Ana sayfa - Son Sayı - Evlilik Fıtratın Gereğidir / Prof. Dr. Sefa Saygılı

Evlilik Fıtratın Gereğidir / Prof. Dr. Sefa Saygılı

İnsanoğlunun dünya üzerinde ilk görülmesinden beri evlilik mevcuttur ve tarihinin kaydettiği bütün topluluklarda aile kurumu baş tacı edilmiştir. Bu durum, dişi ve erkeğin aileler kurarak bir arada yaşamlarının fıtrat gereği olduğunu göstermektedir. Evlilikle iki cins birbirlerini tamamlarlar. İki vücut, iki kalp, iki ruh ve daha doğrusu iki şahsiyet birleşir.

Evlilik, günlük zevklerin ötesinde erkek ve kadını bir birlik olarak kaynaştıran, onlara müşterek mukadderat çizen, ızdırap ve mutluluklarında aynı duyguları oluşturan ve gelecek kuşakları bir kan yakınlığı ile bağlayan bedenî, ruhî ve sosyal birleşmedir.

Aile kurumu zaruri

Özellikle asrımızda bazı kişi ve ideolojiler, evlilikle meydana gelen aile kurumuna cephe almışlar. İsrail’deki butzlar ve komünist ülkelerde komün yaşama gibi denemelere girişerek ailesiz yaşanabileceğini göstermeye çalışmışlardır. Fakat netice hüsran olmuştur. Hem kişiler mutsuz olmuş hem de çocuklarda yetişme ve gelişme problemleri ortaya çıkmıştır. Böylece sağlıklı gelişimin ancak ana ve babanın meydana getirdiği bir aile birimi ve atmosferi içinde gerçekleşebileceği anlaşılmıştır.

Son dört bin yıldaki seksen uygarlıkla ilgili kapsamlı bir araştırma yapmış olan İngiliz antropolog John D. Urwin, her uygarlıkta aile bozuldukça uygarlığın da parçalanmaya başladığı ve milletin çöküşünün ailenin çöküşüyle ilgili olduğunu görmüştür. Çoğu örnekte, aile biriminin çöktüğü zaman diliminde, uygarlık da yıkılmıştır.

Urwin’in araştırmasına göre erkek, enerjisini şehvet ve arzuları yönünde kullanırken, evlendiğinde ev kurmak için ter dökmekte, geleceğe yatırım yaparak en iyi faaliyeti göstermeye çalışmaktadır. Bencil dürtülerine ket vurulmuş, cinsel tutkuları dizginlenmiştir. Karısı ve çocuklarının ona ihtiyacı olması sebebiyle gurur duygusunu keşfetmiştir.

Bir toplum ahlâki açıdan güçlü değerler üzerine kurulmuş ailelerden oluşuyorsa, o millet sağlam ve güçlüdür. İstikrar içindedir. Güç ve dayanışma, evliliğin uygarlığa katkısıdır. Fakat aile bağlılığı olmazsa, yıkım kaçınılmaz hale gelir. Eşler sahip oldukları enerjilerini yuvalarını desteklemeye harcamazlarsa; uyuşturucu alışkanlığı, alkolizm, zina ve fuhuş, iş problemleri ve aşırı saldırgan davranışların, kültürü yozlaştırması beklenir.

Aile kurumu niçin?

Son devirlerde ailelerin görevlerinde değişiklikler olduysa da şu dört temel fonksiyonu her zaman vardır ve var olacaktır:

1- Cinsel ihtiyaçların karşılanması: Toplumun huzurunu sağlamak amacıyla cinsel davranışlara çeşitli kısıtlamalar getirilir; evlilik kuralları da bu kısıtlamalardandır. Ancak, cinsel ihtiyaçlar evliliğin tek amacı değildir.

2- Ekonomik işbirliğinin sağlanması: Bilinen bütün insan topluluklarında cinsiyete göre bir işbölümü ve işbirliği vardır. Erkeklere fiziki güçleri sebebiyle genellikle daha ağır ve zorlayıcı görevler (avcılık, maden işleme, ağaç kesme vb.) verilmektedir. Kadınlar için çocuk doğurma esas olduğundan, bu görevin yanı sıra onlara çoğunlukla daha hafif işler (ev işi, yiyecek hazırlama, çocuk bakımı, kumaş dokuma, toprak çapalama vb. gibi) uygun görülmektedir. Kısacası, erkeğin ve kadının aileye ekonomik katkıları, birbirini tamamlar mahiyettedir.

3- Üreme, çoğalma ortamının sağlanması.

4- Çocuğun yetiştirilmesi, bakım ve eğitimi (sosyalleşme): Aile üyeleri, bu konuda kendi paylarına düşeni yerine getirerek aile birliğine katkıda bulunurlar.

Evliliğin faydaları

Evlilik birçok ihtiyacımızın tatminini sağladığı gibi birçok avantajları beraberinde getirir. Onları kısaca sıralarsak:

* Kişinin hayatı düzene girer. Beslenmesi, ısınması, giyinmesi ve barınması tertipli olur.

* Ruh sağlığını tehdit eden yalnızlık ve sıkıntı hissi, ailenin sıcak ortamında kaybolur. Evlilik, tek başına yaşamaktan daima daha güven vericidir.

* Annelik ve babalık gibi zevklerin en güzeli tadılır.

* Hanımlar ekonomik emniyet duygusunu ve ihtiyacını tatmin ederler.

* İntihar, bunalım, ruhi hastalıklar evlilerde, bekarlara oranla daha az görülür. Çünkü evlilik kişiye bir taraftan sosyal bağımlılıklar ve sorumluluklar getirirken, aynı zamanda sosyal itibar ve koruma sağlar.

* İsraf, kumar, alkol ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkünlük, sıkıntı, boşluk hissi, amaçsızlık, zaman israfı, kavgacılığa meyil, çabuk öfkelenme gibi problemler bekarlarda evlilere oranla daha sıktır.

* Evliliğin sağladığı faydalardan en önemlisi ise cinsel ihtiyaçların doyumu için bedenî, ahlâkî ve hissî yönden geçerli en iyi çözüm olmasıdır.

* Evlilikle psikolojik ve emosyonel birliktelik sağlanır. Aile içinde bütün bireyler ve öncelikle de karı ve koca arasındaki karşılıklı ilişkiler menfaate dayalı değildir. Ruhsal bir ilişki de sözkonusudur ve bu ilişki sevgiyi, şefkati, merhameti, sevecenliği, karşılıklı güveni, fedakârlığı, teselli ve yardımı doğurur ve devam ettirir. İnsan tabiatının kendini en iyi şekilde ifadesi bu ilişki ile filizlenir. Erkek ve kadının ruhsal potansiyeli sadece aile kurumu çerçevesi içinde realize olur ve aile çevresi ve dış dünyada bu sayede iyilik ve fazilet duygularını yeşertir. Evlilik arkadaşlığında her eş sürekli artan bazı sorumlulukları yerine getirme duygusu yaşar. Aileye çocuklar da katılınca sevgi, şefkat ve fedakârlık değerleri gerçekliğe dönüşür ve sabit kişili özellikleri haline gelir.

* Eşlerin sevdiği, güvendiği, cesaret verdiği, birlikte gülüp beraber geliştiği ve kendisine yalnızca kendisine ait olduğunu bildiği birinin olmasının getirdiği güven duygusu evliliğin bir diğer faydasıdır. Evliliğin amacı, eşleri kısıtlamak değil, ikisini bir bütün yapmaktır. Karşılıklı destek, sevgi ve teşvikle mümkün olan en üst seviyeye kadar geliştirmektir.

Kur’an-ı Kerim’de evlilik ve aile hakkında şöyle buyrulmuştur: “İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda muhabbet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen milletler için dersler vardır.” (Rûm, 30/21)

Gerçekten aile toplumun temelidir ve hep var olmaya devam edecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.