır. Sorunsuz bekârlık olmadığı gibi sorunsuz evlilik de yoktur. Evlilikte her zaman sorun çıkacaktır. Sorun çıkmasını engelleyemeyiz ama sorunların çözüm yollarını geliştirebiliriz. Tıpkı balık tutmayı öğrenmek gibi. İki taraf da iletişim kanalıyla her sorunu çözebilir. Evliliğin virüsü: bencillik, bağımlılık, kontrolcülük ve sorumsuzluktur. Bunların olmaması için ise saygı ve kabul gerekir.
İletişim, evlilikte problemleri çözmede anahtar niteliğinde. Eşler arası iletişimde başarılı olabilmek için taraflar nasıl davranmalı, neleri göz önünde bulundurmalı?
– Sorunlar konuşulurken tek bir sorun konuşulmalı. Geçmiş olaylar dökülmemeli.
– Sorunlar konuşulurken haklı olmaya değil, çözüm bulmaya odaklanılmalı.
– Eleştiri dili minimize edilmeli. Eleştirerek adam etme hatasına düşülmemeli.
– Başka kişiler sorunlara dâhil edilmemeli-anlatılmamalı.
– Sadece sorunlar için değil, normal zamanda da iletişim sürdürülmeli.
– Suçlama yerine, yaşanılan duyu+beklenti ifade edilmelidir.
Evlilikte çiftler birbirlerine olan sevgi, muhabbet, aşk duygularını canlı tutabilmek için ne yapmalılar?
Sevgi kendiliğinden doğmadığı gibi kendiliğinden de bitmez. Sevgiyi de aşkı da bitiren evlilik değil, eşlerdir. Sevginin sürdürülebilir olması için; saygı, sorumluluk, cinsellik, sohbet, sosyal yaşam ve ilgi gerekir. Bunlar sevgiyi besler ve ömür boyu sürmesini sağlar.
Boşanmaya giden yolda eşlerin hangi tutum ve davranışları belirleyici oluyor (son dönemlerde)?
Yüksek beklentiler,
Eşe bağımlılık,
Eleştiri ve değersiz hissettirme,
Değiştirmeye çalışma,
Kök aileleri dâhil etme.
Evlilikte “biz olmanın”, “yuva kurmanın” formülü nedir?
Ben, sevgi matematiğini 5S + 1İ = SEVGİ (saygı, sorumluluk, seks, sohbet, sosyallik+ilgi) olarak formüle ediyorum. Bu musluklar açık oldukça bir ilişkide sevginin bitmesini mümkün görmüyorum. Çünkü sevgi zamanla oluşan, oluştuktan sonra da aynı kaynaklar sürdükçe gelişen ve devam eden bir aktarımdır.
Sevmek ve sevilmek, söz vermekle sürecek bir duygu değildir. Sevmek ve sevilmek, iki kişinin öncelikle iyi anlaşmasına bağlıdır. İyi anlaşmak ise iki kişinin birbirine saygı duyması ve birbirini olduğu gibi kabullenmesine bağlıdır. Saygı ise onun benliğini, sınırlarını, ona karşı sorumluluklarını bilmesine ve uygulamasına bağlıdır. Birbirini anlayan, birbiriyle eğlenen, birbiriyle güzel zaman geçiren bir çiftin sevgiyi kaybetmesi mümkün mü?
Çiftler evlilikleri hakkında daha çok hangi problemlerle size başvuruyorlar?
Gelen çiftler genelde sorunu eşlerinde bulurlar. Kadınlar, erkeklerin ilgisizlik ve sorumsuzluklarından yakınırken, erkekler kadınların çok konuşması ve memnuniyetsizliğinden yakınırlar.
Çiftlerin bir kısmı “konuşamıyoruz” diye gelirler. Aslında sorun konuşamamaları değil, konuşmayı bilmemeleri ve yanlış yöntemlerle çözmeye çalışmalarıdır. Evlilikte ego savaşları ve kök aile problemleri de bir diğer önemli konu.
İletişimi sağlam olanın ilişkisi sağlam olur. İletişim her problemi çözer. Eşlere tavsiyem iletişimi bırakmamaları. Kadın için, ilgi görmek, sevildiğini hissettiği evlilik iyi evliliktir. Erkek ise evlilikte adam yerine koyulmak ister. Karşılıklı bu ihtiyaçların giderilmesiyle iyi bir evliliğimiz olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.