Enerjide Dışa Bağımlılık Rüzgar Enerjisiyle Azaltılabilir / TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven

TÜREB (Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği) ne zaman kuruldu, faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’de rüzgar enerjisinin önemi 90’lı yıllarda fark edilmiş, bu kapsamda TÜREB 1992’de Bakanlar Kurulu kararıyla Enerji Bakanlığı tarafından kurulmuştur. Yönetim kurulumuzda yer alan 11 kişinin 4’ü kamu kuruluşlarında görev yapmaktadır. TÜREB’in amacı ülkemizdeki rüzgar enerjisi potansiyelini ekonomiye kazandırmaktır. Bu anlamda ülkemizdeki yerli ve yabancı yatırımcılara bilgi sunuyor, onları yatırımlara yönlendiriyoruz. Hedefimiz ülkemizdeki rüzgar yatırımlarının artmasını sağlamak ve rüzgar sanayisini geliştirerek ekonomiye katkı sağlamaktır. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği ve Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi’nin üyesiyiz. Bu kurumları Türkiye’de temsil ediyoruz. Türkiye’yi de bu kurumların yaptığı organizasyonlarda temsil ediyoruz.

Rüzgar enerjisinin avantajları neler, neden rüzgar enerjisi?

Rüzgar enerjisinin önlenemeyen yükselişindeki temel nedenlerden biri; karbon salınımı olmayan, atık bırakmayan, su kaynaklarına zarar vermeyen, toprak üzerinde olumsuz hiçbir etkisi olmayan çevreci bir enerji kaynağı olmasıdır. Enerji üretirken kirlettiğimiz dünyamız için bu kriterler en önemli çıkış noktasıdır. Ayrıca yerli ve kaynağına para ödenmeyen bir enerji çeşidi olduğundan uzun vadede tüm ülkeler için oldukça ucuz bir yatırım aracıdır. Bakım ve işletim maliyetleri düşüktür. Tükenme ve zamanla fiyatının artma riski yoktur. Her geçen yıl kurulum maliyetlerinin azalmasından ötürü de gittikçe yaygınlaşmaktadır. Özellikle bizim gibi enerjisinin %70’ini yurtdışından satın alan bir ülke için bu noktalar oldukça önemlidir.

Rüzgar enerjisi ekonomimize nasıl fayda sağlayacak, dışa bağımlılık noktasında çözüm olabilecek mi?

Sanayi ve teknoloji geliştikçe enerjiye olan ihtiyacımız da katlanarak çoğalıyor. Bunun bir şekilde temin edilmesi lazım. Ya fosil yakıtlar kullanacaksınız ya da güneş, rüzgar, biogaz gibi temiz ve yenilenebilir kaynaklar.

Enerji için yurtdışına ödediğimiz para cari açığımızın en büyük kalemlerinden birini oluşturuyor. Oysa ülkemiz güneş ve rüzgar yönünden oldukça zengin. Bunu değerlendirerek hem kendi enerjimizi kimseye muhtaç olmadan üretebiliriz hem de bu sektörlerde çalışacak binlerce kişi için istihdam yaratmış oluruz.

En önemlisi, rüzgar enerjisinden elektrik elde edilirken çevre kirletilmiyor ve atık bırakılmıyor. Hatta meyve ağaçlarının döllenme dönemlerinde türbinlerin faydası olduğu araştırmalar sonucunda tespit edildi. Ayrıca rüzgar enerjisinin kullanımı yaygınlaştıkça elektrik faturalarımız da azalmaya başlayacaktır.

Her 1 MW rüzgar enerjisi yatırımı Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmada katkı sağlıyor. Biz ne kadar yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızdan elektrik üretirsek o oranda doğalgaz ithalatımız azalır ve dışarıya daha az para öder hale geliriz. Ayrıca rüzgar endüstrisinin gelişimi ile birlikte özellikle kanat ve kuledeki üretimlerden dolayı ihracata katkısı da büyük. Bu nedenle rüzgar sektörü ve rüzgar endüstrisi yatırımları ülkemiz için önem taşıyor.

Yerli yatırımcının rüzgar enerjisine yatırım hacmi nedir? Yabancı yatırımcılar, ülkemizde rüzgar enerjisine yatırım yapıyor mu?

Hem yerli hem yabancı yatırımcı ülkemizdeki rüzgar potansiyelini değerlendirmek için talep gösteriyor. Genellikle Türk yatırımcılarla yabancı yatırımcıların oluşturdukları konsorsiyumlar şeklinde ilerliyor. Şu an toplam elektrik üretimi içinde rüzgar enerjisi ile üretilen elektriğin payı % 8 civarında. Çoğunluğunu yerli yatırımcının oluşturduğu 158 farklı proje ile haziran sonu itibariyle toplam 6.483 MW’lık bir kurulu gücümüz var.

Türkiye’de rüzgar enerjisi potansiyeli ne kadar? Rüzgar enerjisi elde etmeye en uygun bölgelerimiz nereler?

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından, 10.000 MW deniz üstünde, 38.000 MW karada olmak üzere toplam 48.000 MW’lık tekno ekonomik rüzgar potansiyelimiz olduğu belirtiliyor. Günümüz teknolojisinde bu rakam revize edilse daha fazla bile çıkabilir. Rüzgar potansiyelimizin Avrupa’ya göre %20-25 oranında daha fazla verime sahip olduğunu düşündüğümüzde ülkemizdeki rüzgar sektörünün önünün ne kadar açık olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye’de Balıkesir-Çanakkale, İzmir-Manisa ve Hatay olmak üzere üç tane verimli rüzgar havzası bulunuyor. Buralar yatırımların yoğunlaştığı bölgeler. İşletmedeki rüzgar enerjisi santrallerinin kurulu güç bakımından yüzde 75’i Ege ve Marmara bölgelerinde bulunuyor. İller bazında ise en yoğun yerler İzmir, Balıkesir, Manisa, Hatay ve Çanakkale.

Rüzgar gülleri deniz üzerine de kurulabiliyor, bu alanda çalışmalarımız var mı?

Henüz bu konuda çalışmalarımız başlamadı. Çünkü 38.000 MW olan karasal rüzgar potansiyelimizin sadece 6.483 MW’ını hayata geçirebildik. Daha karasal alanlarımızı değerlendirememişken teknolojisi daha pahalı ve kurulumu daha özel olan Off shore başlamak ülkemize bir katkı sağlamaz. Ne zaman 38.000 MW’lık karasal alanımızı bitiririz, ondan sonra deniz üstü çalışmalara başlamak daha verimli olur.

TÜREB’in rüzgar enerjisinde kısa vadede ve uzun vadede hedefleri neler, gelecekte Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde kaçını rüzgar gülüyle karşılayabileceğiz?

2023 yılında toplamda 100.000 MW kurulu güce ulaşılması ve bunun % 20’sinin yani 20.000 MW’ının rüzgardan karşılanması hedefleniyor.

İçinde bulunduğumuz duruma baktığımızda 2017 Haziran sonu itibariyle 6.483 MW kurulu güce ulaşıldı. Altı yıl içinde rüzgardaki bu hedefe ulaşılması mümkün gözükmüyor.

Bununla birlikte hedefe ne kadar çok yaklaşılırsa ülkemiz açısından o kadar iyi. Çünkü yerli kaynaklardan üretilen elektrik bizim doğalgaz ithalatımızın azalmasını sağlıyor. Bu yüzden kısa döneme baktığımızda, 2018 yılında ertelenen 2.000 MW’lık yeni başvuruların alınmasını bekliyoruz. YEKA projesi ile çakışan alanlara ait yapılan yarışmalardan kalan kısmın yarışmalarının da (2.290 MW) 2017 sonuna kadar tamamlanmasını umuyoruz. Geçtiğimiz yıllarda orman izinleri nedeniyle bekleyen projelere de çözüm üretilmesi gerekiyor. Kapasite artış talepleriyle ilgili olarak irade ortaya konulması ve lisans almış ama inşaa haline geçemeyen yaklaşık 3.000 MW’a yakın lisanslı projelerin sorunlarına çözüm getirilerek bu projelerin bir an önce hayata geçirilmesi de önem taşıyor.

Uzun vadede rüzgar enerjisinden daha fazla yararlanılması için farklı projelerin geliştirilmesine, rüzgarda depolama yapmaya imkân tanıyan teknolojilerin ve rüzgar endüstrisinin geliştirilmesine, en azından elektrik ihtiyacımızın yarısının yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesine yönelik çalışmalara yoğunlaşılması gerekiyor.

TÜREB’in etkinlik ve projelerinden bahseder misiniz?

Faaliyetlerimizi hem yurtiçinde hem yurtdışında sürdürüyoruz. Yatırımcılara ve sektör oyuncularına yol göstermek üzere araştırmalar yapmak, sektörü bir araya getirecek ve sorunlarına çözüm olabilecek toplantılar düzenlemek, bilgi artırımı ve paylaşımlar için teknik geziler düzenlemek, sektör çalışanlarına ilgili konularda eğitimler vermek, yol gösterici dokümanlar hazırlamak gibi faaliyetlerimiz var. Bir taraftan sektör oyuncularını bilgilendirip sorunlarını çözmek için kamu ile bir köprü oluşturma vazifesi görürken, diğer yandan halkın rüzgar enerjisi konusunda bilinçlenmesi için projeler ve bilgilendirici çalışmalar yürütmekteyiz.

Ülkemizdeki rüzgar potansiyelinin ekonomiye kazandırılması için yürüttüğümüz etkinlikler ve katıldığımız organizasyonlar ile sektörümüzü büyütmeye, ülkemizin rüzgarını hem yurtiçinde hem yurtdışında tanıtmaya çalışıyoruz. Düzenlediğimiz sektör toplantıları ile sorunlarımıza çözüm yolları arıyoruz. Katıldığımız her etkinlikte ülkemizin rüzgar enerjisi potansiyeli ile yatırım ortamı hakkında bilgiler veriyor; yayınladığımız rapor, kitap gibi materyalleri yerli ve yabancı yatırımcılarla paylaşıyor, çeşitli okul ve üniversitelerde düzenlenen seminerlere katılarak öğrencileri rüzgar enerjisi ve bu sektörde çalışma koşulları hakkında bilgilendiriyoruz.

Bunları yaparken günümüz teknolojisinden de yararlanmayı ihmal etmiyoruz. Sosyal medyayı daha sık kullanmaya, online iletişime önem vermeye çalışıyoruz. Bu doğrultuda İnternet sitemizi de yeniledik. İletişimi kuvvetlendirmek ve sektörümüz hakkındaki haberleri paylaşmak üzere iki yılı aşkın bir süredir TÜREB dergiyi çıkarıyoruz. Önümüzdeki en yakın etkinliğimiz, bu yıl 6.’sını düzenleyeceğimiz TÜREK 2017. Ankara’da 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek kongrede 2020 sonrası YEKDEM nasıl olmalı konusundan, enerji depolama sistemlerine kadar her detay yerli ve yabancı konuşmacılar ve katılımcılar ile değerlendirilecek. Kamu ve özel sektörün görüşleri farklı oturumlarla paylaşılacak. İlgi duyan herkesi bekliyoruz.

Yorum bırakın