Doğum Sürecinde Psikolog Desteği / Hamile Ve Doğum Psikoloğu Zeynep Kocamaz Öztürk

Doğum psikoloğu kimdir, neler yapar, hangi aşamada ihtiyaç duyulur?

Doğum psikoloğu doğum öncesi, anı ve sonrasında anne ve anne adaylarına psikoterapötik destek sunan kişidir. Hamilelik ve doğumun fizyolojisi ve psikolojisi ile ilgili teorik ve pratik yeterliliği olan bu alanda gerekli eğitimleri alıp uygulayan kişiye doğum psikoloğu diyoruz. Doğum öncesi anne adayı ile doğum ve annelik sürecini etkileyebilecek olası psikolojik negatif bilgi ve tecrübeler ile çalışıp doğum ve doğum sonrası ortaya çıkabilecek negatif sonuçları önlemeye çalışıyoruz.

Bir kadının doğum psikoloğuna ihtiyaç duyup duymadığını kesin olarak bilememekteyiz. Zira bilinçaltı ile çalıştığımızdan ötürü ve bilinçaltının buzdağının görünmeyen çok büyük bir yüzü olması sebebi ile birçok kişinin doğum öncesi ihtiyacı olmadığını hissediyor olmasına karşın, doğum sonrası yaşanmış olan birçok sorunun aslında o kadınların bu desteğe ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bazı durumlarda bilinçaltımızda yatan negatif duygu ve birikimlerin bilince çıkıp gözle görülür duruma geldiği durumlar olabiliyor. Mesela gebe, doğumdan çok korktuğunu hissedebiliyor. Böyle bir durumda psikoterapötik bir desteğe ihtiyaç duyabiliyor.

İlk kez anne olmak isteyen bayan, gebelik hazırlık aşamasında nasıl bir psikolojide olmalı? Önerileriniz nelerdir?

Öncelikle sezaryen oranının ciddi yüksek olduğu bir ülkede yaşadığımızı hatırlayalım. Bu konuda dünya ikincisiyiz. Eğer sonuçta hata varsa problemi çözerken bir yerlerde yanlış yapıyoruz demektir. Ya da en başından soru hatalı demektir. Bu durum bize düşünme fırsatı veriyor. Bir yerlerde yanlış yapıyoruz. Bu konuda her kesimin, suçu başkasına atarak kendi payından feragat etme meyilinde olduğunu görüyorum. Doktorlar gebeleri ve ailelerini, gebeler doktorları, bakanlık doktorları, doktorlar bakanlığı, herkes birbirini suçluyor. Bu sorunun bir sistem sorunu olduğunu kabul etmek durumundayız. Ve herkes elinden geleni yapmak ile mükellef. Bu konuda biz doğum psikologlarının bulunduğu pozisyon, hizmet alanlar ile çalışmak oluyor. Gebelerimizin bilmemek gibi bir lüksü yok maalesef. Öncelikle bilinçli olmak şart. Her birimizin bilinçaltında doğumla ilgili negatif bilgiler mevcut. Pozitif bilgiye ulaşmak zorundayız. Doğumdan korkan bir gebe, doğuma hazırlık kursuna katıldığı vakit öncelikle sahip olduğu negatif bilgilerin yanlış olduğunu fark edip pozitif bilgi ile donanıyor. Korkunun en önemli panzehiri bilgidir. Doğru bilgiye ulaşan birçok gebemizin doğum konusunda çok daha gayretli ve etken pozisyonda olduğunu görüyoruz. Doğum yapacak bir kadının öncelikle bir mucizeyi taşıdığının farkında olması gerekiyor. Onu yetiştirmeye kudreti olan bir beden tahsis edilmiş kendisine. Ve Hz. Meryem’in hikayesinden de biliyoruz ki bize bahşedilmiş olan bu beden kendi kendine doğurmaya da muktedir. Bir anne adayının farkındalığı bu olmalı. Kadın, doğurma eylemini gerçekleştiren kişinin kendisi olduğunu fark etmeli. Ne yazık ki günümüzde neredeyse bütün kadınlar doğumun doktor tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyor. Hayır. Doktor ve ekibi doğumda sadece bir sorun çıktığı takdirde medikal destek sunan kişilerdir. Bebek bekleyen bir aile bu sorumluluğu aldığı vakit, sorumluluğun tamamen doktorun üzerinde kurgulandığı doğum sistemi nefes almaya başlıyor. Arzu edilen doğumların en önemli etkeni budur. Gebe, doğumuna sahip çıkmalı, doğumunu güzelleştirecek ve kolaylaştıracak nefes ve gevşeme tekniklerini öğrenmelidir. Ve psikoterapötik destekle doğumda yaşanabilecek problemlere karşı da önlem almalıdır.

Bütün anne adaylarının yaşadığı doğum korkusunu daha çok neler tetikliyor? Bu duygu gereğinden fazla mı hissediliyor? Gebeliğin hangi döneminde daha yoğun hissediliyor?

Bunu çok net bir şekilde söyleyebilirim ki negatif tecrübe aktarımları. Bizden öncekilerin aktardıkları abartılı olumsuz hikayeler bilinçaltımızı öyle güçlü etkiliyor ki doğum anında beden doğuma karşı koyup “doğuramama” eylemini bile gösterebiliyor. Bu sebeple anne adaylarının olumlu doğum hikayelerini dinlemelerini okumalarını tavsiye ederim. Negatif ne kadar yıkıcı ise olumlu da o kadar yapıcı.

Bu tür korkular aslında çocukluktan itibaren var. Medyanın, doğumu hep negatif örneklerle sunması, doğumun dili (sancı, sancı odası, ağrın arttı mı, suyu patlatmak gibi söylemler) doğuma dair duyduğumuz hep olumsuz tecrübeler bilinçaltımızda bu korkuyu hep canlı tutuyor. Hamilelikle birlikte bu korku bilince çıkmaya başlıyor. Ve hamileliğin sonlarına doğru en yoğun şekilde yaşanıyor diyebiliriz.

Doğum korkularından dolayı anne ve bebek üzerinde olumsuz etkiler oluşur mu?

Anne karnında anne ile bebek arasında özel bir iletişim vardır. Bebek annenin hissettiği duyguları hissedip yaşar. Özellikle stresli bir yaşam tarzına sahip gebelerde hamileliğe dair birçok sorun görülebilir. Her patolojinin altında bir bedensel ve aynı zamanda bir de psikolojik etken bulunur. Annenin yaşadığı korku sebebi ile örneğin bebek, halk arasında ters duruş denilen makat duruşa dönebilir, doğum gecikebilir yahut bebek çok daha öncesinden erken bir şekilde gelmeye kalkabilir. Aynı zamanda doğum başladıktan sonra korkular sebebi ile doğum durabilir, uzayabilir, bebeğin iyilik hali ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilir yahut birçok farklı problemle karşılaşılabilir.

Gebelik döneminde anne adayının yakınlarının psikolojik olarak yaklaşımları nasıl olmalı?

Olumsuz hikayelerden kaçınmalılar. Ancak bir korku varsa da inandırıcı olmayan söylemlerle teskin etmeye de çalışmamalılar. Bu, ateşi hafif rüzgârla söndürmeye benzer. Rüzgâr ateşi söndürmez artırır. Doğru bilgiye ulaşması konusunda ona yardımcı olmalılar. Eğer korkunun ciddiyetinin büyük olduğunu görürlerse de psikoterapötik destek almaları konusunda önayak olabilirler.

Doğum esnasında anne için nasıl bir ortam oluşturulmalı?

Doğum mahremiyeti sever. Öncelikle doğum ortamında anne mümkün olduğunca yalnız olmalıdır. Her bir fazla kişi, akraba, arkadaş, eş dost gereksiz uyarıma sebebiyet verir ve anneyi doğum modundan çıkartır. Doğum ders çalışmak gibidir. Etrafınızda konuşan, size acıyan, ya da oturup size bakan kişilerin olduğu bir ortamda konsantre olmanız mümkün değildir. Doğum ortamı, çok iş yapıp yorulup uzanıp dinlenmek isteyen kişinin istirahat edeceği bir ortam gibi olmalıdır. Yani bu; az ışık, az ses, az insan olan, ılık ve huzurlu bir ortam demektir. Hatta öyle yorgunken birileri gelip size masaj yapsa sizi gevşeten bir yağmur sesi ya da bir müzik sesi duysanız çok daha rahat bedeninizi bırakırsınız. İşte doğum yapan kadının tam olarak bunlara ihtiyacı vardır.

Doğum sırasında yaşanan olumsuzlukların ne kadarı psikolojik etmenlere bağlı?

Bu konuda bir istatistik vermek mümkün değil. Zira bunu belirlemek mümkün değil. Ancak önemli bir kısmının psikolojik olduğunu kendi kişisel tecrübelerimle söyleyebilirim.

Doğum gerçekleştikten hemen sonra çocuğun anneden uzaklaştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konu yürek yarası. Uzun ve yorucu bir yolculuktan gelen bebek ilk defa yabancı bir dünyaya gözlerini açar. Bu başlı başına bir stres faktörüdür. Bu stresi teskin edecek tek şey annesinin yumuşacık sesi ve teni. Ten Tene Temas bir lüks değil zorunluluktur. Kanıta dayalı birçok çalışma, doğum sonrası anne ile bebeğin çıplak ten temasının kalp ve solunum sistemine, bağırsak florasına yani bağışıklık sistemine, daha uzun ve nitelikli emzirme dönemine etkisi olduğunu göstermiştir. Hayati bir sebep olmaksızın anne ile bebeği ayırmak bebek için büyük bir strestir. Bu haksızlıktır. Gerektiğinde ayrılan bebeğin, babasının teni ile buluşması da bir alternatiftir. Baba ile Ten Tene Temas yapan bir bebeğin birçok fayda edindiği de çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Yorum bırakın