Ana sayfa - Son Sayı - Çocuklar Spora Kaç Yaşında Başlamalı? / Dr. Gazanfer Kemal Gül

Çocuklar Spora Kaç Yaşında Başlamalı? / Dr. Gazanfer Kemal Gül

Futbol, voleybol, atletizm, yüzme, hangi branş olursa olsun, çocuk 15 yaşında bir branşa başladığında, “Geç kalmışsınız, bu zamana kadar neredeydiniz?” diyorlar. Velilere, ailelere bu konuda yönlendirme olması açısından şunu sormak isterim: Benim çocuğum gerçekten yetenekli mi, benim çocuğum ne zaman spora başlayacak ve ne zaman uzmanlaşacak?
Spora başlama yaşı diye bir yaş tutturduk gidiyoruz. Ondan sonra diyoruz ki: “Arkadaşım, sen ne zaman spora başladın?” Diyorlar ki: “Ben liseye geldiğimde spora başladım.” “Liseye geldiğinde kaç yaşındaydın?” “Liseye geldiğimde 14-15 yaşındaydım.” “2 sene içinde Türkiye şampiyonu oldum.” Yetenekliyse, etrafında uygun bir ortamı da varsa, spor salonları ona yakınsa 18 yaşında dünya şampiyonu olabilir.
Çocuk çok mu geç kaldı? Hayır, geç kalmadı. Önce velilere şunu anlatmak lazım: Spora başlama yaşı ayrıdır, sporda branşlaşma yaşı ayrıdır; sporda branşlaşmanın da uzmanlaşma yaşı ayrıdır; sporda branşlaşıp uzmanlaşıp o dalda üst seviyede sporcu olma yaşı ayrıdır. Mesela herhangi bir branş, ne olduğu hiç önemli değil, çocuk başladığı takdirde ilk öğretmeye çalıştığımız şudur: Bu çocuk önce temel eğitimi görecek. Yani çocuk, yürümeyi, koşmayı, kol-bacak koordinasyonunu, dolaylı olarak koordinatif özellikleri geliştirme çalışmaları. Bunu doğru yapmaya başladığı takdirde, bunun içine, yavaş yavaş, bazen bir alet de ilave ederiz; bazen bir top, bazen bir raket, bazen sırık, bazen cirit, bazen bir küçük top verebiliriz, bu bazen basketbol topu olabilir, masa tenisi topu olabilir, bazen dart aleti olabilir. Çocuk yine temel eğitim alıyor, organlarına hâkim olmaya çalışıyor. Bu, küçük yaş dediğimiz 2-3-4 yaşlarında oluyor.
Eğitimde hatırlarsanız; 4+4+4 eğitim modeli geldiğinde Türkiye’de yer yerinden oynadı, “Böyle olur mu?!” denildi. Bence eğer sporu geliştirmek istiyorsanız bu yetmez, 4×4 yapılmalı. Şimdi, 4×4 dediniz mi millet iyice isyan edecek. Ama bilimsel nedenlerini oturup tek tek anlatman lazım. Nedir bu 4×4?
İlk 4 yıl, ilkokul öncesi döneminde yapmaya çalıştığımız çalışmadır. İşte biraz önce size anlattığım temel eğitim dönemidir. Türkiye’de hiç olmayan bir şey. Ama ana sınıflarında artık oluşmaya başladı, ana sınıflarında çocuklara bunlar verilmeye başlandı; hafif hafif jimnastik öğretilmeye başlandı, jimnastiğin yanında yüzme verilmeye başlandı, bazen atletizmde temel oyunlarla geliştirilmeye başlandı.
Antrenör arkadaşlar survivor antrenörlüğü yapabilir miyiz dediler. Çünkü çocuklara antrenman deyince isyan ediyorlar ama çocuklara survivor yarışları yapacağız dediğinizde bütün çocuklar katılmak istiyorlar. İşte ana sınıflarında çocuklarla bu şekilde diyalog kurmaya başladığınız zaman müthiş oluyor. İşte 4×4’ün ilk adımı okul öncesi eğitim.
Oyunlarla çocuk her şeyi ne yapmaya başlayacak; organına hâkim olacak, sıçramaya, hoplamaya başlayacak. Büyükşehirlerde herhangi bir ilkokula gidin, çocukların eline ip verin, “Alın arkadaşlar, ip atlayın.” deyin. Gittiğiniz herhangi bir okulda -köy çocukları hariç- şehir çocuklarının yüzde 85’inin ip atlayamadıklarını göreceksiniz. Aynı yaş grubundaki köy çocukları cambazlık yaparlar, takla atarlar. Çünkü onların hayatı bunlarla geçiyor.
4×4’ün birinci aşaması okul öncesi eğitim diye geçiyor. 4×4’ün ikinci aşamasında ilkokulda vermeye çalışıyoruz. Birinci 4 yılda temel eğitim, ikinci 4 yılda temel eğitimin antrenmanı. Artık yapılanı, yani oyunu antrenman modelleriyle oturtmaya başlıyorsunuz. Çocukların üzerinde yapılacak hareketlerin normlarını oturtuyoruz. Ondan sonra ortaokul, üçüncü 4 yıl. O zaman çocuklarda yavaş yavaş kondisyonlanma da devreye girmeye başlıyor. Artık antrenmanı belirli branşlara yönelik yapmaya başlıyoruz. Bundan sonra takım sporları, toplu branşlar ya da sulu sporlar, yani zemini oynak olan ya da kar sporları gibi branşlara kaydırmaya başlıyorsunuz. Yani oturup da atletizm deyip sırıkla yüksek atlayıcı yaptırmıyorsunuz çocuğu. Çocuğa atletizm antrenmanları yaptırıyorsunuz. Çocuk oradaki atlamalar, atmalar, koşular, birçoğunu uygularken, aralarında biz de yavaş yavaş yetenek modellemelerini devreye sokmaya başlıyoruz. Dolayısıyla, çocuk da “Hocam, ben hızlı koşamıyormuşum ama uzun uzun koşabiliyorum.” demeye başlayınca orta ve uzun mesafelere vermeye başlıyoruz. Ya da çocuk diyor ki: “Hocam, bir sıçradım, bak şu kadar uzağa atladım.” “Aaa, ne kadar güzel!” Bazıları, “Bir sıçradım, ama yukarı sıçradım.” diyor. Ha, tamam, o zaman yüksek atlama diyoruz, öbürüne uzun atlama ya da üç adım atlama diyoruz. İşte böyle yavaş yavaş branşlaşacak.
4×4’ün son aşamasında artık çocuk liseye gelmiştir, belirli bir kondisyonel düzeye de kavuşmuştur ve organlarına hâkim olmuştur. Artık gerçekten branşa yönelik kondisyon antrenmanları yapmaya başlamıştır. İşte o zaman kulüpler gelip, bu çocukları yavaş yavaş alıp istedikleri branşlara yönlendirmeye başlarlar.
Çocuklar arasında, ikinci dönemde, üçüncü dönemde branşlaşma yaparken bazen hiçbir alanda kendini gösteremeyen insanlar olur. Velilerin en büyük sorunlarından biri budur. O zaman veliler geliyor bize, soruyor: “Hocam, benim çocuk şunu yapamıyor, bunu yapamıyor.” İşte o zaman bizim antrenör arkadaşlar alıyorlar ellerine listeyi, norm değerlerine bakıyorlar. Önce Türkiye’deki normlara göre bu çocuk uygun mudur, değil midir, ona bakıyorlar. Sonra da alıyorlar ellerine listeyi, dünyadaki normlara göre nerededir, bakıyorlar: “Bu çocuk yeteneksiz.” 4’ün ikinci aşamasında da yok, üçüncü aşamasında da yok.
Bana geldikleri takdirde ben farklı şey söylüyorum; hiçbir çocuk yeteneksiz değildir, bütün çocukların mutlaka bir yeteneği vardır. İlla sporda uzman olacak diye bir kuralımız yoktur. Belki bu çocuk zekâsını çok daha kıvrak bir şekilde kullanabilecektir. Ya da mükemmel satranç oynayabilecektir, el becerisini çok iyi kullanabilecektir, belki marangozluğa yatkındır ya da başka bir meslek üzerinde uzmanlaşacaktır. Hiçbir insana yeteneksiz demeyeceğiz. Spordan uzaklaşmaması için, bunu branşlardan ziyade rekreatif spor üzerine yönlendirmemiz gerekecek. Dolayısıyla veliler de ne diyecek; “Benim çocuğum balerin değil, ama en azından yakar top oynayabiliyor.” diyecek. “Benim çocuğum belki sırıkla yüksek atlama uzmanı değil; ama sahaya gittiğinde, sahada 20-30 tur rahatlıkla koşabiliyor, sağlıklı yaşam için spor yapabiliyor.” diyecek. Onun için, onları da spordan uzaklaştırmamamız lazım.
4×4’ün bir de uzman olan bir grubu çıkarsa sahaya, işte o zaman iş değişir. Yavaş yavaş biz bunları üst düzey, üçüncü, dördüncü, hatta beşinci kademe antrenörlerin eline bırakıyoruz.
Bizim en büyük sorunlarımızdan bir tanesi şu: Biz çocuklarımızı çoklu branşlara yönlendiremiyoruz. Yani üç-beş tane branşı görüyorlar, onlardan bir tanesinde tutturabilirse tutturuyor, tutturamadığı takdirde, “Ben artık yüzme yapmayacağım, çok sıkılıyorum, hep aynı tip antremanlar oluyor.” diyorlar. Hâlbuki o kadar çok branş var ki. O branşlardan bir gün birine git, bir gün ötekine git… Bir bakarsın hiç ummadığın bir yerde derece çıkartmaya başlamışsın. İşte bunları da velilerin bilmesi lazım. Ama önce antrenörün, kulübün ve spor uzmanının bunu rahatlıkla algılayacak kapasitede olması lazım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.