Editörden Abdulbaki İlhan

gonul18-abdulbaki-ilhanVaroluşumuza İslam dışında mânalar yükleyen, izahlar getirmeye çalışan, insan ruhuna yabancı sistemlerin, nefsani arzuları semirtmeye yönelik icraatları, bugün başımızı çevirdiğimiz her yerde, her yüzde derin izler bırakmıştır. Modern telakkiye göre düşünen, değişimci, ilerici, özgürlükçü, sözde toplum mühendislerinin imzası, bu ümmetin sahipsiz evlatlarının kopan uzuvlarında yazılı kalmıştır.
Müslüman’a yakışmayan sıfatlarla muttasıf hale getirilmek istenen gençliğin, ruh ve mâna kökleri tehdit altındadır. Gençlik; kişiliğini, izzetini, cinsiyetini, anlık “sanmalık zevklerini” kısacası kaybettiklerini ararken, kaybolduğunun farkına varamamıştır…
Evet… Yüksek düzeyde İslam’ı yaşayan Müslümanların dahi İslamî kimliklerinin zarar gördüğü bu devirde, ”Sorun, söyleyelim.” formatıyla fetva naklederek cihad eden! , ettiğini sanan hocalarımızın tedavi ve çözüme yönelik nakledeceği bir fetva var mı acaba? Enerjisinin büyük bir kısmını, kendisi ve rakipleri arasında üstünlük mukayesesine harcayan mollalar, hocalar, hitap etkileri kitlelerin psikolojisinden birazcık anlasalar keşke…
Talim, terbiye ve irşad başta olmak üzere, insan psikolojisi ve kemâlâtın inşası konusunda istidat ve kabiliyeti topal kimselerin inadı kırılıp, ehil olanların önü açılırsa çok şeyin değişeceğine inanıyorum…
İslam’ın ruhlarımızı inşa etkisi, evvela bizi sahiplenmesiyle başlar. Allah (cc) bize İslam’la sahip çıkar. Teşri ve tekvini kanunlarıyla bizi bilinçlendirir ve sonuçları gösterir. Kişilerin algı mazhariyetinin mertebesine göre bazılarına ilmel yakin, bazılarına aynel yakin, bazılarına da hakkel yakin sonuçları nazara verir. Allah’ın şuhud ihsan ettiği ve şuhudun ziyasıyla önünü açtığı kimseler elbette muvaffak olur ve onlar da bu ümmetin evlatlarına sahip çıkar; ilericilik iddiasıyla değil ilerleyerek ve ilerleterek davasında yürütür. Seyyidimiz gibi şahsiyetlerin halinde müşahade ettiğimiz gibi…
Hastaya mı hastalığa mı düşman olacağını kestiremeyenlere son sözü, şu kısa yaşanmışlık ile söylemek istiyorum;
İmam Şafi ile İmam Muhammed birlikte otururken karşıdan gelen bir adam görürler. İmam Muhammed “Şu adam bir marangozdur.” diye söylenir. İmam Şafi ise: “O bir demircidir.” der. Sonra adama varıp sorarlar, mesleğin nedir kardeşim? “Önce demirciydim, şimdi marangozluk yapıyorum.” der.
Neticede, hikmet ehli olanlara bu ümmetin hakikaten çok ihtiyacı var. Susuzluğun deniz suyuyla giderilmesi neyse, hikmetsiz irfansız liderlerin peşinden gitmek de odur. Allah Gönlünüze göre versin…

Yorum bırakın