Ana sayfa - Son Sayı - Çocuk İstismarına Karşı Ne Yapılmalı? / Psikolog Deniz Işıker Bedir

Çocuk İstismarına Karşı Ne Yapılmalı? / Psikolog Deniz Işıker Bedir

Öncelikle cinsel istismar nedir?

İstismar çok geniş bir kavram. İçinde fiziksel istismar, duygusal istismar, ihmal ve cinsel istismar gibi kavramları barındırıyor. Ancak cinsel istismar bunlardan en travmatik olanı şüphesiz. Kısaca tanımlayacak olursak cinsel istismar, çocuk istismarı tipleri içerisinde en yaygın olanıdır. Çocuğun cinsel obje olarak kullanıldığı her duruma cinsel istismar denilebilir. Cinsel istismar deyince genelde tecavüz akla gelse de aslında cinsel içerikli konuşma yapmak ya da çocuğu çıplakken izlemek de cinsel istismara girer.

İstismarı yapan kişilerin özellikleri hakkında ne söylemek istersiniz?

İstismarcı diye bir tipoloji yok aslında. Gayet “sıradan” ve “normal” olarak gördüğümüz kişiler de istismarcı olabilirler. Örneğin pedofiller işi iyi olan, ailesi olan kişilerden çıkabiliyor. Çocuğa yakın olabileceği meslek grubunu tercih eden pedofiller var. Çocukla iç içe olabilecek her meslek grubundan olabileceği gibi çocuğa farklı şekillerde yaklaşanlar da var. Örneğin evli ve çocuğu olan bir kadınla da evlenebilir bir pedofil. Çünkü elinin altında sürekli bir çocuk bulunması fikri onu cezbeder. Ya da evliliği sırf çocuk sahibi olmak için bile isteyebilir.

Cinsel istismarcılar çocuğu tehdit edip ya da bir şekilde hediyelerle kandırıp sessiz kalmasını sağlayabiliyor. Sevgiye muhtaç bir çocuk düşünün. Ona sürekli ilgi gösteren birine çok çabuk bağlanabilir ya da ona hediyeler alan birine. Bunun dışında onu sevdikleriyle tehdit eden biri de olabilir bu. Bu yüzden istismarın ortaya çıkma oranı da çok yüksek olmuyor ne yazık ki.

Aileler istismardan çocuklarını nasıl koruyabilirler? Neler öğretmeli? Çocuklarımıza cinsel istismar konusunda neler yapmaları gerektiğini nasıl anlatabiliriz?

Bence çocuk istismarında en önemli şey önleme ve bilinçlendirme çalışmaları. Çünkü sonrasında çok yoğun bir travma ve yetişkinlikte dahi silinmeyecek kalıcı yaralar bırakan bir süreç oluyor. Bu anlamda önlemede en büyük rol bana kalırsa öncelikle ailenin omuzlarında. Okul çağına gelmemiş çocuklara bile şu an çokça adı geçen “iç çamaşırı kuralı”nı öğretmek gerekiyor. Bu kural çocuğun anlayacağı dilde istismarı önleyebilecek, birçok ülkede uygulanmış ve başarılı olmuş bir projedir. Bu kural “Anne-baba ve çocuk bakıcılarının çocuklara, yabancı kişilerin vücutlarına dokunamayacağına, dokundukları takdirde kimden ve nasıl yardım isteyebileceklerini açıklayan basit bir kuraldır. Başkaları çocukların iç çamaşırlarına ve çamaşırın iç kısmındaki bedenlerine dokunamazlar. Çocuklar da aynı şekilde başkalarının bu yerlerine dokunmamalıdır. Aynı zamanda çocuklara, vücutlarının kendilerine ait olduğunu, iyi ve kötü sırların, iyi ve kötü temas türlerinin olduğunu anlatmaya yardımcı olur.”

Ancak kültürel olarak dokunmayı, hele de çocukları dokunarak sevmeyi normal gören bir toplumuz. Sokakta, parkta, otobüste gördüğümüz herhangi bir çocuğa dokunmak, yanağını sıkmak ve hatta kucağa alıp poposuna vurmaya varan hareketler yapmak garip karşılanmıyor. Gerçi ben son dönemde özellikle annelerin bu konuda daha hassas ve bilinçli olduklarını gözlemliyorum. Çocuğu bu şekilde sevmek isteyenlere uygun bir dille bunun yanlış olduğunu anlatmalıyız. Yoksa çocuk herkesin ona dokunabileceği konusunda bir algı oluşturmuş oluyor.

Çocuğa yabancılardan korunma konusunda eğitim verirken, yakınımızdaki insanların da ona cinsel istismarda bulunabileceğini es geçmemeliyiz. İç çamaşırı kuralının kim olursa olsun uygulanması gerektiğini çocuğa söylemeliyiz.

Burada dikkat etmemiz gereken en önemli şey kaygımızı çocuğa çok yansıtmamak. Yoksa sürekli güvensiz ve kaygılı bir ruh hali de çocuğa zarar verir.

Bir çocuğun istismara maruz kaldığını nasıl anlarız? Cinsel istismara maruz kalmış çocuklarda duygusal ve fiziksel belirtiler nelerdir?

Aslında çocuğun istismara maruz kaldığının anlaşılması çok kolay bir şey değil. Çünkü bazı tepkiler veya bozuklukların birçok benzer nedenleri olabiliyor. Bu yüzden maalesef istismarlar genelde tesadüfen ortaya çıkıyor. İstismar aile tarafından yapılıyorsa bazen fiziksel istismar nedeniyle hastaneye götürülünce ortaya çıkıyor. Bunun yanında çocuğun bunu birilerine anlatmasıyla da ortaya çıkabiliyor. Ama çocukların birçok farklı nedenden dolayı bunu saklama eğilimleri olduklarını görüyoruz.

Çocuk duygusal olarak, depresyon, davranışlarındaki belirgin değişiklikler, uyku ve yeme problemleri, sürekli kâbus görmesi, normalde olmamasına rağmen enurezis (alt ıslatma) görülmesi, saldırganlık, içe kapanma gibi belirtiler gösterebilir. Bunun yanı sıra başarılı bir öğrenciyken birden okul başarısının düşmesi, arkadaşlarıyla iletişiminin bozulması da verilen duygusal tepkilerdendir.

Bir de anne-babalar çocuğunu iyi gözlemlemeli. Okul saatlerini, gittiği yerleri, internette hangi sitelere girdiğini vs. Çünkü artık görüyoruz ki internette sosyal medya kanalıyla da istismar vakaları olabiliyor. Çocuğun özellikle de ergenliğe yakın veya ergenlik dönemindeyse görüştüğü kişilere dikkat etmeliyiz. Çünkü kendini beğendirme dürtüsünün en yoğun olduğu dönem olduğu için, aynı zamanda birilerinin onu kullanmaya da en açık olduğu dönem de diyebiliriz.

Aile çocukta cinsel istismardan şüpheleniyorsa ilk etapta çocuğa nasıl yaklaşmalı?

Aile panik olup çocuğa sorularıyla kendini suçlu hissettirmemelidir. Sakin olup uygun sorularla istismar olup olmadığı ve istismarcının kim olduğu öğrenilebilir. İstismarcı yakın biriyse çocuk korkabilir ve saklamaya çalışabilir. Bir uzman yardımı almak her zaman en doğrusudur. Bu işin adli bir tarafı da var. Bildirim yapıldıktan sonra uzun bir süreç bekliyor hem aileyi hem de çocuğu. Bu süreç hem uzun hem de yıpratıcı olabiliyor. Bir de çocuklar yaşadıkları olaylarda kendilerini suçlamaya eğilimli olabiliyorlar. Dinleyen kişi aile, öğretmen ya da bir başkası hiç fark etmez, bunun çocuğun hatası olmadığını iyi vurgulaması gerekiyor. Çocuk anlatırken mümkün olduğunca bölünmemeli ve yönlendirici sorulardan kaçınılmalıdır. Bu işin neden olduğu ile ilgili bir şey konuşmaya gerek yok. Çocuk anlatırken onun anlattıklarının hayal ürünü olduğu hissettirilir, gerçekliği sorgulanırsa çocuk iletişimi kesip anlatmayabilir.

Dolayısıyla ailelere düşen en önemli görev en ufak bir şüphede iyi gözlem yapıp çocuğun olayı anlatacağı sakin ve güvenli bir ortam oluşturmak ve olayı dinledikten sonra çocuğun kendini suçlamaması için onun bunda hiçbir suçu olmadığını vurgulayarak kendini güvende hissetmesine yardımcı olmak gerekiyor.

Cinsel istismara maruz kalmış çocuğun karşısında ebeveyne düşen görev nedir? Bu zorlu süreçte neler yapabilirler?

Gerçekten zorlu bir süreç bu. Ebeveyn de kendini suçlayabiliyor. Ben çocuğumu koruyamadım ya da neden benim çocuğumun başına geldi diye düşünebiliyor. Bu durumda ailenin de psikolojik destek alması bence çok önemli. Ama en önemlisi önce güvenliği sağlamak. Eğer istismarcı yakın biriyse çocuğu güvenilir bir ortamda tutmak en önemlisi. Sonra gerekli mercilere bildirip yardım almak önemli. Adli süreç başladığında çocuğun her adımda yanında olmak, ona yalnız olmadığını hissettirmek gerekiyor.

Bir de ensest gerçeği var maalesef. Mesela istismarcı ebeveynlerden biriyse, ailenin dağılmaması, etrafa rezil olmamak, istismarcı babaysa, gelir kaynağının hapse girmesiyle maddi sıkıntı yaşama olasılığı anneleri sessizliğe itebiliyor. Çoğu ensest vakası maalesef bu şekilde gizli kalıyor ve genelde istismarcı, büyük çocuktan diğer çocuğa geçtiğinde, büyük çocuğun müdahale etmesiyle ortaya çıkıyor. Bazen de anne şikâyet ediyor. Üstünü örttükçe de sayıları artmaya devam ediyor. Çünkü istismarcı yakalanmadığını anladıkça tacizin dozajını arttırıyor.

İstismardan dolayı kız çocuğu ve erkek çocuklarda ortaya çıkan psikolojik etkilerden bahsedebilir misiniz?

En önemli sorun travma. Ve tabi ki travma sonrası ortaya çıkan bozukluk ve sorunlar. İstismar birçok psikiyatrik ve psikolojik soruna neden olabiliyor. Bu sorunların yanı sıra çocukta ciddi bir güven sorunu oluşuyor. Hem çevresine hem kendine güveni konusunda sıkıntılar baş gösteriyor. Yetişkinlikteki hayatına yansıyor. Cinsel problem olarak da yansıyabiliyor, çocuğuyla ilişkisine de. Fazla korumacı ya da paranoid bir yapısı olabiliyor istismara uğramış kişilerin. Kişilik bozukluklarına yol açabiliyor.

Tabi ki her istismara uğrayan aynı oranda etkilenmiyor. Çünkü istismarın boyutu da önemli. Düşünün yoldan geçen birinin lâf attığı, yanağını sıktığı ya da bir kez dokunduğu bir çocukla, her gün tacize veya tecavüze uğrayan bir çocuğun yaşadığı psikolojik süreçler aynı olmayacaktır. Erkek çocuklar da çok sık tacize uğruyor ama bu durum kolay tespit edilemeyebiliyor, ya da toplumda taciz kadına daha çok yapıldığı için es geçilebiliyor. Bir önceki soruyla bağlantılı olarak, aileler genelde kız çocuklarıyla erkek çocuklarından daha çok bu konuda konuşup onları daha çok koruma eğilimine girebiliyorlar. Hâlbuki ergenlik öncesi istismarlarda erkek çocukların istismar edilme oranları da çok yüksek. Ergenken yetişkin bir kadın tarafından istismar edilen erkeklerse, bunu bir cinsel deneyim olarak tanımlayabiliyor. Hâlbuki yetişkin biri tarafından cinsel doyum için kullanılan erkek ergen de istismara uğramış demektir.

Bu konuda topluma neler düşüyor?

Bence ilk iş bu konuyu artık bir tabu olmaktan çıkarıp konuşabileceğimiz bir konu haline getirmemiz. Bu konuyu, bu tarz olaylar yaşanmadan gündemimizde tutmaya çalışmalıyız. Esasen kötülükleri ifşa etmek de benzer şeylerin artmasına ve bu tarz eğilimleri olan insanların bu işi yapmada örnek almasına neden olabiliyor maalesef. Bunun birçok örneği var.

Bu konuda en önemli görev medyaya düşüyor. Haber dili çok önemli. İstismar yaşandıktan sonra günlerce haber olan bu olaylar, maalesef koruma ve önleme çalışmalarında çok cılız kalıyor. Medya aileleri ve çocukları bilinçlendirme konusunda en etkili yol bence. Bir de yapılan haberlerde çocukların kimliğini ortaya çıkaracak en küçük bir ayrıntı bile verilmemesine dikkat edilmeli.

İstismar gerçekleştikten sonra, mağdur çocuğun olabildiğince hızlı bir şekilde yönlendirilip, başına gelen olayı defalarca anlatmasının önüne geçilmeli. Sistem eskisi kadar kötü değil ancak yine de kurumlar arasında iletişim hâlâ çok zayıf. Çocuk ailesine, doktora, polise, adli tıp kurumuna, mahkemeye defalarca yaşadığı şeyi anlatmak zorunda kalabiliyor. Bu da travmanın derinleşmesine neden oluyor. O yüzden mümkün olduğunca hızlı bir şekilde sonuç alınabilecek bir sistemin yerleşmesi gerekiyor. Örneğin Alo 183 Sosyal Destek Hattı var. Bunu çoğu kişi bilmiyor.

Bunun yanı sıra kendisine istismarla başvuran kişiye doğru yönlendirmeyi yapabilecek uzman sayımız az. Daha doğrusu uzmanlarımız istismar vakaları konusunda ne yapacaklarını bilmiyor olabiliyorlar. Bu konuda bence bütün uzmanlara eğitim verilmeli. Bu konuda Türkiye’de çalışan hocalarımız eğitimler verebilir. Adli Tıp Enstitüleri bu konuda birçok uzmana yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim vererek bu konudaki uzman sayısının artmasını sağlıyor aslında. Ama yine de gidilecek çok yol var, çünkü çok az sayıda uzman var.

Bunun dışında çocuklara ilk ve orta öğretim müfredatı dâhilinde çocuk istismarı ve kendini koruma yolları ile ilgili bilgilendirici dersler konulabilir.

Son olarak bu konuda neler önerirsiniz?

Bununla ilgili programlar, kamu spotları yapılmalı ya da yapılıyorsa da arttırılmalı. Çocuklarla devamlı karşı karşıya gelen doktor, hemşire ve öğretmen gibi meslek sahiplerinin çocuklarda istismar veya ihmal belirtisi gördükleri zaman TCK’nın 278-279-280. maddelerine göre ihbar yükümlülüğünün olduğu yazılı, görsel ve sosyal medya aracılığıyla duyurulmalı. Bu konuda bilgi sahibi olmayan meslek grupları olabiliyor. Daha önce de belirttiğim gibi, istismara uğramış çocuklara, istismar konusunda uzman ruh sağlığı çalışanlarınca düzenli terapi hizmeti sağlanmalı. Sivil topluma burada çok iş düşüyor. Her istismar olayının es geçilmeden, münferit olarak değerlendirilmeden üstüne gitmek önemli. Çünkü unutmayalım, çocuklar kendini koruyamayabilir, onları korumak ve bu olaylara engel olmak bizim görevimizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.