Ana sayfa - Arşiv - Dikkat Kesilmek İçin Nelerİ Dİkkate Almalıyız ? / Dr. Zafer Akıncı

Dikkat Kesilmek İçin Nelerİ Dİkkate Almalıyız ? / Dr. Zafer Akıncı

59-dikkatDikkat eksikliği ve konsantre olamamak nasıl sınıflandırılıyor?

Literatürde olan üç tip dikkat var: 1- Seçici dikkat 2- Odaklanmış dikkat 3- Sürdürülebilir dikkat.

Seçici dikkat: Bir şeye odaklanmakla ilgilidir. Daha çok hiperaktif kişilerde, hiperaktivite bozukluğu olan kişilerde seçici dikkat sorunu yaşanır. Seçici dikkat şu demek: Mesela, birisine “Git, şuradan şu kitabı bul, gel.” diyorsunuz, o kişinin gidip bir sürü uyaran içinden tek bir uyaran bulabilmesi seçici dikkattir.

İkincisi odaklanmış dikkat: “Git, şuradan şu kitabı bul, gel.” dediniz, kitaba gitti, odaklandı, üstündeki yazılara baktı, rengine baktı, o kitaptan emin oldu. İşte bu da odaklanmış dikkat. Yani seçilmiş bir uyarana karşı dikkati belli bir süre yoğunlaştırma sürecine biz, odaklanmış dikkat diyoruz.

Üçüncüsü sürdürülebilir dikkat: Odaklanılmış bir nesne üzerinde dikkatin belli bir süre devam ettirilmesi hâli.

Dikkat eksikliği çoğunlukla odaklanmış veya sürdürülebilir dikkat alanında yaşanır. Şu anki nesilde -özellikle 40 yaşın altındaki kişilerde- teknolojiye aşırı duyarlılıktan dolayı aşırı kullanıma bağlı problemler oluştu; beyin sürekli alışkanlıklarla çalışıyor. Beyne bir şey öğretirseniz beyin onu belli bir süre tekrarladıktan sonra otomatik hâle getiriyor. Mesela aşırı soğuk su içmeye alıştırılmış bir beyin, belli bir süre sonra ılık su içemez hâle getiriyor. Aşırı şekerli çay içmeye alıştırılmış bir beyin, belli bir süre sonra çayı şekersiz içemez hâle gelir. Bir uyarana belli bir süre maruz kalmak, kişiyi o konuda bağımlı yapar.

Eskiden bazı şeylere ulaşmak daha zordu, daha meşakkatliydi. Ama kişiler daha azimliydi. Şu an öyle değil. Mesela, dikkat edin, böyle bir bilimsel çalışma yok ama istatistiği yapılsa bence korelasyon analizi açısından anlamlı bir korelasyon çıkar. Köyde 1-2 km yürüyüp zor şartlarda okula gidip ders çalışan çocuğu alıp iki sene normal okul-ev arasında internetin içine bıraksan muhtemelen ders çalışmayı bırakacaktır o çocuk. Çünkü zorluklarla elde edilen şeylerin kişiye verdiği ulaşabilme lezzeti, beyindeki zevk bölgesini tetikliyor ve kişi zevk alıyor. Dolayısıyla gayretle, meşakkatle, zorluklarla irade kullanılarak, beynin prefrontal korteksi zorlayarak bir hedefe ulaştığında aldığı zevki, oturduğun yerde elde ettiğin hiçbir şeyden alamıyorsun. O yüzden insanlar hep “daha”sını arıyorlar.

Zor olan şeyler, sizin gayret ederek ulaştığınız şeyler insana daha güzel geliyor. Onun için şu an dikkat eksikliğinin kökeninde aslında bir şeylere kolay ulaşma yatıyor. Yani kadirşinaslık olmama hâli. Bir adamın kadirşinas olması, kadir kıymet bilmesi ancak o şeye ulaşırken verdiği bedelle doğru orantılıdır. Bu konuda çok bilimsel çalışma var, korelasyon analizi çok fazla. Psikolojide “on bin saat” kavramı var. Kişinin bir alanda uzman olabilmesi için alanında “on bin saat” ilgili kaliteli vakit geçirmiş olması lazım. Ama şimdi iki kitap okuyan herkes uzmanım diyebiliyor. Şu an uzmanlık ucuzladı, internette istediğin her bilgiye ulaşabiliyorsun. Dikkat eksikliğinin önemli bir nedeni “kolay ulaşabilirlik”tir. İstediklerine kolay ulaşan kişiler çok problem yaşıyorlar. Ailelere tavsiyem; çocuklarına bir şeyleri biraz gayret ettirerek versinler. Kendilerine de öyle. Hemen almasınlar, hemen ulaşmasınlar. Canı ister istemez hemen yapma eğilimine girmesinler. Biraz durdurabilsinler. “Arzu öteleme egzersizi” yapsınlar.

Bir şeye çaba sarf ederek ulaşmak, yani içini iradenle doldurarak ulaşmak, kişinin hem aldığı zevki artırıyor hem de kabiliyetlerini artırıyor, yeteneklerimiz çok daha üst bir noktaya geliyor. Şu an büyüklerde de küçüklerde de dikkat eksikliği var. Bunun en büyük nedeni kolay ulaşılabilirlik. Mesela, dikkat edin, her gün görüştüğünüz adamla konuşuyor olmak artık eskisi gibi zevk vermiyor. Eskiden az ulaşabiliyordun; telefonlar kısıtlıydı, adam evde olacaktı, telefon etme pahalıydı derken o konuşmanın kıymeti çok önemliydi. Şimdi görüntülü bile çok da fark etmiyor.

Dikkati sürdürememenin, kişinin hedefinin, ideallerinin olmamasıyla bir bağlantısı var mı?

Tabi. Tutarlı hedefin ve ideallerin olmaması birçok şeyi öldürdü. Bu konuda Viktor Emil Frankl, logoterapi isimli psikoterapi kuramını kurdu. Viktor, uzman olmadan önce Nazi kampında kalmış, diyor ki: “Beni ve benim arkadaşlarımı hayatta tutan, hayattan zevk almamızı sağlayan şey buradan çıkınca yapacağımız büyük işleri hayal ediyor olmamızdı.” Buradan hareketle logoterapiyi geliştirdi, Viktor’un tezine göre “Bir adamın gerçekten büyük bir hedefi varsa çektiği acılar onu daha çok geliştiriyor.”

Nedeniniz yoksa hiçbir şeyi yapma potansiyeli bulamazsınız. Günümüzde çocuklar bu yüzden ders çalışmıyor. Niye çalışsın? Karşılığında onunla ilgili bir hedefi yok. Onun için çalışma, kişinin kafasının içinde bir hedefle örtüşüyor olması lazım ki o konuda çalışsın, gayret etsin. İnsanların kendine yapacağı en büyük iyilik, önce kendilerine bir hedef bulmaktır. Viktor Emil Frankl diyor ki: “Hayatın anlamını bulabileceğiniz bir hedefiniz yoksa kendinizde hiçbir şeyi yapacak gücü bulamazsınız.”

Olumsuz düşünceler dikkat eksikliğini tetikliyor mu?

Belli bir hedefiniz yok; beyninizi de hemen her istediğine ulaştırmaya alıştırmışsanız, beyin istediğine ulaşamadığında ne oluyor? Otomatik olarak kötümser duygular, ümitsizlik ortaya çıkıyor. Bu beynin çalışma biçiminden kaynaklanıyor. İnsanların olumsuzluk eğilimi olumludan daha güçlü. Yani bir adamı kendi kendine bıraktığınızda iç konuşmalarında çok daha olumsuz düşünüyor, negatif konuşuyor. Onun için olumsuz düşünme hastalığı, kişinin hayatını mahvediyor. Olabilecek olayları da durduramaz hâle getiriyor. “Olmaz, hocam! Olmaz! Gelmez, yapmaz, edemez. Böyle olamaz!” Böyle bir noktaya da getiriyor. Olumsuzluk, kişide özellikle amigdala uyarımını artırıyor beyinde. Bu da kişide ciddi bir güç ve dikkat eksikliğine yol açıyor.

Normal sürdürülebilir dikkatin süresi ne kadar?

Sürdürülebilir dikkat bir saatin aşağısına inmemeli. Hangi konuda olursa olsun; ders çalışma, kitap okuma vb. Ama bir saat diye başlanırsa yapılamaz, beyin alıştıra alıştıra gelişir. Beş dakika ile başlayıp devam edilmeli.

Bir saate nasıl ulaşacak? Aşamalı olmalı. Eskiler, buna “tedricenlik” diyor. Psikolojide buna aşamalandırılmış yönergeli sistem deniyor. Beş dakikayla başlayacak, sonra süre yavaş yavaş artırılacak. Her gün dakikayı artıra artıra, hiç kalkmadan, dikkatini başka yere vermeden, cep telefonuna bakmadan vs. sadece önünde duran kitaba odaklanma egzersizi. Bir saat hiçbir yere dikkatinin gitmiyor olmasını bekliyoruz.

Canınız sıkılsa da egzersizlere devam etmelisiniz. “Sıkıldım, bu kitabı beğenmedim, başka kitap alayım.” demeyeceksiniz. İlk 50 sayfayı okumayı mecbur tutacaksın kendine, okuyacaksın. Sıkıldım, istemedim, demeyeceksiniz.

Canı istediğinde onu bırak diğerine geç, bunu bırak diğerine geç; bu dikkati en çok öldüren davranıştır.

Dikkati sürdürememede uyku ve yorgunluğun etkisi nedir?

Evet, uyku ve yorgunlukla ilgisi var. Uykusunu almamış bir kişi, dikkat eksikliği yaşar. Bununla ilgili yapılmış pek çok bilimsel çalışmalar var. Uykusuzluk, stres hormonunu tetikliyor. Stres hormonu dikkate biraz odaklanıyor gibi olsa da belli bir süre sonra dikkate kalıcı zarar veriyor. İyi uyunması gerekiyor; 6 saat uyku yetiyor. 6 saat ideal bir uyuma süresi, 7-8 saat artık alışkanlık. Bir de gün içindeki fiziki performansa göre değişiyor. Adam çok çalışmışsa 8 saat ihtiyaç olabiliyor. 6 saat, yorulmayan insanlara yetiyor.

Dikkati artırmak için beslenmeyle alakalı ne tavsiyeleriniz var?

B12’nin ve çinkonun dikkat üzerine çok geliştirici etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. Gingko biloba çayının da dikkate olan olumlu etkisi olduğu kanıtlandı. Dikkat için en faydalı şey ise Omega 3.

Sürdürülebilir dikkati artırma tekniklerinden bahseder misiniz?

Dikkati geliştirmekle ilgili çok şey yapılabilir. Mesela, kitabın içindeki kelime sayma alıştırması çok iyi sonuç verir. Mesela, 60 saniye verip kitabın içindeki “ve” harflerini sayın. Kaç tane “ve” var? “İçin”leri sayın. Belli bir süre harf sayma egzersizi yapın. Sürelendirilmiş sayma yapmak lazım. Günlük egzersiz olarak bunu yapabilirsiniz. Karışık harfler içerisinde şu kelimeleri bul diye kelime avı, kelime bulmacası gibi bulmacalar ve sudoku çok faydalı. Dikkatle ilgili çalışmalar bunu kanıtladı.

Durağan, yani bilgisayar üstünde yapılmayan, hareket etmeyen her şeye belli bir süre odaklanmak kişide dikkati artırıyor. Dikkati en çok geliştiren şey, canın sıkıldığı hâlde bir şey yapmaya devam etmek için beyni zorlamak. Mesela, çok sıkıcı bir kitap al, onu günde üç sayfa üç sayfa oku. Anlamasan da sıkılmaya devam ede ede oku…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.