Ana sayfa - Son Sayı - E-Spor, Spor mu Yoksa Eğlence Etkinliği Mi ? / Orhan Efe Özenç

E-Spor, Spor mu Yoksa Eğlence Etkinliği Mi ? / Orhan Efe Özenç

E-spor nedir biraz anlatır mısınız?

Öncelikle e-spor diye tanımlanan kavram, kısaca her türlü elektronik hizmette olduğu gibi, elektronik sporu ifade ediyor.

E-spor bir oyun mu yoksa spor mu?

Bu şöyle ortaya çıkıyor; öncelikle bir müsabaka olması önemli. E-spor konusunun membaı özellikle dijital oyunlardır. Her türlü oyundan nasıl ki spor çıkmaz ama futbol bir oyundur ve onun spor haline gelmesi mümkün olmuştur. Basketbol bir oyundur ve spor haline gelmesi mümkün olmuştur. E-spor dediğimiz kavram da; kaynağını dijital oyunlardan alan bir oluşum ve bu kaynaktan sonra belli oyunlar e-spora dönüşmeye uygun. E-spor dijital devrimle ortaya çıktı. 1960’ların sonu 70’lerin başından itibaren, bilgisayar teknolojisi gelişmeye başlamıştı. 1990’lardan itibaren de insanların evlerine kişisel bilgisayar, pc şeklinde girmeye başladı. Biz bundan öncesinde ülkemizde Amiga, Commodore gibi televizyona bağlanan veya atari salonlarındaki atari makineleri gibi jetonla oynanan daha ilkel diyebileceğiniz oyunlarla bu dijital ortama giriş yapmıştık.

Zaman içerisinde teknoloji geliştikçe, hikâyeyi aktarma yönünden de, mekanikler yönünden de daha güzel, daha kuvvetli oyunlar yapılıyor. Böyle daha derinlik içeren oyunlar yapıldı. Evlere giren bilgisayarlardan sonra internet, çok önemli bir çağı başlattı.

E-spor nasıl ortaya çıktı? Dijital oyunlar e-spora nasıl dönüştü?

Tüm dünyada e-sporun ortaya çıkışı, ilkin 1998 senesinde Güney Kore’li StarCraft isimli strateji oyunun çok ciddi oynanmaya ve müsabakalarının düzenlenmeye başlamasıyla oldu. StarCraft’ın Güney Kore’de gördüğü bu ilgiden sonra, özellikle Amerika’da da, Uzak Doğu’da da ciddi bir internet devrimi yaşandı. Bize bu biraz geç geldi ama bazı oyunlar vardı, nedir bu oyunlar; nişancı oyunları dediğimiz personal shooter, first person shooter ya da özellikle Half Life, daha sonra da internetten oynanması için geliştirilen özel bir modu olan Counter-Strike. Bunun ardından gelen FPS oyunlardan Medal Of Honor, Call Of Duty, şimdi Battlefield gibi oyunlar bugünlere kadar gelen bir döngüye sahip fakat bu tek tür olarak gelişmedi. İnsanların birbirleriyle oynamasını sağlayan oyunlar ama bunu belli bir müsabaka düzeni içerisinde yapan, belli kuralları olan, bir süre sınırı olan, galibiyet şartları olan ve bir haritada, belirli bir haritada oynanan oyunlar e-spor olmaya daha uygun hale geldiler. Bunun yanı sıra; güçlendirici içerik satın alma adına internet ortamında para harcayıp daha güçlü hale gelemediğiniz oyunları e-spora dönüştürmeye başladınız ama öncelikle profesyonellik aşaması henüz yoktu. İnsanların, genel amatör oyuncuların birbiriyle müsabakası, birbiriyle mücadelesi halindeydiniz. Dolayısıyla bir oyun olmaktan çıktı. Ne demek spor olması, tıpkı futboldan hesap edelim; bizim halı sahalarda veya herhangi bir şekilde takım kurarak kendi aramızda maç yapmamız, belirli bir spor kulübü olduğumuz anlamına gelir mi veya belirli liglerde mücadele edebileceğimiz anlamına gelir mi, gelmez.

Bunun belirli altyapıları vardır, belirli kural bütünleri vardır, belirli kurumlar gerekir. Mesela federasyon kabulüdür ya da sizin belirli bir mali yapı oturtmanız gerekir, oyunculara lisans çıkartmanız gerekir. Başarılı olmak adına ise; gidip futbol takımı haline geldikten sonra, ciddi idmanlar yapmanız gerekir. Bir sistematik içerisinde, gününün belli bir saatini ayırarak, çok çeşitli kulvarlardaki eğitimleri birleştirerek bir idman temposuna sahip olmanız gerekir. Elbette ki herhangi bir oluşumun ne kadar para kazanacağını veya para kazanıp kazanmayacağını belirleyen faktör, seyirci faktörüdür.

E-spor ne kadar izleniyor? E-sporun içinde hangi oyunlar var, her oyunun e-sporu oluyor mu?

Seyirci eğer herhangi bir şeyi haddinden fazla seyreder ise, oraya bütün şirketlerin reklam verme ihtiyacı doğar. Bu da her sektörde olduğu gibi, futbolda, basketbolda veya olimpiyatlarda olduğu gibi e-spora da aynı şekilde yansır. Genç nüfus, özellikle de dijital çağa doğmuş olan nüfus, genellikle keyiflerini dijital çağda aramaya başlıyor ve bu oyunlar çok güzel oynanıyor. Aa bu adam bu oyunu çok güzel oynuyor, bunu biz seyredelim. Bunu biz seyredelim diyen insan sayısı on, yüz, bin iken tamam da, televizyon kanallarına çıkmamasına rağmen, sosyal medya içerisinden, youtube, twitch içerisinden çok fazla kişi sizi keşfetmeye başlıyor. Yüz milyonlarca kişi seyrediyor. Futboldan daha fazla seyrediliyor, belki ona yakın seyrediliyor ya da gelecekte geçecek. Mesela dijital oyunlar içerisinden e-spor olmayı başaran, temel öncülerin içerisinde League Of Legends oyunu yer alıyor. League Of Legends oyununun geçen seneki, 2018’deki büyük finalini, dünya şampiyonası finalini yüz milyon kişi canlı seyretti. Tekrar seyretmeyle beraber baktığımızda dört milyara kadar çıkan bir olgudan bahsediyoruz. Çok ciddi rakamlar.

Şimdi de 2024 ve 2028 olimpiyatlarına e-spor kabul edildi. 2018 ve 2017’de Asya oyunlarında oynandı. Bu ne demektir; çok ciddi bir hızla, yaklaşık 10-15 yıllık bir süreç içerisinde e-spor, bütün dünyayı kasıp kavurmuş durumda. Üstüne üstlük, bunun daha fazla ilerleyeceği de öngörülür. Bizim ülkemizde de dünyanın pek çok ülkesinde de dijital devrim, belirli bir dünya standardını tutturmak üzere. Tutturmuş durumda diyemeyiz ama tutturmak üzere. Yani sizin herhangi bir internet kafeye ya da günümüzdeki haliyle game center’a ihtiyaç duymadan ya da oyunların belli merkezleri oluyor, oraya gidip oynamaya gereksinim duymadan, evinizden oynayabildiğiniz hadiseler haline gelir. Siz, hem işin normal rahatlama, keyif alma, güzel vakit geçirme şeklindeki oynanışlarını çok sık yapabilirsiniz; hem de e-sporcu olma hayalini güdebilirsiniz.

E-spor en çok hangi yaş aralığında oynanıyor? E-sporcuların özel bir antrenmanı var mı?

Bir e-sporcunun kariyeri, refleksler bakımından, fiziksel tempo bakımından genellikle şu an, 16 yaşından, 27-28 yaşına kadar sürüyor. İnsanlar diyorlar ki; bildiğimiz, alışılmış atletizm branşının tanımladığı fiziksel aktivite şeklinde bir fiziksel aktivite değil bu. Başka türlü bir efor sarf ediliyor ama satranç gibi de değil. Sadece oturup düşünmüyoruz, bir eylem de var el kolda ya da vücudunuz bölünür. Böyle bir eylem sarf edildikten sonra, ciddi anlamda yorulma, tükenme noktasına geliyor.

E-sporda bir masa başındasınız, sandalyede oturuyorsunuz. Bu zaten vücudun deformasyonu adına çok önemli bir faktör. İkincisi; belirli saatlerinizi buraya ayırıyorsunuz ve çok yoğun şekilde bu e-spor idmanını gerçekleştiriyorsunuz. Bu yüzden vücudunuz yıpranıyor. Bu hazırlık süreci sizi, hem mental açıdan hem de fiziksel açıdan tüketir. Bu yüzden 27 yaş, en üst düzeyde mücadele etmek adına bir üst sınırdır. Daha sonra da siz, o yaş gruplarının resmî, profesyonel turnuvalarına katılıp para kazanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra ne tarz aktiviteler gerekiyor. Özellikle mouse ve klavye döngüsü yüzünden bilek kasları, el kasları, kol kasları, dirsek, omuz, sırt, boyun çok önemli bir yere sahip. Bunların aşınması son derece muhtemel. Buna karşılık şu an pek çok e-spor takımı, genel check-up olsun, sağlık kontrolleri olsun, tıbbi sektörle işbirliği içerisindedir. Nasıl ki bel ağrısı olan, bacak ağrısı olan bir futbolcu çıkıp performans sergileyemez, e-sporcular için de aynı şey geçerli. Fiziksel olarak düzgün bir durumda olmaları gerekiyor.

Peki, e-spor, şu an günümüzde bir spor dalı mıdır?

Bunun için az evvel bahsettiğim spor dalı tanımını yapmak lazım. Fiziksel olarak sarf ettiğimiz efor, göğüs göğüse bir çarpışma olmadığı için insanlara sanki spor değilmiş gibi geliyor. Bunun bir önemi yok aslında. Maksat, insanları eğlendirmeyi amaçlayan, ilgi gören, seyredilen bir müsabaka olması. Eğlendirdiği sürece, ilgi gördüğü sürece dilediğimiz ismi buna verebiliriz ama “spor” adı altında yapılmasının sebebi; artık belirli bir tempo düzeyinde, belirli bir oluşum şeklinde yapılması. Bireysel e-sporlar da var, bu başka bir konu ama genelde takımlar vardır. Genelde belirli bir tempoyla idman yapmak zorundalar. Kendilerini geliştirmek, bir strateji belirlemek, uyumlu çalışmak zorundalar. Spor da bu yüzden insanlara aşina gelen bir kavram. Aksi halde hiç kimse, işin spor yönünden bahsetmez. Satrancın veya Formula 1’in bile spor olup olmadığının tartışıldığı bir ortamda, e-spora da spor demeyenler çıkacaktır. Önemli olan nokta; bunun kendine bir şekilde bir ad elde etmiş olması. Maksat elektronik müsabakaların sistematik biçimde, belirli kurallar bütününce ve bunu organize eden, bunu düzenleyen kurumların gözetimi eşliğinde oynanması.

E-spora herkes dâhil olabilir mi? E-sporun içinde bulunmak için yoğun bir çalışma gerekiyor mu? Evden oynanabilecek bir şey mi e-spor?

Biz, bunları bir oyun olarak amatör seviyede de oynayabiliriz. Sadece eğlenmek amacıyla, sadece keyifli vakit geçirmek amacıyla da oynayabiliriz. Ama maksat; bu oyunlarla birbirini alt etmek, en iyisi olmaya çalışmak, bundan para kazanmaya çalışmaksa eğer iş, e-spor noktasına geliyor. Niye her oyun e-spor olamaz? Her oyunun mücadele tekniği birbirinden farklıdır. Kimisi, sadece bilgisayarın yapay zekâsına karşı mücadele etmemizi ister, kimisi, bu MMO dediğimiz Massively Multiplayer Online veya Multiplayer dediğimiz klasik, çoklu, gerçek oyuncu hadiselere elverişli düzeydedir.

Ciddi bir yatırım gerektiriyor. Bilgisayar ekipmanı sağlamak, oyunculara belirli bir maaş vermek, bunun koçunu organize etmek. Eğer, toplu yaşanılan idman ve ikamet evi tutuyorsanız bunun gider masrafı, aşçısı, doktoru üstüne turnuvalara katılım ücreti, vizesi, pasaportu, otel ücreti ya da müsabakalara katılım bedeli vs. için gerekli bir finansman söz konusu. Bu da tabii ki çok basit bir rakam değil. Şu an sadece, klasik düzeyde takımsal ve iyi bir e-spor kulübü kurmak için 500 bin ile 1 milyon dolarlardan bahsediliyor. Tabii hangi branşlarda mücadele edeceğinize bağlı olarak ve hedefinizin ne olduğuna, ne kadarlık bir kariyer planı çizdiğinize bağlı olarak daha düşük maliyetlerle bu işe girmek de mümkün ama oyunlar açısından konuşacak olursak; şu an çok popüler, bir e-spor olmaya da müsait bazı oyunlar var. Nedir bunlar? Counter-Strike; hepimizin gençliğinde, en azından benim jenerasyonda, gençliğimizde oynadığımız bir oyun. Bu, artık profesyonel seviyede oynanıyor ve bütün dünyada milyonlarca kişi bunu seyrediyor. En aşağı yirmi, otuz milyon kişi ve sürekli olarak profesyonel turnuvası var.

League Of Legends; köklerini Dota 2 isimli oyundan almıştır fakat onu daha basit, daha genel kitleye hitap eder hale getirdiği için, çok daha fazla seyrediliyor ve oynanıyor. Şu an ülkemizdeki başat e-spor dalı, League Of Legends.

Uluslararası dalda isminden bahsettirmiş ve sistematik şekilde çalışan e-spor dalı, League Of Legends bizim ülkemizde. Counter-Strike gene aynı şekilde ama çok fazla profesyonel takım yok. Şu an için PUBG, Fortnite. Normalde bu oyunlar, e-spor olmak için geliştirilen oyunlar değildi. Bu oyunlar daha ziyade, Twitch, Youtube gibi platformlarda insanların seyretmesi, oynaması, yayın yapması için ve onun üzerinden para kazanmak için oluşturulmuş oyunlar fakat o kadar talep gördüler ki, biraz ite kaka, zorla e-spor olmaya teşvik edildiler. Bu oyunların diğerlerinden farkı ne? Aynı anda yüz kişinin tek bir maçı yapması gerekiyor. Farklı modlar da var. Elli kişi de olabilir, otuz kişi de olabilir fakat diğer oyunlara baktığımızda, ortamda genellikle iki takımı beşer kişiden düşünürsek, on kişi; aynı anda sekiz takımın maç yaptığını hesap edersek yaklaşık kırk kişi. Kırk kişinin altyapısını karşılasa internet, kâr ama PUBG ve Fortnite’da yaklaşık elli altmış kişi var en aşağı ve bunların birbiriyle aynı haritada oynaması sebebiyle gelişmiş bir teknoloji lazım. Bunları seyreden insanlar için çok ciddi arenalar lazım. Ama bu oyunlar, o kadar kâr elde ediyor ki, bu arenaların masrafını karşılamaktan hiçbir sponsor şirket çekinmiyor. Bunun üzerine, ülkemizde de mesela Zula oyunu var. En son kitabım Zula’ya dair, çok yakın bir zamanda çıktı. Zula, ülkemizde e-spor branşı olma adına en önemli mesafeyi kat etmiş, yerli ve milli oyundur. Pek çok FPS oyun gibi o da elbette bazı oyunlardan ilham almıştır. Zula şu an yaklaşık yüz tane ülkede oynanan bir oyun. Birden fazla ülkede, üstelik takımlar halinde, sistematik bir şekilde oynanan, turnuvaları düzenlenen, insanları bu turnuvaya çeken ve para kazanmayı amaçlayan türden bir oyun haline dönüşüyorsa, bir e-spor branşı olmuş diyebiliyoruz. Bu yüzden de bizim gururumuzdur.

İşbirlikleri, finansi konular. Buradan e-sporun gelir modellemesine gelmek istiyorum. Herhangi bir e-spor takımın, sadece katıldığı turnuvalardan kazandığı ödüllerle kendini döndürmesi, ya da kâr elde etmesi kolay değil. Çünkü hem rakipleriniz var hem de ödül havuzları, ne olursa olsun o kadar geniş değil. Ödül havuzlarının yanı sıra ve bunların bazıları tabii oyuncularla da paylaşılıyor.

Ödül havuzlarının yanı sıra, sizin yapmanız gereken şeyler; 1. Merchandising kısmı. Ürün elde etme, marka değeri oluşturma, bunun üzerinden birtakım eşantiyon ürünler pazarlama. 2. Yayın dünyasına adım atıp; nedir bu yayın dünyası, Twitch’dir, Youtube’dur. Buralarda sizin oyuncularınız, sizin adınıza, popülerlik kazanacak içerik üretip bu oyunları oynarken, kendilerini yayınlayıp size buradan bir gelir getirebilirler. Bunun bir üst tarafı da, dünya çapında eğer tanınırlık kazanırsa o e-spor branşı, genel olarak turnuvanın naklen yayın gelirlerinden size bir pay düşmesidir. Bunlar sayesinde siz, e-spor branşlarınızı gönderebilirsiniz.

E-sporun geleceğini ülkemizde nasıl görüyorsunuz?

Son derece iyi. Elbette ki ayaklarını yere basması için federasyon yapılanması gerçekleşti. Bu federasyon, bir olimpiyat komitesi gibi olamaz çünkü sporların sahibi, oyunların sahibi federasyon değil. Bu oyunları üreten kendi şirketleri var.

E-sporun olumsuz etkileri olduğunu düşünüyor musunuz?

Aslında ben, kitaplarda da bundan çok bahsediyorum; sosyolojik boyut akımında yapılan araştırmalar var; Harvard Üniversitesi, Oxford Üniversitesi, Utah Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalarda, kesinlikle insanları şiddete yönlendirmediğini ortaya koyuyor. Tam tersine insanların içerisinde var olan şiddet duygusunu körelttiği, tıpkı halı sahaya gidip insanların deşarj olması gibi gazını aldığı açığa çıktı. Bunun üzerine, insanların sürekli olarak bir rekabet arama ihtiyacı vardır.

İnsanların eylemlerine öncülük eden ihtiyaçlar; ödül sahibi olmak, sürekli olarak yeni insanlara karşı rekabet ortamı bulmak gibi güdüleri, yani egoyu da tatmin ettiği için, her zaman bir kitlesi olacak. Bunun üzerine, faydaları neler? Ben mesela çocukluğumdan beri oyunlara alıştığım ve oyunlar çok hızlı bir hareket mekanizması barındırdığı için, etrafımda olup biten şeyleri saliselik algı bakımından çok daha hızlı bir şekilde algılayabiliyorum. Detayları çok daha hızlı bir şekilde saptayabiliyorum. Bunun yanı sıra, inisiyatif almayı, işbirliğine gitmeyi, takım halinde işlem yapmayı ve kendilerinin nasıl bir karakter olduğunu keşfetmeyi öğreniyorlar. Yani ben, hurra hücum şeklinde sürekli hücum yapacak bir karakter miyim, yoksa kenarda zamanımın gelmesini mi beklerim ya da daha teknik, farklı görevlerle meşgul olması gereken bir insan mıyım? Bunu da ben oyunlar sayesinde keşfettim.

Üstüne üstlük, gelişim ve eğitim bakımından bunların herhangi bir masrafı olmadığı için, böylesi simülasyonlarla insan hayata dair çok daha fazla tecrübe edinebiliyor.

Dünyada peki kimler başarılı e-sporda, kimler öne çıkıyor?

Dünyada bu işin profesyonellik basamağı konusunda bir ciddiyete sahip olduğunu gören pek çok ülke başarılı. Bunların içerisinde Uzak Doğu ülkeleri başarılı. Çünkü e-sporun ilk çıktığı yer orası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.