Ana sayfa - Arşiv - Çağımızın En Önemli Hastalığı Sevgisizlik / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden / Derleyen: Sedat Ertekin

Çağımızın En Önemli Hastalığı Sevgisizlik / Şenel İlhan Beyefendi’nin Sohbetinden / Derleyen: Sedat Ertekin

53-sevgisizlikÇağımızın en önemli hastalığı da yeryüzündeki bütün zulümlerin, şiddet ve savaşların altındaki en büyük neden de sevgisizliktir. Bu nedenle yüce kitabımız Kur’an, sevgi üzerinde çok durmakta ve Müslüman toplumların birlik beraberliği sağlamada en önemli etkenin sevgi olduğuna birçok ayetle işaret etmektedir.

“…Ve kalplerinin arasını sevgi ile birleştirdi. Yoksa yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın, yine onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah, onların arasını sevgi ile birleştirdi…” (Enfal, 8/63)

“İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.” (Meryem, 19/96)

Yaşayan Kur’an olan Efendimiz de hadislerinde sevgiye çok vurgu yapar, sevgi ile imanı neredeyse birleştirir.

“Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine ebeveyninden, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olamaz.” (Müslim, İman, 69-70)

“Sizler iman etmeden cennete giremezsiniz Müslüman kardeşinizi de kendiniz kadar sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız.” (Müslim, Tirmizi)

“…De ki: Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden (Ehl-i Beytim’e olan sevgiden) başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.” (Şûrâ, 42/23)

“Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim. Allahım! Senin sevgini, bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl. (Tirmizi, Deavât, 73)

Bütün bu ayet ve hadislerin ışığında görülüyor ki sevgiye ekmek gibi su gibi ihtiyacımız var.

Sevgi Nedir ?

Sevgi, kalbin meylettiği şeye yakınlık duymasıdır. Sevginin değişik sebepleri vardır. Birincisi, kişi kendini ve kendine benzeyeni sever. Yani ortak özellik ve benzerliklerin çokluğu sevgiyi artırır. O zaman “Allah, kulları içinde en çok kimi sever?” sorusuna, “Kendine benzeyeni sever.” demek gerekir. Bazılarının; sevgi, merhamet, şefkat, cömertlik, bağışlama vs gibi Allah’ın güzel ahlaklarından nasibi çoktur; Allah’a sevgisi ve yakınlığı da çoktur. Müspet ve menfi manada sevgi duygusu böyledir. İyiler iyileri, kötüler kötüleri sever. Mümin mümini, hırsız hırsızı, güreşçi güreşçiyi, şarkıcı şarkıcıyı, âlim âlimi, elinde olmadan sever. O zaman bu önemli bir ölçüdür ki sevdiklerimiz, aslında bizi ele verir.

İkinci olarak, kişi iyilik görürse kalp ona meyleder ve iyilik gördüğü kişileri sever. Bu nedenle Efendimiz (sav), kötülerin, kendisine iyilik yapmasını istememiş, “Allahım! Bunların iyiliğini bana nasip etme ki senin sevmediklerine karşı kalbimde sevgi oluşmasın.” diye dua etmiştir.

İnsanlar en çok iyiliği Rablerinden görmüşlerdir; bu yüzden en çok Allah’ı sevmeleri gerekir. Yine insanlar var olmayı ve varlığının devamlı olmasını yani ebedi yaşamayı severler. Aynı zamanda kemalli olmayı ve kemâlin devamını da severler. Bütün bu sevdiğimiz şeyler Allah’ın varlığına ve ikramına bağlıdır. İşte bütün bu gerçeklerin normal olarak bizlerde Allah sevgisini oluşturması ve artırması gerekir.

Üçüncü olarak, insan güzel olan şeyleri sever. Yaratılışı bunu gerektirir. Yani sevmek için illa iyilik görmek veya menfaatlenmek gerekli değildir. Hiçbir menfaat gözetmeden, güzel ahlak, iyilik gibi erdemler, güzel bir yüz, güzel bir çocuk, güzel bir manzara vs gibi tüm güzel ve değerli olan şeyler sevilir. Güzellikleri sırf güzellik olduğu için sevemiyorsan ahlaki anlamda hastasın demektir. Şeytan gibi fıtratı bozulmuş ve kötülük kendisini teslim almış insanlar kimseyi sevemezler. Allah’ı ve Allah dostu olan değerli güzel insanları, sırf sevilmeye layık oldukları için sevmek gerekir. Sen ancak sana faydalı olanı seviyorsan bu gerçek sevgi değil, bu menfaatini sevmektir. Bu senin ne olduğunu değil, neye düşkün olduğunu gösterir. Gerçek sevgi; ben seni menfaat için değil, sen olduğun için seviyorumdur. Allah âşıkları hiçbir şey istemeden Allah’ı severler. En önemli şey Allah aşkıdır.

Eşinin, dostunun, arkadaşlarının güzelliğini fark edememek ve onları yeterince sevememek de böyledir. İşte sadece bir şeyi değerli ve güzel olduğu için sevebilen adamın sevgisi kıymetlidir ve bu sevgi kemâlâttır. Çevremizde gerek sanatsal ve estetik olarak, gerek etik ve ahlaki olarak görebildiğimiz güzellikleri ve bu güzelliği taşıyan kişi ve nesneleri sevmek, neticede bizi en güzel olan ve her türlü güzelliğin, kemâlâtın bizatihi yaratıcısı ve kaynağı olan yüce Allah’ı sevmeye taşıyacaktır.

Sevgi Emek İster

Sevgi için emek önemlidir. Emek verirsen, emek verdiğin şeyler kendinden bir parça gibi olur ve emek verdiğin şeye karşı içinde sevgi tohumu oluşur. Emek olmadan sevgi perçinlenemez. Mesela annelerin çocuklarını çok sevmesinin altında da emeğin payı büyüktür. Kim ki din için, iman için emek verirse kalbinde dine, imana karşı sevgi o derece ziyadeleşir. Yine sabah namazını erkenden kılmanın hikmeti emek içindir, değeri artar. Arkadaşlarımıza, yakınlarımıza emek vereceğiz, yardımcı olacağız ki onlara sevgimiz artsın. Acıma duygusu fıtridir, herkeste yeterince vardır. Ancak acıma duygusunu merhamete çevirmek de emekle olur. Acıdığın kişilere iyilik edersen bu duygu merhamete dönüşür. İşte burası bizim imtihan noktamızdır. Acıma duygusunu merhamete çevirmezsen Allah sorar, sorumlu olursun. Demek ki insanlara emek vermek, merhameti sevgiyle şefkate çevirir. Kalbimizde insanlara karşı sebepsiz yere kin ve öfke varsa, sevgi ve emek ile bu duyguyu merhamete dönüştüreceğiz. Böyle bir ahlaki dönüşümü gerçekleştirmek için bu dünyada sınavdayız, unutmayalım. Nefsin günah isteklerinden vazgeçmesi için de sevgi önemlidir ve korkudan daha ziyade engelleyicidir. Nefsinin isteklerini, Allah’tan ve O’nun isteklerinden çok seversen günahlardan kaçamazsın. Dolayısıyla Allah muhabbeti çok olanlar günahlardan kolay kaçarlar.

Sevme yeteneği zayıf olanlar kabiliyetsizdirler; bu nedenle sevebilme yeteneği çok önemlidir. İnsanların gönlüne girmek, sevilip sevilmediğine önem vermek önemlidir. Sevgisizliğin doğurduğu rahatsızlıklar çok fazladır. Ensest sapıklıkların altında bile sevgisizlik vardır. Mesela, bir kişinin öz kızına olan sevgisi, onu evlat değil sadece dişi görecek kadar zayıf olursa sonuçta bu tür sorunlar ortaya çıkar.

Hâşâ, Allah’ı Yeterince Sevemeyenler Zavallıdır, Küçüktürler

Tasavvuftan amaç güzel ahlak, ondan amaç zâti sevgiyi elde etmektir. Allah’ı her şeyden daha çok sevmeyen, gerçek manada iman etmiş sayılmaz. Sevgi olmadan Allah’a tevekkül ve teslimiyet de tam olarak gerçekleşemez. Çoluğumuzu çocuğumuzu seveceğiz ama hiçbir sevgi Allah sevgisini aşmamalı, onun önüne geçmemeli; bu konu çok önemli. Bu dünyada aşk derecesinde Allah’ı sevmeye gayret edip ahirette de Allah’ı görmeyi yani ru’yeti isteyeceğiz. İşte bunu isteyemeyenlerin derdi bence çok büyüktür. Şahsen benim için en önemli şey Allah sevgisidir ve onunla meşgul olmaktır; yani zâti sevgi. Yunus’un “Bana seni gerek seni.” demesi gibi. Sevilmeyi en çok hak eden Allah’ı sevememek, kişinin kendini ve menfaatlerini daha çok sevmesinden yani bencillikten kaynaklanır. Allah’ı yeterince sevememek özürlülüktür. Kalbindeki sevgi kilidini açamayan bu dünyada boşa yaşamıştır. Böyle ölürse bir baltaya sap olamadan da geçer gider, yazık olur.

Sevgisizler Potansiyel Kötüdür

“En uç günah nedir?” dense “Bence sevgisizliktir.” derim. Zira sevgi olmadan insan olunamaz ki Müslüman olunsun. Şu bir gerçek ki Allah’ı sevmek ve O’na ulaşmak çabaları en büyük ibadettir. Sevgin yoksa bunu nasıl başaracaksın. Evet, sevgin yoksa Allah’ı metafizik bir taş gibi algılar, yani hâşâ Allah’a görünmeyen bir taş muamelesi yaparsın. Niye taş örneğini veriyorum? Taşların ruhları ve duyguları olmaz da ondan. Şimdi sen, tabiri caizse inandığın Allah’ın duygularını görmezden gelince, hâşâ o Allah’ın görünmeyen taştan bir farkı kalıyor mu? Böyle algıladığın bir Allah ile ilişkilerinin sağlıklı olması mümkün mü? İşte bu halden kurtulmak gerekir. Hâlbuki insanlar duygusal varlıklardır ve evlerindeki cansız eşyayla bile duygusal ilişkiye girerler. Mesela evini sever, arabasını sever, hatta arabasına isim bile koyanlar olur. İşte burası çok önemlidir ki evimizdeki cansız bir eşyayı seviyor, onu arıyor, onunla duygusal ilişkiye giriyoruz da Rabbimiz’le ilişkilerimizde duygu yok! Hâlbuki bizleri mesut ve mutlu eden sevgi, şefkat, merhamet gibi en güzel duygular, tabiri caizse Rabbimiz’in duygularının bizlerdeki tecellileri ve yansımalarıdır. İşte, tabiri caizse böylesine duygu zengini bir Allah ile böylesine soğuk ve mekanik ilişkilere girmek, kulluğumuzu da etkilemekte ve kıldığımız namazlar bile hiçbir şeye benzememektedir. Hâlbuki namaz ibadeti; “En çok seni seviyorum, en çok sana değer veriyorum, benim için en önemli olan sensin Allahım.” deme ibadetidir. Namazda dahi Allah ile duygusal bağ kuramıyorsak kulluğumuzun durumu nedir, bunu iyi değerlendirmemiz gerekir. Kabiliyetin kadar Allah ile duygusal bağın olur. Kabiliyet demek algı, feraset, basiret, demektir ki bunlar da sevgisiz olmaz. Yunus Emre, Allah ile duygusal bağ ile ilişkiye girdi de koca Yunus oldu. Benim âcizane en büyük üstünlüğüm sevgim ve merhametimdir. Arkadaşlara ve herkese sevgi ve merhametle yaklaşırım ki aslında böyle yaklaşmak önce kendimize iyiliktir.

İnsanlarda Sevme Potansiyeli Vardır

Sonuçta İnsanlarda sevme potansiyeli vardır. Sıkıntı, bu potansiyeli açığa çıkarmak için çalışmamak ve sevgisizliğe çare aramamaktır. Eğer kendimizde yeterince sevgi duygusunu göremiyorsak bu sevgisizliğimize çare aramamız gerekir. Sevgisini belli limitlerin üzerine çıkaramayan, bunu halledemeyenler Allah muhafaza cehenneme giderler. Sevgisizlik, maddeye manadan daha fazla önem verenlerin ve özellikle kâfirlerin özelliğidir ve algı bozukluğundandır. Bu tür insanlar, bir toplumda bir cemaatte en arkada olması gereken insanlardır. İnsan eşini, dostunu, çocuklarını, akrabalarını, ömrünün geçtiği arkadaşlarını nasıl sevip muhabbet duyamaz? Böyle olan kişiler acilen bunun çaresini aramalıdırlar. Cimriliğin altında da sevgisizlik yatar. Çünkü cimri, maddeyi mananın önüne geçirir tamahkâr olur; tamahtan ise haset meydana gelir. Bu tür sevgisizlerin hasedi sadece yakınlarına değil tüm insanlara yöneliktir. Bunlar hiçbir insanın para pul, mal mülk, makam mevki sahibi olmasını, yani iyi olmasını istemezler ve maneviyatı da angarya görürler. Sevgisizlere aslında “insan kılığındaki şeytanlar” desek daha yerinde olur. Böyle insanlar özel mücadele etmeden sevgisizlik hastalığından kurtulamazlar. Sevgi duygusunu kazanabilmek için önce “sevmeyi” sevmekten başlamalı, sonra sevgimizin artması için önümüze gelen her fırsatı değerlendirip iyilik üzere yaşamalıyız. Kalbimize sevgi tohumunun ekilmesi için de maneviyata yönelip zikir, taat yapmalıyız. Ve özellikle bencillikle mücadele etmeliyiz ki bencil adam Allah’ı da insanları da yeterince sevemez.

Ahir Zaman İnsanının Problemi Sevgisizliktir

Çağımızda sevgisizlik çok yaygındır ve bunda yetişmenin etkisi çok fazladır. Anneden babadan, çevresinden yeterince sevgi görmemiş çocukların, büyüyünce sevgi dolu olması ve sevmesi zordur. Sevgisizlik zor bir hastalıktır ve bu kişilerin özel mücadele etmeden değişmeleri, bu halden kurtulmaları imkânsızdır. Böyle insanların sevgi konusunda belli bir limitin üzerine çıkmaları gerekir; yoksa bu kötü huy onları cehenneme sürükler. Bu tür kişilerin cehenneme girmemesi için Rabbimiz onlara dinamik iyilik yapma fırsatları yaratır. Bir iyiliklerine bin mükâfat verip, kerametler, olağanüstü hallerle onların sınavlarına yardımcı olur. Ayrıca nasiplidirler de Allah onlara en özel ve güzel kullarıyla yaşama imkânı verir; yani yüksek nasiplidirler. İşte bu fırsatları değerlendirip düzelirlerse cennete girerler. Yüksek nasipli olmak; ya çok iyi, ya çok kötü olmak gibi sonuçlar doğurur, ortası yoktur. Ahlaklı ve iyi insanları bir türlü sevemiyorsan dikkat et, sen de bunlardan biri olabilirsin. O zaman hep ihsan üzere, iyilik üzere yaşayacaksın; her önüne çıkan iyilik fırsatını değerlendireceksin ki kurtulasın. Hatta evden çıkarken dahi niyetin “Bugün kime iyilik yapabilirim?” olacak böyle biriysen.

Sevgisiz Adamın Mutlu Olması İmkânsızdır

Sevmek üstünlüktür. Sevmek için kişilerin güzel yönlerine bakın ki her insanın sevilecek bir yönü mutlaka bulunur. Hatta bu anlamda şeytan bile tamamen kötü değildir; şeytanda bile bazı güzel özellikler vardır. Mesela ilmi, davasındaki azmi ve inadı güzel bir özelliktir, ama o kötü yönde kullanır. Siz de birbirinizin güzel özelliklerinin farkına varın, bu yönlerinizden dolayı birbirinizi sevin. Ben şahsen düşmanımla savaşırken bile onun iyi yönünü görür, sever, takdir ederim. Sevgisiz ve değer-takdir duygusu olmayan adamdan hayır çıkmaz. Çünkü bu kişiler, duygu ve düşüncelerinde ya ifrata ya tefrite düşerler. Mesela kişinin yanına bir evliya gelse değer vermez, ama bir bakan gelse eli ayağı titrer. Her şeyi yerli yerine koymak gerekir bu anlamda, her olaya negatif bakmak çok kötüdür. Ben şahsen kötülere bile önyargılı bakmam; kötülerin bile güzel özelliği olabilir. Savaşırken bile delikanlı, dürüst olurum. İnsanları niçin sevip sevmediğimin analizini çok iyi yapar ona göre değer veririm. Bu yüzden de sevgimi ölçü görürüm.

Sevgiye Ulaşmadan İhlâsı Elde Edemezsiniz

İbadetlerde Allah’ın rızasını gözetmek ihlâstır. İhlâsı elde etmenin en kestirme yolu da en çok Allah’ı sevmek ve Allah sevgisini artırmaktan geçer. Sevgi ise anlamaya, bilmeye, tanımaya bağlı. İnsanlar kendine benzeyeni severler, bu anlamda sevgi belirleyicidir. Sen hangi makamda olduğunu anlamak istiyorsan kimi sevdiğine bak; işte sen osun. Sevgi olmadan teslim olamaz, sevgi olmadan Allah’ın insandaki tecellisini anlayamazsın. Kâinata bakmak, incelemek tek başına seni Allah’a götürmez; yaratılıştaki sevgiyi ortaya çıkarman gerekir. Bu ise zikirle, namazla, sadıklarla beraber olmakla olur. Evet, sevginin ölçüsünü anlamak zordur; bu yüzden buğzdan anlaşılır. Allah düşmanlarına ne kadar buğz ediyorsan o ölçüde sende sevgi var demektir. Malına zarar gelince ne kadar öfkeleniyorsun, dine zarar gelince ne kadar öfkeleniyorsun, kendini buralardan tanı. Sevgi ve buğz, turnusol kâğıdı gibidir ama günümüzde daha çok lazım olan buğzdur. Allah için en makbul ibadetlerden birisi, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.

Fıkıh ve kelam kitaplarında sevgi ve muhabbeti görmezden gelmişler. İmanı tanımlarken bile sevgiyi koymamışlar. Hâlbuki Allah’ı her şeyden çok sevmedikçe gerçek manada iman etmiş olmazsınız. Peki, bu sevgi nasıl elde edilir? Çiçeğe böceğe bakarak mı? Hayır, bu yolla sevgi elde edilmez. İnsanı severek, birbirimizi severek, en önemlisi de Rasulullah’ı severek elde edilir. Mesela, Allah (hâşâ) yeryüzüne bir insan olarak inseydi kime benzerdi? Elbet ki Rasulullah’a benzerdi. Şimdi bir adam Rasulullah’ı sevmezse Allah’ı nasıl sevecek? Allah dostları ile ilişkilerinde duygusuz olanlar Allah’ı nasıl talep edecekler?

Evet, birbirinizi severseniz hem merhamet aşılanır hem sevginiz artar. Sadıklarla beraber olursanız gelen feyz tedavi eder. Rasulullah’tan alınan feyz ve inikas’a hiçbir amel ile ulaşılamaz. İnikas da sevmeden fayda vermez. Ashabı ashap yapan tek özellik inikas’dı. “Allah’tan korkun, sadıklarla beraber olun.” ayetinde inikas’a işaret vardır. İnikas yollu sevgide, zulmet de bulaşır. Mesela kötü huylu birini, fiziken güzel bulduğun için seversen onunla muhabbetini devam ettirirsen zamanla ona benzer, kötü huylu birisi olabilirsin. Güzel huylu birisini seversen de inikas ile ona benzer, zamanla güzel huylu olursun. Yani kimi seviyoruz, kimi sevmiyoruz, iyi bakmak incelemek lazımdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.