Ana sayfa - Manşet - En Sıkı Bağ Gönül Köprüsü 100. Sayısında “Gönül”

En Sıkı Bağ Gönül Köprüsü 100. Sayısında “Gönül”

Gönül Dergisi’nin Toplumsal Rolü
Gönül Dergisi topluma bireyin problemleri açısından bir nebze de olsa nefes aldırmayı amaçlayan bir dergi. Diğerkâmlığı, fedakârlığı, tevazuyu, muhabbeti, samimiyeti, kardeşliği anlatan; kısacası güzel ahlak üzerinden kişilik ve kimlik inşasına, günümüzün problemli dünyasında insanın yeniden ihyasına yönelik bir yayın… Bunu yaparken okurlarına çok samimi arkadaş mesabesinde… Günümüz insanına kendi kadim kültürümüzdeki irfanı ve hikmeti aktarmasının yanı sıra; düşünmeyi, öğrenmeyi, giyinmeyi, gülmeyi, seyahat etmeyi ve çok daha geniş kapsamlı, kuşatıcı bir kişiliğe sahip, entelektüel bir modeli sunma çabası içinde. Toplumla birebir ilişkiler kurduğu için de sadece anlatmak değil esas olarak “göstermek” cehdinde… Amaç “ideal insan” modeline her bir gönül sayısıyla bir adım daha yaklaşmak… Bunun dışında çok sayıda psikolog, sosyolog, pedagog ve sağlık profesyonellerinden de çok çeşitli ve çarpıcı konularda makale ve yazı serileri ve röportajlar yayımlanmakta. Sanatı ve sanatçıları konu edinen bir köşemizde onların insan yüreğine dokunan ve insanı manevi anlamda yönlendiren taraflarını ele alarak özellikle gençlere, örneklik boyutu yüksek değerler aşılanmakta. Yani bizler, Gönül Yayın Grubu olarak, Gönül Dergisi’ni yayın hayatına kazandırdığımız ilk gün söylediğimiz gibi, bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm güzellikleri bu derginin sayfalarında gün ışığına çıkarmak cehdiyle devam ediyoruz. Ama her zaman sloganımız “Yeni başlıyoruz…”
Konuşmak, dertleşmek, bu sayfalarda bizi biz yapan değerlerle yüzleşmek için buradayız. Bir dergi olmanın getirmesi gereken tüm yenilikleri gücümüzün yettiğince buraya taşıdık. Çünkü Cemil Meriç’in dediği gibi; “Dergi, hür tefekkürün kalesi…” Mevlana’nın “Artık cancağızım, yeni şeyler söylemek lazım” sözünün gereğini bu sayfalara taşımak, bunu gerçekleştirmek için, heybemizde ne varsa dökmeye devam edeceğiz. Bir hurma ağacının altında sancısız bir doğum, yani incitmeden incinmeden bir doğum gerçekleştirmek istiyoruz. Sadece “Anadolu kıtası büyüklüğünde” değil, güneş ışınlarının ulaştığı her yerde “hayat” denen enerjinin neye yaradığını görmek ve göstermek istiyoruz. O ışığın ilk önce içimizde neye yaradığını bilmek ve bildirmek istiyoruz… Bu nedenledir ki, neşelerimiz, tutkularımız, öfkelerimiz, değerlerimiz ilk sayımızdan itibaren bu satırlarda ehil ellerde şifa masasına yatırıldı. “İçimizi dışımıza çıkaracağız, aynaya baktığımızda kendimizden hoşnut olmadığımız her şey burada konuşulacak, masaya yatırılacak…” dedik ve masaya yatırdık. Bundan sonra da “Ne, neden, nerede, nasıl?” soruları gündemimizin başköşesinde oturacak her zaman… Konuşacağız hiç durmadan… Ölesiye sorgulayacak, kıyasıya sevecek, hiç durmadan yürüyeceğiz hakikat yolunda… Kâinatla, eşyayla, insanla aramızda olan hakikat tecelli edecek bu sayede… Bazen Yunus olacağız, bazen Gazali… Ama asla Firavun olmayacağız… Her zaman söylediğimiz gibi; sadece ve sadece her zaman “kul…” En büyük filozofluğu, en büyük müziği, en büyük arayışı, en büyük neşeyi, en büyük öfkeyi, hep “kulluğa” taşıyacağız… “Kulluk” ufkunun yüceliklerinde ölçüp tartacağız her şeyi, ta ki gerçekten “kul” olana kadar…
Evet, Gönül Dergisi yukarıda ifade ettiğimiz coşkuyla çıkan ve toplumun her kesimine ulaşmayı hedefleyen bir yayın… Tüm pozitif ayrımcılıkları, toplumun en zayıf kesimleri ve en mağdurları lehine yapmak zorundayız. Zulmetmek yok, zulme uğramak da yok… “Mazlumun dini olmaz” düşüncesini, zulüm kazanının hiç durmadan kaynadığı günümüzde, İslam’ın merhamet ahlakının evrensel boyutta algılanması şeklinde anlıyoruz. Çilekeş insanların çilekeş hayatlarına bir anlayış çerağı yakmak için varız. Sözde değil özde değer paylaşımını esas aldık.
Tüm bu güzel düşüncelerin, hayata geçirmeye çalıştığımız güzel ahlakın eğitici, öğretici bir faili var. Ahlaki mücadeleyi, insan hayatının olmazsa olmazı olarak gören bu çabanın fikrî ve ahlakî bir emzireni var. O ki, ömrü mücadeleyle geçmiş bir insan… Manevi bir büyük… Hayatın bütün maddi alanlarını, manevi bir gözlükle görmemizi isteyen ve bu haliyle Müslümanların zihninde “günümüz dünyasından ayrık bir beyin” oluşmasına müsaade etmeyen bir anlayışın temsilcisi… Müslümanların müzik, sanat, spor, sinema ile ilgilenmesini “tebliğ” olarak gören bir anlayışa sahip… Kendisi de bu konularda en güzelini ortaya koyma çabası içinde… İslam ahlakında ve medeniyetinde mahfuz tüm güzellikleri güncel kodlarıyla bizzat günümüz insanında karşılığını ortaya koyan bir ahlak ve medeniyet hançeresine sahip… Onun anlayışı, İslam olmadan önce “insan olmayı” ve İslam’ın güzelliklerini, İslam’ın bir “üst sistem” oluşunu göstererek anlatmaya, yaşayarak yaşatmaya yönelik… Bu anlamda “bireyi” çok önemsiyor. Evet, onun hayatı öyle bir hayat ki, derinlerde bir yerde iyilik, güzellik, doğruluk adına sizde ne varsa adeta oraya ayna tutan, ışıklandıran, o hazineyi herkesin görebileceği bir yere çıkaran bir hakikat savaşçısı… Kendisi sadece bir yazar değil, bir dost, ince ince duygulara, derinlikli düşüncelere sahip gerçek bir bilge, arif… Her seviyedeki irfan yolcusunu, bulunduğu yerden daha ilerilere taşımakta çok mahir… Gerçek bir ahlak abidesi ve “ölçü insanı…” Sizlerin de anladığı gibi, Şenel İlhan Beyefendi’den bahsediyoruz… İşte Gönül Dergisi de böyle bir kaynaktan çağlayan bir çığlık… Günümüzün güvensizlik, katılık, sığlık, şekilcilik, sevgisizlik ve her türlü yobazlığına karşı, her haliyle adeta bir “ahlak ayaklanması.” Sağlam ölçüler, ahlaki ve estetik kaygılar, incelikler, hep Gönül Dergisi’nin sayfalarında, bu anlamda, öbek öbek hassasiyete dönüşmüş… Arayışı olanların aradığı bir dergi… Toplumsal kamplaşma ve kliklerin ötesinde bir ufukla konuları masaya yatıran, her şeyi insan ve fıtrat ekseninde ele alan, bu anlamda, insan duygularına bir ölçü dâhilinde hürmet eden bir yerde duruyor.
Ne yazık ki günümüzde, ahlak, “kutuplara kaçmış bir fener…” Toplumsal sancılarının neredeyse tamamında ahlaksızlığın kalın çizgilerle çizdiği izler var. O izler bugün, insan ruhunu derinlerde bir yerlerde paramparça etmiş durumda… “Göründüğü gibi olmamak” her şeye damgasını vurmuş ve insanlık, maalesef ki sıradan genellemelere indirgenemeyecek bir derdin içinde… İnsanı bekleyen en büyük hakikat ise kocaman harflerle yazmak gerekirse; AHİRET… Yapıp ettiğimiz her şeyi, ancak o zaviyeden ve üstelik en sağlam ölçü ve değerlendirmelerle bakarak ölçebileceğimiz, keskin hakikat… Söylenecek hiçbir şey, o hakikatten daha keskin, daha kıymetli değil… O nedenledir ki, Gönül Dergisi, günlük hayatın gerçeklerinden kopmadan, tam da bu şartlarda, nasıl ve ne şekilde, Allah’ın rızasına uygun yaşanabileceğinin örneklerini veriyor. Değerleri ihya ve bireyi inşa etmenin fikrî ve fiilî kavgasını vererek… Çıktığımız bu yolda, dergi olarak, en tabii hakkımızın ve görevimizin, yol arkadaşlarımızı bulmak olduğuna inanıyoruz. Koca yeryüzünde yalnız kalsak dahi vazgeçmeyeceğimiz erdemleri, “toplu çarptıkça yürekler” dercesine bölüşebileceğimiz insanları bulmak ve “biz buradayız” demek için…
Evet, “Biz buradayız…” ve “Yeni başlıyoruz…”
Selam ve dua ile… Kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.