Eğitim ve İş Dünyasının Yeni Motivasyon Yöntemi: Oyunlaştırma / Oyunlaştırma Uzmanı Ercan Altuğ Yılmaz

Oyunlaştırma nedir? Bu kavram ne zaman orta çıktı? Son dönemlerde neden bu kadar çok ismini duyuyoruz?

Gamification, Türkçe kelime karşılığı ile “oyunlaştırma”, oyun tasarım metotlarının oyun dışı alanlar yani gerçek hayata uygulanma tekniğidir. Daha basit anlatımıyla hayatımızdaki problemleri oyun oynuyormuş motivasyonuyla aşmamıza yarayan yaklaşımdır. İlk olarak 2011 yılında sektör tarafından kabul gören bu terim 2012 yılıyla birlikte kitaplar, konferanslar ve eğitimleriyle sektörde önemli bir karşılık bulmuştur. Oyunlaştırma odaklı ve tek çözüm oyunlaştırma sunan Badgeville, Bunchball, Axofiny gibi birçok firma kurulmuş ve global anlamda başarılar elde edilmiştir. İlk dönemlerinde klasik oyun mekanikleri olan puan, rozet, liderlik tablosu gibi basit mekaniklerle başlayan süreç günümüzde tüm oyun sektörünün kullandığı psikolojik teknikleri gerçek hayata uygulayabilen seviyelere gelmiştir. Son dönemde popülerleşmesindeki en önemli neden oyunla büyüyen bir neslin artık hem okullarında hem iş yerlerinde bu tarz deneyimlere çok daha kolay adapte olmasıdır. Özellikle yeni nesil sosyal medyaları kullanan yeni nesil jenerasyondaki dikkat dağılması dikkat ekonomisi olarak adlandırılır ve 8 saniye gibi kısa bir süreye düşmüştür. Oyun ise Pokemon GO gibi örnekten yola çıkarak günde ortalama 4 saat süren odaklanma sürelerine ulaşabilmektedir.

Oyunlaştırmanın oyundan farkı nedir?

Oyun aslında eğlence amaçlı kurgulanmış kendi kapalı sınırlarında oynanan deneyimlerdir. Oyunlaştırma ise bu oyunlardaki bazı mekanik dediğimiz puan, ayın elemanı, geri sayım gibi tasarım tekniklerini gerçek hayata uygulayarak oyun oynuyormuş gibi problemleri çözmeye yarayan yaklaşımdır. Oyunlaştırma, gücünü oyunlardan alır ama eğlence odağından çok, gerçek hayata uyarlanarak davranış problemlerini çözmeye çalışır. En çok satış yapanın ödül kazanması, ayın elemanı, belli bir hedefi ilk tutturanın takdir edilmesi gibi.

Oyunlaştırma hangi dinamikleri kullanıyor, psikolojik temellerinden bahseder misiniz?

Puan, rozet, seviye, yarış, meydan okuma gibi yüzlerce oyun mekaniği var ve hatta bazı oyun firmaları kurgu içinde destekleyici olacak mekanikleri kendileri de yaratabiliyor. Mesela nabız, karantina, nazar bu tarz duyduğum mekanikler. Burada önemli olan bu mekaniklerin oyuncular yani katılımcı kişilerde yarattığı duygular. Liderlik tablosu çok net üste geçmek için rekabet duygusunu tetiklerken eğer ekibinizdeki diğer oyuncularla birlikte aşabileceğiniz bir seviye varsa ekipte diğer kişilerin ilerlemesine yardımcı olmak yani işbirliği duygusu gelişir. Bu yüzden oyunlaştırma tasarımlarına, katılımcılardaki davranışsal kazanımları düşünerek oyun kurguları yapmak gerekmekte.

Oyunlaştırma hangi alanlarda kullanılıyor? Hangi alanlarda daha verimli kullanılabilir?

Şu anda oyunlaştırmanın artık standart kabul gördüğü sektör fitness yani spor uygulamaları. Atılan adım, harcanan ve alınan kaloriler, nabzımız gibi birçok değişken ölçülüp hem kendi aktivite geçmişinizle hem de arkadaşlarınızla bu rakamlar üzerinden motive olabiliyorsunuz. Son dönemde özellikle insan kaynakları altında değerlendirebileceğimiz eğitim ve işe alım örneklerinin çoğaldığını görmekteyiz. Satış ve pazarlama bence başarılı örnekleri barındırsa da spor ve eğitim kadar yaygınlaşmamış ve talep edilen seviyede değil. Sağlık, finans, enerji tüketimi ve sürdürebilirlik ise öncü olan az sayıdaki uygulamayla oyunlaştırma oyununa giriyor.

Diğer sistemlere göre avantajları nelerdir, neleri daha hızlı ve kolay hale getiriyor?

Çok saygı duyduğum ve benim yaklaşımlarımı etkileyen bir Data Scientist Michael Wu var. Kendisi tüm ölçümlemeler sonrası tüketicilerde hem kendisi hem de şirketler için faydalı olacak davranışları en hızlı ve etkili şekilde sadece oyunlaştırma ve özellikle rekabetle sağlayabiliyoruz demişti. Gerçekten herkesin sevdiği bir oyun türü vardır, bilek güreşinden tavlaya, FIFA futbol oyunundan legoya kadar. Bu oyuna benzer bir oyun kurgusunda kilo verebilir, yabancı bir dil öğrenebilir ve hatta yeni insanlarla tanışabilirsiniz.

Özellikle eğitim alanında ne gibi değişiklikler yapabilir, hangi problemlerin çözümünde yardımcı olur?

Eğitimde oyunlaştırma, öğrenciyi merkeze koyan bir yaklaşım. Öğrencinin aynı bir oyunu oynar gibi bir eğitim konusunda gelişimini, oyunlardaki seviye atlamalar gibi istediği tarzda yapabilmesini sağlayan ve her bir oyuncunun oyun oynama motivasyonuna göre kurgularla eğitimi çok daha eğlenceli hale getiriyor. Ve sanılanın aksine oyun ve oyunlaştırmaları sınıflara uygulayan öğretmenler en çok kendilerinin eğlendiğini söylüyor, böylelikle herkesin eğlenerek geliştirdiği bir sınıf ortamı olmuş oluyor. Bir eğitimde hazır bir oyun kullanmak yanında bir süreci de oyuna çevirebilirsiniz.

Sadece öğrenme süreçleri değil ödev, beslenme, paylaşım, spor gibi birçok unsuru eğitimci oyuna çevirebilir yani oyunlaştırabilir. Örnek vermemiz gerekirse ödev konusunda sınıfımızda bir sorun varsa şu şekilde değişik bir kurguyla ödevi oyunlaştırabiliriz. Bir öğrenci önümüzdeki ödev konusunu geçen haftaki ödevini de başarıyla yaptığı için ‘Ödev Müfettişi’ olabilir ve sonraki haftanın ödev konusunu öğretmeniyle belirleme hakkına yani ‘statüsüne’ sahip olur. Haftaya kadar olan ödevlerde eğer ödevin erken gelmesini istiyorsak teslim gününe göre puanlandırılır. İlk gün teslim eden eğer komple doğruysa 100 puan alırken 2’nci gün teslim eden 90 puan, son gün teslim eden en fazla 30 puan alabilir. Burada amacımız bir oyun kurgusu içinde ödevlerin daha erken yapılması. Teslim edilen tüm ödevler ‘Ödev Müfettişi’ tarafından okunur. Bu aslında ‘Ödev Müfettişi’ olan öğrencinin zaten ödevi iyice içselleştirmesini sağlar. Ödevi arkadaşı tarafından okunan diğer öğrenciler de ‘Ödev Müfettişi olabilmek için’ ödevlerini daha iyi, daha hızlı verecektir. Hem süreç hem puan kurgusuyla basit bir ödev oyunlaştırmasını böyle düşünebilirsiniz.

Buradaki statüler, puanlar, geri sayımlar aslında tam bir oyundan alınıp sorunlara entegre edildiğinden oyunlaştırma olmuştur. Benzer başka oyunlaştırma örnekleri vermek gerekirse:

“İngilizce dersinde Remzi bugün hikâye anlatma ünitesinde seviye atlamaya çalışıyor. Hâlihazırda 5 puanı var. 7 puan daha toplarsa “usta hikâye anlatıcı” olma hakkını kazanacak. Eksik puanlarını da yaratıcı yazı yazma ünitesi görevini yerine getirerek tamamlamayı umuyor.”

“Ahmet geçen gün kütüphanede bulduğu bir kitabın içerisinde gizli olan matematik sorusu üzerinde arkadaşları Aslı ve Zeynep ile çalışmakta. Amaç, kodu herkesten önce kırmak! Bu zorunlu bir görev değil, tamamen öğrencilerin iradeleri ile uğraşmayı seçtikleri türden bir görev.”

“Her cuma okul bir konuşmacıyı misafir ediyor. Onlara gizli müttefik deniyor. Bu haftaki konuşmacının adı Metin ve bilgisayar programları ile müzik oluşturabiliyor. Öğrencilere gelecek hafta gerçekleşecek “boss fight-büyük dövüş” hakkında yardımcı olacağını söylüyor. Okulda her iki haftada bir “boss dövüşü” gerçekleşmekte ve öğrenciler büyük bir merakla bunu beklemekte.”

“Öğrenciler yeni bir eğitim almadan evvel o konuda bildiklerini bir ‘Zaman Kapsülü’ içine atıyorlar ve eğitim bittikten sonra açıp yeniden o konudaki bilgilerini karşılaştırıp aslında ne kadar çok öğrendiklerini birbirlerine sunuyorlar. En iyi sunumu yapana ‘Öğretmenler Odası’nda öğretmenlerle sohbet etme ve istediği soruları sorma ödülü veriliyormuş.

İşte eğitim ve gelişim gibi en önemli ve aslında tüm hayat boyu lazım olan bir süreci daha eğlenceli ve motive edici hale getirmenin yollarından biri olan ‘oyunlaştırma’ bu şekilde birçok eğitimcinin başvurduğu bir yöntem olmakta. Pokemon GO adlı oyundaki 150’den fazla Pokemon adını ve özelliklerini tek seferde sayabilen öğrenciler, periyodik cetveldeki elementleri Pokemonların yanına yazan ve anlatan bir Kimya öğretmeni sayesinde tüm periyodik cetveli Pokemon sayar gibi sayabilmekte. İşte hem öğrenciler hem de öğretmenler bir oyun oynar havasında sınıflarında güzel vakit geçirerek eğitim yapıyorlar.

Oyunlaştırmanın geleceği hakkında ne söylemek istersiniz?

Oyunlaştırma, insan olan tüm alanlarda uygulanabilir. Özellikle sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi yeni teknolojilerde de birçok gerçek, hayatta uygulanabilecek oyun kurguları bizleri bekliyor olacak. Pokemon GO bu işin biraz demosuydu, yakında ellerindeki telefonlarla sanal hazineler bulan, sanal lokasyonlarda belli bir motivasyonla nöbet tutan ve hatta dijitalde yarışan oyunlar olacak. En beğendiğim örnek Belçika Brüksel belediyesinin aynı Pokemon GO gibi, şehre kitapları poşetlerle saklaması ve lokasyonları paylaşarak bulanlara kitabı hediye edip yazarlarıyla tanıştırma gibi ödüller vermesiydi.

Duyduğum en ilginç hikaye, her insana özel bir göz retinası vardır, onun fotoğrafını çekerek koleksiyon yapmayı ve istenilen (mesela çekik ya da yeşil göz) okuttukça bonus ödüllerle statüler kazanılan bir gerçek hayat oyunuydu. Evet, hayatımızda daha çok oyun göreceğiz ve bu oyunlarla da Pokemon GO gibi sadece Pokemon toplamak değil, istediğimiz iş hedeflerini gerçekleştirebileceğiz. Özellikle IOT (Internet of Things) ile ölçebildiğimiz tüm nesneleri biz hedef alabileceğiz ve yarışacağız. Yani kombimiz, arabamızdaki benzinimiz, elektrik faturamız ya da harcadığımız su gibi, şu an adımlarımız gibi hepsi oyunlaştırılabilecek.

Oyunlaştırmayı bünyesinde çok iyi kullanıp başarılı olmuş uygulamalara örnek verebilir misiniz?

Oyunlaştırmayı süreçlerine ekleyip rakiplerinden çok ciddi ayrılan Nike firmasıdır. Çipli ayakkabılar, adım sayarlı bileklikler ve Nike Run isimli mobil uygulamayla sanal kupalar, seviyeler ve liderlik tablosuyla müşterilerini oyunlaştırdı, yarıştırdı, motive etti. Aslında sadece bir ayakkabı ya da tişört aldığını düşünen müşteri diğer firmada bu deneyimi bulamıyordu. Foursquare ve yeni ismiyle Swarm gezdiğimiz mekânları arşivlemek, tavsiye almak ve arkadaşlarımızın nerede olduğunu görmek üzerinde puanlar, liderlik tablosu, rozetlerle dünyanın en önemli sosyal medyalarından biri haline geldi.

Duolingo sitesi diğer yabancı dil siteleri gibi direkt eğitim ve sınav açmayıp bir oyun oynar gibi seviyeler, haklar, içinde yumurtadan çıkmayı bekleyen civcivler olan rozetler göstererek sanki bir oyun oynar gibi size dil öğretiyor.

Oyunlaştırma tasarımıyla ilgilenmek isteyenler işe nereden başlamalılar, hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Oyunlaştırma çok yeni bir yaklaşım ve dijitalleşen oyun sektörünün Esports devrimiyle bence çok daha ciddi bir konuma gelecek. Bu süreçte oyun sektörünü takip etmeniz ve tabii ki oyun oynamak -illa dijital olması şart değil- her türlü oyunu takip etmeniz önemli tavsiyem. Davranış psikolojisi alanı aslında oyunlaştırmanın nihai hedefi olan uzun vadeli davranış değişikliği ve alışkanlık kazanma konularını da öğrenmek ve bunları oynadığımız oyunlarla nasıl yapabilirizi düşünmek tavsiyem olur. Kitabımda “İşinize ve hayatınıza oyun katın.” demiştim. Kitabım demişken eğer İngilizce kaynaklarda zorlanıyorsanız kitabımı internetten uygun fiyata alıp birçok oyunlaştırma örneği görüp ve uzmanıyla tanışabilirsiniz, Türkçe için iyi bir başlangıç kaynağı. Türkçe olarak ayrıca güzel örnekleri koymaya çalıştığımız www.oyunlastirma.com blogumuz da incelemenizce faydası olacak bir kaynak. Coursera sitesindeki Türkçe altyazılı Kevin Werbach hocanın Gamification kursu da 10+ saatlik hazır olduğunuzda sizi bekleyen çok değerli bir akademik kaynak.

Yorum bırakın