Çocuğumu Uyuşturucudan Nasıl Koruyabilirim? / Pedagog Ali Çankırılı

Çocuklarıyla diyaloğu zayıf olan ve zaman zaman çatışma yaşayan bazı anne babalar onların uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarını merak ederler. Psikolojik yardım için bize başvuran bu aileler, çocuğun uyuşturucuya başladığını hangi davranışlarından ve hangi değişikliklerden anlayabileceklerini sormaktadır.

Gün geçtikçe uyuşturucu kâbusuna karşı daha sıkı tedbirler alınmasına rağmen, maalesef bütün dünyada kâbus yaşanmaktadır. Uyuşturucuya karşı mücadelenin birçok yolu deneniyor. Bu yollardan bir tanesi de ailelerin uyanık ve bilgili olmasıdır. Çocuğunuzun bir uyuşturucu bağımlısı olup olmadığını anlamak için şu noktalara dikkat etmelisiniz:

– Eve gelmeyen çocuk neler yaptığını saklamaya çalışır ve gerçeği gizlemek için yalan söyler. Bazen o gece neler yaptığını, nereye gittiğini gerçekten unutmuştur.

– Sakin bir kişi olarak tanıdığınız çocuğunuz aniden sinirli veya aşırı vurdumduymaz, umursamaz, hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir kişiliğe bürünür.

– Çocuk okuldan kaçmaya başlar. Özellikle öğle saatlerinde, uyuşturucu aldıktan sonra, okuldan sık kaçması dikkati çeker.

– Eski arkadaşlarıyla görüşmemeye başlar. Yeni arkadaşlar edinir. Kendisinden yaşça büyük olan bu yeni arkadaşları evine getirmez ve ailesiyle tanıştırmaz.

– Uyuşturucu kullanan gençlerin fizik görünüşlerinde de bazı değişiklikler belirir. Ten rengi hastalıklı gibidir. Yüzün rengi kaybolur; gözler çukurlaşır ve bakışlar anlamsızlaşmaya başlar.

– Uyku saatleri değişir. Gündüzleri uyuma isteği duyar. Gece ise uyuyamaz. Çocuk uyuşturucuyu gece almışsa bütün gece gayet canlı olur, ancak sabaha doğru yorgun ve huzursuz olduğu için yataktan kalkamaz.

– Yakınlarından sürekli para ister; ama bu paranın nereye gittiğini açıklayamaz. Para bulamadığı zaman hırçınlaşır.

– İştahı giderek azalır ve devamlı kilo kaybeder.

– Ders başarısında düşüşler ortaya çıkar.

Burada, “Çocuğun uyuşturucu kullandığından şüphelenen aile ne yapmalı; nereye müracaat etmeli?” sorusu akla geliyor. Böyle bir durumdan şüphelenen aile, paniğe kapılmadan genci karşısına alarak onunla dostça konuşmalı ve muhakkak birlikte bir psikiyatri uzmanına gitmeye ikna etmeli; psikiyatri uzmanının tavsiye ve telkinlerine uyulmalıdır.

Uyuşturucuya alıştıktan sonra bundan kurtulmak çok güçlü bir irade ve üstün gayret gerektirir. Kişi istekli ve niyetli ise bu bağımlılık zincirini kırabilir. Fakat bunun kolay olmadığını, tedavi oranının düşük olduğunu hatırlamamız gerekir. Uyuşturucu bağımlısı kişilerin pek çoğu “yaşayan ölü” gibidir. Ailesinin ve toplumun sırtında bir yük gibi yaşantılarını sürdürürler. Uyuşturucudan korunmanın en iyi yolu, aile içi çatışmalardan ve uyuşturucu kültüründen uzak durmaktır.

Uyuşturucu da içki gibi kişinin sorunlarını, bunalımlarını, sıkıntılarını gidermez. Ancak kişi geçici olarak uyuştuğu için sorununu unutur; ancak uyuşturucunun etkisi geçtikten sonra çözümsüzlük yeniden başlar. Çünkü problemin sebebi ortadan kalkmamıştır. Çocuğun alkol ve uyuşturucuya sapmaması için yapacağımız ilk şey, onu ruhsal yönden sağlıklı bir genç olacak şekilde yetiştirmektir. Kendini ve çevresindekileri seven, onlara ve kendine güvenen bir genç böyle suni maddelere sığınma ihtiyacı duymayacaktır.

Her şeyden önce çocuğumuzla ilişkimizin sağlıklı olmasına dikkat etmeliyiz. İlişkimiz ne kadar sağlıklı olursa çocuğumuzun/çocuklarımızın uyuşturucuya yönelme ihtimali o kadar düşük olacaktır. Bize tedavi için gelen uyuşturucu bağımlısı gençlerin büyük çoğunluğu babalarıyla sorunları olan gençlerdir. Bazı babalar çocuklarıyla hiç ilgilenemeyecek kadar meşguldürler. Bu durum, çocuğun duygusal yaşantısında boşluk meydana getirir, çocuk o boşluğu arkadaş ve uyuşturucu ile doldurmaya çalışır. Çocuğumuzu duygusal ve manevi boşluğa düşmekten korumak için çocukluğundan itibaren ona zaman ayırmalı; sevdiğimizi belli etmeliyiz. Fırtınalı ergenlik dönemini sağlıklı geçirmesi için sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü davranmalıyız.

Baskı altında büyüyen veya ihmal edilen bir çocuk, ergenlik döneminde dile getiremediği ve boşaltamadığı kızgınlıkları uyuşturucuya sığınarak bastırmaya çalışabilir. Çocuklarımızın sevinçleri kadar kızgınlıklarını da dile getirmelerine izin vermeliyiz. Dile getirilen duyguları tanımak ve yönetmek kolaydır. Bastırılmış, dile getirilmemiş, inkâr edilmiş duygular yok olmazlar, bilinçaltına sinerek biz farkında olmadan davranışlarımızı yönlendirirler. Bilimsel yayınlar ve programlar yoluyla çocuğumuzun uyuşturucu hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamalıyız. Böylece uyuşturucunun tehlikelerine karşı uyanık ve dikkatli olacaktır.

En etkili yollardan biri de çocuğumuza doğru örnek olmaktır. Hayatın zorlukları karşısında hemen paniğe kapılıyor, birtakım ilaçlara başvuruyorsak; çocuğumuz medyadaki reklamların da etkisiyle her derdin devasının kimyevi maddelerde olduğu kanaatine sahip olabilir. Okuyan çocuklarımıza ders çalışan makineler gözüyle bakmayalım. Onları sadece aldıkları notlarla ve okul başarısıyla değerlendirmeyelim. Çocuğumuzun çocukluğunu, gençlerimizin gençliğini yaşayacak gezilere, spor kurslarına, tiyatro-müzik-edebiyat gibi sanatsal faaliyetlere katılmalarına izin vermeliyiz. Boş zamanlarını böyle zevk aldıkları bir hobi ile değerlendiren gençler zararlı alışkanlıklar edinmezler.

Kız çocuğu için anne, erkek çocuğu için baba modeli çok önemlidir. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı sıcak ilişkiler içinde bir evlilik sürdüren anne babaların çocukları daha mutlu ve evlerine daha bağlıdırlar. Eğer zamanımızı hep maddi kazanç peşinde geçiriyor, eve gelince de sosyal konularla ilgilenmiyor, insanlık için faydalı işler yapmıyorsak çocuğumuz da bize benzeyecektir.

Yorum bırakın