Ana sayfa - Son Sayı - Evlilik Öncesi Alınan Aile Danışmanlığı Hizmetinin Evliliğe Katkıları / Aile Danışmanlığı Uzmanı Mehmet Zafer Avcılar

Evlilik Öncesi Alınan Aile Danışmanlığı Hizmetinin Evliliğe Katkıları / Aile Danışmanlığı Uzmanı Mehmet Zafer Avcılar

Eş adayları evlilikten neler bekliyor? Beklentileri yüksek mi sizce?
Kadın ve erkeğin evlenmeden önce evlilik olgusuna yükledikleri anlam aslında oluşacak evliliğin tanımını yapacağı gibi çerçevesini de belirler. Literatür sosyolojik tanım olarak evliliği, toplumsal yapıya birçok yönden etki eden bir oluşum olarak görüp kültürel olarak farklılıklar gösteren, duygusal, davranışsal ve biyolojik yönlere sahip bir sosyal sistem olarak niteler. Aynı zamanda evlilik; birlikte bir ömür sürmek isteyen iki kişinin özgür seçimleriyle belirledikleri bir ilişki biçimi olarak da görülüp bireylerin sosyal ve psikolojik gelişimlerinde önemli etkilere sahip olduğu da kabul edilir. Biraz ileri gidersek aynı zamanda bireylerin birbirlerinin psikolojik ihtiyaçlarını karşıladıkları bir “büyüme” deneyimidir evlilik. 25’inde ayrı, 50’sinde ayrıdır, lezzeti farklıdır bu deneyimin. Hani yaş kaç olursa olsun diyebiliriz. Buradan evlilik kurumundan beklentileri bütün bir ömrü kapsayacak şekilde kabul edebilmek gerektiği sonucuna da varabiliriz. Araştırmacılar evliliği insanın kendi soyunu sürdürmeye yönelik oluşturulmuş, yaşam düzenlerini tesis ettikleri, toplumsal kurallara uyulmasını işlevsel hale getiren ve diğerlerinin de uymasını teşvik edip düzenleyen, yaşamın birçok yönüne olumlu yönde etki eden bir ilişki sistemi olarak da görürler. Bu manada evlilik birtakım zorluklar ve kolaylıklar içermektedir diyebiliriz; eşler arasında bu da çok doğaldır.
Buradan sizin sorunuza bir giriş yaparsak, eşlerin evlilikten beklentileri yüksek-alçak mı diye tanımlamak yerine çiftin veya çift adayının ortak ideallerine ve değerlerine bakmak gerekir. Temel dinamik bunlardır. Bu kavramların üzerine toplumsal normlar ve sosyo-iktisadi hayatın önce birey olarak eşlerin, sonra da oluşturdukları beraberliğin üzerine dayattığı yaşamsal tazyikin davranışsal ve duygusal olarak yorumlanış tarzını incelemek gerekir. Yoksa insan tekil olarak kendini mutlu hissettirecek her şeyi ister. Normaldir bu. Egonun doyurulması gerekir ki iyi olma hali karşılansın. Yoksa gelsin sorunlar, olumsuz düşünceler, davranışlar vs. Bütün bunlar bu beraberliğin kurulduğu aile içinde dengede tutulabilirse ideale yaklaşılmış olur. Burada iki kavramdan bahsediyorum; evlilik ve aile diye. Evlilik bir süreçtir ve öncesiyle başlar. Tanışma, anlaşma, evlilik kararı alma ve söz, nişan, nikah, düğün gibi bir dolu ritüel. Tabiidir ki bütün bunların içinde de yaşantısal bağlamda birçok ayrıntı, yerine getirilmesi gereken sözlü, yazılı, duygusal, geleneksel birçok protokol vardır. Sonunda da aile oluşur. Aile olmayla evlilik süreci yeni bir evreye girerek devam etmektedir aslında. Evlilik hep an’da yaşanmaktadır. Sistem veya sistemler olarak aile dinamikleri evliliği ve evliliğin gidişatını belirler. Burada sistem olarak kastettiğim çekirdek aile ve onun alt sistemleridir. Genel manada sistemlerden kastım ise gelinen aileler, akraba, dost ve arkadaş aile sistemleri vb. ile olan ilişkilerdir. Bütün bunlar kadın ya da erkeğin (eşler) evlilikten beklentilerini belirleyen faktörlerdir ve bu beklenti çekirdek aile oluşurken eşlerin geldikleri aile ve toplum sistemlerinden güdülenir. Dolayısıyla birine normal gelen bir faktör diğer eşe geldiği sistemik yapı ve aile şartları dolayısıyla abartılı veya gereksiz vb. gelebilir. Esas olan evlilik öncesi süreçte bunların konuşulup yapılandırılması ve yeni oluşturacakları ailenin geleceği için kabul edilebilir, yaşantısal hale getirilebilir olmasıdır. Tekrar ediyorum beklenti yüksekliği değil bu, olsa olsa bu kişinin veya ayrı ayrı eşlerin evliliğe yükledikleri anlamla ilgilidir bu durum. Oysa gerçek oradaki mevcut şartların ta kendisidir. Eşlerin bunun farkında olması ve gerekiyorsa destek almaları gerekir.
Evlilikteki sorunlar genelde nelerden kaynaklanıyor?
Evlilikteki sorunlar az önce söylediğim gibi aslında evlenmeden önce başlıyor. Ancak, evlenmeden önceki süreçte pembe duyguların derin hoşgörü ve tolerans düzeyi, yaklaşan düğün, ev, eşya vb. telaşlar ile toplumun evliliği geniş bir kalple onaylayıp destekleyen geleneksel tutum ve davranışları bünyesinde ileride patoloji yaratan küçük/büyük sinyalleri baskılıyor ya da görmezden geldiriyor. Burada sık karşılaştığım bir deyiş var ki söylemeden geçemeyeceğim: Bir tanesi “Evlenince düzelir.” Bu aslında gelecek için sinyal veren ve daha evlenmeden çalışılması gereken olgular.
Genellikle eşlerin evlilik öncesi birbirlerine kendiliklerini ve beklentilerini iyi ifade edemeyişleri sonradan önemli sorunlar doğuruyor. Şiddetli geçimsizlik aslında burada başlıyor. Bir diğer önemli konu ise maddi konular ile geçim zorluğunun eşlerden biri veya her ikisi tarafından dayanılmaz hale geldiğinin belirtilmesi. Yine kültür farklılıkları da sorun yaratabiliyor. Ancak bu konu uzun süre tolere edilebiliyor. Bazı ailelerde gelinen ailelerin (kaynana-kaynata) yeni kurulan aileye yaptıkları dayatmalar da eşlerin arasını açabiliyor. Cinsellik algısı ve cinsel yaşamı da evlilikte sorun yaratan üzeri örtülen sorunlardan görmek gerekir. Bunu ancak seanslarda görebiliyorsunuz.
Evlilik öncesi tanışma dönemi iyi giderken evlenildiğinde çatışmalar çıkıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Az önce bundan bahsettiğim gibi, evlilik öncesi ilişki süreci bu yüzden oldukça önemli. Burada benim savunduğum konu evlilikle ilgili sosyal öğrenme, geleneksel öğrenme gibi süreçlerin yanına öncelikle evlilik öncesi eğitim programlarını eklemek gerekir. Özellikle son yıllarda devletimizin politikalarında bu yer almaya başladı. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, Aile Toplum Genel Müdürlüğünün yanı sıra yerel idareler yönünden belediyeler de bu süreçte aktif görev almaya başladı. Doğrusu bu eğitimler talep de görüyor. Özellikle Bakanlık bu konuyu daha da yaygınlaştırmak için “eğiticinin eğitimi” başlığı altında “aile çalışan”, kamuda görev yapan profesyonellere yönelik eğiticinin eğitimleri sürecini programlayıp sürdürdüğünü gözlüyoruz. Bu politikayı destekliyorum ve bu eğitimlerin kamu dışındaki meslek örgütleriyle iş birliği yapılarak diğer aile çalışan profesyonellere de yaygınlaştırmasını diliyorum. Aile çalışan tüm profesyonellerden faydalanmak gerekir. Konu aile olunca akan sular durmalı bence. Aile kurumu toplumun temel taşı, bizim gözbebeğimizdir.
Gelelim şimdi de evlilik öncesi aile danışmanlığı perspektifinden evlilikteki çatışmalar meselesine. Bildiğiniz gibi değerli Hocam Sn. Prof. Dr. Cebrail Kısa rehberliğinde bu konuda bir bilim tezi yaptım. Görebildiğim kadarıyla ülkemizde bu alanda yapılmış ilk ve tek tez çalışması. Zaten Aile Danışmanlığı alanındaki tez çalışmaları o kadar az ki, biz yeni başlamış sayılırız. O yüzden literatür biriktirmemiz ve böyle çalışmaları teşvik etmek lazım. Benim tezim, bir öncül sadece. Sorunuzda da belirttiniz, evlilik öncesi tanışma sürecinde her şey iyi giderken ne oluyor da evlendikten sonra çatışmalar çıkıyor diye. Bir kere evlilik hayatı süt liman bir olgu değildir. İnişleri-çıkışları, mutluluğu-sancılarıyla bir bütündür. Elbette ki çatışma olabilir. Fikir ayrılığına da düşülebilir. Gerilimler, sancılar da çekilebilir. Evlilik hayatı birçok süreci de beraberinde barındırır. Burada önemli olan, yapılan evlilikle beraber bir ailenin var edilmiş olmasıdır. Çiftler için pozitif güdüleyici bir değer olarak fark edilmelidir bu durum. Ya da fark ettirilmelidir. Ancak o zaman evlilik işlevsel olur. İşte sorunuzun cevabı da burada gizli. Sır, evlilik öncesi süreçte. En büyük aşk evliliklerinde bile çatışmalar hatta ayrılıklar oluyorsa bu noktaya dikkatleri çekmek lazım. Benim bahsettiğim öyle anlarda çiftler ne yapacak. Araya büyükler, akranlar dostlar mı girecek; bu çatışma, bu soğukluk, tartışma nasıl aşılacak? Yoksa onların kapılarını çalan ayrılık rüzgârının sesleri midir?
Tabii ki sosyal çevre burada çok önemli. Ancak, çağımızda yetersiz kaldığı da bir gerçek. Artık geleneksel geniş aileler, mahalle kültürü içinde aileyi destekleyen sosyal doku parametreleri kalmadı. Biraz da herkes kendi derdinde yani. Gerçek şu; günümüzde aile yalnızdır. Onun için son çeyrek yüzyılda aileye yönelik sosyal devlet politikaları ardı sıra devreye girmektedir. Aile Bakanlığı bile müstakil olarak oluşturulmuştur. Onun için profesyonel desteğin şart olduğunu söylüyorum. Aile sistemi çalışan profesyonel danışman desteği şart. En başından, evlilik öncesinden itibaren aile desteklenmelidir. Öncelikle tabii ki eğitim. Her fırsatta eğitim. Sonra da pratik müdahale, tabii ki danışmanlık desteği. Sorun çıktığında, patoloji geliştiğinde, kronik hale geldiğinde değil, öncesinden olmalı bu destek. Araştırmamda çarpıcı bir sonuca ulaştım. Evlenmeden önce danışmanlık alan ailelerin evliliklerinin ilk yıllarında tartışmalar çatışmaya dönüştüğünde ve çözememişlerse bir uzman desteği almışlar. Bu şudur: Evet, evlilikte çatışma olabilir. Olur demiyorum, olabilir.
Bu durumda ne yapılacak? Yapılacak olan şudur; eğer eğitim alınmışsa bilinçli bir şekilde çatışma yönetilecek, asgaride uzlaşma sağlanıp mutlu-iyi olma hali yeniden tesis edilip aile iletişimi dengeye kavuşturulacak. Olmaz ise bir uzmanın beraberce kapısı çalınacak, destek alınıp aile yoluna devam edecek. Basitçe büyütmeden. Ayıp değil ki uzmana gitmek. Zaten evlilik öncesinde bunu öğrenmiş ve ihtiyaç duyduklarında uygulamışlardır. Bir sürü aşk, meşk sevgi, bin bir meşakkatle oluşan göz nuru bir aile. Biraz destekle mutlu bir hayat onları bekler yani. Böyle bir sorun çözücü süreçte ailenin farkındalığı da yükselecektir ayrıca. Aile mutlu, toplum mutlu, devlet mutlu.
Eşler evlilik öncesi birbirilerini analiz ettikleri kadar kendilerini de analiz ediyorlar mı? Etmemelerini nasıl yorumluyorsunuz?
İşte siz de söylüyorsunuz evlilik öncesi dönem diye. Aslında kültürümüzde evlilik öncesi dönemle ilgili bir dolu ritüel var; bunlar toplumumuzun binlerce yıldır damıtarak biriktirdiği değerlerdir. Daha önce de bahsettiğim gibi tanışmadan söz kesmeye nikâh akdini gerçekleştirmeye kadar. Hepsi zamana ve mekânlara yayılmış yapılagelen olgular. Evlenecek çiftler ve aileleri bu dönemde birbirlerini daha iyi tanıyorlar ve sizin deyiminizle analiz ediyorlardı. Bu birbirini tanıma hadisesi; şimdi, modern toplumda, içinde yaşadığımız çağın şartları olan zemin, süreç ve diğer yönlerden pek mümkün olamıyor. Eş adayları genellikle karşısındakinde görmek istediklerini görüyor. Diğerlerini ise ya görmezden geliyor ya da evlendikten sonra hallolur düşüncesine kapılıyor. Tabii ki bu halloluşta beklenilen kendi istediği şekilde bir sonlanıştır. Olmayınca başlıyor ilk tartışmalar. Burada insanın beklentileri ve bunları müstakbel eşine karşı ortaya koyabilmesiyle ilgili birçok çelişki barınmaktadır. Sorunuz onun için oldukça değerli: kişi kendini analiz etmiyor ki. Olduğu gibi kabul etmiş. Ne istiyorsa o olacak yani. Olmazsa, eşi istemezse, şartlar uygun düşmezse ne olacak? Bütün bunları nasıl karşılayıp yapılandıracak ki; bu soruları kendine sormuş mu, kendi hayalleriyle kıyaslamış mı? Genelde bu sorunun cevabı: “hayır”dır. Tartışmalar ve son olarak çatışma başlıyor ne yazık ki. Sahada gördüğüm çatışmada eşlerden biri geri adım atıyor. Öteleniyor yani. Bunun birçok nedeni var. Daha çok geri adım günümüz evliliklerinde kadından geliyor. Ancak nereye kadar. Kaç gün, hafta, ay. Belki de yıllar maalesef. Yapılandırılmamış; çözüme, ortak noktaya ulaşılamamış sorunlar ayakta bir pranga gibi yıllarca taşınabiliyor. Aslında burada “aile saadeti” kavramı önemli yaralar alıyor. Eşlerin bu duygularına, bir yerde egolarına ayna tutacak, kendiliklerini görmelerini sağlayacak, onlara rehberlik yapabilecek kim veya kimlerdir acaba, ne dersiniz?
Aile danışmanlığı nedir?
Sistemik bir yaklaşım temelinde aile bağlamında aile üyelerinin gerek ferdî gerekse bütünsel düzlemde ve ailenin mikro ve makro sistemlerini de gözeterek gelişim ve değişimini destekleyen, ailenin içinde bulunduğu yaşam döngüsüyle beraber bir sonraki evrenin görevlerini de daha sağlıklı, doyumlu ve uyumlu olarak yerine getirmesine ve ailenin işlevlerini yerine getirirken karşılaştığı ani (boşanma, göç, terör, işten çıkarılma gibi) ve gelişimsel (evlilik, çocuk sahibi olma, emeklilik gibi) konuları fark etmeleri ve çözüm üretebilmeleri için karar verme ve problem çözme becerileri kazandırarak ailelere yönelik önleyici, koruyucu, geliştirici ve güçlendirici hizmet sunan profesyonellerce verilen hizmetin adıdır aile danışmanlığı. Resmî tanım bu. Ancak ben aile danışmanlığının aile tesis edilmeden önce, evlilik öncesi süreçte başlamasını tanımın da bu şekilde revize edilmesi gerektiğini savunuyorum.
Evlilik öncesi aile danışmanlığının evliliğe ne gibi katkıları oluyor, evliliğin kalitesini arttırıyor mu?
Evliliğin kalitesini arttırdığı muhakkaktır. Farkındalığı yüksek bireylerin yaptığı evlilikle oluşturdukları aile tabiidir ki daha sorun çözücü daha da dayanışmacı ve paylaşımcı olacaktır. Mesela daha önce evlilik yaşamış ve boşanmış kişilere yönelttiğimiz bir soru vardı: “Yeniden evlenmeyi düşündüğünüzde bir aile danışmanlığı uzmanından destek almayı ister misiniz?” diye. Gelen cevapta çoğunluk “evet” cevabını seçmiştir. Bu tersten bir yaklaşımdır aslında. Dul bir insan evlilik yaşamış tecrübede olmasına rağmen “danışmanlık desteği alarak” daha iyi bir evlilik şansı faktörünün olabileceğini ön görmektedir. Öte yandan danışmanlık alarak evlenmiş kişilerin tamamı ise “evlenmeden önce danışmanlık almak gerektiğini” ifade etmişlerdir. Bu cevabı şüphesiz ki evliliği deneyimledikten sonra vermektedirler. Sanırım yeterli bir cevap olmuştur.
Evlilik öncesi aile danışmanlığı ne kadar biliniyor, talep ne düzeyde?
Aile danışmanlığı kavramı zaten ülkemiz için yeni yeni duyulmaya ve anlatılmaya başladı. Özellikle bugün ülkemizde bu işi meslek edinmek isteyen önemli bir kitle var. Çeşitli eğitim yollarından geçerek aile danışmanı olmayı hedefliyor bu insanlar. Bildiğiniz gibi her yeni meslek mensubu aynı zamanda bu kavramın tanıtılması için çevresinde başat roller oynar. Zaten evlilik öncesi çalışabilmek için önce aile danışmanı meslek elemanı veya uzmanı olmanız gerekir. Evlilik öncesi aile danışmanlığı aslında deyim yerindeyse emekleme sürecinde. Yeni yeni tanınmaya başladı. Benim rastladığım birkaç somut olay var onlardan bahsedeyim. Örneğin gençler arasında yeni evlenecek arkadaşlarına düğün hediyesi olarak aile danışmanlığı seansı hediye ediyorlar. Gidin evlenmeden önce danışmanlık alın diyorlar. Evlenip boşanmış ama yeniden evlenme planları yapanlar var, örneğin bunlar birbirlerini daha önceden tanımalarına rağmen bile yeniden evlenmeden seans alıyorlar. Demek ki bu bir ihtiyaç. Evlilik öncesinde çeşitli nedenlerle çatışma yaşayanlar var, bu gençler birbirlerini de seviyorlar. Ne yapsınlar? Çareyi bir aile danışmanlığı uzmanına gitmede buluyorlar. Yanlış bir şey değil ki. Uzmanda onların istediği her türlü bilgi var. Gidip alıyorlar.
Bakanlığımızın sitesinde “Aile danışmanlığı hizmeti almak ister misiniz?” butonu var. 29 Kasım 2019’dan bu yana yanılmıyorsam 13 bin müracaat almış. Bu butona ek yapsak “Evlenmeden önce aile danışmanlığı hizmeti almak ister misiniz?” diye inanın ciddi talep gelecektir. Her yıl 500 binden fazla yuva kuruluyor bu ülkede. Her türlü desteğe ihtiyaçları var onların. Evlilik öncesi danışmanlık adeta bir ek çeyiz yardımı olur bu insanlarımıza. Ve konforunu da bütün bir ömür boyu sürerler. Psikososyal destekten mental desteğe, cinsellikten en gizliye, iktisattan hukuki konulara bunun için eğitildi aile danışmanları.
Aile danışmanlığı alanlar almayanlarla kıyaslandığında ne gibi farklılıklar var evlilik sürecinde?
Bir kere aile danışmanlığı süreci ülkemiz için yeni bir kavram. Biraz daha zamana ihtiyaç var detaylı bir şeyler söylemek için. Görebildiğimiz ve benim de araştırmamdan çıkan sonuç, evlilik öncesi seanslarla bir kere farkındalığı daha yüksek bir evlilik gerçekleşiyor. Bu da sorun çözme kabiliyeti olan, iletişim gücü gelişmiş, bilişsel algıları evliliğin korunması, geliştirilmesi ve sürdürülmesi yönünde daha pozitif olan çiftler demek. Çoğu konular evlilik öncesi seanslarda konuşulduğu için yöntem de öğrenmiş oluyor taraflar ve bunu yaşamlarında uygulayıveriyorlar oracıkta. Çözüm odaklı yani, tıkanıklıklar daha rahat aşılıyor ya da hiç olmuyor neredeyse. Bu güzel bir şey.
Diğer yandan boşanmış katılımcılar vardı araştırmamıza dâhil olan. Tabii bunlar evlenmeden danışmanlık da almamışlar doğal olarak. Bir kere şunu söyleyelim, bu grubun %64,9’u da yeniden evlenmeyi düşünüyor. Evlilik olgusuna ve aile kurma olgusuna sıcaklar yani. Ancak aynı zamanda %71,9’luk bir grup var ki: Evlenmeden önce danışmanlık alarak evlenseydim de yine de boşanırdım “o kişiden” diyorlar. Bunu tersten okursak %27,1’lik kesim evlilik öncesi danışmanlık alsaydım boşanma sürecine gitmeyebilirdim diyor olabilir. Ancak bu konunun da detaylı araştırılması gerekir. Bir anlamda boşanmış olsalar da yanlış bir evlilik yaptıklarını da beyan etmiş oluyorlar. %22.8’lik bir kesim ise başka bir soruya evlenmeden önce danışmanlık alsaydım onunla hiç evlenmezdim diyor. Böyle de bir şey var tespit ettiğimiz. İstemeden, bilmeden belki de zorunlu evlilik durumları. Detay incelemeler ve belki de bunun bir tez konusu olması lazım.
Bir başka çarpıcı sonuçtan bahsetmek isterim: “Evlilikten beklediğiniz ödül çocuklar mıydı?” sorusunu evlenmeden önce evlilik danışması alanlar %22,2 evet diye yanıtlarken aynı soruya boşanmış kesim %52,6 oranında evet cevabı vermiştir. İlginç bir sonuç değil mi? Yine “Evlilikten beklediğiniz ödül duygusal destek miydi?” diye bir sorumuz vardı. Evlenmeden önce danışmanlık alanlar %100, boşanmış kesim ise %84,2 “evet” yanıtı vermiştir bu soruya. Bu cevaplar bile duyguyu tam olarak evliliğe taşıyamamanın ve paylaşamamanın ileride ve belki de yaşam boyu bir yanı eksik bir evlilik hayatını ifade etmez mi sizce? Onun için diyoruz evlilik öncesi eğitim şarttır. Farkındalık bu şekilde gelişir, evlilik kalitesi artar. Evlilik danışması almakta bir noktada eğitim sayılır. İsteyenleri de teşvik etmek gerekir.
Evliliği sağlıklı bir şekilde sürdürmek için neler gerekli?
Bu soruyu bizlere eğitimlerimiz sırasında öğretilen, bizim de yeni yetişen arkadaşlarımıza öğrettiğimiz ve sohbetlerimizde tekrarladığımız şu klişeyle yanıtlamak isterim:
1) Her eş bir kişiliktir. Bunu kabullenin.
2) Birbirinizin beklenti ve hayallerine sıcaklık gösterin.
3) Affedin.
4) Birbirinize inanın.
5) Birbirinize iltifat edin.
6) Ufak tefek şeyler için birbirinizi lütfen kırmayın.
7) Büyük şeyleri küçültün ve 4’üncü maddeyi uygulayın.
Son olarak başından sonuna her konuda evliliğinizle ilgili bir aile danışmanlığı uzmanını veya merkezini arayın ve bilgi isteyin.
Aile danışmanlığı, devletimizin özenle tasarlayıp meydana getirdiği önemli bir meslek dalı ve kazanımımızdır. Kişisel gelişim vs. bunların çok ötesinde bir bilim olarak uygulanmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.