Ana sayfa - Son Sayı - Daha Yaşanabilir Bir Gelecek İçin Sıfır Atık / Çevre Yüksek Mühendisi Elif Rabia Gürbüz

Daha Yaşanabilir Bir Gelecek İçin Sıfır Atık / Çevre Yüksek Mühendisi Elif Rabia Gürbüz

Sıfır atık nedir, neden sıfır atık?
Sanayi devrimine bağlı olarak ortaya çıkan teknolojik yenilikler ile birlikte artan nüfus ve şehirleşme, yaşam standartlarının ve tüketim alışkanlıklarının farklılaşmasına yol açmakta, sonuçta da geçmişe nazaran daha çok atığın oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum aynı zamanda, başta doğal kaynakların tükenmesi ve iklim değişikliği gibi hususlar olmak üzere tüm canlıları tehdit edecek boyutlara varan hava, su ve toprak kirliliğine neden olmaktadır.
Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıklarımızı kontrol altına almak, gelecek nesillere temiz, gelişmiş bir Türkiye ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için sıfır atık prensibinin hedef alınması ve hem atık oluşmadan öncesi hem de oluştuktan sonraki yönetimin entegre bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir.
Sıfır atığı, israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlayabiliriz.
Uluslararası anlamda “Sıfır Atık” kavramının güncel tanımı 2004 yılında Sıfır Atık Uluslararası Birliği tarafından (Zero Waste International Alliance) yapılmış olup sıfır atık kavramı; atıkların ve ürünlerin yapısındaki toksisitesinin azaltılması ve önlenmesi, tüm kaynakların korunması ve muhafaza edilmesi, atıkların yakılması ve gömülmesinin engellenmesi için sistemli bir biçimde ürün ve proseslerin dizaynı ve yönetilmesi şeklinde açıklanabilmektedir.
Sıfır Atık Projesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin takdirleri ve himayelerinde yürütülmekte olup 26.09.2017 tarihinde Sıfır Atık Projesinin toplantısı yapılarak bu projenin tüm Türkiye’de uygulanmasına ilişkin yola çıkılmıştır.
Sıfır atık daha az tüketmek ve daha az atık oluşturmak; oluşan atıkları kaynağında ayrı biriktirmek ve toplamak; ayrı toplanan atıkları geri kazanmak ve organik atıklardan kompost elde etmektir.
Sıfır atık yönetimi nedir ve sıfır atık yönetiminin öneminden bahseder misiniz?
“Sıfır Atık yönetimi”, israfın önlenmesini, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun önlenmesi ve/veya azaltılmasını, daha sürdürülebilir ürünler tercih edilmesini, kaynakların verimli kullanımının sağlanmasını, atığın kaynağında ayrı toplanmasını, etkin toplama sisteminin kurulmasını ve atıkların geri dönüşümü/geri kazanımının sağlanması durumudur.

21.yüzyılda, teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesi, hızlı ve düzensiz kentleşme süreci, artan enerji ihtiyacı ve değişen tüketim alışkanları çevre sorunlarının da hızlı bir şekilde artmasına sebep olmaktadır. İnsanoğlunun çevre üzerindeki baskısı her geçen gün giderek artmakta ve bu durum başta hava, su ve toprak kirliliği olmak üzere insan hayatını derinden etkileyen çeşitli çevre sorunlarına neden olmaktadır. Özellikle içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda hızlı bir şekilde yaşanan küreselleşme süreciyle birlikte insanoğlunun yaşam tarzı hızlı bir değişim göstermiş ve bu durum çevreye olan baskıyı daha da arttırmıştır. Hızlı kentleşme süreciyle birlikte insanların ihtiyaçları kırsal bölgede yaşayanlara göre hızla değişmiş ve kent öbekleri bir tüketim toplumu merkezine dönüşmüştür. Artan insan ihtiyaçlarını karşılamak ve daha konforlu bir yaşam sürmek için, insanoğlu çevreyi doğrudan veya dolaylı olarak tüketmeye ve bunun neticesi olarak doğal ve yapay çevreyi hızla yıpratmaya başlamıştır. Çevreye verilen zararlar hava, su ve toprak kirliliği olarak ortaya çıkıp insanoğlunun ve yeryüzünde yaşayan diğer canlıların yaşamlarını tehdit eder boyuta gelmiştir.
Yeryüzünden toplam kaynak çıkarımı 1980 senesinde 40 milyar ton seviyelerindeyken, 2030 yılı projeksiyonu 100 milyar ton olarak ön görülmektedir. 2000’li yıllarda 500 milyon ton hammadde tüketiminin olduğu ülkemizde de bu değer 2015’te hızlı bir yükselişle birlikte 1,3 milyar tonu aşarak yaklaşık 3 katına çıkmıştır.
Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak amacıyla düzenlenmiş olan 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda çevre; canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam olarak ifade edilirken herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde “atık” olarak tanımlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesine göre, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir. Bu noktada sorumluluk ortaktır ve çevrenin dengesinin korunması/sağlanması, çevre kirliliğinin önüne geçilmesi konusunda ortak bir çaba ve dayanışma içinde hareket edilmesi gereklidir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek adına bir takım modeller geliştirilmiş ve uygulamaya konmuştur. Bunlar çevresel etki değerlendirilmesi; kirletme yasağı; izin alma, arıtma, bertaraf etme, denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü; kirleten öder ilkesi ve genişletilmiş üretici sorumluluğu olarak sıralanabilir.
Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıklarımızı kontrol altına almak, gelecek nesillere temiz ve gelişmiş bir Türkiye ile yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla Sıfır Atık Projesi ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde uygulamaya geçirilmiş olup, 26.09.2017 tarihinde gerçekleştirilen Sıfır Atık Projesi Tanıtım Toplantısı ile tüm Türkiye’de uygulanmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır.
Sıfır Atık Projesinin 2018 itibariyle aşamalı olarak kamu kurumlarında, terminallerde (havaalanı, otogarlar, limanlar vb.), eğitim kurumlarında (üniversiteler, yüksekokullar, enstitüler, okullar vb.), alışveriş merkezlerinde, konut sitelerinde, sağlık kurumlarında (hastaneler, ASM’ler vb.), eğlence-dinlenme tesislerinde (otel, eğlence merkezleri, restoranlar, parklar vb.), iş merkezlerinde ve büyük iş yerlerinde uygulamaya geçirilmeye başlanmıştır.
Uygulama kapsamında oluşan atıklar için, öncelikli olarak israfın önlenmesi ile kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması, atık oluşumunun kaçınılmaz olduğu durumda ise ilk olarak atık miktarının azaltılması, atıkların kaynağında ayrı toplanarak değerlendirilebilir olan atıkların geri kazanım tesislerine gönderilerek hammadde ya da enerji elde etmek suretiyle ekonomiye katma değer sağlanması, geri kazanılamayan atıkların ise çevre ve insan sağlığına zarar vermeden uygun şekilde bertarafının sağlanması hedeflenmiştir.
Davranış değişikliği oluşturarak, doğal kaynaklarımızı koruyan, daha az atık oluşturan, oluşan atıkları çevreye atmadan, kirletmeden ayrı toplayıp, geri kazanan, ekonomik değer ve istihdam oluşturan bir hayat tarzına hızla geçilmektedir. Bu anlayışa “sıfır atıkla yaşamak” diyebiliriz. Sıfır atıkla yaşamak dediğimizde bilinçli seçimler yaparak, aldığımız ürünlerin tasarımına, nereden geldiğine ve en sonunda kullandıktan sonra ne olacağını düşünerek tüketmek atık oluşumunun önlenmesine önemli katkı sağlayacaktır. Çünkü en büyük kazanç atık oluşumunu önleyerek doğal kaynakları korumaktır.
Sıfır atık yönetimi bize neler kazandıracak ne gibi etkileri olacak?
Çevresel boyut, Ekonomik boyut, Hukuki boyut, Sosyal boyut etkileri bize sıfır atık etki analizini yapmamızı sağlar.
Çevresel Boyut
Dünyamızda gitgide artan nüfus artışı ve bununla birlikte artan sanayileşme, şehirleşme ve yaşam standardının sürekli bir değişim içerisinde olması tüketimin daha da artmasına ve sonuç olarak atıkların çoğalmasına, doğal dengelerin giderek bozulmasına neden olmakta ve birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Bugün doğaya atılan bir portakal kabuğu 6 ayda, sakız 5 yılda, plastik torba 20 yılda, plastik şişe 1000 yılda, piller 100 yılda ancak doğadan temizlenebilmektedir.
Oluşan atıkların çevreye atılmaları, uygun olmayan yöntemlerle işlem görmeleri veya düzensiz şekilde depolanmaları sonucu suya, havaya, toprağa, verebilecekleri kirlilikler irdelenmiş olup, Sıfır Atık Projesi kapsamında bu etkilerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Ekonomik Boyut
Türkiye’de çevre ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi anlayışı gelişme sürecindedir. Ülkemiz, nüfusu ve kentleşme hızı artmakta olan bir ülkedir. Ekonomik faaliyetleri de bu doğrultuda hızlanmaktadır.
Döngüsel ekonomi, neredeyse hiç atık üretmeyen ve hammaddeleri kapalı devrede geri dönüştürerek yeniden kullanan ekonomi modeli olarak tanımlanmakta olup geri dönüşüm ekonomisi olarak da ifade edilmektedir. Döngüsel ekonomide üretim, kullanım ve imha döngüsü yerine; yeniden kullanım ve geri dönüşüm ön plana çıkmaktadır. Malzeme ve kaynak ne kadar uzun kullanılırsa o kadar fazla değer oluşturulmaktadır.
Hukuki Boyut
Anayasamıza göre, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir. Bu noktada sorumluluk ortaktır ve çevrenin dengesinin korunması/sağlanması, çevre kirliliğinin önüne geçilmesi konusunda ortak bir çaba ve dayanışma içinde hareket edilmesi gereklidir.
Çevre Kanunu ve çevre mevzuatını oluşturan bütün hukuki düzenlemelerde atıkların tekrar kullanılması, materyal ve enerji olarak geri kazanılması öncelikli yönetim prensiplerinden birisi olarak ele alınmış; geri kazanım faaliyetleri teşvik edilmiş; geri kazanım tesislerinin teknik ve idari yeterliliklerinin arttırılması amacıyla kriterler oluşturulmuş ve bu kriterleri sağlayan tesisler lisanslandırılarak hem ekonomiye hem de çevreye katkıda bulunmaları sağlanmıştır. Ayrıca çevre mevzuatında atık üreticilerinin görev ve sorumlulukları belirlenmiştir.
Sosyal Boyut
Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Anayasamızda yer bulan çevre hakkı en temel insan hakkı olan yaşam hakkının, insan olmanın bir uzantısıdır. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama koşullarını tehdit eden her türlü çevre sorunlarının önüne geçmek ise bu noktada ahlak ve vicdan meselesi durumuna gelmektedir. Çünkü çevre sağlığının bozulması, çevrenin kirlenmesi sonucu meydana gelebilecek sorunlar sadece bizim değil etrafımızdakilerin, çocuklarımızın, geleceğimizin hayatını tehlikeye atmaktadır.
Sıfır atık 5D felsefesinden bahseder misiniz?
Atık yönetimi, israf yönetimidir. “Sıfır Atık”; israfın önlenmesini, oluşan atığın azaltılmasını, atıkların geri dönüştürülmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.
Düşün ve gerekli değilse tüketme
Dünya nüfusunun hızla artması ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi sonucunda sınırlı olan doğal kaynaklarımız her geçen gün azalıyor. Eğer dünyadaki tüketim mevcut oranda sürmeye devam ederse 2030 yılında 2; 2050 yılında ise 2,8 adet Dünya ölçeğinde gezegene ihtiyacımız olacak. Gereksiz tüketimden kaçınmak dünyanın ekolojik ayak izini azaltabilir. Tek bardak çay içmek için sekiz bardaklık su kaynatmamak veya bulunmadığımız odalarda açık olan elektrikli aletleri kapatmak gereksiz kaynak israfını engelleyebilir. Ayrıca enerji ve kaynak tasarrufu ülke ekonomisine de ciddi oranda katkı sağlar.
Daha az tüket
Tıpkı dünyadaki birçok ülke gibi Türkiye’deki kişi başına düşen; beslenme, barınma, ulaşım günlük faaliyetlerin sonucu salınan karbondioksit miktarı doğanın bunları taşıma kapasitesinin üzerinde görünüyor. Buna neden olarak ülkedeki genç nüfusun durmadan artan talepleri gösteriliyor. Toplum, suni ihtiyaçlar ile daha fazla tüketen olguları daha çok benimsiyor. Gelir ve refah seviyesindeki artış daha fazla tüketime yol açıyor ve çevreye olan tahribatı arttırıyor. Ancak tüketim çerçevesinde gerçekleşen her şeyin bir sınırı var. Bu yüzden ihtiyacımız olanı alıp daha az tüketmeliyiz.
Değerlendir ve yeniden kullan
Türkiye’de günde yaklaşık olarak 65 bin ton atık üretiliyor. Üretilen atıklar, türüne göre ya depolanmak üzere katı atık depolama sahalarına gönderiliyor ya geri dönüştürülüyor ya da kompost haline getiriliyor. Ancak katı atık depolama (deponi) sahalarının sınırlı olması, geri dönüştürme sistemlerinin aşırı yaygınlaşmaması ve bireysel tüketimin her geçen gün daha da artması, gelecek konusunda karamsar bir tablo çiziyor. Bu yüzden atıkları aynı şekli ile ekonomik ömürlerini tamamlayıncaya kadar aynı ya da farklı amaçlarla kullanın. Yeniden kullanım aynı zamanda doğal kaynak, para ve enerji açısından büyük tasarruf sağlar.
Değiştir ve farklı amaçla kullan
Ürünlerin ömürlerini uzatarak, hem ortaya çıkan atık miktarını azaltın hem de onları farklı amaçlarla kullanarak gelecekteki ihtiyaçlar için ortaya çıkabilecek bütçeyi ortadan kaldırın. Boş alüminyum ambalajlar kalemlik, saksı gibi işlerde, boş cam kullanımı ve bir yüzü kullanılmış kâğıtlar da müsvedde amaçlı kullanılabilir. Eskimiş ancak yine de kullanılabilir durumda olan elektronik eşya, mobilya, kitap ve kıyafet gibi ürünlerde alım gücü düşük olan kişilere veya bu kişilere yardım amacıyla hizmet veren kurumlara bağışlanabilir.
Dönüştür ve doğaya geri kazandır
Hammadde olarak kullanılan doğal kaynak kullanımını azaltmak amacıyla, değerlendirilebilir atıklar geri dönüşüm ile ekonomiye yeniden kazandırılabilir. Geri dönüşüm ile hem hammadde tüketimi hem de katı atık depolama sahalarına giden atık miktarı da azalır. Ayrıca değerlendirilebilir atıkların geri dönüşümü ile atıkların taşınması ve depolanması işlemleri için daha az miktarda alan ve daha az enerji kullanılması sağlanırken, hammadde üretimindeki endüstriyel işlem sayısı düşürülür, böylece üretim esnasında enerji tasarrufu yapılır ve karbon salınımı alt seviyelere indirilir. Cam, kâğıt alüminyum, plastik malzemeler, piller, yağ, beton, elektronik atıklar, metaller, tekstil çıktıları geri dönüştürülebilir maddeler arasındadır. Yeni üretime kıyasla metal ve plastik geri kazanımı ile %95 enerji tasarrufu sağlanabilir. Geri kazanılan 3 milyon ton atığın ekonomik değeri yaklaşık 600 milyon TL’dir.
Atık oluşumunu önlemede kadınlara daha çok rol düşüyor. Atıkları azaltmanın önlemenin yollarına dair neler söylemek istersiniz?
Kadınların, doğal kaynakları kullanarak ve onları yöneterek, ailelerinin ve yaşadıkları toplumun devamını sağlama işlevleri dünyanın her yerinde aynıdır. Aile bireylerinin yetiştiricisi ve bakıcısı, aynı zamanda eğiticisi olarak kadınlar, şimdiki ve gelecek kuşaklar için yaşamın sürdürülebilirliğini ve kalitesini doğrudan etkileyerek, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynarlar.
Gelecek kuşakların düşünülmesi ve yaşamın devamlılığının sağlanması sorumluluğu açısından kadınlar her zaman ve her yerde daha “duyarlı” ve “etkili” konumdadır. Öncelikle kadının kendisine düşen bu rolün öneminin farkında ve bilincinde olması gerekmektedir.
İlk Dünya Kadın Konferansı’nın (1975) ardından kadınla ilgili çalışmalar ivme kazanmıştır. Bu konferansın sonrasında “Kadın ve Çevre” teması gündeme gelmeye başlamıştır.
Çevre sorunlarından en çok etkilenenler arasında bulunan kadınlar “Sıfır Atık Yönetimi” ile yaşam standartlarını düşürmeden tüketim alışkanlıkları ve davranışlarını çevre lehine değiştirerek, doğayı kirletmeyen ve yenilenebilen ürünler seçerek, enerji kaynaklarını bilinçli kullanarak, evsel atıkları azaltarak ve verimli hale getirerek, çocuklarını çevre konusunda bilinçlendirerek çevre korunmasına katkıda bulunabilirler.
Ev hanımları için 4 aşamada “Sıfır Atık” uygulaması
İlk aşama
Öncelikle atık oluşumunu önleyelim. Evimize bir malzeme alırken o malzemeye gerçekten ihtiyaç duyup duymadığımızı kendimize soralım. Aynı malzemeyi kullandıktan sonra atık olarak nitelendirmeden önce başka alanlarda kullanıp kullanamayacağımızı düşünelim. Eğer kullanamayacağımızı düşünüyorsak o malzemenin geri kazanılır özellikte olup olmadığına bakalım. Eğer geri kazanılabilecek bir madde ise ayrı biriktirelim ve geri dönüşüm kumbaralarına bırakalım. Atık oluşumunu önlemek mümkün değildir ancak var olan atıklarımızı yeniden değerlendirebilirsek atık miktarlarımızı azaltmak yolunda ilk adımı atmış oluruz.
Evimizdeki atıkları azaltmanın, önlemenin önemli yolları;
• Satın aldığımız tüm ürünler, ya da en azından bu ürünlerin ambalajlarını oluşturan paketler veya kaplar, en sonunda mecburen bertaraf edilmeyi gerektireceklerdir.
• Birey olarak hepimiz bertaraf edilmeyi gerektiren atık miktarlarımızı haftalık olarak belirli oranlarda azaltmayı başarabilirsek, ülke çapında hesapladığımızda çok ciddi rakamlara ulaşabiliriz.
• Evsel atıklarımızı azaltmak aile ortamımızı korumamıza da yardımcı olur.
• Dikkatli satın alma ve atma alışkanlıklarımız aile bütçemize katkıda bulunur.
Atıklarımızı azaltmak;
• Enerjinin geri kazanılmasını,
• Bertaraf alanlarındaki yoğunluğun önlenmesini,
• Bertaraf giderlerinin azaltılmasını,
• Tasarrufun artmasını ve israfın azalmasını,
• Kirlilik risklerinin en aza indirgenmesini
sağladığı için doğal kaynaklarımızı korumada geri dönüşüm kadar önemlidir.
İkinci aşama
Atık miktarımızı oldukça etkileyen ve en önemli etkenlerden biri olan “gereksiz alışverişlerimiz” ikinci sıradadır.
Alışverişlerimizi daha dikkatli ve bilinçli olarak yapalım. Alacağımız her üründe oluşabilecek atık miktarını göz önüne alarak;
• “Acaba bu ürün bana gerçekten gerekiyor mu yoksa evimde bulunsun diye mi alıyorum?”
• “Evimde bu üründen zaten mevcut, o bitmeden tekrar almam gerekir mi?”
• “Fiyatı uygunmuş, satın alırsam ilerde kullanır mıyım acaba?”
gibi soruları kendimize sorarak vermemiz gereken “Hayır, ihtiyacım kadarını ve ihtiyacım olanı almalıyım!” cevabı ile ikinci adımı da atmış oluruz.
Üçüncü aşama
Geri dönüşümü mümkün olmayan tehlikeli olarak nitelendirebileceğimiz, çevremize ve bizlere zarar veren malzemeleri kullanmak ya da satın almak yerine, tehlike yaratmayacak, zararsız ürünleri tercih edelim.
Zararlı kimyasallardan uzak duralım!
Kimyasal temizleyiciler yerine her evde bulunan doğal malzemelerden kendi temizlik ürünlerimizi kendimiz yapalım.
Kullandıktan sonra atacağımız ürünler yerine daha uzun süre kullanabileceğimiz ürünleri tercih edelim. Örneğin, sıradan piller kullanmak yerine tekrar tekrar kullanabileceğimiz şarj edilebilir piller tercih edelim.
Dördüncü aşama
Atıklarımıza “çöp” diye hitap etmekten vazgeçelim. Çöp, değersiz nesnelere verilen bir addır. Oysaki atıklarımız yeniden değerlendirilerek bizlere enerji, para ve kazanç sağlayabilecek malzemelerdir. Yemek yaparken ortaya çıkarttığımız sebze-meyve kabuklarını bile enerji elde edilmesinde ya da gübre üretiminde kullanabiliriz. Unutmayalım, bizim işimize yaramayan, çöp olarak sınıflandırdığımız herhangi bir ürün mutlaka bir yerlerde birilerinin işine yarıyordur.
Çevre dostu bir yaşam için birkaç tavsiyede bulunabilir misiniz?
• Plastik Tüketimini Azaltın
• Yemeği İsraf Etmeyin
• Atık Yağları Lavaboya Dökmeyin
• Aydınlatma Seçeneğinizi Değiştirin
• İnternette Gereksiz Zaman Harcamayın
• Tehlikeli Atıklardan Kurtulun
• Evdeki Tehlike Atık Miktarını Azaltın
• Suyu Boşa Harcamayın
• Kâğıdın Değerini Bilin
• Ömrünü Tamamlamış Pilleri Ayrı Toplayın
• Yürüyün ya da Bisiklete Binin
• Denizleri Kirletmeyin
• Gelecek Nesillere Öğretin
• Fidan Dikin
• Temel Besin Gıdalarına Yönelin
• Dünyaya Sahip Çıkın
Yazarı olduğum derleme “Sıfır Atık” kitabımda detaylara ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.