Ana sayfa - Son Sayı - Eşler Arası Çatışma Alanları / Pedagog Ali Çankırılı

Eşler Arası Çatışma Alanları / Pedagog Ali Çankırılı

İletişim Yetersizliği: Karı koca arasında ortaya çıkan bazı sorunların sürüncemede bırakılması, çözüme ulaşmadan devam etmesi.

Rol Çatışmaları: Ailede kimin ne yapacağının belli olmaması, karı-koca ve anne-baba rolleri konularında anlaşmazlık.

Ortak Amaçta Belirsizlik: Sağlıklı bir iletişim kurulamamasının sonucu olarak karı kocanın ortak bir amaçta birleşememeleri; birbirine aykırı davranışlarda bulunmaları.

Değersizlik Duygusu: Mutsuz evlilik belirtilerinden biri de eşinden yeterli ilgi görememe ve bunun sonucu ortaya çıkan değersizlik duygusudur. Özellikle kadınlarda, kocalarının kendilerini insan yerine koymadıkları düşüncesi vardır.

Aile Büyüklerinin Müdahalesi: Her iki aileden anne babaların karı koca arasına girmeleri, anlaşmazlıkları körüklemeleri.

Tartışma Becerilerinin Yetersizliği: Şimdi burada olanı tartışmak yerine eşlerin geçmiş olumsuzlukları gündeme getirerek çözümü zorlaştırmaları. Davranışı eleştirmek yerine “sen dili” kullanarak eşini eleştirmek.

Savunucu İletişim: Eşlerden birinin veya her ikisinin diğerini devamlı suçlayıcı dil kullanması sonucu, suçlanan eşte kendini savunucu bir iletişim dili gelişmesine yol açmaktadır. Savunucu iletişim dili, ihtiyaçların karşılanmasını ve duyguların doğru ifade edilmesini engellemekte ve karşıyı tehdit eden bir ilişkinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Çatışmanın Aşamaları

Danışmanlık hizmeti veren uzmanlar, öncelikle çatışmanın nasıl ortaya çıktığı ve nasıl geliştiği konusunda eşleri bilgilendirmeleri gerekir.

Araştırmalar çatışma aşamalarının aşağıdaki sırayı izlediğini göstermektedir:

İlk Hazırlayıcılar Aşaması: Eşler arasında hiçbir çatışma herhangi bir neden olmadan veya geçmişle ilişkisi olmadan ortaya çıkmaz. Eşlerden birinin ihmal edildiğini, haklarının çiğnendiğini, şiddet gördüğünü düşünmesi çatışmayı hazırlayıcı bir etki yapabilir. İlk hazırlayıcılar, çatışma ortada yokken oluşurlar ve baskı sırasında ortaya çıkarlar. Eşler arasında kadın-erkek rollerinin açık olmaması, sevgi ve para konusunda rekabet, eşlerden birinin diğerine aşırı bağımlılığı, bir önceki çatışmada sorunun çözüme kavuşturulmadan geçiştirilmesi, ilk hazırlayıcılar arasında sayılabilir.

Farkına Varış ve Kızgınlık Aşaması: Eşlerden birinin veya aile üyelerinin diğeri üzerinde baskı kurması, isteklerini yerine getirmesini engellemesi onun kızgınlık duymasına yol açar. Genellikle eşlerden birinin diğeri üzerinde gücünü hissettirmek ve kendisine itaat ettirmek istediği ve diğerinin de buna direnç gösterdiği zaman kızgınlık ortaya çıkmaktadır.

Aktif Çatışma Aşaması: Çatışmaya yol açan etkenler çoğalınca bir dizi sözsüz ve sözlü atışma süreci başlar. Karşılıklı suçlayıcı ve incitici mesaj kavgaya dönüşecek kadar yoğunluk kazanabilir. Komşuları rahatsız edecek kadar bağrışmalar görülür. Çatışma uzadıkça kızgınlık artar ve şiddete dönüşebilir.

Çözüm Veya Çözümsüzlük Aşaması: Aktif çatışma çözüm veya çözümsüzlükle sonuçlanır. Çözüm üretme becerisi olmayan ailelerde çatışma genellikle güçlü tarafa boyun eğmekle sonuçlanmakta, bu da güçlü tarafın saldırganlığını artırmakta, çatışmaları kör düğüm haline getirmektedir.

Bir Sonraki Aşama: Güçsüz tarafın susmayı tercih etmesi ve boyun eğmiş gibi görünmesi aslında çatışmayı bitirmiş olmaz. Güçlü tarafın sözlü ve sözsüz mesajları suskun tarafın öfkesini artırır ve patlamalara yol açabilir. Olumsuz mesajlar çatışma bankasında saklanır ve bir sonraki çatışmaya öncülük eder.

Kararlaştırılmış Aşama: Bazen çatışmaya yol açan sebep ortadan kalkınca çatışma sona erer. Örneğin, annenin çalıştığı bir ailede çocuğu bakıcıya kimin bırakacağı devamlı tartışma konusu olurken; bakıcının çocuğun evine taşınması ile tartışma sona erer ve çatışma konusu olmaktan çıkar. Tartışma konusu anlaşma ile sonlandırıldığında çözüme kavuşturulmuş, çatışmaya dönüşme ihtimali ortadan kaldırılmış olur. Çocuğu bakıcıya kimin bırakacağı tartışılırken, eşler bunu sıra ile yapmaya karar verdiğinde; tartışma çatışmaya dönüşmeden çözüme kavuşturulmuş olur.

Araştırmacılar, çatışmaların etkili bir şekilde çözüme kavuşturulması için gerekli olan ilk adımın kabul dili ve etkili dinleme olduğunu belirtmektedir. Kabul dilinden kastımız savunmaya geçmeden eşini dinlemeye ve duygularını kabul etmeye “kabul dili” diyoruz. Dinleme sırasında: “Evet, seni anlıyorum. Çok ilginç. Devam et lütfen. Bak bunu bilmiyordum.” gibi kapı aralayıcılarla eşini dikkatli bir şekilde dinlemeye de “etkili dinleme” diyoruz. Kişinin etkili dinleme yapabilmesi için kendini kontrol etmesini bilmesi gerekir. Kendisini kontrol etmeyi beceremeyen etkili dinleme yapamaz.

Eşler arasında derin görüş farkları ve bunun getirdiği yoğun öfke varsa; kişinin kendini kontrol etmesi daha da zorlaşmaktadır. Çatışmanın çözümle sonlanmasında eşlerin çatışmayı ele alış biçimi çok önemlidir. Eşlerin karşılıklı iyi niyetleri, birbirini anlama çabaları, iş birliği yapmaları, tartışmayı karşılıklı sevgi ve saygıyı zedelemeden yürütme becerisi gibi yaklaşımlar çatışmayı çözümle sonlandırmada önemli bir etkiye sahiptir.

Eşler arası ilişkilerde “etkili dinleme ve kabul dili” çok önemli bir iletişim becerisidir. Aynı beceri anne baba ile çocuk arasındaki ilişkilerde de çok önemlidir. Ancak eşler çeşitli sebeplerden dolayı her zaman etkili dinleme yapma sabrı gösteremezler. Araştırmacılar etkili dinlemenin önündeki engellerden bazılarını şöyle sıralamaktadır:

• Eşine karşı önyargılı olmak

• Eşinden çekinmek, korkmak

• Eşinin sözlerini seçerek dinlemek

• Bir konuya takılıp kalmak

• Dinlemek yerine ne cevap vereceğini düşünmek

• Kendi düşüncesinin eşinin düşüncesinden daha önemli olduğuna inanmak

• Görünüşte dinlemek, bir başka deyişle sağır dinleme yapmak

• Yorgun olmak

• Üzüntülü olmak

Eşler bu sebepleri ne kadar aza indirmeye gayret ederse çözüm üretmeleri de o kadar kolaylaşacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.