Ana sayfa - Arşiv - Editörden Abdulbaki İlhan

Editörden Abdulbaki İlhan

Kalbin direnişine işaret eden çok kıymetli bir kalp eri, bir psikiyatrist; “Başdöndürücü bir rüzgâr esiyor etrafımızda. Kronolojik zaman alabildiğine hızlanmış, durmadan imge yığıyor önümüze. Her şey çok hızlı, o yüzden hiçbir şey kökleşemiyor. Yer tutmak çok zor. Çok sayıda doğru var, ama hiçbir doğru kişinin iç âleminde ruhu sükûna erdirecek yoğunluğa ulaşamıyor. Hepimiz buradayız ve bir orası yok. Köksüz, yurtsuz, kimsesiz, yalnız…” diyor. Hem insanın yalnızlığına hem de değerlerin insan kalbinde tutunamadığına işaret ediyor… Bir taraftan şişmiş egolardan, narsistleşen benliklerden, çok kişilikli ve binbir suratlı insanlardan bahsediyor psikiyatristler… Aklı başında sosyologlar ise “içi boşalmış dindarlık”tan dem vuruyorlar. Yani sonuçlarından istifade edemediğimiz; insan ruhunda çok büyük bir huzur, tatlı bir gözyaşı, hayatın tüm çilelerine katlanacak bir metanet ve dinginlik, ânı yaşayan ve yaşatan bir manevi lezzet, iyi doğru ve güzel olan şeylere karşı büyük bir iştiyak duyan “sahih dindarlık…” Meyvelerini toplumla birlikte yiyebileceğimiz sınırsız hazine, nesillere ve tüm zamanlara yetecek aşkın ve huzûrî derinlik…

Bu benciller dünyasının belki de en mağdurları fakirler… Varlıklı insanlar, fakirlerin sırtındaki yükü bir şekilde hafifletmeli. İstismar etmeden, incitmeden, yardımlar üzerinden yeni bir “ego” geliştirmeden… Artık yeni bir dönem başlamalı. İnsanın sınırsız heves ve arzularına “dur!” diyen bir dönem. İnsanın şeytani taraflarını kışkırtarak bundan nemalanan zihniyete artık bir çekidüzen verilmeli. Demek ki dünyanın yeni bir ruha ihtiyacı var; sloganı “Kâfi!” olan bir ruh… Bir Mevlana hikayesi şöyle der:

“Gözün, aklın ve kulağın saf olmasını istiyorsan o açgözlülük perdelerini yırt. Çünkü insanı yoldan çıkaran açgözlülüktür. Ayna bir şeye açgözlülük etseydi bizim gibi münafık olur, herşeyi olduğu gibi göstermezdi. Terazi mala aç olsaydı, tarttığını nasıl doğru tartardı?”
Bencillerin dünyasından sıyrılıp sencillerin dünyasına doğru yol alırken, Mahir İz Hoca’nın sözleriyle seslenelim âleme;
“Kıl beşi, düşün kul kardeşi, kurtar başı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.