Ana sayfa - Manşet - Çocuğun Din İle İlişkisinde Ramazan’ın Rolü / Uzm. Psk. Danışman Pınar Koç Yıldırım

Çocuğun Din İle İlişkisinde Ramazan’ın Rolü / Uzm. Psk. Danışman Pınar Koç Yıldırım

Ramazan denince akla gelen sadece açlık mıdır? Çocukların dünyasındaki karşılığı nedir Ramazan’ın? Düşünüldüğünde her çocuk dinle, dinî ritüellerle ilişkisini ailesi aracılığıyla deneyimler. Aslında yaptığımız hiçbir seçim ailemizin tavrından ya da davranış kalıplarından bağımsız değildir. Yani bir konuda ailemizin sergilediği tavır bizim o konuya ne denli yakın olacağımızı ya da uzaklaşacağımızı belirleyen ana unsurlardan biridir.
Allah’la kurduğumuz ilişkinin anahtarı ailemizin bize herhangi bir konuda nasıl rol model olduğu ile yakından ilişkilidir. Dolayısıyla bu konuyu sadece Ramazan özelinde değil genel manada dinle ilişkimiz açısından ele alacağım. Zihninizi netleştirmek açısından da gündelik hayattan somut örneklerle, özellikle de kendi hayatımdan bazı örneklerle konuyu daha açık hale getirmeye çalışacağım.
Kızım yedi yaşındayken bana şöyle bir soru sordu. “Anne, arkadaşım bana Allah’tan korkup korkmadığımı sordu. Ben ona ondan korkmadığımı, aksine onu sevdiğimi söyledim. O bana bunun doğru olmadığını söyledi. Ben günah mı işledim? Doğru olan nedir?” Kendi sorusuyla ilgili olarak ona düşüncesini sordum. Bana söylediği şey “Allah ne yaparsak yapalım bu dünyada yaşamamıza izin veriyor. Bize birçok yiyecek, içecek birçok nimet veriyor. Bu kadar merhametli birinden korkulmaz, sevilir diye düşünüyorum.” Duyduğum bu cevap beni çok mutlu etti. Çünkü Allah’ın gazabına odaklanan bir toplumda Rabbimin merhametini anlatabildiğim için kendimi mutlu hissetmiştim. İşte bu noktada kastettiğim şey, çocuklarımızın ne düşündüğü, bizim sergilediğimiz tavırdan çok da bağımsız değil aslında.
Gelelim Ramazan mevzusuna. Ramazan aslında çocuklarımızın bu konudaki duyarlılıklarını geliştirmek için büyük bir fırsattır. Çünkü bu sayede çocuk kendine sınır koymayı belli kurallar ve duyarlılıklar geliştirmeyi öğrenir. İnsan haz odaklı bir varlıktır. Özellikle de çocuklar açısından hazzı ertelemek çok daha zordur. “Acıktım, o zaman hemen yemek yemeliyim.” Oysa Ramazan bize bu hazzı ertelemeyi ve beklemeyi öğretir. Bunu yaparken aynı zamanda böyle zor bir eylemi gerçekleştirebilmenin getirdiği başarı duygusunu da yaşatır. Birçok çocuk için büyümek oldukça önemlidir. Oruç tutabilmeyi başaran çocuk tam da bu noktada büyüdüğünü düşünür ve başarı duygusunu derinden hisseder. Bu nedenledir ki çocuklar arasında bu konu zaman zaman bir yarışa dönüşür. Birbirlerine kaç gün oruç tuttuklarını sorarken başarının getirdiği gururu yaşarlar.
Ramazan sabrı öğrenmek için de büyük bir fırsattır. Acıktığı ve susadığı halde bütün gün beklemekten daha güzel sabrı ne öğretebilir ki? Özellikle de bu eylemi gün içindeki davranışlarımıza da yansıtabildiğimizde kazancımız çok daha büyük olacaktır. Yani ben oruçluyum, tahammülüm düştü deyip vara yoka sinirlenmemeyi başardığımızda Ramazan’ın açlıktan öte hayatın geneline yayılan bir sabır hali olduğunu anlatmış oluruz. Yakın zamanda terapiye devam eden çocuklardan biriyle şöyle bir deneyim yaşadım. Çocuk evinde kalan 11 yaşındaki bir kız o gün seansa oruçlu geldi. Normalde evde çok fazla küfür ettiğini, bu nedenle uyarı amaçlı olarak davranış çizelgesinden sürekli puan kaybettiğini anlattı. Bu çocuk o günkü seansta her uygunsuz kelime söyleyeceği anda “tövbe tövbe ben oruçluyum” deyip kendini tuttu. Aslında evde oluşturulan davranış çizelgesine uyum sağladığında ve puanları arttırdığında somut bir ödülle karşılaşan bu çocuk için somut ödüller küfrü durdurmada yeterli olmaz iken oruç kolaylıkla kendine çeki düzen vermesine yardımcı olabilmekte idi.
Ramazan’da oruç tutan çocuklar çoğunlukla aileleri tarafından ödüllendirilir. Bu deneyimler çocuklar için anılardaki güzel yerini alır. Ve Ramazan bir zorluk değil güzelliklerin paylaşıldığı bir zaman dilimi olarak hafızalara kazınır. Örneğin biz yedi kişilik bir aileydik. Dedem ve babaannem de bizlerle yaşamaktaydı. Tüm aile birlikte sahura kalktığımızda herkesin neşe ile yemeğini yediği, şakalaştığı bir sahur deneyimi hatırlıyorum. Annem her gece hiç üşenmeden bizlere tost hazırlardı. Hatta kardeşimin ilk Ramazan orucunu tamamen tuttuğu sene annemin 30 günlük Ramazan boyunca 15 tepsi baklava yaptığını hatırlıyorum. Kardeşim baklavayı çok sevdiği ve az yemek yediği için annem hiç üşenmeden tüm Ramazan boyunca onun için baklava açmıştı. Belki gündelik hayat içerisinde yapmayacağınız türden birçok eylemi özellikle orucun zorluğunu göz önünde bulundurarak ve çocuklarımızı ödüllendirmek için yapabiliyoruz ve çocuklar açısından bu paha biçilemez bir ödül olabiliyor.
Ramazan aslında darda, zorda olan bir başka kişiyi anlamak onunla empati kurmak için de bir fırsattır. Biz psikologlar insanların birbirini anlaması için empatinin çok önemli özelliklerden biri olduğunu düşünürüz. Bir kişi kendini bir başkasının yerine koymayı başaramıyorsa onun yaşadıklarını içselleştiremiyorsa olumlu davranışları geliştirmekte yetersiz kalır. Hatta karşısındakine zarar verip vermeyeceğini düşünmeden davranır ya da zarar vereceğini bile bile bu davranışa devam eder. Oysa oruç tutan kişi için uzunca bir süre aç kalmak ütopik bir deneyim olmaktan çıkar ve kişinin zor durumda olan başka bireyleri anlamasını kolaylaştırır.
Ramazan’ın birçok aile, özellikle de çocuklar açısından önemli olan bir başka yönü de gündelik hayat içinden sıyrılıp kendine dönüş için bir fırsat olmasıdır. Çocuk aynı masada tüm aile bireylerinin toplandığını görür. Belki gündelik hayatın koşturması içinde bunun başarılabilmesi mümkün değildir. Hep birlikte yemek yemeye başlanır. Zamanın hatta saniyelerin dahi ne kadar ayırt edici olduğunu görür çocuk. Çünkü tüm aile ezanla orucunu açıp ezanla oruca niyet etmektedir.
Ramazan, namazla kurulan ilişkide de bir anahtar olabilir. Çocuk ebeveyni ile birlikte teravih namazını deneyimler. Cemaatle namaz kılmanın hazzını yaşar. Namaz teorik bir bilgi olmaktan çıkar ve pratik karşılığını bulur. Bunun yanında inanan insanlar için ne kadar yaygın bir ibadet olduğunu da bu sayede görür çocuk.
Ramazanda oruç tutmasa dahi kendini kısıtlayan ebeveynini gören çocuk farklılıklara saygı duymayı insanların içinde bulundurdukları durumu göz önünde bulundurmayı öğrenir. Aynı şekilde oruç tutmadığında, oruç tutan bir arkadaşının yanında yemek yemez. Bu konuda hassas davranır. Özellikle günümüzde bu tür hassasiyetlerin kaybolduğu bir dönemde bu konuda dikkatli davranmak o çocuğa ne kadar büyük bir bilinç kazandırır. Düşünsenize kronik hastalığı olan bir arkadaşınız var ve bazı besinleri tüketmesi yasak. Arkadaşınızın bu durumunu göz önünde bulundurma becerisini geliştirmek için Ramazan ne kadar da büyük bir fırsat.
Aslında özü itibariyle söylemek istediğim en önemli şey şu. Çocuklarımıza inancımızla ilgili kazandırmaya çalıştığımız her şeyde hoşgörü ve dinin kucaklayıcı ve gülen yüzünü görmeleri gerekir. Bir örnekle açıklayayım. Yakın zamanda bir ortaokulun rehberlik servisinde çalışan bir arkadaşım telefon etti. Öğrencilerinden birinin arkadaşları cuma namazına giderken, “Ben Allah’a inanmıyorum namaza gelmeyeceğim.” dediğini ifade etti. Bu öğrenci ile yaptığı sohbet sonrasında ablasının onun izni olmadan fotoğraflarını dini gerekçelerle sildiğini, evde her konuda kendisine baskı yapıldığını, hiçbir görüşünün dikkate alınmadığını, bütün bunların dinle bağdaştırıldığını anlattığından bahsetti. Aslına bakarsanız, bu çocuğun ailesinin davranışları ile din arasında ilişki kurduğunu, genel olarak dine ve Allah’a tepki göstermekte olduğunu görmekteyiz.
Bir de şu örneğe bakın. Camiye giden bir çocuk namaz esnasında çişini kaçırır. Bu durumdan dolayı baba caminin halılarını yıkamak zorunda kalır. Hiçbir şekilde aşağılanmaz, çocukla alay edilmez ve cezalandırılmaz. Bu çocuk büyüdüğünde de bu anısını gülerek hatırlar ve hiçbir şekilde cemaatle namaz kılma ile ilgili bir rahatsızlık geliştirmez.
Öyleyse bu Ramazan’ı bir fırsata dönüştürün. Çocuklarınızın tuttuğu oruçlar için onları ödüllendirin ve takdir edin. Evinizde ya da camide cemaatle namaz kılın. Çocuklarınızın zihninde hoş anılar oluşturun ki onlar tüm hayatları boyunca ibadetler ile güzel bir ilişki kursunlar ve kendi çocuklarına da aynı güzellikte rehberlik edebilsinler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.