Ana sayfa - Son Sayı - Çocuklarda Olumlu Davranış Kazandırma / Eğitimci Asuman Düzgün

Çocuklarda Olumlu Davranış Kazandırma / Eğitimci Asuman Düzgün

Masumiyetin temsilcisi, insan neslinin devamıdır çocuk. Aile yuvasının en tatlı meyvesi, göz aydınlığı. Geleceğe yön verecek güç, umudu diri tutan enerji, meyveye duracak çekirdek. Ve daha tanımlamakta kelimelerin yetersiz kalacağı birçok güzellik… Ruhlar âleminde yolculuğa çıkan bu tohum, bir gün aile toprağında dal budak salarak dünyaya gelmesine vesile olan kişileri, anne babalık makamı ile tanıştıracak. Adına önce bebek, sonra çocuk denilecek. Emaneti zayi etmeden hakkıyla yetiştirebilmenin derdini taşıyan ebeveynlerinin omuzlarında en büyük mesuliyet olacak. Efendimizin (a.s.m.) ‘fıtrat üzere’ dünyaya geldiğini ifade ettiği çocuk, belki de aldığı eğitimle dünyaya şekil verecek. Kim bilir belki, kendi medeniyetinin bayrağını dalgalandırarak geleceğe yeni bir rota çizecek.
Biricik ve özel olan çocuğun eğitim deneyimlerinde, ilk öğretmeni konumunda bulunan anne babasının etkisi ise kuşkusuz çok fazla. Burada tarihe yön vermiş kişilerin hayatlarını incelediğimizde anne-babalarının kendilerinin eğitimleri ile çok yakından ilgilendiklerini görüyoruz. Çocuğunun fıtrat kitabını sayfa sayfa okuyan doğru bir ebeveyn duruşu karşılıyor bizi. O zaman diyoruz ki, insan yetiştirmede anne-babalık başlı başına bir meslekse, bu işin mimarlarının ebeveynlik becerilerini geliştirme adına ömürlük bir sorumlulukları var. Çünkü çocuk, gelişimiyle birlikte anne babasının da sürekli kendini geliştirmesini isteyen bir alan. Bu noktada kişiyi ebeveynlik olgunluğuna eriştirecek kriterlere baktığımızda ise, ilk olarak karşımıza bilginin çıktığını görüyoruz. Yapacağı anne-babalık mesleği ile ilgili bilgi sahibi olmak da diyebiliriz. Bilgiyle birlikte gelen emek, gayret, sabır ve dua ise bilinçli bir anne-babalık duruşunu gösteriyor bize. Peki, bizler değişen ve dönüşen dünyaya kendi öz değerleriyle uyum sağlayabilen, sağlam karakterli çocuklar yetiştirmek için nasıl bir yaklaşım sergileyelim ki bizim çocuklarımız olumlu davranışları ile örnek şahsiyetler olsunlar? Bizler çocuklarımıza bu olumlu davranışları nasıl kazandırabiliriz?
İşe ilk olarak, ilgileneceğimiz kitlenin yani çocuklarımızın içinde bulundukları gelişim dönemi özelliklerini öğrenerek başlayabiliriz. Çünkü her dönemin kendine özgü özellikleri ve ihtiyaçları farklı farklıdır. Çocuklara olumlu davranış kazandırılırken onların bedensel-zihinsel- duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak, eğitimde daha isabetli adımların atılmasına imkân sunacaktır. Aynı zamanda bu genel özellikleri bilmek bize, döneme özgü normal olan davranışları öğrenme imkânı sunarak anormali hemen fark etmemizi sağlayacaktır. Ayrıca çocuğumuzda var olan bireysel farklılıkları tanımamıza kapı aralayarak onların potansiyellerini kullanmalarına yardımcı olacaktır.
Çocuklarımıza olumlu davranış kazandırırken kendi yaşamımızın ölçüsü ile ölçmeden, bir başkası ile kıyaslamadan ve etiketlemeden gördüğümüz her olumlu davranışlarını takdir etmeliyiz. Çocuğumuzda alışkanlık kazanmasını arzu ettiğimiz bir davranışı görür görmez hemen onu takdir suyu ile sulamalıyız ki, o davranış onda kökleşsin. Burada o davranışa yönelik zihnimizdeki ölçüte ve sonuca bakmadan çaba ve becerisine yönelik bir ifade kullanmalıyız. Takdir ederken standart takdir ifadelerinin yerine kişiye ve davranışa özel bir ifade kullanmamız takdir cümlesinin etkililiğini daha da artıracaktır. Bir de neden takdir ettiğimizi ve bize olan etkisini, hislerimizi de işin içine katarsak takdir etme davranışımızın hakkını vermiş oluruz. Bu takdir ifadesine bir örnek verecek olursak; çocuğumuz arkadaşı ile oyun oynarken oyuncaklarını paylaşmış olsun. Biz de bu davranışının kalıcı olmasını istiyoruz. O zaman hemen bu davranışı takdir edelim: ‘Arkadaşınla oyuncağını paylaşmanı çok beğendim.’ ifadesi ile davranışını taltif edebiliriz. Bizler ebeveynler olarak genellikle olumsuz davranışları görmeye daha fazla meyilliyiz. Fakat yapmış olduğu olumlu davranışları ailesi tarafından fark edilen çocuk, kendisine karşı özdeğerlilik duygusu yükselecek, takdirden aldığı teşvik ve cesaretle daha fazla olumlu ve üretken davranışlar gösterecektir.
Çocuklarımızın kişilik örüntülerini oluşturmalarında biz ebeveynlerin davranışları çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü sosyal bir varlık olan çocuk her zaman etrafında takip edeceği ve izinden gideceği bir model arayışındadır. Bu ihtiyacını ise en yakınında bulunan anne babasını gözleyerek gidermek ister. Bu durum olumlu davranış kazanırken de geçerlidir. Söylediklerimizden daha çok yaptıklarımızı referans alan çocuklar halleri ile sanki bize, ‘Ne olduğun o derece çok bağırıyor ki senin ne söylediğini duyamıyorum.’ derler. Islak bir çimento gibi her davranışımızın izini gördüğümüz evlatlarımıza olumlu davranışlarımızla örnek olmalıyız. Bazen çocuğun büyümesine izin verilmeyen aile ortamlarında çocuklar normal gelişimlerinin gerisinde kalarak yaşlarına uygun olmayan davranışlar sergilediklerine şahit olmaktayız. Bu durumda anne baba aşırı korumacı tutumlarını göz ardı ederek çocuğunun olumsuz davranışlarına odaklanabilmektedir. Burada Endonezya’da yetişen Upas ağacını aşırı korumacı tutum sergileyen ailelere örnek verebiliriz. Bu ağaç o kadar çok fazla büyüyor ki etrafındaki bütün bitki örtüsüne gölge oluyor. Daha sonra onları zehirleyerek öldürüyor. Upas ağacı özelliği gösteren ebeveynler de bütün ilgi ve enerjilerini çocuklarını korumaya vererek onların gelişmesini engelleyebiliyorlar. Nasıl ki yüzme becerisinin öğrenilmesi için sadece anlatma yeterli olmuyor ve su gerekiyorsa, çocuklarımızın hem yüzen birini görmelerine hem de suya girmelerine müsaade etmeliyiz.
Olumlu davranış kazandırmak için yapılması gereken bir başka husus ise çocuklarla birlikte belirlenecek kurallardır. Kural demek, sınır koymak demektir. Sınırlar ise bizi bu hayatta koruyan, güvende tutan emniyet supablarıdır. Bir nevi kaldırımla yol arasındaki hattı belirleyen hiza taşları diyebiliriz. Kural koymak çocuğa ceza vermek demek değildir. Bilâkis, çocuğun kendi davranışları üzerinde düşünerek sorumluluk alması ve iç disiplin geliştirmesi demektir. Kurallar oluşturulurken neden böyle bir kurala ihtiyaç duyulduğu çocuğa anlayacağı bir dilden anlatmak gerekir. Kurallar açık, net, çocuğun gelişim düzeyine uygun ve uygulanabilir olmalıdır. Aynı zamanda bir davranış kazanılmasına yönelik bir kural oluşturulurken kuralın sayısı ve içeriği de doğru belirlenmelidir. Kuralsızlık kadar çok fazla kural koymak da konulan kuralların delinmesine zemin hazırlayacaktır. Konulan kuralların oturması ile ilgili aile bireylerinin (anne-baba-büyükanne-büyükbaba) kendi aralarındaki tutarlı ve kararlı olmaları kadar, ebeveynlerin kendi içlerindeki tutarlılıkları da önemli duruyor. Anne baba kendi psikolojik durumuna göre bir kuralı bir gün görmezden gelip, ertesi gün katı bir şekilde uyguluyorlarsa çocuğun kafasında belirsizlik oluşacaktır. Ayrıca konulan kuralların uygulanmasına yönelik takip yapılarak uygulanmaması durumunda, çocukla tekrar konuşularak yapılabilecek seçenekleri gözden geçirmek de faydalı olacaktır.
Olumlu davranış kazandırmada çocuklarımızla kuracağımız olumlu bir iletişimin katkısı da çok fazla olacaktır. Çocuklarımızın nasıl insanlar olmasını istiyorsak onlara o şekilde hitap edelim. Ağzımızdan çıkan olumlu kelimelerin karşı tarafta telkin görevi yaptığını şu ilginç araştırma sonucu gösteriyor: Afrika’da Gana isimli ülkede Ashanti adıyla anılan bir aşiret, çocuklarına isim koyarken doğdukları günün adını veriyorlar. Çarşamba günü doğanlara ‘saldırgan ve âdi’ anlamına gelen ‘Quwaku’ adını veriyorlar. Daha sonra Gana’da işlenen suçların %50’den fazlasının çarşamba günü doğanlar tarafından işlendiği görülüyor. Biz buna kelimelerin sihirli gücü diyebiliriz. Olumlu iletişim, olumlu düşünmeye, o da olumlu davranışlara zemin hazırlayacaktır. Çocukluk çağının en olumsuz duygularından olan suçluluk, değersizlik ve yetersizlik hisleri genelde kurulan olumsuz iletişimin neticelerindendir. Çocuklarımıza olumlu disiplin kazandırmak için kullandığımız kelimelerin de olumlu olmasına dikkat edelim. Zira insan beyni olumluya odaklanıyor. Yapmasını istemediğimiz bir durumda ‘yapma’, ‘bakma’, ‘oturma’ şeklinde ‘-me,- ma’ olumsuzluk ekinin geçtiği kelimelerin, insan zihni ekini yok sayarak ‘yap’ kısmına odaklanıyor. Ve bizler çocuklarımızı istemediğimiz davranışı yaparken buluyoruz.
Çocuklarımıza olumlu davranış kazandırmanın en önemli unsurlarından birisi de onlarla aramızda oluşturduğumuz duygusal bağdır. Çocuklarımıza duyduğumuz sevgimizi, hiçbir koşula (karnesine, aldığı nota vs.) bağlamadan göstermemiz bu bağın oluşmasında hayati önem taşıyor. Bir de sevginin temelinde ilgi ve zaman ayırma vardır. Çocuklarımızın duygusal ihtiyaçlarının farkına vararak bu gereksinimlerini gidermeliyiz. Çünkü karşılanmayan ihtiyaçlar, davranış problemleri olarak kendilerini göstereceklerdir. Sevgi kapları doldurulan ve doyurulan çocuklar olumlu duygu ve olumlu davranışlarla kendilerini göstereceklerdir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, olumlu davranışları ile etrafına örnek olacak, şahsiyet sahibi bir evladın yetişmesi için olumlu disiplin yöntemlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. Çünkü eğitim metodunun insana yakışır bir şekilde yapılmasıyla, arzu edilen sonuçlar elde edilebilecektir. İnsanın yaratılışındaki üstünlüğü, onun seçkin bir eğitim almasını da gerekli kılıyor. İnsan ancak o zaman kemal noktasına çıkabilme kabiliyetini ortaya koyacaktır. Üstün değerlerle bezenmiş, ahlâkını bir zînet gibi üzerinde taşıyan bir nesil yetiştirebilmek duasıyla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.