Ana sayfa - Arşiv - Doğal Kozmetikle Cilt Bakımı / Seda Sakacı Çelik

Doğal Kozmetikle Cilt Bakımı / Seda Sakacı Çelik

Öncelikle sizi biraz tanıyalım, okuyucularımıza kendinizden bahseder misiniz?

Ben İstanbul’da doğdum ve orada temel eğitimimi tamamladım. Temel eğitimimi tamamladıktan sonra, Celal Bayar Üniversitesi’nde Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü’nü okudum. Ardından da Kocaeli Üniversitesi Kozmetik Teknolojisi Bölümü’nü bitirdim. Bununla birlikte bir sürü doğal kozmetik atölye çalışmaları yapıyorum, konumla ilgili ve eğitim seminerleri veriyorum. Cilt bakımı, saç tasarımı usta öğreticisiyim. Üniversitelerde öğretim görevliliği hizmetlerinde bulundum. Ve en sonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri Bölümü’nün bölüm başkanlığını yaptım. Yalnız, burada çok önemli bir noktaya değinmek isterim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bölüm başkanlığı yaptığım dönemde, Türkiye’de ilk defa bir okulda kendimin yazdığı ve oluşturduğu bir müfredat oluşturdum ve hem doğal cilt bakımı eğitimi hem de aromaterapi eğitimleri vermeye başlandı bu okulda. Bu, Türkiye’de bir ilkti.

Hâlen de Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’nin Sağlık Çevre Okulu’nda doğal güzellik, doğal kişisel bakım, doğal kozmetik, fitokozmetik ve bütünsel güzellik eğitim seminerleri veriyorum.

Eğitim hayatımda her zaman tıbbi ve aromatik bitkileri, kozmetolojiyi hep bilimsel çalışmalarıma örnek alarak devam ettirmeye çalıştım. Ve tıbbi ve aromatik bitkiler ve kozmetoloji mezunu olmamdan kaynaklı, profesyonel çalışmalarımda hep sağlıklı yaşamı insanlara anlatabilmeyi, hedef olan her şeyi her zaman bir altyapıya dayandırarak anlatmayı tercih ettim. Kozmetik ile organik yaşam arasında kurduğum ilişkilerde, tasarladığım ürünlerde ve danışmanlığını yaptığım firmalarda her zaman “Yiyemediğiniz bir şeyi cildinize sürmeyin.” sloganıyla hareket ettim. Kendi ürünlerimde de danışmanlık yaptığım firmalarda da bunu yapmaya çalıştım.

Kozmetik sanayisinde çok geniş bir ürün yelpazesi var. Tüketiciler bu ürünler arasından seçim yaparken nelere dikkat etmeleri gerekir?

O kadar geniş bir yelpaze var ki… Mesela A plus kozmetik, biraz daha market ürünü kozmetik… Kozmetik ürünler, içerisindeki kimyasal hammaddelerin kalitesine ve içeriklerine göre sınıflara ayrılıyor. Ama tabii ki, tüketicinin en bilinçli olması gereken bir konu var; bu da sağlıklı ve güvenilir kozmetik. Bunun arayışında olmak lazım. Orada da ürünün etiketini okuyarak, kişilerin biraz kendi doğal kozmetiklerini nasıl bulacaklarını öğrenmeleri lazım. Bunun için de tüketicilere eğitimler vermek gerekiyor. Marketlere baktığımızda, her şey doğal ibaresiyle karşımıza çıkıyor. Tüketici, kendine ürün alırken, mutlaka ürünün güvenilirliğini sorgulamalı. Tabii ki markasının denetimli olması önemli; denetlenmiş mi, buna bakmalı. Ve içeriğinin de insan sağlığına zarar vermediğine emin olmalı. Sertifikalı da olabilir bu. Butik üreticilerden de kozmetik alınabilir. Bu şekilde ürünlere yönelmelerini tavsiye ederim.

Aromaterapi yağlarından cildimiz nasıl etkileniyor? Cildimize yararları ve zararları nelerdir? Aromaterapi yağlarından uzak durmaları gereken kişiler var mıdır?

Gündemde olan bir konu aromaterapi. Tıbbi aromatik bitkiler mezunuyum, benim için bitkiler de çok önemli, aromaterapi de çok önemli. Yalnız, aromaterapinin abartıldığını düşünüyorum. Aromaterapi, kullanıldığında, evde bir ecza dolabı oluşturduğunuzda, küçük şeylere karşı koruma ve yardımcı etki sağlar ama mucizeler beklerseniz, o zaman yanılmış olursunuz. Ama genelde gördüğüm şey şu: Medyada ya da farklı yerlerde, mucize etki yaratacakmış gibi bir abartılma söz konusu. O zaman, kimsenin sedef ve egzama hastalığı kalmazdı. Değil mi? Yani bu kadar mucize etkileri olsaydı, kronik, anormal büyümeye bağlı rahatsızlıklar dediğimiz rahatsızlıklar kalmazdı. Ama tamamlayıcı-yardımcı olarak tabii ki aromaterapiyi kullanalım. Uçucu yağların doğal olanlarını mutlaka almalıyız ya da bir çiçek suyu cildimize süreceksek ya da bir zeytinyağı kullanacaksak, en kalitelisini, en hasını, en doğalını bularak cildimize sürmemizi öneririm.

Cildimiz güneş yağlarından nasıl etkileniyor? Güneş ışınlarından korunmanın doğru yolu nedir?

Yıllardır bize söylenen bir şey var: “Öğlen saatlerinde güneşe çıkmayalım.” Bu algı artık tamamıyla kırıldı. Çünkü ancak öğlen güneşe çıktığımızda vücudumuzdaki D vitamini sentezini yapabiliyoruz.

Güneş koruyucuları konusuna gelirsem; ten renginize uygun güneş koruyucuları var. Bunlar da SPF olarak değerlendiriliyor. İngilizcesi, Sun Protection Factor. 15 koruma faktörü var, 30 koruma faktörü var, 50 koruma faktörü var. Bu faktörlerden hangisi sizin teninize uygun, bunun bir hekim tarafından size söyleniyor olması lazım ve ona göre koruyucu kullanmamız lazım. Koruyucuyu tabii ki kullanacağız; ama D vitamini sentezini yapabilmek için de güneşten kaçmayacağız. Bunun da abartıldığını düşünüyorum. Günde 15-20 dakika cildimize, vücudumuza güneş aldığımızda, D vitamini sentezini vücudumuz yapabiliyor. Bundan da yoksun kalmayalım.

Doğal koruyucular da var. Susam yağı mesela yüzde 35 oranında cildimizi güneşten koruyor. Zeytinyağı sürdüğümüzde, iyi bir zeytinyağı yine cildimizi güneşten koruyor, yüzde 23 oranında. Katı hindistan cevizi yağı yine yüzde 25 oranında cildimizi güneşten koruyabiliyor. Ama bunlar tabii ki daha zayıf faktörlere, 5-6 koruma faktörüne tekabül edebilir. Cildiniz beyazsa, hassas tenliyseniz, daha yüksek koruma gerekebilir. Bunu mutlaka bir teknik yöntemle analiz edip, size uygun olan güneş kremini almanız gerekir.

Cilt yaşlanması sözünden ne anlamalıyız, belirtileri nelerdir?

Uzun saatler çalışıyoruz, uzun saatler ayaktayız, uzun saatler işlerimiz sürüyor ve yoruluyoruz. Daha kaliteli bir yaşam istiyoruz. Ama bununla beraber, 50 yaşındayken 35 yaşında gibi gözükmek istiyoruz. Yaşlanmaya karşı etkiyi nasıl sağlayabiliriz? Bu sadece bir kremle olmaz, bir kozmetik kullanarak kesinlikle olmaz. Bu sadece yan, paralel tarafıdır. Benim her zaman söylediğim bir kelime vardır; cilt içeriden beslenir, dışarıdan desteklenir. Doğru sebze-meyvelerle vücudumuzu, bağışıklığımızı koruma altına almamız lazım. Sebzeleri ve meyveleri zamanında, mevsiminde tüketmemiz lazım. Antioksidan alımını vücudumuza doğru bir şekilde yapmamız lazım. Yaşlanma karşıtı etkiyi de doğru egzersizlerle, bize uygun doğru egzersizlerle, yine kişiye özel doğru uygulamalarla yapmamız lazım. Ama çok daha önemli bir şey söyleyeyim: Eğer cilt yaşlanmasından, yaşlanma karşıtı etkiden bahsediyorsak, artık bilimsel cilt analizleri var. Bilimsel cilt analizi yaptırmadan, cildine uygun ya da güzellik olarak da kullanabileceği antioksidan değerlendirmelerini kendi kendilerine yapmamalarını öneririm.

Cildimizin erken yaşlanmasının sebepleri nelerdir? Cildimizin erken yaşlanması sürecini nasıl yavaşlatabiliriz?

Cildimize ve vücudumuza iyi bakmazsak, sigara kullanıyorsak, alkol tüketimimiz varsa ve zararlı güneş ışınlarına çok maruz kaldıysak, yani güneş banyoları yapıp cildimizi sürekli bronzlaştırıyorsak cildimiz erken yaşlanır. Bununla beraber, sürekli dışarıda konvansiyonel-kapalı ürünleri yiyorsak… İçerisinde koruyucu malzemeler olan gıdaları kullandığımızda, onlardaki koruyucu malzemeler, onların raf ömrünü uzatıp, bizim ömrümüzü kısaltıyor aslında. Şöyle de düşünebilirsiniz: Evde yaptığınız bir kek 1 ay bozulmadan kalmaz ama markete gittiğimizde, kapalı keklerin son kullanma tarihlerine baktığımızda, ne kadar uzun olduğunu görüyoruz. Çünkü onların içerisinde koruyucu malzemeler var. İşte o koruyucu malzemeler kekin raf ömrünü uzatıyor ama bizlerin raf ömrünü kısaltıyor. Yani her şeyi evde yapmaya çalışmalıyız. Doğal, sağlıklı beslenmeyi, natürel yaşam diyeti dediğimiz beslenme şeklini benimsemeyi hayatımıza sokarsak, kaliteli bir yaşam da bununla beraber gerçekleşecek.

Tabii ki dış etkenler, egzoz dumanı, sürekli yaptığımız bir iş de yaşlanmamızı hızlandırabilir. Hormonal hastalıklar, kullanılan yanlış ilaçlar, ilaçların yan etkileri de yaşlanmamızı hızlandırabilir. Yine hızlıca yaşlanmamıza sebep olan faktörlerden biri, sağlıklı beslenmeyişimiz, su tüketimimizin az olması. Bunların hepsi bir bütün olarak ele alınmalı. Kendinizi, holistik, yani bütünsel güzellik uygulamaları ve bütünsel sağlık uygulamalarıyla ele almanız lazım. Yani her şey bir bütün.

Ciltte belirginleşen kırışıklıkları gidermek mümkün mü? Neler tavsiye edebilirsiniz?

Bu konuda koruyucu güzellik anlayışı kavramına inanıyorum. Herkesin tabii ki kendine özgü, kendine has yaşlanma derecesi var. Hepimiz kendimize özgü yaş alıyoruz. Ve cildimizi de sigorta altına almamız lazım. Ayakkabınızı eğer bir yıl boyunca silmezseniz rengi bozulur, topuğu gider, yani tamamen yıpranır, ertesi yıl kullanamazsınız. Derinin de cildin yapılanmasını hızlandırabilecek temizliğe ihtiyacı var. Yani cildin yaşlanma belirtilerini, belirginleşen kırışıklıkları gidermek tabii ki mümkün. Cildi doğal yöntemlerle koruyup, cilt bakım terapilerine doğru zamanda başlarsak kırışıklıkların geç oluşmasını sağlayabiliriz.

Özellikle geç kalınmış kırışıklıklar ne yapılabilir?

Geç kalınmış kırışıklıkları yumuşatmak doğal terapilerle tabii ki mümkün. Doğal terapilerde masajlar; hidroterapi, oksijenterapi gibi cilt yenileyici terapiler uygulanabiliyor. Bununla beraber yine tabii ki bitkilerin, tamamıyla bitkilerin solüsyonlarını kullandığımız etken malzemeler kullanıyoruz. Mutlaka doğal olanı tercih edenlerle çalışıyorum. “Yiyemediğiniz bir şeyi cildinize sürmeyin.” anlayışıyla ürünler çıkartıyoruz.

Sağlıklı saçın özellikleri nelerdir, saçlar hangi nedenlerden dökülür, saç dökülmesi durdurulabilir mi?

Genetik durumlar, vitamin eksiklikleri, magnezyum, çinko gibi eksiklikler ya da tiroit hastalıkları gibi ya da yanlış ilaç kullanımından kaynaklı saç dökülmeleri söz konusu olabiliyor.

Saç dökülmesini gidermek için, mutlaka yine bir hekim tarafından muayene edilmesi gerekiyor. Ama doğal terapi yöntemlerine baktığımızda, saçı uyarıcı masaj manipülasyonları sağlayıcı yöntemler ve mekanik cihazlar var. Bu mekanik cihazlarla uyarılar sağlayıp, doğal etken malzemelerle saç derisine masaj yaptığımız anda ya da terapi ritüelleri oluşturduğumuzda, kişinin saçının çıkması, saç dökülmesinin durması olası. Ya da kişinin vitamin eksiklikleri varsa, vitamin eksiklikleri yok edilip yine saç dökülmeleri durdurulabilir. Ya da sağlık çayları, tıbbi çaylar gibi çayların tüketilmesi sağlanarak yine saç dökülmesinde iyi sonuçlar alınabilir.

Saçlar neden beyazlar? Beyazlanan saçları doğal rengine döndürmek mümkün müdür? Saç pigmentini, yani saç beyazlaması neden erken olur?

Stresten erken beyazlama görülebilir. Biliyorsunuz, her zaman Türk filmlerinde vardır, bir gece içinde saç beyazlar. O doğrudur, beyazlar. Vücudumuzda melanin dediğimiz renk pigmentleri azsa saçın beyazlaması söz konusu olabilir. Ya da genetik faktörlerden kaynaklı olarak da saç beyazlaması gerçekleşebilir.

Şu son zamanlarda her şey çok hızlı ilerliyor, kimya bilimi de çok hızlı ilerliyor. Artık akıllı kozmetik zamanı. Bu akıllı kozmetikler yeşil nanopartiküller dediğimiz etken maddeler barındırıyorlar. Bunlar derimizde uyarıcı etki sağlayıp bilhassa derinin alt katmanlarında uyarıcı etki sağlayıp, saçın tekrar eski rengine dönmesini sağlıyorlar. Böyle etkilerde bulunan aktif yeşil nanopartikül ve etken malzemeler vardır. Eczanelerde de şu an satılan aktif malzemeler de var, saçı eski rengine döndüren. Ve yine dünyada çalışılan etken malzemeler kozmetiklerde kullanılıyor.

Hangi vitaminler cildimiz için faydalıdır? Bu vitaminler hangi besinlerde bulunur? Cildimize beslenme yoluyla bakmak istersek neleri tüketmeliyiz?

Terapilerimde cilde sürdüğüm vitaminin beslenmeyle de alınmasını önerenlerdenim. Tabii, eğer o meyveye ya da o önerdiğim sebzeye bir alerjisi yoksa.

Kış dönemindeyiz, vücudumuzda ve cildimizde bağışlık sağlamamız lazım. C vitamini çok iyi bir bağışıklık sağlayıcıdır. C vitaminli formülleri kullanabiliriz. Bununla beraber beslenmemize C vitamini takviyesi yapabiliriz.

Mesela bağışıklığımızı güçlendiren ekinezyanın hem düzenli bir şekilde çayını içip hem de ekinezyayı demlediği anda, o çayı cildine sürdüğünde cilt bağışıklığını güçlendirebilir. Çayların etkili olabilmesi için çayların 21 gün tüketilmesini öneririz.

Mesela Omega3 çok iyi şu dönem; kış dönemindeyiz, ciltlerimiz kuruyor, pul pul dökülüyor, neme ihtiyacı var her cildin. Keten tohumu bunun için mucize yağlardan bir tanesidir. Keten tohumunun soğuk pres yağını hem beslenirken tüketebiliriz hem de keten tohumu yağını cildimize sürebiliriz. Hatta bence şöyle de yapılabilir: Fındığın içerisindeki E vitamini oranı çok yüksektir. Fındık yağı ile keten tohumunu aynı oranda karıştırıp çok güzel bir cilt nemlendiricisi elde edebiliriz. Yine fındık yağı ve keten tohumunu birlikte yine aynı oranda karıştırıp her gün iki tatlı kaşığı gıda takviyesi olarak aldıklarında hem doğal omega3 almış olurlar hem de cilde uygulanan Omega 3 ve E vitaminli maske ciltteki kurumayı gerçekten en aza indirebilirler.

Cilt bakımı için tavsiye ettiğiniz birkaç kür tarifi verebilir misiniz?

Antioksidan terapi önerilerinde bulunabilirim. Antioksidanlar, vücudumuzdaki serbest radikalleri nötrleştiren, elemine eden maddelerdir. Meyveler ve sebzeler aracılığıyla, doğru beslendiğimizde vücudumuz kötü serbest radikallerdeki toksik malzemeleri, zehirli maddeleri yok edebiliyor.

Peki, neler kullanılabilir? Kayısı, havuç ve patates, botanik antioksidandır, kırışmayı önler ve karotenoit açısından çok zengin yiyeceklerdir. Karotenoit cilde sağlık, dayanıklılık, parlaklık kazandırır ve yaşlanma karşıtı etki sağlar.

Kendimize bir antioksidan terapi yapmak istersek; havuç yağı ile kayısı çekirdeği yağını aynı oranlarda karıştırıp cildimize çok güzel bir cilt maskesi yapabiliriz. Bu yağı haftada iki kere masajla cildimize uygulayabiliriz.

Patatesin hafif suyunu çıkartıp tonik olarak her gün kullandığımızda çok güzel bir aydınlatıcı etkisi olacağını görebiliriz. Doğal bir toniktir cilt aydınlığı sağlar. Patatesi doğrarken bile hafifçe suyunu kendiniz çıkarsanız, her gün tonik olarak kullanabilirsiniz.

Antioksidan olarak şu dönemlerde kuşburnunu kaynatıp ılık bir şekilde hem cildimize hem de duş esnasında ve duştan sonra tüm vücudumuza dökünebiliriz. Kuşburnu çok iyi bir C vitaminidir ve cilt bağışıklığımızı korur. C vitaminini cilde bir tonik olarak uyguladığımızda kendimizi gerginliklerden arınmış, daha temiz, daha sıkı hissedebiliriz.

Bir cilt temizleyici hazırlayacak olursak, yine antioksidan terapi olarak şunu söyleyebilirim: İki yemek kaşığı kayısıyı eziyoruz. İçerisine bir tatlı kaşığı havuç tohumu yağı, bir tatlı kaşığı da fındık yağı ekleyip karıştırıyoruz. Hazırladığımız bu karışımı cildimiz temizken yüzümüze, boynumuza sürüyoruz. 20 dakika beklettikten sonra ılık suyla rahatlıkla durulayabilirsiniz.

Cilt temizleyicisinden sonra bir de toniğe ihtiyacımız var. Patatesin suyunu çıkartıp cildimize sürebiliriz. Ama onun yerine başka bir tonik daha verebilirim. Kuşburnunu da tonik olarak kullanabiliriz. Ama bir tatlı kaşığı zencefili 2 dakika kaynatıp, ılık bir şekilde cilde tonik olarak kullanabilirsiniz. Çünkü zencefil de çok iyi bir bağışıklık kazandırıcıdır, aynı zamanda doğal bir antibiyotiktir.

Akşamları cildimizin yenilenmeye ihtiyacı vardır. Bunun için serum kullanılabilir. Serumlar, acil onarımı gerçekleştirir. Yine bu terapinin içerisinde bir serum tarifi verecek olursak; 30 mililitre havuç tohumu yağı, 20 mililitre kayısı çekirdeği yağı, 3 damla fındık yağı ilave ediyoruz, 3 damla E vitamini ilave ediyoruz ve bununla birlikte bu serumu yine bütün cildimize sürüyoruz. Bu serumu nemlendirici olarak da rahatlıkla kullanabiliriz. Bir karışım hazırlıyoruz tabii ki. Bu karışımın koyu renkli şişelerde kalması gerekiyor, çünkü koyu renkli şişede bozulma oranı daha azdır.

Evde yapılabilecek bir nemlendirici tarifi verelim: Bir yemek kaşığı ufalanmış balmumu, iki yemek kaşığı havuç tohumu yağı, iki yemek kaşığı kayısı çekirdeği yağı benmari usulü eritilir. 40 mililitre ılık suyumuz da bir kenarda bekler. 40 mililitre. O da üç yemek kaşığı suya tekabül eder. Üç yemek kaşığı benmari usulü eriyen balmumu ve o eriyen yağı çıkartıyoruz ve tahta kaşıkla karıştırıyoruz 15-20 dakika. Bu 40 mililitre ılık suyu da ilave edip karıştırmaya devam ediyoruz ve krem hâlini alıyor. Bu kremi de her gün rahatlıkla kullanabiliriz. Gözaltlarına sadece kayısı çekirdeği yağını tampon hareketlerle kullanabiliriz. Bu şekilde kendimize doğal bir terapi ve ritüel hazırlayabiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.