Çocuk Eğitiminde İşe Yaramayan Yol ve Yöntemler / Pedagog Ali Çankırılı

Anne babalar gün boyunca işe yaramayan çeşitli yollar ve yöntemler deneyerek çocuklarına sözlerini dinletmeye, istediklerini yaptırmaya çalışırlar.

Çözüm üretmeye yönelik olmayan, çocukla anne baba arasında sürtüşmeye ve çatışmaya sebep olan bu yöntemler işe yaramadığı halde, çoğu ailelerde, bunların alternatifi olan pozitif yöntemler bilinmediği için, bir kısır döngü içinde tekrar edilir.

Sık tekrarlanan bu yöntemleri aşağıya sıraladığımızda, bazılarının sizlere de tanıdık geldiğini göreceksiniz.

Çocuğun Her İsteğini Yerine Getirme Ve Davranışlarına Sınır Koymama

Özellikle çocukluk dönemleri maddi sıkıntı ve baskı altında geçen anne babalar, “Ben sıkıntı ve baskı altında büyüdüm; çocuklarım sıkıntı çekmesin, serbest büyüsün” diyerek çocuklarının her isteğini yerine getirir; davranışlarına sınır koymazlar.

Böyle yaptıklarında zannederler ki, çocuklar doyuma ulaşacak, mutlu olacaklar. Ancak, umduklarının tam aksiyle karşılaşırlar.

Çocukların doyumsuz, şımarık, elindekilerin kıymetini bilmeyen, söz dinlemeyen, sorumsuz ve saygısız tipler olduklarını görür; “hiçbir şeylerini eksik etmedim, yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, baskı yapmadım, bir tokat bile atmadım, neden böyle oldu?” derler.

Araştırmalar, çocukların her konuda doğruyu öğrenmeleri, başkalarıyla uyumlu ve başarılı ilişkiler kurabilmeleri için onları yönlendirecek sınırlara ihtiyaç duyarlar. Aile içinde ve aile dışında ne yapmaları ve ne yapmamaları gerektiğini öncelikle anne ve babalarından öğreneceklerdir.

Davranışlarına sınır konmayan çocuklar, sokakta ve arkadaş çevresinde alışık olduğu şekilde serbestçe davranacak, onların tepkisiyle karşılaşacak, uyum sağlayamayacaktır.

Kurallar ve sınırlar, zannedildiği gibi, çocukları incitmez. Kendilerine değer verildiği için sınır konduğunu bilirler. Çocuklar bir istekte bulunduğu zaman, anne babalar, bunun ihtiyaç olup olmadığını ve o anda gerekli olup olmadığını düşünmeli; ihtiyaç ise yerine getirmelidir.

Zaruri ihtiyaç dışındaki istekleri ancak hak ettiğinde verilmelidir. Böylece çocuk bazı isteklerine kavuşmak için çalışması, para biriktirmesi ve sabretmesi gerektiğini öğrenecek; kavuştuğu şeyin kıymetini bilecektir.

Çocuğun zaruri ihtiyaçlarını yerine getirmemek ne kadar yanlış ise her isteğini yerine getirmek de o kadar yanlıştır. Doğru olan orta yoldur ki buna “âdil davranma” diyoruz.

Evde Başka Dışarıda Başka Davranma

Anne babaların çoğu genellikle çarşıda, pazarda, markette, misafirlikte, arkadaşlarıyla birlikte iken, kısacası başkalarının yanında çocuklarından iyi davranışlarda bulunmalarını ister, bunda ısrarcı olurlar. Ancak evde iken aynı davranışlar üzerinde pek durmaz, sadece “yapma, lütfen” diyerek olayı geçiştirirler.

Aynı Davranışa Farklı Tepkide Bulunma

Bazı evlerde annenin hassas olduğu bir konuda baba ilgisiz, babanın hassas olduğu bir konuda anne hoşgörülü davranır. Annenin istemediği ve “yapma” dediği bir davranışa baba arka çıkar, “çocuğu rahat bırak” der. Anne babanın hassas olduğu ve yapmasını istemediği bir şey büyük anne ve büyük baba çocuğa arka çıkar. “Torunumu rahat bırakın, istediğini yapsın” der. Tutarsızlığın yaygın olduğu ailelerde çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenemez, doğru davranışlar kazanamaz, kişiye ve ortama göre davranır, gösterişi ve ikiyüzlülüğü öğrenirler.

Tekrarlama:

-Hülya, dersinin başına oturmanın zamanı gelmedi mi?

-Haydi, lütfen, dersinin başına!

-Dersini zamanında çalışman gerektiğini biliyorsun, değil mi?

-Konuları biriktirdiğin için son sınavda ne kadar şiştiğini unutma!

-Hâlâ televizyon mu izliyorsun?

Yalvarma:

– Lütfen, kavgayı keser misiniz?

– Başım ağrıyor, gürültünüz beni çok rahatsız ediyor.

– Beni üzmek hoşunuza mı gidiyor?

– Ne olur, hatırım için, şu kavgaya bir son verin!

Yakınma:

– Allah’ım, böyle bir çocuğu hak etmek için ne günah işledim?

– Bu çocuğun vurdumduymazlığı, dağınıklığı, sorumsuzluğu kime çekmiş bilmiyorum!

Rüşvet Teklif Etme:

– Oyuncaklarını toplarsan sana bir çikolata veririm.

– Ödevini bitirirsen bir saat televizyon izlemene izin veririm.

Bağırma ve Emir Verme:

– Hemen, şimdi o bisikletten in, yerine koy ve yukarıya çık! Sana diyorum, beni duyuyor musun?

– Bu kadar televizyon izlediğin yeter, derhal o televizyonu kapat, dersinin başına otur!

Ceza ile Yola Getirmeye Çalışma:

– Sözünde durmadığın ve yalan söylediğin için üç gün sokağa çıkmanı yasaklıyorum. Belki bu sana iyi bir ders olur.

Başkalarıyla Kıyaslama:

– Hiç Ahmet’in annesini üzdüğünü gördün mü?

– Neden bu kadar vurdumduymazsın? Neden kardeşin gibi çalışkan, sorumluluğunu bilen, saygılı bir çocuk değilsin?

Alay Etme:

– Demek çalışkan bir çocuk olmaya ve zayıflarını düzeltmeye karar verdin, ha? Haydi, görelim bakalım, çalışkan bir çocuk nasıl oluyormuş…

Boş Tehditlerde Bulunma:

– Oyun zamanı bitti küçük bey, hemen yukarı çık. Yoksa sokağa bir daha zor çıkarsın!

Başkalarının Önünde Küçük Düşürme:

– Şemsiyen nerede? Senin gibi aptal, senin gibi beceriksiz bir çocuk görmedim! Bu kaybettiğin ikinci şemsiye!

– Arkadaşlarının yanında beni bağırtırıyorsun ya, aferin sana! Nasıl bir çocuk olduğunu görüyorsunuz değil mi?

Nasihat Etme:

– Bana arkadaşını göster, senin kim olduğunu söylemeyim, diyor bir atasözünde. Sen iyi bir çocuksun; umarım Gökhan gibi tembel ve yalancı bir çocukla artık arkadaşlık yapmazsın.

Makul Çözüm Nedir?

Sanırım, bütün anne babalar bu yöntemlerin çoğunun işe yaramadığını, çok azının o an için geçici olarak işe yaradığını, öğrenmeye ve iç disiplin kazanmaya bir katkısı olmadığını bilir; ama yine de kullanmaya devam ederler. Çünkü akrabalarından, komşularından, kendi anne ve babalarından böyle görmüşler; öz eleştiri yapmaya ve üzerinde düşünmeye fırsat bulamamışlardır.

Anne ve babalarından gördükleriyle yetinmeyen; kendi çabalarıyla çocuk gelişimi, psikolojisi ve eğitimi konularında kitap okuyan, ana baba okuluna devam edenler, çözmekte zorlandıkları bir problemle karşılaştıklarında bir psikolojik danışmandan yardım alan anne babalar çocukla çatışma yaşamadan doğru davranışlar kazandırmanın birçok yolu olduğunu öğrenmekte ve uygulama fırsatı bulmaktadır.

Peki, bir isteğimizi lafı döndürüp dolaştırmadan, tekrarlamadan, yalvarmadan, bağırıp çağırmadan, yakınmadan, tehdit etmeden, ceza vermeden, kısacası çatışma yaşamadan çocuklarımıza nasıl yaptırabiliriz? Bunun birçok değişik yolu ve yöntemi vardır. Her çocuk kendine özeldir. Bir çocuğa uyan ve iyi sonuç veren bir yöntem, başka bir çocukta işe yaramayabilir. İki kardeşin bile tıpa tıp birbirine benzemediği, farklı kişiliklere ve farklı ye­teneklere sahip olduğu düşünüldüğünde konu daha iyi anlaşılacaktır.

Bir restorana girdiğinizde onlarca değişik yemek ve tatlı çeşidi olduğunu görürsünüz. Karnını doyurmak için restorana giren insanlar, aynı aileden olsalar bile; kendi damak tadına uygun farklı yemek seçiminde bulunurlar. Neden bazı restoranların müşterisi çok, bazılarının azdır ve neden bazıları da müşteri bulamadığından kapanmak zorunda kalmıştır? Cevabı zor değil.

Müşterisi çok olan restoranların yemekleri sağlıklıdır, lezzetlidir; buraya gelen insanların damak tadına uyar da ondan. İşte çocuk eğitimi konusunda çözüm üreten, yol ve yöntem gösteren kitaplar da böyledir. Çok satanlar, işe yarayan, uygulandığında olumlu sonuçlar veren, dolayısıyla anne babalar tarafından beğenilen kitaplardır. Anne babalara, çocuk yuvalarına, anaokullarına danışmanlık yapan, terapi veren uzman psikolog ve pedagoglar için de durum aynıdır.

Anne babalar çocuk psikolojisi ve eğitimi konusunda sadece bir kitaba ve bir uzmana bağlı kalmamak. Değişik kitaplar okuyarak, farklı uzmanlardan görüş alarak; kendi kültürüne, kendi inancına, kendi eğitim anlayışına ve kendi çocuklarına uyan yol ve yöntemler geliştirmeli; fırsat buldukça anne baba eğitimi veren kurslara katılmalıdır.

 

Yorum bırakın