Ana sayfa - Son Sayı - Çocukların Çizdiği Resimler Neleri Anlatır? / Pedagog Serap Buharalı

Çocukların Çizdiği Resimler Neleri Anlatır? / Pedagog Serap Buharalı

Çocuklar resim yapmayı çok seviyorlar. Çocukların resimleri sadece oyun oynamak, eğlenmek, vakit geçirmek mi? O kargacık burgacık çizimlerin altında neler var? Çocuk resimlerine bizim bakış açımız nasıl olmalı?

Resim evet bir oyun, bir oyun aracıdır. Kendini tanıma ve çocukla ilgili birçok gelişimin temelini oluşturabilecek bir alt yapısı da var. Küçük yaşta beyindeki düşünme hızıyla, dildeki hız birbirine senkronize değildir. Küçük çocukların beyni çok hızlıdır. Fakat dilleri o kadar hızlı değildir. O yüzden de kekeleme olur, heyecanlı heyecanlı, nefes nefese konuşmalar olur. Yani dil gelişimi, beyindeki düşünme merkeziyle senkronize olamamışken kendini nasıl ifade edecek? Burada en iyi kullandığı şey kalem oluyor. Karaladığı, yazdığı, çizdiği şeyler aslında çok şeyler ifade ediyor. Yani ilk iletişim aracı kalemdir.

Resim yapmanın çocuk zekâsıyla bir ilgisi var mı? Nasıl destekleyebiliriz?

Çocuğun sosyal zekâsını ya da duygusal zekâsını artıran şeyler insanlarla ve canlılarla olan iletişimleridir. Çocukların sosyal zekasını artırmak istiyoruz ya da sosyal uyum becerilerini artırmak istiyoruz ya da duygusal zekalarını artırmak istiyoruz. Bunun için çocuğun canlılarla iletişim halinde olması gerekiyor. Canlılarla iletişim halinde oldukça algısını ve ilişkilerini oluşturmaya başlayacaktır. Tabi çocuk bunları yansıtmak isteyecektir. Yansıtma şekli olarak da kalemleri kullanacaktır.

18 aydan itibaren çocuklara ‘jumbo kalem’ verilebilir. Ama çocuğa “Böyle tut.” ya da “Şu şekilde tut, şu şekilde çiz.” diyoruz. Hayır, bunu çocuklarımıza yapmayalım. Onun elindeki kalemi tutup onun eliyle çizmeyelim. Kendimiz çizelim, o yalnızca seyretsin. Beni seyretsin, evdeki ağabeyini seyretsin nasıl tutuyor, nasıl çiziyor baksın. Zaten taklit yapması gerekiyor. Aynı şekilde de birçok yere çizmeye başlayacaktır. Yalnızca resim yapması bir şeyleri aktarması, bir şeyleri çizmesinden öte parmaklarını kullanması, küçük motor kasları için de çok önemlidir. Kâğıdın istediği yerini tutabilmesi ve çizebilmesi için el göz koordinasyonu gereklidir. Yani kalemle çiziyor, karalıyor diyoruz ya. Hayır, birçok şey yapıyor. Bir kere en basitinden fiziksel gelişimde, parmak gelişimi, ikincisi el göz koordinasyonu dediğimiz en önemli gelişimlerden biri olan koordinasyonu geliştiriyor. Yani kâğıdı kullanma ve kâğıdın üstündeki o karalamalar, karalamaları çeşitli yerlere taşıyabilmesi, belli yerlere yoğunluk yapabilmesi, onu görebilmesi. Bunlar çok önemli şeyler.

Bazen çocuklara çok küçük kağıtlar veriliyor, kalemler uygun olmayabiliyor. Ve çocuk çok sıkılıyor. Ya dışarıya taşırıyor ya da kağıdı bırakıyor masayı çizmeye başlıyor. Ama burada çocuk haklı. Çocuğun kendini rahat bir şekilde ifade edebilmesi için kağıtlarımızın büyük olması gerekiyor. Çünkü çocuk sıkılıp kağıdı bırakıp yerleri, duvarı çizmeye başlıyor. Çünkü duvarda boyamak çok rahat oluyor, ayakta durunca direkt olarak kâğıt karşısına geçiyor ve daha çok şey ifade ediyor. Bunun için büyük kağıtları rulolar şeklinde duvara asıp, çocuk resim yaptıkça yırtıp kenara koyulabilir.

Çocuklar resim yaparlar ve hemen getirirler anne babalarına… “Bakın yaptım.” derler adeta… Orada çocuğa nasıl yaklaşmak gerekiyor?

Yaptığı şey kendi gözünde çok önemli olduğu için çocuklar onaylanmak ve değer görmek isterler.

Bu oyuncakları için de geçerli. Geçenlerde bir aile bana şunu söyledi: “Oyuncaklarını arkadaşlarına vermek istemiyor. Bu konuda ne yapacağımızı bilemiyoruz. Paylaşımcı olmayacak, bencil olacak diye çok tedirgin oluyoruz.” Bunun üzerine ben de dedim ki: “Sizce neden oyuncaklarını o kişiye vermiyor?” “Gelen kişiler oyuncaklarını hor kullanıyorlar. O çok narin oynar oyuncaklarıyla.” dedi. Dedim ki hanımefendiye: “Ben sizin mücevherlerinizi ödünç alsam, taşını düşürüp size geri getirsem. Siz ne yaparsınız? Bir daha istediğimde mücevherlerinizi gönül rahatlığıyla tekrar verir misiniz?” “Ama mücevher.” dedi. Çocuk için mülkiyet, en değerli şey oyuncaklarıdır.

Sağlıklı yaklaşım nasıl olmalı? Bir profesyonel olarak siz, resimlere dair nasıl değerlendirmeler yapıyorsunuz? Biraz açar mısınız?

Çizdiği resim çocuk için çok değerli. Çünkü emek verdi, çaba gösterdi. Tabi ki burada önemsenmek ve değerli görülmek isteyecek. Anne baba “Aferin, harika yapmışsın.” diyor. Çocuk da diyor ki: “Bunlar her şeye aferin deyip duruyorlar. Şimdi ben şöyle bir karar alayım.” “Öyle yalandan bir şeyler yapayım. Bakalım yine aynı şeyi yapacaklar mı?” Yapıyor, getiriyor, anne baba yine “Aferin” diyor, o da diyor ki: “Hadi canım yalancılar.”

Şimdi “Sen burada bir şeyler yapmışsın, bu resim hakkında konuşmak ister misin?” Bakın izin istiyorum. “Ben senin resmini gerçekten çok değişik buldum. İçerisinde farklı farklı detaylar var. Bunları benimle paylaşmak ister misin? Ben merak ettim.” gibi yaklaşmak gerekir. “Ama bunu neden yaptın?” “Bak şurayı, bunu neden çizdin?” “Bu bu mu dur, bunu mu demek istedin? Bunu mu anlatmak istedin?..” gibi bir zorlama yapılmamalı.

Çocuğa yalnızca şunu söylüyorum; “Bu çizdiğin ne?” “Bu kim?” Bu kadar. Bunun dışında “Bunun için mi çizdin?” “Bunu mu kastetmek istedin?” “Bunun anlamı bu mu?” gibi yönlendirici sorular sormuyorum. Çünkü benim orada yapmak istediğim şu; onun iç dünyasıyla ilgili şeyleri anlamak. Çünkü benim algımla onun algısı çok farklı. Ben orada yalnızca bir güneş görebilirim ama çocuk bana “Orada gece ayla konuşmuş, sabah çıkmış, ayla konuştuğu için ve ayı sabah göremediği için üzgün bir güneş var.” diyebilir.

Ben onu nasıl anlamalıyım. Acaba o arkadaşını mı görmedi? Mesela bir uçak resminden bahsedelim. Çocuklarda uçak kuş anlamına geliyor. Yani kuş gibi özgür demek. Savaş resminin içinde mi uçak resmi yaptı. O zaman demek ki çocuğun iç dünyasında çatıştığı bir şey var. Normalde ise uçak bağımsız olmak istediği anlamına geliyor.

Mesela çocuklarla sanat terapisi çalışıyorum. Bunda da resim ve boyaları bol bol kullanıyorum. Bunun haricinde bir de projektif çocukların iç analizlerini yapmak için de “projektif testler” yapıyoruz. Kocaman bir uçak, iki tane kanadı var. Çocuk, kanadın bir tanesine “Anne” yazmış, diğerine de kendi ismini yazmış. Şimdi o resme baktığımda ben ne görmeliyim? Özgürlük yani özgür olacak, bağımsızlık olacak. Ve burada annesiyle kendini özdeşleştiriyor. Ama o orada idealize ettiği anneyi koyarak dengenin içerisinde beni dengeleyen şey annemdir demek istiyor. Yani benim ona ihtiyacım var, o kanada ihtiyacım var diyor.

Değerlendirmeleri uzmanlar yapmalı değil mi?

Tabii ki eğer projektif bir test yapmamız gerekiyorsa, çocuğun iç analizini yapmamız gerekiyorsa, ruhsal anlamda tahlil etmem gereken, tespit etmem gereken sorunlarıyla ilgili bir test yapmam gerekiyorsa orada tabi ki serbest bir resim çizdirip “Aaa burada bunu çizin!” değil orada belli yönergeler veriyoruz. Yani bir ağaç çiz, bir adam çiz vs. gibi çocuğu kendi haline bırakmıyoruz. Orada çeşitli sorularımız var. Yani çizdirdikten sonra sorular ve onların anlamlandırılması ve bunun üzerine de bir raporlandırma yapmamız gerekiyor. Bu profesyonel bir iş. Yani orada ne soracağımı biliyorum, ne çizdireceğimi biliyorum. Ve bunun üzerine onları anlamlandırıp üzerine rapor yazmayı biliyoruz.

“Çocuk depresyonu mu bu? Yoksa anksiyete mi yaşıyor?” diye düşünüyorsam o testlerden geçirmek zorundayım. Böylelikle amacıma daha kısa zamanda ulaşıyorum. Bir de “art terapi” dediğimiz terapi yani tedavi edici sanatı, resmi kullanmak. Biz bunu çocuğun iç dünyasında duygusal farkındalığını artırmak, duygusal zekâsını artırmak, duygusal sorunlarına çare bulmak amacıyla da kullanıyoruz. Yani resim, tedavi amaçlı da kullanılıyor. Resim kullanmamızda üç tane amaç var. Bir yansıtma. Kendini nasıl yansıtıyor? Nasıl ifade ediyor? İkincisi çevresindeki, ailesindeki herkesi nasıl ifade ediyor? Üçüncü anlamda da kendi dünyası, iç dünyasında kendinin bile bilmediklerini nasıl ortaya koyuyor? Bunların hepsini resimde görebiliyoruz.

Peki, çocuk sizin gözetiminizde bir resim yaparken çocuğu serbest mi bırakıyorsunuz?

Belli bir tema veriyoruz ama bunun içerisinde onu serbest bırakıyoruz. Bir aile çiz, diyorum. Çocuk bana soruyor. “Benim ailem mi?” “Kendi ailemi mi çizeceğim?” Ben “Sadece, bir aile çiz. Yani buradan ne anladıysan.” diyorum.

Aile içi sorunlar varsa çocuk o resme onları yansıtır mı?

Tabi. Bir kere resmi yorumlamamız çocuğun yaşına göre değişir. 10 yaşındaki bir çocuğun çizdiği resmini yorumlamamla, 5 yaşındaki çocuğun çizdiği resmi yorumlamam arasında büyük bir fark var. Çünkü gelişim dönemleri çok farklı. Karalama dönemi var, çizim dönemi var, taklit dönemi var, şematik çizme dönemi var. Yani çizimler dönem dönem ve çocukların yaşlarına göre değişiyor. Yani bir resme baktığımda bu yaşının altında ya da yaşının üstünde diyebiliyorum. 5 yaş çocuğundan beklediğim bir form var. Yani şunları şunları çizebilir. Çöp adam çizmez, biraz daha detaylı çizer. Çöpe kulak yapar. Boşluk bırakmış, tek bir kalem kullanmış, renkler kullanmamış. Silik silik yazmış, kalemi nasıl bastırdığı bile çok önemli. Resim kalemi veriyoruz, çocuk diyor ki: “Ama çok boyamıyor ki.” Oysaki boyayabilir, bastırmıyor. Soluk soluk, silik silik, gölge gölge. Gölge gölge bir resim yapıyorsa kendisiyle ilgili var etmediği, geçtiği, es geçtiği şeyler var. Kendini gölge gibi görüyor, net göremiyor. Ya da böyle çok bastıra bastıra, artık kağıt yırtılacak gibi. Hani karalamaktan, boyamaktan yırtılacak. Orada bir şeylere işaret ediyor. Takıldığı şeyi, zorlandığı şeyi gösteriyor.

Çocukların soyut-somut düşünme biçimleri, derinlik algıları yaş dönemlerine göre değişiyor. Bu çalışmalarda bunun önemi nedir?

Okul öncesi çocukların çizdiği resimleri çok önemsiyoruz. Çünkü çocuk daha bir kalıbın içerisine girmemiş. Ama ilkokul döneminden sonra bir kalıba girmiş oluyor. Okul öncesi döneminde çocuk istediği gibi çiziyor. Masayı nasıl görüyorsa öyle çiziyor. “Masanın üç bacağını görüyorum ama bu dört bacaklı.” deyip görmese de dördüncü bacağı çiziyor. Olmasa bile yani görünmese bile görünmeyeni de çiziyor. “Bu böyle olması gerekiyor.” diyor. Okul öncesi dönemdeki resimler uzmanlar açısından çok şeffaf ve dönüt alınabilecek resimler.

Merkeze koyduğu birini, arkada bile olsa büyük çiziyor. Ya da ellerini ayaklarını farklı çiziyor. Mesela kaşı çiziyor, gözü çiziyor, burnu çiziyor, dudağı unutuyor. Bu önemli bir ayrıntı. Sonra kendiliğinden şöyle söylüyor: “Bunların dudaklarını güzel çizmedim.” “Ağızlarını güzel yapamadım.” diyor. Buradan ailenin konuşmalarında hoşuna gitmeyen bir şeyler var mesajı çıkıyor. Yani burada çocuk şunu söylemek istiyor; “Böyle konuşmasınlar, rahatsız oluyorum.” diyor ve özellikle de resimde anne ve babasını gösterebiliyor.

Resimde başka bir özellik; olmazsa olmaz mesela bir ev. Evin kapısı, kapısının tokmağı. Evi yapıyor, penceresi var, çatısı var, ama kapı yok. Ya da kapı var tokmak yok. Yani içeriye girecek bir şey yok. Bu ne demek? İçeri girilmiyor. Ya da içerdekiler ile dışarıdakiler arasında bir sorun var. O evde güzel yaşanmıyor demek istiyor. Kapısı olmayan ev, içeri girilemiyor yani. Ya da o yaz kış, güneşin ortasında bacadan duman çıkıyor. Yani bu ev yaşanan bir yer, canlılık var. Duman canlılık, evde bir şeylerin yaşandığını gösteriyor.

Çocuk kendini nasıl çizer? Çizip çizmemesi…

Bir aile resminde, herhangi bir resimde %90 bir yerine kendini çizer. Bir yerde kendini ifade edebilecek, kendine ait bir şey bulur koyar. Ama onu hiç koymuyorsa o zaman bu çocukla ilgili de oturup düşünmek lazım. Yani çocuk kendini göremiyor, kendini bulamıyor, kendisi yer etmiyor demektir. Ya da bir aile resminde ailenin içerisinde olmayan biri, ailenin içerisinde resmedilebiliyor. Ayda yılda gördüğü Almanya’daki kuzeni gibi. Çünkü onu aile gibi biliyor. Ya da aileden biri, kardeşi resimde yok. Kardeşini yok sayıyor burada, öyle biri yok. Ya da çiziyor, daha sonra üzerini karalıyor. Resimde, annesini babasını, el ele çiziyor, bebeği ya da kardeşini resmin, kâğıdın bir ucuna atıyor, görülmeyecek şekilde koyuyor.

Absürt bir şey çizince de müdahale etmemek gerekiyor, değil mi?

Özgün olması gerekiyor. Yoksa kısıtladığımız, kalıpların içerisine koyduğumuz zaman bir daha eski haline asla dönemez. Biz yetişkinler kalıpların içerisine girdik ve çıkamıyoruz. Onlar daha kalıpların içerisine girmediler. Bırakalım daha o kalıpların içerisine girmeden özgün hale gelsinler. Eğer onlardan ileride bir şeyler, bir performans bekliyorsak, onların bakış açılarını geliştirmemiz gerekir. “Hayır, mor olmaz güneş.” diyerek onun bütün her şeyini kapatıyoruz. “Ne demek mor olmaz?” Çocuğun kendi benliğini koruyabilmesi ve üst benlikle beraber çatışma yaşamadan, rahatça yapabilmesi için orada mor güneşe dokunmamamız gerekiyor. Çünkü bu bir ahlaki bir kural değil, imani bir kural değil. Müdahale etmemek gerekiyor.

Peki, çocuk neden farklı renkler seçer? Mesela kırmızı ağırlıklı bir resim yapıyorsa ya da böyle masmavi bir resim yapıyorsa…

Turuncu ve kırmızı renkler hayatın rengidir. Her çocuk mutlaka kırmızı ve türevi renkleri kullanır. Çocuklar hayattır, hayat vardır onlarda. Müthiş enerjileri vardır ve bunu kullanırlar. Kırmızıyı kullanması büyük enerjisini, pozitif enerjisini gösterir. Siyah ve kahverengi tondaki renkleri sürekli kullanması, içteki karanlıkları, çözümlemeleri, çatışmaları gösterir. Çocuk siyah kalemi kullandı birkaç resim yaptı, çocuğu damgalayıp hemen pedagoga koşmayalım. Birçok resmi aynı anda göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.